BU BİR 'ŞAHSİYET' MESELESİ…
Hüseyin Alpay

Hüseyin Alpay

BAŞYAZI

BU BİR 'ŞAHSİYET' MESELESİ…

04 Aralık 2019 - 10:48

Birçok usta oyuncuyu kadrosunda buluşturan dizi “Şahsiyet”in başrol oyuncusuHaluk Bilginer’in, 47. Uluslararası Emmy Ödülleri'nde “En iyi erkek oyuncu” ödülünü alması hepimizi mutlu etti. Söz konusu dizide emekli bir adliye memurunu canlandıran Bilginer, “Agâh Bey” rolüyle dikkatleri üzerinde toplamayı başarıyor.

 

Dünyanın en prestijli televizyon ödüllerinden olan Emmy’de en iyi erkek oyuncu seçilen Haluk Bilginer’in müthiş performansı yalnızca Türkiye’de değil, ileri tiyatro öğrenimi gördüğü ve çok sayıda başarılı işlere imza attığıİngiltere’de de övgüyle karşılanıyordu. Şimdi bu başarısını Emmy ile perçinleyen Bilginer, ülkemizin dünyadaki yüz aklarından biri olarak adını zirveye taşıdı.

 

“Ülkem adına bu ödülü almaktan mutluyum” diyen Haluk Bilginer ayrıca, aldığı ödülü kızına ithaf etti.Ödülünükızı Nazlı’ya ithaf ederken, “Bir gün onun da oyunculuğu seçmesi umuduyla” diyen Bilginer bu başarısı ve sözüyle, sadece kendi kızına değil aynı zamanda milyonlarca gencede örnek oldu…

 

Haluk Bilginer Emmy ödülüne layık görüldüğü dizideki rolünü Hürriyet Gazetesi’nden Çınar Oskay’a anlatırken, “Beni çok heyecanlandıran ve benzerleriyle karşılaşmadığımız bir senaryo. Bildiğimiz seri katil hikâyesi değil. Adam kahraman da değil, tipik psikopat da. Yok olması gereken insanların listesini yapmış. Alzheimer olunca nasıl olsa unutacağım diye başlıyor sırayla. Şahane bir kara komedi/ gerilim. Hakan Günday çok iyi yazmış, Onur Saylak da çok iyi çekiyor.” demişti. Ve şimdi Bilginer, dediklerini haklı çıkartırcasına ödül alarak hepimizi ziyadesiyle mutlu etti.

 

Öte yandan Hürriyet’ten Savaş Özbey, “Haluk Bilginer neden büyük oyuncu?” başlığıyla yazdığı yazıda, “Emmy aldığı için değil. Birçok Hollywood yapımında oynadığı ya da muhteşem ses tonu, İngilizcesi, hitabetinden değil. Gelin size bir hikaye anlatayım…” dedikten sonra, şunları yazdı:

 

“1999 yılı. Henüz Emmy’si yok ama Haluk Bilginer, yine ‘Haluk Bilginer’. Robert Kolej’den dört kafadar bir film çekmeye karar veriyor. Genç olmalarına rağmen projeleri iyi. Bir yol senaryosu. İnce bir komedi. Gençler ellerinde projeyle çalmadık kapı bırakmıyorlar. Kime gitseler kapı yüzlerine kapanıyor. Bir kişi hariç: Haluk Bilginer. Projenin kalibresini hemen anlıyor; gençlere inanıyor; filmdeki rolü küçük olmasına rağmen kompleks yapmıyor ve kabul ediyor. Film çok gişe yapmasa da sonradan İstanbul Film Festivali’nde gösteriliyor, çeşitli festivallerden yedi ödül alıyor, hatta zamanın Hülya Avşar’ı, izledikten sonra ‘Teklif gelmiş olsa ben de oynardım’ açıklaması yapıyor... İşte Haluk Bilginer’i Emmy’ye taşıyan, ne en başta saydığım özellikleri ne de ‘Şahsiyet’ dizisindeki rolü. Aslında bu vizyon. Filmin adı ‘Fasulye’.Denk gelirseniz mutlaka izleyin, farkını göreceksiniz.Hikayeyi nereden mi biliyorum? O dört kafadardan biri, gazeteci abimiz Fikret Ercan’ın oğlu Özgür. Yönetmen: Bora Tekay. Yapımcılar: Haluk Özenç ve Kaan Kural.”

 

Yani anlatmak istediğim tam da bu: Savaş Özbey’in dediği gibi, “İşte Haluk Bilginer’i Emmy’ye taşıyan, ne en başta saydığım özellikleri ne de ‘Şahsiyet’ dizisindeki rolü. Aslında bu vizyon”; yani tevazu ve incelik sahibi olması…

 

Dolayısıyla bu, bir “şahsiyet” meselesi…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar