Ne Sihir Ne Karamet, Baston da İdi Marifet!
Emrah Altun

Emrah Altun

Ne Sihir Ne Karamet, Baston da İdi Marifet!

27 Eylül 2017 - 12:26

Belki de her işin başı vefa… Ölümün bize atlet kadar yakın olduğu şu üç günlük dünyada neden sonuç ilişkisini düşünmeden sadece duygularımızla hareket etsek kötü bir yere varmazdık herhalde. Geçen gün fotoğrafları karıştırdım, karıştırırken de düşündüm. Kimine göre doğru kimine göre yanlış. Hatıraların öneminden daha değerli bir şey bulamadım. Hele bir de ekmek yendi, su içildi ise…

Ahmet Camgözoğlu’nu anlatayım istedim sizlere. Kimine göre Tokatspor sevdalısı, kimine göre belalısı. Bir insan düşünün mesleğinin yanı sıra spora vurgun, futbola müptela. Her ikisini harman edip yıllar öncesinde kimseden icazet almadan sorumluluk almış. Hayat mücadelesi, ev, iş, çocuk, hastalık demeden Tokatspor’un 48 yıllık geçmişinin tamamında var olmuş. Bir saymaya başladı mı başkanları ve yöneticileri sübhaneke boncuğu gibi maşallah tek bir cümlede sonlandırıyor tüm isimleri. Yorulmak nedir, bıkmak nedir bilmeden yıllarca mesai arkadaşı gibi gece gündüz çalıştığı yüzlerce futbolcu, teknik adam ve yönetici. Adeta yaşayan futbol ansiklopedisi. Saygı duyulmayı, hatırlanmayı ve tarihe not düşülmeyi defalarca kez hak etmiş bir isim Ahmet Camgözoğlu…

Tokatspor… Tokatlıyım diyen herkesin ve her kesimin mutlak surette aidiyet duygusu ile bağlı olması gereken toplumsal bir öge. Camgözoğlu için ise bu tanımlamanın dışında tam anlamıyla yaşam biçimi. Son yıllarda hastalığı ve ilerleyen yaşı nedeniyle çok fazla işin içine giremese de her gününü her saatini ve biraz daha ileri giderek söylüyorum ki her dakikasını bordo beyaz renklere adayan bu insan sevinmekten ve gurur duymaktan öte ne istemiş olabilir ki. Biraz önce de dedim ya, kimine göre sevdalı, kimine göre belalı diye… Belalı olmakla suçlayanlar, işi bir tık daha ileriye taşıyarak hakaret edenler çok açık cümlelerle ifade ediyorum ki konuşacak sözü, verilecek cevabı olmayanlardır. Gazeteci toplumun gören gözü, işiten kulağı, konuşan dilidir. Kimseden övgü beklemez. Beklemedi de Ahmet ağabey elinden geleni ardına koymadan yürüdü yıllarca doğru bildiği yolda.

Ben diyeyim elli, siz deyin iki yüz, diğeri desin beş yüz… Sayısını ben bilemem. Kendisinin de bileceğini zannetmiyorum. 48 yıllık Tokatspor tarihinde kaç deplasmana gittiğini, kaç kilometre yol yaptığını… 2002 yılından itibaren meslektaş olma yolunda ilk adımı attığım bu insan, her gittiği yerde tanınan, saygı gören ve fikirleri dikkate alınan bir imaj oluşturmuştu bende. Birlikte gittiğimiz Çankırı’dan tutun İstanbul’a, Ankara’dan tutun Kastamonu’ya, Artvin’den tutun Van’a birçok deplasmanda hep aynı ortak kanının izini bıraktı hafızamda. Kötü giden maçlarda hep bir ağızdan tribünlerden bastonu kale arkasına dikmesi için yapılan tezahüratları da hatırlayalım öyleyse yeri gelmişken. O baston dikildi mi hele birde gol gelirse gel de inanma bastonun kerametine…

Şimdi baston da yetmiyor Ahmet ağabeye. Tekerlekli sandalye ile ancak dışarı çıkabiliyor. O da mecburiyet karşısında. Onu tanıyanlar, futbol bilgisine inananlar, Tokatspor sevdasının farkında olanlar zaman zaman ziyaret ederek ahde vefa örneği sergiliyorlar. Çok yaşasınlar. İnsanı sevindirmekten, mutlu etmekten ve güçlü kılmaktan daha önemli ne olabilir ki şu hayatta. Adanmış hayatlara saygı duymanın hepimize faydası var. Vefa, sana da bana da ona da lazım. Şeyh Edebali’nin bir sözü ile son verelim bugünkü yazımıza… “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar