Fetö'cüleri unuttuk mu? Hayır, unutmayacağız…
Cemal İNCESOYLUER

Cemal İNCESOYLUER

GÖZLEM

Fetö'cüleri unuttuk mu? Hayır, unutmayacağız…

13 Mart 2019 - 14:20

Solukları feraha çıkmış gibi, 15 Temmuz gibi kanlı bir darbe girişiminde bulunmamış gibi, 251 masum vatandaşımızı devletin silahıyla şehit etmemişler gibi, iki bin dolayında gazimize sebep olmamışlar gibi mi davranacağız?

 

Taktikleri hep aynı. Güvenilmez, komplocu ve kumpasçıdırlar. Bir o kadar da korkak, kolpacıdırlar. Metropol şehirlerinde imam, küçük ölçekli şehirlerde deve kuşu gibi kıçları açıkta kalmış kriptodur. Bilmiyor muyuz peki?

 

15 Temmuz kanlı darbeci alçakları, FETÖ’cü hainleri yeniden hatırlamak zorundayız ve asla dağarcığımızdan bunları çıkarmamız gerekiyor. Dünden bugüne bir özet geçelim…

 

17-25 Aralık operasyonu, tıpkı 1960, 1971, 12 Eylül ve 28 Şubat darbeleri gibi Türkiye’nin tarihinde bir milattır. Devlete sızmış, istihbarat teşkilatı ve birçok kurumunda kümelenmiş FETÖ örgütünün, “paralel yapı” denemesi, 17-25 Aralık şeklinde tarihi kayıtlara geçti.

 

Din üzerinden güç devşiren, bir zamanlar masum, mağdur ve hizmet üzerinden yürüyen cemaat, ciddi bir güç zehirlenmesi ve dizginlenemeyen ego patlamasıyla, “kızıl elma”ülkülerini önce Türkiye sonra dünyayı yönetme şeklinde belirleyerek, bu meşum hedefleri uğruna her şeyi mubah gören bir hareket haline geldi.

 

İnsanların “mahrem” odalarını gözetleyen kameralarla, özel konuşmalarını dinleyen dijital kulaklarla bol bol arşiv yaptılar. Şantaj yapmaktan hiç yüksünmediler.

 

Çünkü, Hasan Sabbah’ın şakirtleri gibi, ölünce cennet vardı, efendilerinin şefaatları haktı ve bu dünyada yaptıkları tüm rezilliklerin, kepazeliklerin temelinde ervahları efendilerinin koltuğunun altında sırattan kanatlanarak uçmak vaadi bulunuyordu.

 

İslam’da tüm bunların bir izahı, tefsiri ve tevili bulunuyor muydu?

 

Özellikle mistisizme yaslanan tasavvuf öğretileri ile batın fırkalarında bu vaatlerin bir karşılığı bulunuyordu.

 

Yıllarca, AK Parti ile yakın dirsek temasında olan bu yapı, aslında alttan alta menfur planlarını devreye sokabilmek için her şeyi biriktiriyordu. Belgeler, bilgiler, kayıtlar, dinlemeler, izlemeler…

 

O zaman ki tevatür adıyla cemaat (FETÖ)  ile hükümet arasındaki kırılma noktası ise, net olarak 17-25 Aralık Operasyonu’dur.Elbette birtakım emareleri daha önceden de vardı.

 

Mesela, 2011’de Başbakanlık ofisinde “böcek” bulunması, akabinde 2012’de MİT’e yönelik operasyon, aslında sadece MİT Başkanı Hakan Fidan’a yönelik bir girişim değil, aynı zamanda Recep Tayyip Erdoğan’ı hedefleyen bir tertipti. Emniyet, yargı, bürokrasi ve kısmen de askeriyede varlıkları eliyle yürüttükleri kalkışma faaliyetleri, değme illegal örgüte rahmet okutacak gizlilikte ve çaptaydı.

 

Salt Ankara ve İstanbul merkezli değil, tüm Türkiye’de özellikle bir çok devlet kurumu ve STK’lara çöreklenmiş FETÖ, başarısız darbeden sonra kripto adıyla çomarları vasıtasıyla Tokat gibi illerde “kulaklık” görevini üstlenen kişiler, itliklerini yapıyorlar.

 

Gök girsin kızıl çıksın ki, FETÖ’cüleri unutursak damarımız kurusun… Onların en küçük nüvesine dahi soluk aldırırsak, bizim soluğumuz kesilsin… Kaçtıkları yere kadar kovalayacağız.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar