SÂHİ SİZ, O'MUSUNUZ ?..
Burhan Arar

Burhan Arar

KULİS

SÂHİ SİZ, O'MUSUNUZ ?..

12 Aralık 2018 - 11:55

Geçenlerde okuduğum bir kıssa ; beni çok etkiledi ve bu kıssayı sizler ile paylaşmayı istedim.Çünkü bu anlatımda geçen olayı ,hayatta herkes en az birkaç defa yaşamıştır.
İnsanların siyasi,bürokratik yada ticari olarak önemli yerlere gelmesi;aslında bir nasip meselesidir.İnsanlar bugün bulundukları yere gelinceye kadar , bir çok badireler yaşar hatta hatalar dahi yaparlar.Sıkıştıklarında  yardım için genelde bir kaç insanı yanlarında bulurlar.Gün gelir bulundukları pozisyon değişir ve irtifa alıp yükselirler.Geçmişi o kadar çok çabuk unuturlar ki…Sizin net duruşunuzu hatta kendilerini gereksiz yere meşgul etmeyişinizi ve kendilerini asla üzüp bunaltmayışınızı gözardı ederler.Sanki iyi olmak ve net durmak'' hiçbir şey yapmamakmış '' gibi bir algıya kapılırlar.Vefa,dostluk ve geçmiş bir kenara atılır.Nefsin her zamanki halleri kendini gösterir.Tüm bunları yazdıktan sonra şimdi gelelim o kıssamıza:
    (Kıssa'dan Hisse)
  Eski tarihlerde bir medresede eğitim gören çok samîmi üç arkadaş medreseden mezun olduktan sonra birbirlerinden ayrılmaları çok zor olmuş. Yedikleri ve içtikleri ayrı gitmeyen bu üç samîmî arkadaş;
Nerede, hangi işte ve hangi görevde olurlarsa olsunlar, birbirleri ile;
-İrtibatı asla kesmeyeceklerine,
-Doğru Yol'dan,
-Adalet ve Hakkâniyetten ayrılmayacaklarına,
Dine ve vatana hizmet dâvasından hiçbir zaman geri kalmayacaklarına" dair söz vermişler.
Aradan yıllar geçmiş birbirleri ile irtibat kuramamışlar. Çünkü o dönemde iletişim araçları sınırlı imiş.
Bunu bilen arkadaşlar zaman hepimizi yıpratır, yaşlanırız, şeklimiz şemâlimiz değişir, ileride karşılaştığımızda birbirlerimizi tanımakta zorluk çekebiliriz onun için aramızda bir şifre belirleyelim oradan birbirimizi tanırız diye şifre belirlemeye karar vermişler. Çok kısa ve hatırda kalıcı bir şifrede anlaşmışlar.
O da:
“BEN O' YUM !”... olmuş.
Aradan uzun yıllar geçmiş, bizim üç idealist dava arkadaşının her biri bir köşeye savrulmuş:
- Biri Müderris (hoca),
- Diğeri sayılır bir tüccar,
- Bir diğeri de Mutasarrıf (vali) olmuş.
Tüccar olan şehir şehir dolaşırken, bir şehirde arkadaşının o şehrin mutasarrıfı (valisi) olduğunu öğrenir.
Hemen kadim dostu ve dâva arkadaşını ziyaret ve tebrik etmek ister.
Kapıya varır görüşmek ister fakat güvenlik ve bürokrasi çarkını aşmak kolay olmaz.
Görevlilere kendini tanıtıp, vali beyin medrese arkadaşı olduğunu, yıllar öncesinden tanıştıklarını, anlatmışsa da fayda etmez, sırasını beklemek zorunda kalır.
Vakit geçmiş, lâkin kendisine bir türlü sıra gelmemiş…
Nice sonra bizim tüccarın aklına mezuniyet günündeki belirledikleri şifre gelmiş.
Derhal küçük bir kâğıt parçasına:
“BEN O' YUM”
diye yazmış ve görevliye uzatarak bunu, vali beye iletmesini istirham etmiş…
Onun bu ricasını isteksizce yerine getiren görevli az sonra geri dönüp aynı kâğıdı tüccara uzatmış…
Bizimki şaşırmış… Ama asıl şaşkınlığı kâğıdın arkasını çevirince yaşamış.
Kağıdın arkasında:
“SEN O' OLABİLİRSİN AMMA BEN O' DEĞİLİM!” yazmaz mı!
Bu kıssa, günümüz insanlarını ne kadar da güzel anlatmıyor mu?
Hakikat şu ki, nice arkadaşlar makamla, parayla, şöhretle tanışıp her imkâna sahip olunca, âdeta "Tanınmaz" hâle geliyorlar ve: "Ben O değilim" çizgisine savruluyorlar.
Çünkü bu kişiler, ulvi ideallerle yola çıktıkları halde amaca ulaşmak için:
Yolda bulduklarını, yola çıktıklarına değişen ve amacına ulaşmak için her yolu mübah gören zayıf insanlardır...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar