BİR SİYASİ PARTİ LİDERİ DİYOR Kİ…
Hüseyin Alpay

Hüseyin Alpay

BAŞYAZI

BİR SİYASİ PARTİ LİDERİ DİYOR Kİ…

30 Ekim 2019 - 10:34

İsmi lazım değil, bir siyasi partinin lideri son 5 ayda 2 kez “Kürtçe eğitim vereceğiz” dedi…

 

İlkin, “Hakkı Savunanlar Platformu” diye ne olduğu belli olmayan bir yapılanmanın İstanbul’da düzenlediği iftar programında konuştu. İstanbul seçimleri öncesinde HDP ile kurdukları ittifakın albenisi ile sarhoş olmuştu adeta… O iftarda, Kürtçe için yasal bir düzenleme yapılması gerektiğini savunarak, “Kürtçe’nin yasal olarak kullanılması, öğrenilmesi, okutulması konusu tamamen yasal bir düzenleme ve bu yasal düzenlemenin de yapılması gerekiyor. Nerde yapılacak? Parlamentoda yapılacak. Buna uygun bir zemin oluşabilirse inanıyorum ki bütün parlamenterler de buna ‘Evet’ diyeceklerdir.” dedi.

 

Hızını alamamıştı, ekledi:

 

“Kürtçe’nin yasal olarak kullanılması ya da Kürtçe üzerindeki yasakların kaldırılması gibi durumları Ekrem İmamoğlu ya da yerel yönetimler çözemez, çünkü bu onların ilgi alanına girmiyor. Onlar olsa olsa ancak kurs açabilirler. Başka bir düzenleme yapamazlar… Eğer beraber ve birlikte yaşıyorsak insan olarak bütün hakların eşit olması lazım. Bunu eşit hale getirmek de demokrasinin bir gereğidir. Kişilerin kendi anadilini öğrenmesi, anadilinde okuması ve yazması en doğal ve vazgeçilmez haklardan birisidir. Kürtçe de bunların içerisinde yer alıyor. İnsan hakları çerçevesinde baktığımızda da hepimizin en büyük dileği bunun gerçekleşmesidir.”

 

HDP’ye verilen sözler vardı. O sözler kalbini mühürlediği gibi aklını da almıştı sanki. Kürtçe öğrenmenin, konuşmanın ya da edebiyatını yapmanın önünde yasaklar varmış gibi davrandı. Memleketin tek derdinin Kürtçe olduğunu anlattı. Bu ülkedeki sorununPKK teröründen kaynaklandığını görmeden, uydurulmuş bir Kürt meselesinin varlığından söz etti durdu. Sanki İç Anadolu’da, Karadeniz’de, Ege’de yaşayanların hiçbir meselesi yokmuş, sadece Doğu ve Güneydoğu’dakilerin sorunları varmış gibi algı yarattı.

 

Tıpkı emperyalistler gibi yaptı bunu.

 

Ne olduğu belli olmayanHakkı Savunanlar Platformu’na yine gitti daha sonra. Tarihler 27 Ağustos’u gösteriyordu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın bünyesinde yer alan meslek edindirme kurslarında (İSMEK’te) “Kürtçe kursların hayata geçirileceğini” müjdeledi(!) Öyle coşmuştu ki orada bulunanlar karşılarında Selahattin Demirtaş’ın konuştuğunu sandılar bir an. Konuşmasına İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Kürtçe dışında başka bir dil bilmeyen yaşlılara Kürtçe bakım hizmeti vereceğini de müjdeleyerek(!) başladı, sonra peş peşe diğer inciler döküldü ağzından:

 

“Darbeden arındırılmış demokratik bir anayasa yazımı şart. Herkesin kendi dilinde yazması, konuşması, çizmesi, eğitim alması bir haktır. Konunun tartışılması için sağlıklı bir zemini bulamadık. Olayı çözecek olan siyasiler, fakat meseleyi siyaset malzemesi yapmadan kutuplaştırıcı dilden uzak bir politika izlenmelidir. Bunun için pedagoglardan da destek alınması lazım. Çocukların anadili eğitimi için pedagogların ve diğer uzmanların yardımının alınması lazım.”

 

Yeri geldiğinde “Mustafa Kemal’in kurduğu partiyiz” diye övünürdü, hala yapar bunu. Dersim’i Tunceli yapan Mustafa Kemal var ya odur bahsettiği aslında. Dönemin teröristlerini yerle yeksan ederek genç cumhuriyetin varlığına kast edenlere hak ettiği dersi veren Mustafa Kemal’e ihanet edercesine o koltukta oturduğunu bilmeden konuşur durur şimdilerde. Misal Diyap Ağa’yı da unutmuştur kendisi. O Diyap Ağa ki 1921 Meclisi’nde “Dersim” Milletvekiliydi ve Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal’in en büyük yarenlerinden biriydi. Kürt arıyorsunuz tarihe bakacaksınız yani. Diyap Ağa’ya çevireceksiniz yönünüzü.

 

Bakın Diyap Ağa, 1931 yılındaismi lazım olmayan bugünkü bir siyasi partinin liderinin dedelerine nasıl cevap veriyor: “Lozan Konferansı sırasına kürsüye çıktım. Aha bizim memleket ahalisi Kürtmüş, orada bir Kürt Hükümeti kuracaklarmış, bunu duyunca kızdım kürsüye çıkıverdim. Dedim ki (…) Gerek Şafii, gerek Hanbeli, gerek Hanefi hepimizin kıblesi birdir. Meclisimiz, kulübümüz, dinimiz, milletimiz birdir. Biz Kürt değil, biz Türk’ üz. Şimdiden sonra mı ayrı bir din, ayrı bir millet olacağız.”

 

Hadi hep birlikte Dersimli Diyap Ağa’nın bu sözlerini yüksek sesle dile getirelim. Bugün bize lazım olan, referans kabul edeceğimiz bu sözleri kulaklarımıza küpe yapalım. İsmi lazım olmayan bir siyasi partinin liderine de soralım şimdi:

 

Anlaşıldı mı?

Ev tê famkirin?

Est-ce compris?

İst es verstanden?

İs it understood?

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar