Öğrenilecek Mesele, Dinimize ve Dünyamıza Faydalı Olmalıdır!
Ali ŞİRİN

Ali ŞİRİN

Öğrenilecek Mesele, Dinimize ve Dünyamıza Faydalı Olmalıdır!

09 Haziran 2017 - 18:06

            Zaman zaman etrafımızda bulunan insanlarla sohbet ederken bir takım sorulara muhatap oluruz.
            Aslında bir topluluk arasında bulunan ve etrafında olanlara dinî ve dünyevî bir şeyler anlatabilecek bir bilgiye, malumâta, birikime sahip olup konuşan kimseye bir şeyler sormak konuşan için de güzeldir.
            Çünkü; "ilim bir hazinedir. Bu hazinenin anahtarı sualdir." Diye güzel bir söz vardır. Onun için konuşan kimseye bir şeyler sormak, onun önünü açmakta, zihninde bulunan bilginin, malumatın üzerinde bulunan örtünün kaldırılmasına yardım etmektedir.
            Yalnız sorulan soru bir işe yaramalı, öğrenmek istediğimiz meselenin ya dinimize, ya da dünyamıza bir faydası olmalıdır.
            Mâlâyâni, kısaca: kişinin ihtiyaç duymadığı, kendisi için lüzumlu olmayan, fayda sağlamayan işler, fuzûlî sözler demektir.
            Boş yere konuşmayı terk etmenin faydası, Mâlâyâninin, fuzûlî konuşmanın dinimize ve dünyamıza bir faydasının olmadığı, aksine birçok zararlar ihtiva ettiği Peygamber efendimizin Hadîs-i şeriflerinde ifade edilmiştir.
Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerifte:
"Din ve dünyaya faydası olmayan şeyi (mâlâyâniyi) terk etmek, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir." Buyurmuş, lüzumsuz yere konuşmayı terk etmenin, İslâmî ahlakla ahlaklanmanın bir neticesi olduğuna işaret etmiştir.
Peygamber efendimiz bir müddet Sahâbe-i Kiram arasında Hz. Kâ'b'ı (Kâ'b b. Ucre'yi) r.a. göremeyince, Onu merak etti ve ne olduğunu sordu. Onun hasta olduğu söylenince, kalkıp Hz. Kâ'b'ın r.a. ziyaretine gitti ve:
"Ey Kâ'b! sana müjdeler olsun!" dedi. Hz. Kâ'b'ın r.a. annesi, Peygamber efendimizin bu sözünden cesaret alarak:
"Cennet senin için hazır ey Kâ'b!" dedi. Bu sözü işiten Peygamber efendimiz:
"Kimdir bu, Hz. Allah adına kat'î söz veren? (Kâ'b için cennetin hazır olduğunu söyleyen?)" diye sordu. Hz. Kâ'b'ın r.a.:
"Annemdir!" demesi üzerine de:
"Ey Kâ'b'ın annesi! Ne biliyorsun? Ya Kâ'b, ya lüzumsuz şeyler konuşmuş veya lüzumsuz şeylerden men etmiş ise?!" Buyurarak, boş yere konuşmanın insanı (bir müddet de olsa,) cennete girmekten alıkoyabileceğini açıkladı.
Yazımı yine bir hadîs-i  şerif ile bitirmek istiyorum:
Peygamber efendimize bir gün bir kimse gelerek:
"Ya Rasûlellâh! Bana ilmin garip (ve acâib) hallerinden öğretir misin?" dedi. Peygamber efendimiz:
"İlmin başı, ilmin hakikati hakkında ne yaptın ki, sen, ilmin garip (ve acâib) hallerini öğrenmek istiyorsun?" buyurdu. O kimse:
"(Ya Rasûlellâh!) İlmin başı, ilmin hakikati nedir?" diye sordu. Peygamber efendimiz:
"(İlmin başı Hz. Allah'ı tanımaktır.) Sen, Rabbi(n olan Hz. Allah'ı) tanıdın mı?" buyurdu. O kimse:
"Evet!" dedi. Peygamber efendimiz:
"Hz. Allah'ın hakkında, (O'nun senin üzerinde olan hakları ile alâkalı olarak) neler yaptın, hangi amelleri işledin?" diye sordu. O kimse:
"Hz. Allah'ın dilediğini yaptım!" dedi. Bu defa Peygamber efendimiz:
"Ölümü tanıdın mı?" diye sordu. O kimse:
"Evet!" deyince, Peygamber efendimiz:
"Onun için ne hazırladın?" diye sordu. O kimse:
"Hz. Allah'ın dilediği şeyleri hazırladım!" dedi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz:
 "Sen, şimdi git, bu hususlarda, (Hz. Allah'ın senin üzerinde olan hakları ve ölüme hazırlık hususlarında) çalış, gayret göster, ondan sonra gel, sana ilmin garip olan hallerini öğreteyim!" buyurdu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar