EVLİYA ÇELEBİ'YE GÖRE TOKAT'A "TOHAT" DİYEN...
Hüseyin Alpay

Hüseyin Alpay

BAŞYAZI

EVLİYA ÇELEBİ'YE GÖRE TOKAT'A "TOHAT" DİYEN KİMLERDİ?

06 Mayıs 2020 - 15:40

Evliya Çelebi 17. yüzyılın önde gelen gezginlerinden ve az sayıdaki 17. yüzyıl nesir yazarlarından biri olarak tanınır. “Türk ve dünya tarihinin en büyük gezgini ve en büyük seyahat kitabının yazarı” olan Evliya Çelebi, 25 Mart 1611’de İstanbul’da doğmuştur. Evliya Çelebi, babasının Sarayın kuyumcubaşı olması sebebiyle önemli hocalarından eğitim almış, musiki eğitimi bile görmüştür. Hiç evlenmediği bilinen Evliya Çelebi, Arapça, Farsça ve Latince dillerini öğrenmiştir.

Rivayete göre bir gece dua ederken “Şefaat Ya ResulAllah!” diyeceği yerde “Seyahat ya ResulAllah!” dediği için seyyah olmuş Evliya Çelebi. E tabi bu bir rivayet. Kendisinin de seyahat etmeyi çok sevdiği bilinir. Kaldı ki “Seyahatname” boyunca Rum, Arap ve Acem’de, İsveç, Leh ve Çek’te, 7 iklim ve 18 padişahlık yeri 51 yıl boyunca gezmiş, bütün bu gezdiği coğrafyada 147 dilden kelime toplamıştır.

Evliya Çelebi’nin Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan ve özgün metni 4 bin sayfayı bulan 10 ciltlik Seyahatnamesi’nden başka, “Şakaname” diye bir eserinin de olduğu söylenir. Ancak “Şakaname”ye bugüne kadar ulaşılamamıştır. 51 yıllık gezi hayatı boyunca devamlı not tutan, nerelere gittiğini, ne yaptığını, kimlerle görüştüğünü yazan Evliya Çelebi’nin hangi tarihte ve nerede vefat ettiği bilinmiyor. Ancak tarihçiler Evliya Çelebi’nin Mısır’da 1685 tarihinden sonra öldüğünü tahmin ediyorlar.

“Evliya Çelebi Seyahatnamesi” adlı eserde 17. yüzyılda Tokat ve çevresine dair gördüklerini de kaleme alan seyyahın, Tokat ile ilgili notları da dikkat çekicidir. Tokat isminin nereden geldiğine dair bilgileri paylaşan Evliya Çelebi’nin şu satırlarını dikkatinize sunuyorum: “(…) Ermeni kavmi Türkçe bu Tokat’a ‘Tohat’ der. (…) Etrak kavmi ‘Tok At’ der. Nicesi ‘Doğat’ der. Ama şehir zarifleri ‘Dok’at’ derler…” Yazıdan anlaşılacağı üzere Tokat’a Ermenilerin “Tohat”, “Etrak kavminin” (“Türkler”in) Tok’at dediği vurgulanıyor.

Evliya Çelebi’nin “Seyahatname” adlı eserinde 17. yüzyılda Tokat ve çevresine dair gördüklerinden diğer bazı notlar ise şöyle:

“Evvelâ bu hoş-havalı şehrin dört tarafında olan bahçeleri, bostanları ve gülistan bağları içinde akan suları var ki her bir tatlı sulu ırmağın kıyısında direkli İrem Bağları gibi Rıdvan Cenneti bahçelerinde bülbüllerin figanları ve hoş sesli ötüşleri insanın ruhuna safa verir. Bütün meyveleri öyle ter ü taze ve suludur ki diğer beldelere türlü türlü meyvelerinden hediye götürürler. Henüz letâfeti ve tatlılığı bâki olup birkaç günde lezzeti değişmeyip yine taze ve tatlı kalır.

Ve her bağları birer çeşit köşk, havuz ve fıskiyeler ile süslenmiş ve türlü türlü ağaçlar ile bezenmiş olup bütün halkı zevk ve şevk ehli, garip insanları seven kimselerdir, kin ve hileden uzak, her şeyden temizlenmiş, derya gönüllü, cömert, yumuşak huylu ve sakin adamlardır. Herkes hakkımda iyi düşünüp genellikle bezirgân olduklarından herkes ile iyi geçinirler. Ve hayır işlemeyi ve imaret yapmayı severler. Her cami, saray ve imaretleri o kadar sağlam ve güzel yaptırırlar ki minnetsiz hanelerine ve hoş camilerine insan girse hayran olur.

Bu şehrin yapılarında olan güzellik ve zariflik meğer Haleb şehrinde ola. Üstad mühendisler, var güçlerini harcayıp bu şehir yapılarını Amasya şehri yapılarından sanatlı olmak üzere tasarruflar, mukarnas, medine ve gilvîler etmişler ki bukalemun renkli dönen dünyada böyle işçiliği bir geçmiş mimar etmemiştir, zira bu şehir halkı gayetle varlıklı kimseler olduğundan hayrata çalışıp var güçlerini harcayarak Allah yolunda imaret ederler. O yüzden bu şehir günden güne büyük şehir olmadadır. Hatta kara ve deniz gezginleri içinde bu yeryüzü yedi iklim sayıldığında, bu Tokat şehri yedi beldedendir.

Evvelâ Mısır ve Bağdad'dan başka Şam, Haleb, Aymtab, Diyarbakır, Tire, Manisa ve İzmir’dir. Sekizinci büyük şehir bu Tokat şehridir. Allah imar etsin.

Bu şehrin zemini bir geniş bir ova ve verimli bir arazidir, asla dengi benzeri yoktur. Toprağı mamur ve her zaman halkı sevinçli, her tarafta mabedhaneleri güzel, amber kokulu pâk toprağı beğenilir, halkının ay ve yıl, gece ve gündüz nimetleri bol, her tarafta tatlı suları akar bir şenlikli şehirdir. Hâlâ Horasan Sultam Hacı Bektaş Velî duası bereketiyle bu eski şehir âlimlerin toplandığı yer, fâzılların kaynağı ve şairlerin meskenidir.

Bilginleri çoklukla felsefi ilimlerle ilgilenmezler. Ancak hadis ilmi, fıkıh ilmi ve feraiz ilmi görürler. Hepsi Numan ibn Sâbit (Hanefî) mezhebinde sâbit-kademlerdir. Tamamı pâk inançlı, mü'min, muvahhid, vera sahibi ve takva ehli kimselerdir.

Zengininin yoksulunun nimetleri gelene gidene açıktır. En aşağı derece kimseleri ve eğlenceye düşkün, hafif sayılan kimseleri bile kanaat sahibi olup yemeğini yalnız yemezlerdir, zira Allah'ın emriyle halkı "Yâ Ganî" ismine mazhar olduklarından o sıfat ile sıfatlandılar.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar