Basın Vakfı dolu dizgin…
Cemal İNCESOYLUER

Cemal İNCESOYLUER

GÖZLEM

Basın Vakfı dolu dizgin…

16 Nisan 2018 - 09:43

Gazeteciler Cemiyetleri Basın Vakfı, 1992 yılında kurulmuş ve Türkiye’nin tek mesleki vakfı özelliğini taşıyor. Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyetinin ev sahipliğinde; hem “Anadolu Buluşmalarının” beşincisi gerçekleştirildi, hem de Basın Vakfının Mütevelli Heyetinin genel kurulu yapıldı.

 

Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca ve ekibinin göreve gelmesiyle birlikte başlayan değişim, Basın Vakfı’nda da kendini gösterdi. Bundan önceki genel kurul, Tokat Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde yapılmıştı.

 

13-15 Nisan tarihleri arasında Afyonkarahisar’da gerçekleşen “Anadolu Buluşması”, Türkiye’nin dört bir yanından gelen cemiyet başkanlarımızın değerli konuşma ve katkılarıyla, son derece verimli geçti. Öncelikle, Afyonkarahisar Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mehmet Emin Güzbey ve yönetimini, bu başarılı organizasyonundan dolayı tebrik ediyorum. Cemiyet Başkanları ve federasyon yönetimi bir termal otelde ağırlandı. Protokol ziyaretleri, Afyonkarahisar’da gezi ve Anadolu Buluşmasının ardından Basın Vakfı Mütevelli Kurulu seçimi tamamlandı.

 

Basın Vakfı Mütevelli Kuruluna Tokat Gazeteciler Cemiyeti eski başkanımız, değerli yol arkadaşım Kemal Özdilek seçilerek, Tokat ve Karadeniz Bölgesini temsil edecekler. Basın Vakfı Yönetimine seçilen değerli dostlarım; başta TGF Genel Sekreteri İbrahim Erdoğan, Adıyaman Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İbrahim Arslan, Nevşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Bayram Ekici, Osmaniye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İsrafil Avcı ve Onur Kurulu Üyeliğine seçilen Çorum Hitit Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Birkan Demirci’yi tebrik ediyor, başarılar diliyorum.

 

Hani derler ya, Basın Vakfı Yönetimi de “on numara beş yıldız” kalitesindeki isimlerden oluştu. Gazeteciler Cemiyetleri Basın Vakfı Genel Başkanlığına yeniden Yılmaz Karaca oy birliğiyle seçildi. Karaca yaptığı konuşmada, Basın Vakfına vizyoner hedefler çizerek, önümüzdeki yeni dönemde önemli hizmet ve çalışmaların yol haritasını anlattı. Aynı zamanda TGF Genel Başkanı olan Yılmaz Karaca, 50 yıllık mesleki birikiminin ve tecrübesinin bütün verilerini her iki kurumumuza aktarmaktan yüksünmeyen, gerek federasyon, gerekse basın vakfının Türkiye’de gündem belirlemesine ilişkin önemli çalışmalarıyla dikkatleri üzerine çekiyor.

 

Nitekim, son 6 aydır önemli çıkış ve açıklamalarıyla, hükümete uyarıcı ve yol gösterici, çatısı altındaki gazetecilerin haklarını her ortam ve alanda mücadelesini veren, mesleki kurumsal yapısıyla devletin bütün kademelerinde çözüme yönelik önermelerde bulunan bir yol izlemiştir. Basın Vakfı Genel Başkanı Yılmaz Karaca ve yeni yönetimi, bundan sonraki çalışmalarında ve öngördüğü projeler bakımından da Türkiye’nin mesleki gelişimine somut katkılar sağlayacak bir tutum içinde olacağının genel hatlarını ortaya koydu.

 

Buraya kadar her şey güzel ve yerli yerindedir. Elbette, Türkiye Gazeteciler Federasyonu ve Basın Vakfı gibi bir büyük camianın kendi iç dinamiklerinde farklı görüşler, farklı düşünceler, farklı beklentiler ve egoizmin sarmalında olanlar vardır, olacaktır. “Küçük olsun benim olsun” anlayışı, insanlık tarihi kadar eskidir. TGF Genel Başkanı Karaca ve Yönetiminin belirlediği büyük hedeflere karşın; hayatın kendilerinden ibaret olduğunu sananların varlığı, aslında böylesine büyük ve kutlu yürüyüşün dinamosudur.

 

Tamda burada, dünyaca meşhur “Pavlov’un köpeği…” hikayesini anlatmaktan geçemeyeceğim.

İvan PetroviçPavlov, Rus fizyolog, psikolog ve hekim bilim adamıdır. Pavlov, 1904 yılında Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülünü sindirim sistemi üzerine yaptığı araştırmalar sayesinde kazandı. Pavlov, Leningrad Fizyoloji Enstitüsünün başında bulunarak çalışmalarını sürdürürken, şartlı reflekslerin doğası ve işleyişi konusundaki buluşu, tüm araştırmalarını bu konuyu öğrenmeye yöneltti.

İvan PetroviçPavlov’un köpekler üzerinde yaptığı klasik koşullanma deneyleri ünlüdür. Bu deneylerden birisine şöyle başlar: Köpeğe ilk olarak birkaç kez zil çalınır, fakat köpek tepki vermez. Sonra et verilir. Köpeğin salyaları akar. Deney devam etmektedir. Et ile birlikte zil çalınır. Daha sonra et verilmediği halde zil çalındığında köpeğin salya salgıladığı görülür. Şartlı ya da şartlandırılmış refleks denen olay da budur. Pavlov bu davranışın, psikolojik etkinlikle özdeş olan yüksek düzeyde sinir etkinliğinin belirtilerinden biri olduğunu öne sürer ve psikoloji alanında geçerli tek yaklaşımın deneysel yöntem olduğunu vurgular.

 

Günümüzde neden “kadim dostluklar” bir türlü kurulamıyor?

 

Cevabı, “Pavlov’un köpekleri…”hikayesinde saklıdır. Çünkü, çıkar merkezli makam ve mansıp odaklı hesaplar, kadim dostluklara geçit vermez.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar