Gün ağarınca felaketi anladık

Gün ağarınca felaketi anladık

17 Ağustos depremine ziyaretine gittiği Adapazarı’ndaki teyzesinin evinde annesi ve kız kardeşiyle birlikte yakalanan Tokatlı Merter Uçgunoğlu, 20 yıl geçmesine rağmen o korkunç geceyi dün gibi hatırlıyor

19 Ağustos 2019 - 10:47

17 bin 480 kişinin yaşamını yitirdiği 17 Ağustos 1999 depreminin üstünden tam 20 yıl geçti. Yaklaşık 45 saniyede büyük bir felakete dönüşen depremin yıl dönümünde hayatını kaybedenler anıldı ancak o kara günün acısı hala yüreklerde tazeliğini koruyor.

17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de 7,4 büyüklüğünde meydana gelen ve 45 saniye süren Marmara Depremi, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Düzce ve Yalova ile civar il ve ilçelerde yıkıma yol açmıştı. O tarihte depreme yakalananlardan biri de Tokatlı Merter Uçgunoğlu oldu. Adapazarı’nda yaşayan teyzesini ziyaret etmek için annesi ve kızkardeşi ile birlikte Tokat’tan Adapazarı’na giden Merter Uçgunoğlu 17 Ağustos gecesi 45 saniyede neler yaşadığını anlattı. Uçgunoğlu o anları “03.02 de şiddetli bir ses ve sallantı ile uykuya dalan gözlerim fal taşı gibi olmuştu. Yastığı kafama geçirip dualar okumaya başladım. O esnada kardeşimin sesini duydum. Anne ne oluyor… Annem kızım galiba deprem oluyor dedi. Yaklaşık 45 saniye sürdü şiddetli sallantı. Sonrasını hayal meyal hatırlıyorum” sözleriyle ifade etti.

Baba mesleği olan medya sektöründe yaklaşık 16 yıl hizmet veren Tokat’ın yerli ailelerinden Uçgunoğlu ailesinin bireylerinden biri olan Merter Uçgunoğlu o gece şans eseri ailesinde can kaybı yaşamadı. Ancak o gece yaşadığı kabus halen dün gibi aklında.

İşte Merter Uçgunoğlu’nun ağzından 17 Ağustos  gecesi yaşananlar: “Çok kötü bir geceydi. Adapazarı’na teyzemlere gitmiştik uzun zaman sonra. 16 Ağustos sabahı Tokat’tan yola çıkmış, akşama orada idik annem ben ve kız kardeşim. Biraz dinlendikten sonra kuzenim Fatihle beraber Adapazarı’nın en işlek caddesi olan Çark Caddesinde geç saatlere kadar gezmiştik. 17 Ağustos 00.30 civarı eve gelmiştik. Rahmetli teyzem ve eniştem, kuzenler sohbet ediyorduk. Zaten yol yorgunuyduk ve odamıza çekildik. Annem ve kardeşim uyumuşlar benim gözlerimi uyku tutmuyordu. Tam gözüm dalacaktı ki 03.02 de şiddetli bir ses ve sallantı ile uykuya dalan gözlerim fal taşı gibi olmuştu. Yastığı kafama geçirip dualar okumaya başladım. O esnada kardeşimin sesini duydum. Anne ne oluyor… Annem kızım galiba deprem oluyor dedi. Yaklaşık 45 saniye sürdü şiddetli sallantı. Sonrasını hayal meyal hatırlıyorum. Odadan çıktık salon vitrinleri birbirine girmiş. Elimde bir mum ve aynada kendimi gördüm. Gözlerim yerinden çıkacak gibi idi. Kendimizi dışarı attık…”

“DIŞARISI MAHŞER YERİ GİBİYDİ”

“Adapazarı’nın Ofis denen yerine geçtik ama hatırlamıyorum nasıl geçtiğimizi. Şükür Allah’ıma bizim aileden kimseye bir şey olmamıştı. Ancak dışarısı mahşer yeri gibi idi. Yarı çıplak insanlar sağa sola koşturuyor. Yıkılan bina altlarında kalan yakınları için yardım getirmek için uğraş veriyorlardı. Kendimizi güvenli bir yere atmıştık. Yan tarafımıza bir kız ve erkek çocuğu gelmişti. Anne ve babası enkaz altında imişler, yakınları çıkarmak için uğraşıyorlardı. Aklıma rahmetli babama haber vermek geldi. Allah’ın hikmeti işte benim takoz bir cep telim vardı. Yan tarafımdaki çocuklarında aynı telefondan vardı. Benim telefonda şebeke vardı. Babamı aradım. Uykudan uyandırdım ve çok büyük bir deprem olduğunu bizim iyi olduğumuzu söyledim. Annem ve kız kardeşimle konuştuktan sonra şebeke gitti. Hava yavaş yavaş ağarmaya başlamış yüzlerce artçı sarsıntıyı hissediyorduk. Gün ışıdıkça gördüklerimiz karşısında daha büyük şoklar yaşıyorduk. Annem Tokat’tan ev ekmeği ve çemen götürmüştü teyzemlere ancak evde idi. Hafif sarsıntılar devam ederken rahmetli eniştemle beraber eve girdik hem eşyalarımızı çıkardık hem de annemin getirdiklerini aldık. Ofis bölgesinde bulunanlar her geçen saat artmıştı. Annem aç olan insanlara ev ekmeğinin üzerine çemen sürüp veriyordu. Sanki Hızır uğramıştı. Onlarca insan bu çemen ekmekten yedi. Sonrasında yanımızda bulunan kız ve erkek çocuğunun anne ve babasının cansız bedenlerinin çıktığı haberi geldi. Çocuklar çok kötü olmuş ağlıyor. Onların ağladıklarını görünce bizlerde ağlamaya başladık. O gün canını kurtaranlarının mallarının derdine düştüğüne şahit olduk. Enkaz altından çıkarılan insanlara şahit olduk. Elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalıştık. Uzun süre bu yaşadığımız zor durumdan kurtulamadık. Allah’ım bu kötü günleri kimselere yaşatmasın. Allah’ım kimseye bu acıları yaşatmasın…”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x