Müfredat Tartışması Maksadını Aştı

Müfredat Tartışması Maksadını Aştı

Eğitim Bir Sen'in Türkiye'deki eğitim sistemine yönelik hazırladığı "Gecikmiş Bir Reform: Müfredatın Demokratikleştirilmesi" raporu Sendikanın Tokat Şubesi tarafından Basın mensuplarına anlatıldı. Ancak raporun detaylarını anlatırken verilen örnekler konunun maksadını aştı

13 Ocak 2017 - 13:18 - Güncelleme: 13 Ocak 2017 - 13:30

Eğitim Bir Sen Tokat Şubesinin gazetecilere düzenlediği 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kahvaltısında gündeme getirilen; sendikanın hazırladığı "Gecikmiş Bir Reform: Müfredatın Demokratikleştirilmesi" raporu tartışmaya yol açtı. Sendika Şube Başkanı Şaban Ceylan, mevcut müfredattan bahsederken ilkokul 1-4. Sınıfa kadar bir öğrenciye toplamda yaklaşık 400 sayfa Atatürk'ten bahsedildiğini ve bunun yanlış olduğunu, din dersinin ise ilkokul 1. Sınıfta verilmeye başlanması gerektiğini savundu. Gazeteciler bu görüşe "6 yaşında Atatürk'ü anlamayan çocuk, din dersini nasıl anlayacak?" sorusunu yöneltti.
Eğitim-Bir Sen Tokat Şube Başkanı Şaban Ceylan, Kadın Kolları Başkanı Filiz Vanlıoğlu ve sendika üyeleri 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle Sendika binasında gazetecilerle kahvaltıda bir araya geldi. Kahvaltıya Gazetemiz Sorumlu Yazıişleri Müdürü Kemal Özdilek, Gazetemiz Yayın Danışmanı Cemal İncesoyluer ve Tokat Basını'nın yerel ve ulusal temsilcileri de katıldı.
Kahvaltıda, Eğitim-Bir-Sen'in hazırladığı "Gecikmiş Bir Reform: Müfredatın Demokratikleştirilmesi" raporu tartışma konusu oldu. 50 akademisyen ve 400 öğretmenden oluşan 9 komisyon tarafından hazırlanan raporun detayları Eğitim-Bir-Sen Tokat Şube Başkanı Şaban Ceylan tarafından basın mensupları ile paylaşıldı. Ancak raporda yer alan maddeler anlatılırken verilen örnekler adeta amacını aştı.

"KEMALİST İDEOLOJİYE TAPAN İNSANLAR YETİŞTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR"
Şaban Ceylan eğitim sistemi hakkında konuşurken müfredata değindi. Ceylan, "Bu ülkenin senelerdir konuştuğumuz binlerce sıkıntısı varken yine bu ülkenin başında belaları def edememişken önemli bir konu olan müfredatı es geçemeyiz. Bizim bu konuda gecikmişte olsa bir reform talebimizi olacak. Bugünlerde milli eğitim çalışanlarının da bu konuda içlerinde heyecan var. Çünkü geçmiş yıllarda her hükümetin her ihtilal sonrası siyasi olarak müfredat yapmış. Başa gelen bey efendiler hep müfredat değiştirmiş. Müfredatları geri doğru incelediğimiz zaman bu çıkıyor. Her darbe sonrası müdahaleler var. Bu kurulan sistemler kendisini Kemalist ideolojiye tapan insanlar yetiştirme adına kurulmuş içerisinde bu dinin bu ümmetin, bu Osmanlılığımızın geçmiş kültürlerimizin izlerini kaldırıp bir kenara koyalım yeniden modern bir tip batı eksenli yeni bir eğitim anlayışı kurgulayalım diye çıkılmış hedeflenmiş olan bir müfredat algısı şekilleniyor. Bu müfredatta planlarda öğretmenin ne anlatacağı, hangi planlarla, hangi türlü sınavlardan geçeceği yani nasıl bir nesil çıktığını az çok gözlemleyebiliyoruz. Başka yere bakmaya gerek kendi çocuklarımızdan görüyoruz. Ne çıktı? 15 Temmuz olayı bu ülkede yaşandı orada şehit olanlarda bizim çocuklarımız onları öldürenlerde bizim çocuklarımızdı. Bu ülkede hırsızlık yaşandı terör olayları yaşandı bunların temelinde geriye doğru baktığımızda meslek eğitimimizle alakalı sıkıntılar yaşandı. Bunların hepsinin sorumluluğunu müfredata yüklemiyoruz ama en önemlisi orası. İyi yetişmeyen birisinin bu ülkeye katabileceği çok fazla bir şey yoktur" diye konuştu.

ATATÜRK ÖRNEĞİ DİKKAT ÇEKTİ
Şaban Ceylan, mevcut müfredattan bahsederken ilkokul 1-4. Sınıfa kadar bir öğrenciye toplamda yaklaşık 400 sayfa Atatürk'ten bahsedildiğini ve bunun yanlış olduğunu söyledi. Ceylan Atatürk gibi Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, Abdulhamit Han gibi değerlerin de anlatılması gerektiğini söylerken "Çocuk "Atatürk içinizdedir" cümlesini algılarken benim karnımda bir Atatürk var gibi algılıyor. 6 yaşında ki çocuktan bahsediyoruz. Karnında Atatürk var gibi algılayan çocuğa Atatürk'ü ne kadar anlatabilirsin. Atatürk'ü anlatacağınız yaşı doğru tutturun o zaman anlatın" dedi. Ceylan konuşmasında şunları söyledi:  "Avrupa'da müfredatı oluşturan kişilerin çocuğun en temel konusu mesela din konusuyla ilgili eğitim hakkı direk annesinin babasının dediğinin ötesinde bir şey olamaz. Aile ne isterse onu alıyor. Bizim burada bu konuları bir birine karıştırmışlar. Ortaya ne Avrupa'ya benzeyen ne bizim eski örflerimize geleneklerimize yakışmayan yeni ideolojik tanımlamalar çıkartmışlar. Müfredatın kökü itibari ile bunlardan oluşması gençliğin üzerinde, öğretmenin üzerinde sürekli bir ideolojik baskıyı çıkartmış. 1.sınıfla 4. Sınıf arasında çocuğun okuyacağı kitapları üst üste dizelim bu kitaplarda tam 400 sayfa yer Atatürk'ten bahsediyor. 400 sayfada Atatürk'ten bahsedilmemesi gerekiyor. Atatürk gibi Fatih Sultan Mehmet gibi, Osman Gazi gibi, Kanuni Sultan Süleyman gibi, Abdulhamit Han gibi değerlerimizin tamamının insanlarımıza verilmesi lazım ama ilgili yaş döneminde. Çocuk "Atatürk içinizdedir" cümlesini algılarken benim karnımda bir Atatürk var gibi algılıyor. 6 yaşında ki çocuktan bahsediyoruz. Karnında Atatürk var gibi algılayan çocuğa Atatürk'ü ne kadar anlatabilirsin. Atatürk'ü anlatacağınız yaşı doğru tutturun o zaman anlatın".
Din eğitiminin 4. Sınıftan itibaren çocuklara verilmesinin yanlış olduğunu ve din eğitimine 6 yaşında yani 1. Sınıfta başlanması gerektiğini savunan Ceylan, " Din eğitimiyle ilgili hep konuşulan şeyler var. Anayasamızın da bize tanımlamış olduğu konu din eğitimi bu ülkede mecburidir. Peki; bunu 4. sınıftan itibaren öğretmeye çalışan arkadaşlarımızın yani müfredatı yapan arkadaşların çocuğun 6 yaşından itibaren din eğitimi aldığı taktirde daha kaliteli bir din eğitimi yapılacağından nasıl haberi olmaz? Biliyorsunuz 1. 2. 3. 4. Sınıflarda din eğitimi yok. Biz bu konuda araştırmalarımızı yaptık, müfredat değişimi konusunda bunlardan örnekler vermek istedim. Siz Türkçede çocuğun anlayamayacağı konuları gelip 1. 2. 3. Sınıfların kitaplarına yerleştirirseniz o konuyu anlattım sanırsın ama çocuğun üzerinde ki etkiye bakarsın olumsuz. Sendikamız Genel Merkezinin hazırladığı bu kitap ciddi bir araştırmalar sonrası ortaya çıkmıştır" diye konuştu.

ATATÜRK VE ALLAH İLE İLGİLİ ÖRNEKLERE GAZETECİLERDEN CAN ALICI SORU
Şaban Ceylan'ın bu konuşması üzerine gazetemiz Editörü Sırrı Sürer, "6 yaşında Atatürk'ü anlamayan çocuk, din dersini nasıl anlayacak?" sorusunu yöneltti.  Yayın Danışmanımız Cemal İncesoyluer de "Çocuğa Allah her yerde dediğimiz zaman Atatürk'ü karnının içinde sanan çocuk bu sefer odalarda Allah mı Arar? Tam olarak nasıl yapmalıyız. Çocuk bu konuları nasıl anlayacak. Haklısınız Atatürk'ü o şekilde anlayabilir çocuklarımız ama o yaşta ki bir çocuk Allah'ı da öyle anlıyor somutu soyutu da bilmiyor. İşi İslam'a getirdiğiniz zaman bu çok tartışılır" diyerek Editörümüzün sorusunu destekledi. Bu soruya Sendika Başkanı Şaban Ceylan "Bizim burada ki amacımız temel kuralları çocuğa verebilmek. Zaten Allah inancını 1. Sınıfın konusuna koymazlar ki" şeklinde yanıt verdi.  

İLAHİYATÇI ÖĞRETMENİN AÇIKLAMASI PES DEDİRTTİ
Sendika üyelerinden İlahiyatçı ve Din Kültürü Öğretmeni Mehmet Ali Develi, "Din dediğimiz zaman komple anlamamız lazım. 1. 2. 3. Sınıflarda vereceğimiz şey evrensel ahlak kuralları dediğimiz ahlak kuralları. Allah'ın varlığını ne zaman bizim anlayacağımızı zaten Kur'an bize söylüyor. Biz blu çağına erdiğimiz zaman. Bize dinde de yanlış anlattılar "Sizi ruhlar aleminde yarattıkta orada ben size sordum, ben sizin rabbiniz değimliyim? Siz de evet dediniz" diye. Ben ilahiyatçıyım biz bunu böyle anlatıyoruz ama öyle değil" Kuran'dan ayet örneğiyle konuşan Develi, tuhaf bir ayrıntıya girerek "Bize Allah diyor ki 'Ben sizin sırtınızdan su aldığım zaman sorarım" sırtımızdan su aldığı zaman ne zaman? Göbeğimizin arkasında belimizden çocuğumuz olacak yaşta. Biz buna 'beli geldi' deriz. İşte o zaman insan Allah'ın varlığını bilir" ifadelerini kullandı.

2017/01/6447146.jpg
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x