Satranç hamleleri…
Cemal İNCESOYLUER

Cemal İNCESOYLUER

GÖZLEM

Satranç hamleleri…

14 Kasım 2017 - 11:24

Bir ihtimal hala güncelliğini koruyor. AK Parti genel merkez yöneticileri ısrarla “erken seçim yok” dese de, 2018’de Cumhurbaşkanlığı Seçiminin yapılma ihtimali olabilir.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın satranç hamleleri, adeta bir ön hazırlık niteliğindedir. Önümüzdeki günlerde yapılacak Meclis Başkanı seçiminde, İsmail Kahraman’la bir dönem daha kararı, belki doğrudan doğruya seçime yönelik değil. 2018’de Cumhurbaşkanlığı Seçimi ihtimali bir kenarda dururken, 2019 da yapılacak 3 seçim içinde şimdiden hazırlıklara başlandı.

 

Hürriyet Gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi köşesinde şunları yazıyor:

 

Artık tüm hesaplar 2019 seçimlerine göre yapılıyor. iki nokta ön plana çıkıyor.

1- Cumhurbaşkanlığı seçimi parlamenter sistemi geri getirmek isteyenlerle başkanlık sistemini savunanlar arasında geçecek.

 

2- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın alacağı oy ile milletvekili seçimleri arasında oy farkı olacak.

Cumhurbaşkanının yukarıda rahat oturabilmesi için altında güçlü bir parlamento desteği gerekli. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde parlamentonun bir fonksiyonu olmayacak diye düşünülmesin. 600 milletvekilinden oluşacak olan parlamentoda cumhurbaşkanı hakkında soruşturma komisyonu kurulması kararı 367, Yüce Divan’a sevk kararı ise 400 milletvekilinin oyuyla alınacak. Bu yüksek bir oran değil. Cumhurbaşkanı, soruşturma komisyonu kurulmasına karar verildiği andan itibaren erken seçim kararı alamayacak. Ayrıca cumhurbaşkanı yürütmeye ilişkin konularda ülkeyi kararnamelerle yönetecek ama yasa çıkarıldığı takdirde kararname hükümsüz kalacak. Cumhurbaşkanının ülkeyi rahat yönetebilmesi için güçlü bir parlamento desteğine sahip olması gereğini ortaya koyuyor.

Yüzde 10 seçim barajı konusunda AK Parti ile MHP’nin bir araya geleceği anlaşılıyor. Karar verilirken üzerinde durulacak noktalardan biri,“Güçlü cumhurbaşkanı,güçlü Meclis”olacak.

 

İşin özeti bu. Cumhurbaşkanlığı Sistemiyle ilgili referandum kampanyalarında söylenenleri hatırlıyor musunuz? Hatta, şimdi dahi aynı iddialarda bulunanlar, yukardaki gerçekler karşısında ne yapacaklar? Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu sistemle ilgili olarak, “Faşist-Diktatör” derken, bir politikacının başat görevi yasaları bilmek ve irdelemek değil midir? Hele hele bir parti lideriyseniz, Cumhurbaşkanlığı Sistemine ilişkin nedir, ne değildir bilgisine sahip olmazsanız, elbette kamuoyunun karşısında “Gaf Kralı” olursunuz.

 

“Metal yorgunluğu” ifadesiyle başlayan değişim, sessiz sedasız sürüyor. Belediye Başkanları, partinin il ve ilçe başkanları, genel merkez yöneticileri ve şimdi de satranç masasında bürokratlar var. Reis, sakin ve dingin hamlelerini yapıyor. Bir yandan da açıkça dünyaya ayar veriyor. Son olarak Trump ve Putin’e yönelik söylediği sözler, Türk Milletinin yıllardır liderlerinden duymadığı sözlerdi.

 

Çünkü, ülkelerin ilişkileri ahbap-çavuş ilişkisi değildir. Tamamen ülke çıkarına dayalı politikalar üzerine yürür. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tür tavır ve davranışları garip geliyorsa, ezik bir ülke alışkanlığımızdan dolayıdır. Aksi takdirde, Türkiye’nin tutumu ve yol haritası doğrudur.

AK Parti, hala iktidar partisi ve hala iktidara tek alternatif partidir.

 

Burada olanlar, yaşananlar ve olacaklar ülkenin bütününü ilgilendirir.  Bir ülkede alternatifsiz bir parti olmanın kendi içinde zorlukları vardır. Ciddi ve çözüm üreten muhalefetten yoksun bir iktidar, ne yazık ki zaman zaman rotasını şaşırabilir.  Aslında, Türkiye’nin en önemli sorunu muhalefetsizlik sorunudur. Muhalefet adı altında “her şeye karşıyım” sloganı altında yapılan eleştiriler, halk nezdinde fazla ciddiye alınmıyor. Karşısında, çözüm önerin nedir kardeş?

Che Guevarayı mezarından bulup getiremeyeceğine göre, daha akılcı ve Türkiye gerçeğiyle örtüşen bir çare bulman gerekir. Tamam, Fidel Castroyu lider yapan adamın adı Che Guevara’dır da, CHP bünyesinde bu kumaşta, bu ideolojide, bu kalibre de birisi var mı? Dikkat edin, yoktur demiyorum. Bilmediğim için var mı diye soruyorum. 

 

Sol jargona ait bütün söylemleri AK Parti’ye kaptırmış bir CHP, üstelik varoşlar diye tabir edilen yoksul semtlerde oy patlaması yapan AK Parti’nin karşısında üretebildiğiniz politika, halka “nohutçu-kömürcü” demekten başka ne oldu? Nerde sizin 70’li yıllardaki hakça paylaşım söylemleriniz, sosyal devlet ve sosyal belediye programlarınız?

 

Nişantaşı’nda lak lak, Etilerde kaynak, Kadıköy’de tencere-tava çalmak mıdır sosyal demokratlık?

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar