>
"EĞİTİMİN VERİMLİLİĞİ İÇİN SORUNLAR ZAMANINDA...

"EĞİTİMİN VERİMLİLİĞİ İÇİN SORUNLAR ZAMANINDA ÇÖZÜLMELİDİR"

Eğitim Bir-Sen Tokat 1 No lu Şube Başkanı Şaban Ceylan, 2021-2022 Eğitim Öğretim yılı için eğitimdeki sorunların zamanında çözülmesi gerektiğiyle ilgili yaptığı açıklamada eğitim çalışanlarına aşı ve PCR testinin dayatılmaması gerektiğini, öğretmenlik meslek kanunu için somut adım atılması, ücretli öğretmenlik yerine kadrolu öğretmenlik getirilmesi, okulların hizmetli ve güvenlik ihtiyacının karşılanması, gibi birçok konuya değindi

05 Eylül 2021 - 20:08

Eğitim Bir-Sen Tokat 1 No lu Şube Başkanı Şaban Ceylan, 2021-2022 Eğitim Öğretim yılı için eğitimdeki  sorunların zamanında çözülmesine ilişkin bir mesaj  yayınladı. 2021-2022 eğitim-öğretim yılının, salgın nedeniyle geleceğe yönelik bazı hedeflerin ötelendiği, mevcut sorunlara yenilerinin eklendiği bir zamanda başladığını söyleyen Eğitim Bir-Sen Tokat 1 No lu Şube Başkanı Şaban Ceylan, yeni dönemde bütün eğitim çalışanlarına ve öğrencilerimize sağlık ve başarılar diledi. Ceylan, "Eğitimin, sorunları üzerinden değil, sorumluluk sahibi kişilerin çözüme yönelik attığı adımlar üzerinden değerlendirilmesini temenni ediyoruz" dedi.

Şaban Ceylan, "Eğitimin niteliği ve verimliliği için eğitim çalışanlarının sorunlarının çözülmesi kaçınılmaz bir gerçektir. Geçmiş kayıplarımızın telafi edilebilmesi, geleceğe güvenle bakılabilmesi için okulların açık tutulması önemli bir karardır. Salgın döneminde her şeye rağmen eğitim-öğretimi devam ettirmek için fedakârlık yapan, inisiyatif kullanan eğitim çalışanlarının beklentileri karşılanmalı, 2023 Vizyon Belgesi’nde yer alan taahhütler yerine getirilmeli, projeler hayata geçirilmelidir" diye konuştu.

 Eğitim Bir-Sen Tokat 1 No lu Şube Başkanı Şaban Ceylan, eğitim çalışanlarına aşı ve PCR testinin dayatılmaması gerektiğini, öğretmenlik meslek kanunu için somut adım atılmasını,  ücretli öğretmenlik yerine kadrolu öğretmenlik getirilmesi, okulların hizmetli ve güvenlik ihtiyacının karşılanması, eğitim çalışanlarının yaz dönemi yer değişikliği sorununun çözülmesi,  memur, hizmetli ve diğer çalışanların mali ve sosyal haklarının iyileştirilmesi, okulların ödenek ihtiyacının karşılanması gibi birçok konuya değindi.

 

Eğitim çalışanlarına aşı ve PCR testi dayatılmamalıdır

Okulların açılmasının salgınla mücadele sürecinde başarılı olunmasına, salgınla mücadelenin ise aşılama, mesafe kuralları, sosyal izolasyon, maske vb. tedbirlerin toplum ve fertler nezdinde yerine getirilmesine bağlı olduğuna şüphe yoktur. Ancak salgınla mücadele sürecindeki diğer bütün faktörlerin göz ardı edilerek okulların açılmasının, eğitim çalışanlarının aşılanmasına veya PCR testi zorunluluğuna indirgenmesinin kabulü mümkün değildir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün, toplumda vaka sayıları artıyor olsa dahi fiziksel mesafe, maske, el hijyeni ve havalandırma gibi önlemlerin yaş dönemlerine uygun bir şekilde uygulanmasıyla okulların açık kalmasının sağlanabileceği yönündeki tespiti ortadadır. Buna rağmen haftada iki defa PCR testi zorunluluğu getirmek gibi fiilen yürütülmesi neredeyse imkânsız, psikolojik baskı boyutuna varacak, aşılanmayı bireysel bir tercih olmaktan çıkarıp zorunlu bir tercih hâline getirecek her türden zorlamanın, okulların açık tutulması amacına hizmet etmekten uzak olduğu bilinmelidir. Hukuki dayanaktan yoksun, hatalı ve yanlış olan eğitim çalışanlarına PCR testi zorunluluğu kararı yeniden ele alınmalı; eğitim kamu hizmetinin yürütülmesini zora koşacak, eğitim çalışanlarının moral, motivasyon ve çalışma azmine zarar verecek, kurum içi çalışma barışını bozacak bu hatadan bir an evvel dönülmelidir.

Eğitim çalışanlarının yeni döneme güçlü motivasyonla, moralli başlaması sağlanmalı ve teşvik dışı uygulamalardan kaçınılmalıdır.

 

ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU İÇİN ARTIK SOMUT ADIMLAR ATILMALIDIR

Resmî veya özel öğretim kurumu ayrımı yapmaksızın bütün öğretmenleri kapsayacak, öğretmenlik mesleğinin bütün boyutlarını ele alacak Öğretmenlik Meslek Kanunu konusunda ortaya konan irade, somut bir netice doğurmamıştır. Oysa öğretmenlik mesleğinin bütün veçhelerini kapsayan sistematik bir düzenleme olmaksızın, çok parçalı yapı altında mesleğin statüsünün artırılarak niteliklerinin geliştirilmesinin sağlanmasının mümkün olmadığı, meslek mensuplarının mesleği ifa süreçlerinin sürdürülebilir olmadığı görülmektedir. Öğretmenliğin profesyonel bir meslek olarak değerlendirilmesi ve mesleki standartlara kavuşması isteniyorsa, öğretmene destek niteliğinde, mesleki gelişimini ve özerkliğini sağlayacak bir meslek kanunu ivedilikle çıkarılmalıdır.

 

ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİKLE EMEK SÖMÜRÜSÜNDEN VAZGEÇİLELİ, İHTİYAÇ KADROLU ÖĞRETMENLERLE KARŞILANMALIDIR

Öğretmenin emeğini ucuzlatarak personel masraflarından kısıntı yapmaya çalışan ve mesleğin itibarını düşüren ücretli öğretmenlik uygulamasından vazgeçilmelidir. Hiçbir iş güvencesi olmayan, asgari ücretin dahi altında bir ücretle ders saati başına ücret alan, sosyal güvenlik haklarından mahrum bırakılan bir mesleğin adının öğretmenlik olması,bu görevi ifa eden kişilere karşı emek sömürüsüdür, istihdam açısından ise utanç verici bir uygulamadır.

 

OKULLARIMIZIN HİZMETLİ ve GÜVENLİK İHTİYACI KARŞILANMALIDIR

Pandemi şartlarında okulların temizlik ve güvenlik görevlisi ihtiyacı iki kat artmıştır. İhtiyaç öncelikle  kadrolu çalışanlarla karşılanmalıdır. TYP kapsamında istihdam sağlanacaksa hemen ve yeteri kadar sağlanmalıdır. 6 Eylülde yaklaşık 100 Bin insan eğitim ortamlarında bulunacaktır.

 

VELİLERDEN BEKLENTİLERİMİZ VE ÖNERİLERİMİZ

Velilerimiz her türlü tedbiri alma noktasında sorumlu olan  Okul idarelerine, öğretmenlerine güvenmeli yönlendirmelere harfiyen uyulmalıdır. Sürecin her anlamda sağlıklı yürütülebilmesi için velilerle ortak adım atması da oldukça önemlidir. Pandemi sürecinde çocukların uyku ve beslenme saatlerine dikkat edilmelidir. Pandemi sürecinde uyumla ilgili yaşanan endişe ve kaygı çocuğunuza da size de zarar verir. Özellikle “Okul içinde sağlık ve hijyen koşulları nasıl? Okul içinde Covid-19 testi sonuçları pozitif olan öğrenci var mı? Çocuğum kendini koruyabilir mi?” gibi belirsizlik içeren sorular kaygıya zemin hazırlar. Yaşadığınız endişenin kaynaklarını okul yönetimi ve rehberlik birimiyle paylaşmanızda yarar vardır. İyimserliğin ve olumlu düşüncenin stres yönetimi açısından olumlu etkileri vardır. Çocuğunuza “hijyen”, “maske”, “mesafe” kurallarının ne anlama geldiğini ve okulda bu kurallara neden uymaları gerektiğini anlatmanız gerekmektedir. Aile bireylerinde yaşanabilecek soğuk algınlığı, nezle gibi durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak gerekli önlemleri kendiniz ve başkaları için alınmalıdır.

 

EĞİTİM ÇALIŞANLARININ YAZ DÖNEMİ YER DEĞİŞİKLİĞİ SORUNLARI ÇÖZÜLMELİDİR

Millî Eğitim Bakanlığı’nın çalışma zamanını eğitimden ziyade personel iş ve işlemlerine hasretmek zorunda kalmasının sebebi, sürdürülebilir bir atama ve yer değiştirme politikasının geliştirilememiş olmasıdır. Öğretmenlerin, hizmetlilerin, memurların ve şube müdürlerinin il içi, iller arası ve mazerete dayalı yer değişikliği taleplerinin yerine getirilememesi, motivasyon kaybının yanı sıra mesleki yabancılaşma, psikolojik rahatsızlık, eğitimin niteliğinin artırılamaması, çalışma barışının bozulması gibi sorunlara yol açmaktadır. Atama ve yer değişikliği konusunda, talepleri azami ölçüde karşılayacak, mağduriyetleri önleyecek, adil, hakkaniyete uygun ve sürdürülebilir bir politikaya ihtiyaç vardır.

 

MEMUR, HİZMETLİ ve DİĞER ÇALIŞANLARIN MALİ ve SOSYAL HAKLARI İYİLEŞTİRİLMELİDİR

Millî Eğitim Bakanlığı kadrolarında Genel İdare Hizmetleri Sınıfı, Teknik Hizmetler Sınıfı, Yardımcı Hizmetler Sınıfı ve diğer hizmet sınıflarında çalışanların da eğitim öğretim hizmetinin aksamadan en etkin şekilde yürütülmesi için emek sarf ettiği gerçeği unutulmamalıdır. Eğitim kurumlarında çalışan personelin haftalık 40 saati aşan çalışmalarının karşılığı fazla çalışma ücreti ödenmesi ya da personel yetersizliği gerekçesine sığınılmadan fazla çalışma karşılığı izin hakkından faydalanmalarının sağlanması yönünde düzenleme yapılmalıdır. Memur ve hizmetliler başta olmak üzere, eğitim çalışanlarına yönelik görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları belli bir takvim dâhilinde periyodik olarak gerçekleştirilmelidir.

 

OKULLARIN ÖDENEK İHTİYACI KARŞILANMALI, OKUL ESASLI BÜTÇELEME UYGULAMASI GETİRİLMELİDİR

İlköğretim kurumlarının Bakanlık’tan ya da mahalli idarelerden doğrudan ödenek alamamaları; okul yönetimlerini kamu kaynakları ve bu kaynakları harekete geçirme mekanizmalarının yetersiz kalmasıyla karşı karşıya getirmektedir. Buna ilaveten okul yönetimlerinin bir yandan okullara bağış konusunda sürekli olarak kamuoyu ve idare baskısı altında ve soruşturma tehdidi karşısında bırakılması, diğer yandan zorunlu cari harcamalar için kaynak bulma yükümlülüğüne sokulması, hem eğitim-öğretime zarar verip bu sorunu okullar arası başarı farklılığının bir unsuru hâline dönüştürmekte hem okul yöneticilerine yönelik hukuksuz, haksız ve adaletsiz uygulamalara ve mağduriyetlere kapı aralamakta hem de yönetici/öğretmen ile öğrenci velilerini karşı karşıya getirerek okul iklimini ve okul-veli iş birliğini zehirlemektedir. Okulların kendi kullanımlarına sunulmuş herhangi bir ödenekleri olmadığı dikkate alındığında, zorunluluk arz eden mal ve hizmet alımlarının ne şekilde karşılanacağı sorunu halen izaha muhtaç olup çözüm beklemektedir. Bu nedenle, okul bazlı ödenek tahsisi yapılmalı, personel dışı cari harcamaların yönetilmesi için ödeneklerin doğrudan okul idareleri tarafından kullanılması sağlanmalıdır. Eğitim-Bir-Sen olarak, yeni eğitim-öğretim yılının tüm eğitim çalışanlarına, öğrencilerimize, velilerimize ve milletimize hayırlı olmasını; eğitimin bir an önce sorunlardan arındırılmasını diliyor, umut dolu gelişmelere ve vaatleri yerine getirecek somut adımların atılmasına vesile olmasını temenni ediyor, Bakanlıktan beklentileri karşılayacak adımlar atmasını, kalıcı eğitim politikaları geliştirmesini ve uygulamasını istiyoruz.”

2021/09/2021-09-05-20-12-16.jpg

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x