14. Türkiye Buluşması sonrası değerlendirme

14. Türkiye Buluşması sonrası değerlendirme

Eğitim-Bir-Sen Tokat 1 Nolu Şube Başkanı Şaban Ceylan 5. Dönem Toplu Sözleşme süreci ve sonrasına ilişkin değerlendirmelerin, yeni eğitim-öğretim dönemde yapılacak çalışmalarla ilgili istişarelerin yapıldığı 14. Türkiye Buluşması sonrası açıklamalarda bulundu.

10 Eylül 2019 - 11:48

Ceylan, “433.787 üye sayısına ulaşan sendikamıza Tokat şubemizin katkıları ve başarılı çalışmaları için Genel Başkanımız Ali Yalçın tarafından bir plaketle ödüllendirildik. Hedefe giden bütün yollar zorluklarla doludur. Meydanlar, okullar, kurumlar bizi, bu muazzam teşkilatı bekliyor. Dört koldan kuşatıldığımız bir zamanda, aileden kültüre kadar doğrudan varlığımıza saldırılan bir vasatta durmak ihanet, uyumak cinayet olur diye düşünüp tüm teşkilatlarımızla o minvalde çalışıyoruz” dedi.

 “Toplu sözleşme masasının eğitim hizmet kolunda tek yetkili sendikası olarak, öğretmenlerden, akademisyenlerden, eğitim kurumu yöneticilerinden, idari personelinden gelen, her biri eğitimin sorununa çözüm olacak taleplerimizi masaya taşıdık” diyen Ceylan,” Bu taleplerimize kamu işvereni duyarsız kalmış, eğitim çalışanlarının sorunlarını çözme iradesini ortaya koyamamış, toplu pazarlık masası aracılığıyla sorunları çözme, eğitimin niteliğine katkı sunma imkânını heba etmiştir” dedi.

5 milyon 200 bin kişinin mesuliyetini Omuzlarımızda taşıyoruz

Ceylan,”Toplu sözleşme sürecinde herkesin fikrini aldık, herkesle birlikte karar verdik. Tekliflerimizde eksik de sorun da yoktu. Makul ve makbul tekliflerdi. Bu tekliflerde ‘ben yokum’ diyebilecek kadro ve unvan, ‘biz unutulmuşuz’ diyebilecek kurum, ‘çözüm sunulmamış’ denilecek sorun yoktu diyecek kadar iddialıyız. Toplu sözleşme sürecinin her alanında yeterliliğimizle göz doldurduk. Toplu sözleşme tekliflerinde isabetimiz, müzakerelerde ehliyetimiz, hakem kurulu sürecinde konulara hâkimiyetimiz gündem oldu. Kamu İşveren Heyeti müzakerede uzlaştı, tutanakta şaştı. Uzlaşmadan ve paylaşımdan kaçınan bir işveren tavrıyla karşılaştık. Kamu işvereni kazandıracak teklif sunmadı, biz de kazandırmayan teklife imza atmadık. Çünkü biz omuzlarımızda 1 milyonu aşkın üyenin haysiyetini, 5 milyon 200 bin kişinin mesuliyetini taşıyoruz. Mesuliyeti yerine getirdik, haysiyeti çiğnetmedik. İmza atmak kadar atmamak da doğaldır. Sendikal aklın ve ahlakın adı ve vasfı Eğitim-Bir-Sen’dir, Memur-Sen’dir. Hakem kurulu kararına manifesto niteliğinde 84 sayfalık şerh düşen ahlakı sendikal tarihe harf harf işledik.”

Örgütlü yapının yapması gereken neyse onu yapacağız

Toplu sözleşme sürecinin sonunda üç önemli gerçeğin ortaya çıktığına dikkat çeken Ceylan,” Kamu İşveren Heyeti’nin güvenilirliğinin, toplu sözleşme yasasının yetersizliğinin ve hakem kurulunun adaletsizliğinin tarihe kaydolduğunu dile getirdi. Şube Başkanı Ceylan, “Şimdi düşünme, planlama, yenilenme, azim ve kararlılıkla çalışma zamanıdır. Örgütlü yapının yapması gereken neyse onu yapacağız. ‘Bir Bilenle Bilge Nesil’ çalışmasını sürdüreceğiz; ateizm, deizm, cinsiyetsizleştirmeye karşı mücadele edeceğiz. İstanbul sözleşmesinin toplumda oluşturduğu travmayı ve yarınlara ilişkin tehlikeleri, birilerinin konforunu bozsak, canını sıksak da ifade etmeye devam edeceğiz. Çünkü bizim bu topluma ve bu toplumun geleceğine sahip çıkmak gibi bir borcumuz var. İHH ile ortaklaşa gerçekleştirdiğimiz ‘Her Sınıfın Bir Yetim Kardeşi Var’ projesini bu yıl da sürdürüyoruz. Sorunların çözümü için ter akıtacağız, haksızlığa uğrayanların yanında olacağız” ifadelerini kullandı.

Algılara teslim olmak, kusursuz cinayete kurban gitmektir.

Yeni eğitim-öğretim yılının hem sevinci hem de sancıları olduğunu dile getiren Ceylan, “Algılara teslim olmak, kusursuz cinayete kurban gitmektir. Mücadele sürerken okçular tepesini terk edemeyiz. Bizim domine etmediğimiz sahayı, başkaları manipüle eder. Bu nedenle değerlerimiz ekseninde yürütülen tüm çalışmaların öncüsü ve destekçisi olacağız” ifadelerini kullandı. Ceylan, “Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2023 Eğitim Vizyonu çerçevesinde eğitimde değişim ve dönüşümü hedeflediğini sürekli olarak ifade ettiği bir dönemdeyiz. Söz konusu hedeflerin gerçekleştirilebilmesi, köklü sorunlara kalıcı çözümler getirilebilmesi Bakanlığın sürdürülebilir politikalar benimsemesine bağlıdır. Değişim ve dönüşüm adımları sahadaki tecrübelerle, paydaşların görüşleriyle olgunlaştırılmadıkça meşruiyet tartışmasına maruz kalacak, isabet oranı yara alacaktır. Kamu maliyesini denkleştirme aracı olarak eğitim bütçesinin kısılması, okullara yeterli ödenek verilmemesi nedeniyle aksayan eğitim hizmetlerinin yanında kaynak bulma baskısı altında okul yöneticisi ve öğretmenlerin velilerle bağış üzerinden karşı karşıya getirilmesi, atama ve yer değiştirme takviminin sorun çözmek kadar sorun üretmeye neden olması, ek ders esaslarında ve personel ödemelerindeki adaletsizlikler, eğitim çalışanlarına yönelik giderek artan yaygın şiddet, okullar açılırken çözüm bekleyen başlıca sorunlardır”.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x