BİZDEN SELAM OLSUN DOSTA GİDENE…
Hüseyin Alpay

Hüseyin Alpay

BAŞYAZI

BİZDEN SELAM OLSUN DOSTA GİDENE…

19 Ağustos 2019 - 10:51

El uzanmamışa elini uzatmak maharet ister. Derdini dile getiremeyeni bulmak, sırtını sıvazlamak, meselesini çözmek herkesin harcı değildir. Zor, fakat imkansız olmayan bu işleri yapmak, bugünün dünyasında mucize gibi gelir kimileri için.

 

Düşünün; dünyada tek başınasınız, damınız akıyor, tıpkı damarınızda akan kan gibi çarpıp geçiyor üzerinizden soğuk. Çok kapıya gidip de eliniz boş dönmüşsünüz. Tencerenizde dert kaynıyor, aş yerine. Ya da çocuklu bir anne babasınız. Veyahut tek başına anne ya da babasınız. Örnekler çoğaltılabilir. Çünkü konu yokluk ve yoksulluk olunca türlüdür dertler.

 

İşte mucize burada başlar.

 

Kapanan el kapılarını açan, aş kaynayan tencereyi evin orta yerine koyan, sobayı yakan odunu tutuşturan, kesilen elektriği açan, akan damı onaran, evinden çıkamayan engelliyi bahçesinde tekerlekli sandalye ile kanatlandıran mucize devreye girer. O, öyle bir mucizedir ki ötesinde berisinde sadece gülen gözler yer alır. Eski Türk filmlerinde kalan aile sıcaklığı, güven ve sevgi, fırlar gelir hayatın tam ortasına.

 

Eskilerin “Allah yoklukla sınamasın kimseyi” sözü, o mucizeyi gerçekleştirenlerin temasıdır aslında. Ve işte onlar; Anadolu’nun şartlarını bilen, kağnıyı, atı, arabayı, öküzü çifte koşmayı, arpa ekmeğini, kullanılmış okul kitabını, eski defterlerle mektebe gitmeyi ve çokça umut etmeyi bilen insanlar olarak, gelip kondular Tokat bozkırına.

 

Dünyada yaşamanın tek ve gerçek anlamının, “Allah’a kul, millete hizmetkar” olmak olduğunu bilenlerdi. Bilip de yaşadılar. Gereğini yaptılar. Yapmaya da devam ediyorlar.Garip gurebanın yüzündeki tebessümü bir madalya gibi taşıyorlar göğüslerinde. Aldıkları dua, arkalarından gelen sevgi, yollarını açan saygı; hepsi işte, bu masalsı öykünün detayları.

 

Bugün bu şehri yönetenler yalnız kenti geliştirmek adına hizmet etmekle kalmıyor, bir büyük dönüşümü de gerçekleştiriyorlar. Bu dönüşüm insani değerlerin her şeyin üzerinde tutulduğu ve yalnızca insanların mutluluğunu hedef alıyor. Binlerce haneye selam vermek için uğrayan devlet var bugün Tokat’ta. Selam verip selam götürüyorlar. Cumhurbaşkanı’nın selamı ile girilen evlerde Vali beyin selamıyla sohbetlere devam ediliyor.

 

Tencere kaynamıyorsa ‘gereken’ yapılıyor. Yaşlı ve çaresizlerin yüzü gülüyor. Ozan Vali ile ardı sıra yaşama geçirilen onlarca projeye haksızlık olmasın ama…‘Sosyal Destek Hızır Tokat' bambaşka…

 

Bu projenin yeri ayrı, çok farklı bu iş. Yokluğun ve yoksulluğun bel büktüğü mazlumların kalbine dokunduğu için ayrı bir yeri var bu projenin. Nerede yoksul varsa orada hüzün vardır, bilirsiniz. Hüznün olduğu yerde rahat edilmez, bunu da bilirsiniz. ‘Komşusu açken tok olmak’ bünyeye ağır gelir, anlarsınız siz bunu.

 

O yüzden tarım, ticaret, sanat, eğitim; aklınıza ne gelirse, Tokat için hayati önem taşıyan projeleri cesurca uygulamaya başlayan bu müthiş ekip, ‘Sosyal Destek Hızır Tokat' ile gökteki yıldızları daralmış gönüllere indirdi, aydınlattı, ferahlattı. Çarşıda pazarda karşılaştığı kırık kalpleri onarmaktan tutun da 12 ilçe, 600 köy, 700 bin insanın derdini dert edindiler. Dedim diye yazıyorum yine: Limoncu Mustafaların mutlu olduğu bir şehir artık burası.

 

Ve yine yazdım diye yazıyorum: Rus yazarı Turgenyev, soğuk bir akşamüstü evine doğru yola çıkmış da hani, yolda bir dilenci kendisinden para istemiş. Bütün ceplerini kurcalayan Turgenyev, hiç para bulamamış. Bunun üzerine kendisine uzatılan soğuk elleri, elleriyle ısıtarak, “Kusura bakma kardeşim sana verecek bir şeyim yok” demiş. Ve dilenci, “Verdiniz ya efendim” demiş. “Bana kardeşim dediniz.”

 

Öyle işte. Uzatılan elleri ısıtıyorlar bugün Tokat’ta. ‘Kardeşim’ diyorlar. Bir adım da öteye geçiyorlar: “Neyin var, ne yapabilirim senin için?..”

 

Ve bugün bu şehirde kadim devlet, soğuk elleri ısıtıyor.

Yanmayan sobaları tutuşturuyor.

Akan damların çatısını onarıyor.

Engelli ayakların altında paspas oluyor.

Ve bugün bu şehirde kadim devlet, hayaldeki sazın, tezgahtaki limonun, tarladaki ürünün, gönüldeki kırık telin derdine düşüyor.

 

O vakit, türkünün dediği gibi, “bizden selam olsun dosta gidene…”

Selam olsun o dosta...

Bizden selam olsun o müthiş ‘Ozan’a…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar