EK GÖSTERGE LÜTUF DEĞİL, HAKKIMIZDIR

EK GÖSTERGE LÜTUF DEĞİL, HAKKIMIZDIR

Tokat Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Başkanı Tayyar Özcan Ek göstergeyle alakalı açıklama yaparak, Ek göstergenin lutüf değil hakları olduğunu söyledi.

28 Mart 2019 - 17:12


Tokat Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Başkanı Tayyar Özcan ek gösterge konusunda hala somut bir adımın atılmadığını ifade ederek açıklama yaptı. Özcan yaptığı basın açıklamasında; "Cumhurbaşkanı tarafından, “Polis, Öğretmen, Hemşire, Din görevlilerinin ek göstergelerinin 3600'e çıkarılacağı konusunda söz ve müjde verilmiş, hatta diğer İdarecilerin de ek göstergelerinin yükseltileceği, dolayısıyla buradaki adaletsizliğin giderileceği  ifade edilmişti. Ancak bugüne kadar herhangi bir somut adım atılmamış, tatmin edici bir açıklama yapılmamış ve bu bir vaatten öteye geçememiştir. Ayrıca; geçtiğimiz ay içerisinde, Sendikamız 3600 ek gösterge konusunda bir imza kampanyası başlatmış, Şube/Temsilciliklerimiz aracılığı ile üyelerimizden ve üyemiz dışındaki bu kampanyaya destek veren 18.000 sağlık emekçisinin imzası Genel Merkezimiz tarafından TBMM Başkanlığına ve Mecliste Grubu olan Siyasi Partilere gönderilmiştir. Bu ülkede yaşayan tüm kamu emekçileri ve kamu emekçisi emeklikleri, 24 Haziran seçimleri öncesinde, 24 Mayıs 2018 tarihinde düzenlenen İktidar Partisinin, seçim beyannamesi toplantısında bizzat Cumhurbaşkanı'nın ağzından çıkan bu sözleri unutmamıştır. Ancak son günlerde hükümet kanadından yapılan açıklamalar on ay önce verilen 3.600 ek gösterge sözünün yerel seçim malzemesi haline getirilerek ertelendiğini üstelik kamu emekçilerinin iş güvencesini tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen “personel reformu” kapsamında ele alınacağını göstermektedir" dedi.

Özcan açıklamasını şöyle sürdürdü;


"Bugüne kadar 'reform, dönüşüm' adı altında hayata geçirilen politikalarla kamu hizmetleri alanın yıllar içinde gittikçe daraltması, piyasaya açılması, istihdamın parçalı hale getirilmesi kamu emekçilerine daha fazla güvencesizlik ve yoksulluk olarak yansımıştır. Ücret geliri ile yaşam mücadelesi veren tüm kesimler gibi kamu emekçileri de uzun yıllardır mali, sosyal, özlük hak kayıpları yaşamaya devam etmiştir.

Buna karşın kamu emekçilerinin maaşlarını eriten gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesi, temel ücretlerin insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çekilmesi, ek ödemelerin emekli aylığına yansıtılması, ek gösterge sisteminin adil hale getirilmesi, her türlü güvencesiz istihdama son verilmesi, sözleşmelilerin kadroya alınması temel talepleri hep görmezden gelinmiştir. “Toplu sözleşme” adı altında dört dönemdir yandaş konfederasyon yönetimi ile varılan mutabakatlarda da üç milyon kamu emekçisinin ve iki milyon kamu emekçisi emeklisinin söz konusu temel talepleri doğrultusunda hiçbir adım atılmamıştır. Nihayet normal koşullarda toplu pazarlık masasının konusu olan, toplu sözleşme ile çözülmesi gereken mali, sosyal, özlük haklar siyasal iktidar tarafından bir lütuf gibi gösterilerek seçim vaadi haline getirilmiştir.

Siyasal iktidarın 24 Haziran seçimleri öncesinde gündeme getirdiği 3.600 ek gösterge vaadi üzerinden başlayan tartışma doğal olarak en başta ek göstergeden hiçbir şekilde yararlanmayan Yardımcı Hizmetler Sınıfı olmak üzere tüm kamu emekçilerini kapsayan adil bir ek gösterge sisteminin hayata geçirilmesi temel talebine dönüşmüştür. Bilinmelidir ki, kamu emekçilerinin adil bir ek gösterge sistemini de içeren temel talepleri siyasal iktidarların bir lütfu değil, anayasamızla ve uluslararası sözleşmelerle teminat altına alınan onurlu çalışma hakkının vazgeçilmez unsurlarıdır. Dolayısıyla kamu emekçilerinin yıllardır mücadelesini verdiği temel talepleri iktidarların canının istediğinde hayata geçireceği, istemediğinde erteleyeceği ya da başka bir hak karşılığında vazgeçilmesini isteyeceği talepler değildir. Yıllardır temel taleplerimize kulaklarını tıkayan, sorunlarımızı toplu sözleşme masasında çözmeye yanaşmayanların bu taleplerimizi kendilerinin bir lütfu gibi göstererek seçim yatırımına dönüştürmesi üstelik bunu iş güvencemizi tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen “personel reformu”nun hayata geçirilmesi şartına bağlaması asla kabul edilemez. Kamu emekçileri boş vaatlerle çalışma haklarını ortadan kaldırmayı hedefleyenlere sandıkta hesap soracaktır. En başından beri mücadele pusulasını iktidarların lütuf gibi gösterdiği vaatlere göre değil “Hak Verilmez, Meşru Mücadele İle Alınır” ilkesine göre belirleyen bir konfederasyon olarak tüm kamu emekçilerini temel haklarına sahip çıkmak için omuz omuza vermeye, hakkımız olan düzenlemeleri seçim yatırımı haline dönüştürürken bile iş güvencemizi ortadan kaldırmaya çalışanlara hak ettikleri cevabı vermeye, haklarımız için birlikte mücadeleye çağırıyoruz”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
‘Makamda hakaret’ iddiası
‘Makamda hakaret’ iddiası
2 hemşire, 3 Sağlık Teknikeri alınacak
2 hemşire, 3 Sağlık Teknikeri alınacak