google.com, pub-3199390086544553, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Depremin afete dönüşmesini önleyebiliriz!

Depremin afete dönüşmesini önleyebiliriz!

Deprem yönünden en tehlikeli bölgeleri sıralayan Jeoloji Mühendisleri Odası Tokat İl Temsilcisi Jeoloji Yüksek Mühendisi Kasım Çağlayan Demirezen, Kuzey Anadolu Fayı üzerinde Reşadiye, Niksar ve Erbaa’nın bulunduğuna dikkat çekerken depremin afete dönüşmemesi için alınması gereken tedbirleri anlattı

19 Kasım 2020 - 20:05 - Güncelleme: 19 Kasım 2020 - 20:25

Türk Mühendis Ve Mimar Odaları Birliği Jeoloji Mühendisleri Odası Tokat İl Temsilcisi Jeoloji Yüksek Mühendisi Kasım Çağlayan Demirezen, depremlerin nerede, ne zaman ve ne büyüklükte olacağı tahminleri bir tarafa bırakılarak her an depreme hazır olunması gerektiğini söyledi.

Jeoloji Mühendisleri Odası Tokat İl Temsilcisi Kasım Çağlayan Demirezen, Ülke topraklarımızın yüzde 92’sinin deprem tehlikesine maruz bölgeler içerisinde bulunduğunu, nüfusumuzun ise yüzde 95’inin ise bu bölgeler içerisinde yaşadığına dikkat çekti.

Depremlerin, birlikte yaşamayı öğrenmemiz gereken bir doğa olayı olduğunun altını çizen Demirezen,” Yurdumuzda irili ufaklı depremler olmaya devam edeceğinden bizler de bu depremlerden en az hasarla veya hiç hasar almadan kurtulmak için gerekli tedbirleri almak durumundayız. Günümüzün bilimsel ve teknolojik gelişmeleri, ne yazık ki depremlerin nerede, ne zaman ve ne büyüklükte olacağı hakkında kesin bir bilgi verememektedir. Ancak zarar azaltma politikalarıyla, bir doğa olayı olan depremin, afete dönüşmesi engellenebilecektir. Önemli olan depremlerin afetlere dönüşmemesidir” diye konuştu.

 

DEPREM AFETE DÖNÜŞMESİN DİYE NE YAPMALI?

Deprem zararlarının azaltılması için alınması gereken tedbirlerin; deprem öncesi, deprem sırası ve deprem sonrası olmak üzere 3 kısma ayrıldığını anlatan Jeoloji Yüksek Mühendisi Demirezen, Depremlerin afetlere dönüşmemesi için deprem öncesi alınması gereken tedbirler şöyle sıralanabilir: - Ülke ve bölge bazında yapılacak mekansal strateji planları, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planları ve imar planları, fay hatları ve zonları dikkate alınarak yapılmalıdır. - İmar ve yapılaşmaya açılması düşünülen sahalarda, bu planlara altlık teşkil edecek mikrobölgeleme etütleri ve İmar Planlarına Esas Jeolojik-Jeoteknik Etütler yapılarak yerleşime uygunluğun çok iyi bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Yerleşime Uygun olduğu tespit edilen Uygun Alanların yerleşime açılması, bazı önlemlerin alınmasına bağlı olan Önlemli Alanların bu önlemler alınmak kaydıyla imara açılması, Yerleşime Uygun Olmayan Alanların ise kesinlikle imara açılmaması gerekmektedir.

 

FAY HATTI ÜZERİNE YAPILAŞMAYA İZİN VERİLMEMELİ

- İyi bir Yer Seçimi çalışması yapılarak, yeni yerleşim birimlerinin fay hatları dışında sağlam zeminler üzerinde kurulması, mevcut yerleşim birimlerinin ise gelişim sahalarının, fay hatlarından uzak sağlam zeminler üzerinde planlanması, fay yüzey kırıkları üzerinde kesinlikle yapılaşmaya müsaade edilmemesi gerekmektedir. - Mevcut yerleşim birimlerinde, üzerine yeni bina yapılacak parsellerde, inşaat yapı ruhsatına ve projelendirmeye esas parsel ve bina bazında detaylı zemin ve temel etüt raporlarının mutlaka hazırlanması, bu zemin ve temel etüt raporlarının yapı ruhsatı alınması için tamamlanması gereken bir evrak olarak görülmemesi ve depreme dayanıklı yapı üretiminde projenin ilk ve en önemli basamaklarından biri olduğunun kesinlikle unutulmaması gerekmektedir.

- Parselde açılan Temel sondajları ve araştırma çukurlarının gerekli seviyelerinden alınan zemin numunelerinin laboratuvar ve arazide yapılan deney sonuçları ile Jeolojik, Jeofizik, Jeoteknik, Mühendislik ve Topoğrafik özellikler de dikkate alınarak, 9 Mart 2019 tarih ve 30709 Sayılı Resmi Gazete’de Tebliğ ekinde yayımlanarak yürürlüğe giren Zemin ve Temel Etüdü Uygulama Esasları ve Rapor Formatına uygun olarak hazırlanan rapora göre zemine uygun temel tipinin (mütemadi temel, radye temel, fore kazık v.b.) seçilmesi ve ayrıca sıvılaşma, şişme-oturma, taşıma gücü, yeraltı su seviyesi v.b. zemin problemlerine karşı gereken tüm tedbirler alınarak zemin iyileştirmeleri (yüzeysel zemin iyileştirmesi, jet grout, drenaj v.b) çalışmaların oluşturulacak projeler dahilinde titizlikle uygulanması gerekmektedir. - İyi bir yapı denetimi yapılmalıdır.

- Temel zemini özellikleri ve/veya yapı özellikleri itibarıyla kötü olan binaların hızla dönüşümünün sağlanarak, depreme dayanıklı yapı üretilmesi gerekmektedir. - Kaliteli işçilik ve kaliteli imalat yapılmalıdır. - Kaliteli ve standartlara uygun yapı malzemelerinin kullanılması gerekmektedir. - Depreme dayanıklı bina tasarımının yapılması gerekmektedir. - Projesine ve 18 Mart 2018 tarih ve 30364 sayılı (mükerrer) Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği” hükümlerine uygun gerçekleştirilecek yapılardan oluşan çağdaş kentlerle mümkün olabilecektir. Genellikle yeraltı su seviyesinin yüzeye yakın olduğu, akarsularla taşınarak depolanan, sıvılaşma riski taşıyabilecek ve/veya gevşek yapılı alüvyonal birimlerden oluşan sahalarda; parsel ve bina bazında yapılacak sondajlı ve detaylı Zemin ve Temel Etütlerinde uygun derinliklerdeki sıkı yapılı birimlerin tespit edilmesi halinde, binadan zemine gelen yüklerin sıkı ve sağlam yapılı seviyelere taşıttırıldığı zemine uygun temel tipi seçimi ve zemine uygun iyileştirmeleri yapılmalıdır. Yeraltı suyu ve yüzeysel suların drenajı yapılarak, bu suların bina temellerine yapacağı olumsuz etkiler azaltılmalı veya ortadan kaldırılmalıdır.

DEPREM YÖNÜNDEN EN TEHLİKELİ BÖLGELER!

E-Devlet üzerinden Türkiye Deprem Tehlike Haritası üzerindeki herhangi bir yerin “En büyük ivme değerini” öğrenilebileceğini söyleyen Demirezen, şu bilgileri verdi:  “En büyük ivme değerinin yüksek olması deprem tehlikesinin arttığını göstermektedir. Deprem yönünden en tehlikeli bölgeleri; Kuzey Anadolu Fayı (KAF) boyunca uzanan sahalar, Doğu Anadolu Fayı (DAF) boyunca uzanan sahalar ve Batı Anadolu Horst-Graben yapılarının bulunduğu sahalar oluşturmaktadır. Bu faylardan Kuzey Anadolu Fayı; batıda Saros Körfezinden başlayan Marmara Denizi’nin derin kısımlarını takiben İzmit Körfezi, Adapazarı, Düzce, Bolu, Gerede, Suluova, Erbaa - Niksar Ovası ve Kelkit Vadisi boyunca devam ettikten sonra Erzincan üzerinden Varto’ya kadar uzanan 1500-1600 Km. uzunluğunda Doğrultu Atımlı Sağ Yönlü bir faydır. İlimiz Reşadiye, Niksar ve Erbaa İlçeleri bu fay zonu içerisinde kalmakta, diğer İlçelerimiz ve İl Merkezi bu faya daha uzakta kalmaktadır. Doğu Anadolu Fayı ise; Kızıldeniz üzerinden, Hatay, Maraş, Adıyaman, Bingöl üzerinden devam ederek Varto’da Kuzey Anadolu Fay Kuşağı ile birleşen 580 Km. uzunluğundaki Doğrultu Atımlı Sol Yönlü Bir Faydır. Ege Bölgesinde ise Doğu-Batı yönünde uzanan Büyük Menderes Grabeni, Gediz Grabeni ve Simav Fayının da bulunduğu düşey atımlı faylar mevcuttur”

 

YURDUMUZDAKİ DEPREMLERİN OLUŞUM MEKANİZMASI:

Yurdumuzdaki depremlerin oluşum mekanizması hakkında Demirezen şu bilgileri verdi: “Arap Levhası, Anadolu Levhasının altına yılda 1-2 cm. dalmaktadır. Bu dalma sonucu; Anadolu Levhası sıkışmakta, batıya ve yukarıya doğru hareket etmektedir. Sıkışma sonucu oluşan gerilmeler, Kuzey Anadolu Fayı, Doğu Anadolu Fayı ve Batı Anadolu Horst – Graben yapıları boyunca enerji boşalımı şeklinde açığa çıkarak Yurdumuzdaki Depremler oluşmaktadır. Yukarıda belirtilen tüm hususlar dikkate alındığında; önemli olan deprem yönünden tehlikeli bölgede yaşamak değildir. Asıl önemli olan bu bölgelerde yaşamanın sorumluluğunu taşımak ve toplum olarak bu bilinçle depreme dayanıklı binalar üretmektir. Birçok doğa olayı önceden bilinmesine karşın, depremler önceden bilinememektedir. Bu nedenle, depremlerin sık yaşandığı ülkemizde; depremlerin olup olmayacağı, nerede, ne zaman ve ne büyüklükte olacağı şeklindeki tartışmaların bir tarafa bırakılarak, depreme karşı daima hazırlıklı olunması gerekmektedir.”

Kaynak: HABER: Mihriban KOÇAKER

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
DR. İMBAT MUĞLU - COVID_19 ’A KARŞI KEKİK
DR. İMBAT MUĞLU - COVID_19 ’A KARŞI KEKİK
google.com, pub-3199390086544553, DIRECT, f08c47fec0942fa0