google.com, pub-3199390086544553, DIRECT, f08c47fec0942fa0
KORONADAN KORKUN!

KORONADAN KORKUN!

Tokat’ta yakalandığı koronavirüs hastalığı nedeniyle annesini ve kayınbabasını kaybeden, kendisi de entübe dahil 40 günden fazla hastanede tedavi gördükten sonra hayata tutunan İşadamı Erdal Çinkılıç, vatandaşlara koronavirüsten korkun mesajı verdi.

24 Kasım 2020 - 19:26

Koronavirüs can almaya devam ediyor. Hem ülkemizde hem de Tokat genelinde salgına yakalanan vatandaş sayısı artışta. Salgına karşı alınan tedbirlere uyan vatandaşlar çok olsa da, böyle bir salgın hiç yokmuş gibi davrananlar da var. Koronavirüste bulaş riskini azaltan maske, mesafe ve hijyen gibi öncelikli kurallara uyulmamasının sonucunda bir çok vatandaş hastalığı atlatsa bile kalıcı hasarlarla hayatına devam ederken, kaybettikleri yakınlarının da yasını tutmaya devam ediyor.

Koronavirüse karşı hastalığa yakalanana kadar çok da dikkatli olmadığı itirafında bulunan Tokatlı İşadamı Erdal Çinkılıç da bunlardan birisi. 40 günden fazla Tokat Devlet Hastanesinde tedavi gören Çinkılıç, aynı hastanede 77 yaşındaki annesi Hatice ÇinKılıç ve 65 yaşındaki kayınbabası Hasan Hüseyin Güleç’i de koronavirüs nedeniyle kaybetti.

Yaşadığı süreci anlatan İşadamı Erdal Çinkılıç, “Ben şunu söylemek istiyorum. Biraz da başımıza gelmediği için; maske takmıyorduk, hijyeniklik yoktu. Ama hiç belirtisi de yoktu. Sonradan, nasıl söyleyeyim, halsizlik, adale ağrısı, iştahsızlık; ciddi belirtiler olduktan sonra da bir hafta gibi de hastaneye geç intikal ettik. Tedavide entübe şekline, yani en son safha gibi uyutularak tedavi oldum. 20-22 gün gibi uyutuldum. Tabi ondan ziyade ailem, eşim, çocuklarım kardeşlerim baya bir sıkıntı çekti. Doktorlar tabi gerçekleri konuşmak zorunda; bir nevi ümidinizi kesin bile denilmiş yani. O dereceye kadar ciğerlerimiz ya da sağlığımız dip noktaya kadar vurmuş. Allah’ın mucizesi tabi. Dua edenlerimiz de çoktu” diye konuştu.

ENTÜBE EDİLDİ, VİRÜS YÜZÜNDEN 24 KİLO KAYBETTİ

Coronavirüs nedeniyle iki yakınını kaybeden Erdal Çinkılıç tedavi süreci ve sonrasında onların vefatını şöyle anlatı: “Annem, aynı odada 15 kişiydik, yan tarafımda yatıyordu ama. ((Ben 94 kilo ile entübeye girdim, 70 kiloya kadar düştüm. Ciddi bir kilo kaybı da vardı. Alkol ve sigara kullanmadığımız için belki ona bağlıyorum yani doktorlar bile biraz tesadüf gibi görüyordu. Annemle yan yanaydık. Bazen gece mesela su isterdi. Yani bırakın ayağa kalkmayı su vermeyi zaten kendinize bir faydamız yok, kafamızı çeviremiyorduk. Biz oradayken zaten kayınpederim de 60’lı yaşlardaydı. O da hastanedeydi, O da vefat etti. Yani ben servise çıktıktan bir iki gün sonrada, tabi benim haberim olmadı, cenaze törenine katılamadım. Annem de vefat etti. Bunu bana bir 20 gün sonra filan söylediler. Yani başımıza hiç gelmeyen bir olay. Yani annemde de kadıncağız  77 yaşındaydı, sağlık problemleri de vardı kronik. Gece bazen yani öyle sıkıntılı inlerdi ki, Allah’ım canımı alda kurtulayım der gibi. Öyle sıkıntılar yaşıyordu. Tabi duadan başka bir şey olmuyor. Sıralı dizili, aniden yanında ölen oluyor, yani ne bileyim baya hiç alışkın olmadığımız bir ortamla karşılaştık. Bir de hayat senin hayatın. Biz bunu hep hafife alıyorduk. Orada senden sorumluğu olduğun, geride ailen, çocukların, eşin, şunun, sorumlu olduğun işler var. Biraz dikkat etmeliyiz.”

3 AYDIR HENÜZ TOPARLANAMADI

Yaklaşık 3 ay önce bu virüse yakalandığını ve hala ufak tefek sıkıntılar yaşadığını söyleyen Çinkılıç, normal haline dönmesinin en az 6 ay süreceğini belirterek sağlık çalışanlarına şöyle teşekkür etti: “Doktorlarımız da sağ olsunlar çok ilgilendiler. Buradan özellikle emeği geçen bütün sağlıkçı arkadaşlara, özellikle hemşire erkek bayan arkadaşlara teşekkür ederim. Çünkü onlar da bizim için baya bir fedakarlık yaptılar.

 

TAM 22 GÜN O KABUSU YAŞADI

22 gün entübe edildikten sonra uyanan Erdal Çinkılıç, “Doktor beni uyandırdı. Ben sanıyorum zaten sakallarım bıyıklarım hep birbirine karışmış 22 gün içinde. Bugün ne dedim günlerden? Pazar. Tamam doktorum dedim ben, beni bırak ben evime gideyim, akşam gelirim dedim. Doktor güldü, Dedi sen nereye gidiyorsun, ayağa bile kalkamazsın dedi. Ben sanıyorum, uyandım bitti. Ben bu doktoru razı edemiyorum ben diğerinden izin alırım giderim dedim. Doktor gittikten sonra sağ olsun hemşire arkadaşları çağırdım. Dedim bana bir yardımcı olun da ayağa kalkayım bir kendimi deneyeyim. Yani yataktan inmeyi bırakın, olduğum yere oturdum. 10-15 saniyede, sanki 10-15 kilometre yürümüş gibi yoruldum. Geri yattım hemen, bir hafta o şekilde yattım. Baktım ki baya bir bizi yıpratmış. Bayılttıkları zaman geri ayılmaya çalıştım. Baya bir mücadele verdim. Ben yarı baygın gibi, gözlerimle işaret ediyorum beni kurtarın der gibi. Onlar anlamıyor gibi. Yani yarı yarıya felç gibi. Yarım salise gibi nefes alamıyorsun, veremiyorsun. Usanıyorsun artık, günlerce bu. Yarım saat, bir saat değil, 22 gün! Buna vücut bile isyan ediyor, öleceksek ölelim bitsin diye. Çırpınıyorsun, çırpınıyorsun bir şey yok. Yanımızda ayık olduğumuz zaman ölenleri görüyoruz. Birden tak anında yok adam pırıl pırıl konuşan birisi. Görüntülerim yayınlansın. Burada da topluma ufacık da olsa bir faydamız olursa, bizim için en önemli kaynağımız o, Sevindirecek olay o. İnşallah bu topluma, çevremize bir faydamız olur. Allah oraya hiç kimseyi düşürmesin.”

Kaynak: HABER: Dursun Ekrem ER

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
KORKUTAN TANKER YANGINI
KORKUTAN TANKER YANGINI
CEVİZ DENİNCE AKLA TOKAT GELECEK
CEVİZ DENİNCE AKLA TOKAT GELECEK
google.com, pub-3199390086544553, DIRECT, f08c47fec0942fa0