GÜNÜMÜZÜN "BEKÇİ MURTAZALAR'I"
Hüseyin Alpay

Hüseyin Alpay

BAŞYAZI

GÜNÜMÜZÜN "BEKÇİ MURTAZALAR'I"

11 Eylül 2020 - 11:11

Edebiyatımızın usta kalemlerinden Orhan Kemal’in Murtaza romanı ilk olarak 1952 yılında Vatan Gazetesi’nde tefrika halinde yayımlandı. Varlık Yayınları tarafından da romanın yeni baskısını yapıldı.

 

1965 yılında filme de uyarlanan romandaki Murtaza karakterini usta tiyatrocu Müşfik Kenter canlandırmıştı. Orhan Kemal’in çok bilinen eseri “Murtaza”da, disiplinli gece bekçisi Murtaza’nın öyküsünü okuruz. Murtaza romanı edebiyatımıza damgasını vurmuş bir kitap olarak bilinir. Otorite ve gerçekçilik kavramlarının arasına sıkışıp kalan Murtaza’nın yaşadığı ikilemi anlatan roman mizahi bir üslupla yazılmış, güldürü öğelerinin fazla olması da kitabı öne çıkartan bir özellik olarak gösterilmiştir.

 

Romanın başkahramanı Murtaza, 1950’li yıllarda İstanbul’da gece bekçiliği yapmaktadır. Altı çocuğu ve eşiyle oldukça zorlu bir hayat sürdürmektedir. Romanı okuyanlar Murtaza’yı sürekli gülünç bulmuştur. Murtaza ise sürekli bir kavganın ve didişmenin içerisindedir. Hem ailesiyle hem de çevresiyle sorun yaşayan Murtaza, yaşadığı topluma kendi doğrularını ve ilkelerini zorla benimsetmeye, kabul ettirmeye çalışmıştır. Murtaza’ya göre kendi doğruları ve idealleri başkalarının savunduklarından daha gerçekçidir. Herkesin kendisi gibi olmasını istemektedir.

 

Murtaza’nın karakter tahlili bu anlatılardan yola çıkarsak ütopik bir düşünce içerisinde olduğu saptaması yerinde bir tanımdır. Bütün dünyayı tek başına değiştireceğine inanan Murtaza, zamanla mahallesinde ve işinde istenmeyen kişi haline gelmiştir. Toplumu iki ana çizgiye ayırarak bunların zenginler ve fakirler olarak sınıflandırmıştır. Zenginlerin iyi hayat koşullarında yaşadığını, temiz elbiseler giydiğini ve hepsinin kravatlı olduğunu gören Murtaza’ya göre zenginler, Allah’ın birer sevgili kuludur…

 

Murtaza kendisini soylu bir sınıfın içinde görerek ona göre kendine bir kaftan biçmiştir. Fakir olmasına rağmen soylu sınıfının değer yargılarının arkasına sığınarak, burada farklı görünmeye çalışmıştır. Murtaza için her şeyden önemlisi yaptığı bekçilik olmuştur. İnsanların korkulu rüyası haline gelen Murtaza, herkesten farklı görünmeye çalışmıştır. Müdürlerine, üstlerine karşı her zaman saygılı bir tutum izleyen Murtaza, içten içe de kendini onlardan üstün görmeye başlamıştır. Diğer bekçilere bile küçümseyici gözlerle bakarak dünyayı adeta kendisi yaratmıştır. Murtaza her zaman başına buyruk olmuştur. Sürekli bildiğini okuyan kararlı ve sert birisidir. Onu üzüntüye sevk edecek her şeyden öfkelenirken, övüldüğünde ise havalara uçacak kadar alçak gönüllükten uzaktır.

 

Murtaza’nın insanlara karşı tutumundan dolayı halk şikâyetçi olmaya başlamıştır. Murtaza artık istenmeyen kişi olmuştur. Bu durumdan rahatsız olan amiri tarafından bir fabrikaya atanarak görevini burada sürdürmeye çalışmıştır. Sert iş politikasını burada da devam ettiren Murtaza, işçiler için bıkkınlık vermeye başlamıştır. Çalışanları sürekli azarlayan Murtaza’ya karşı fabrikada ‘Murtaza İstifa’ protestoları başlamıştır.

 

Aynı fabrikada kızı da çalışan Murtaza, sertliğini kızına karşı da sergileyerek ne kadar idealist ve tarafsız olduğunu da kanıtlamıştır. Zenginlerin yanında yer alan Murtaza, oğlu Hasan tarafından ‘emek düşmanı’ ve ‘yardakçı’ olarak tanımlanmıştır…

 

Toplumcu gerçekçi romanların başında gösterilen Murtaza’da işlenen konu, bugün şöyle bir etrafımıza bakarsak hemen her alanda canlı olarak yaşanan bir durumdur. Kendisini romandaki “Bekçi Murtaza”nın yerine koymuş kraldan daha kralcı, patronunun/amirinin gözüne girmek için her türlü taklayı atan birçok tip, bugün yaşadığımız toplum yapısının içerisinde ve hemen her yerde karşımıza çıkan tiplerdir.

 

Edep, ahlak ve her türlü insani değeri ayaklar altına alarak şahsi ikballeri için etraflarındakileri kırıp döken, kural ve yasaları birilerinin gözüne girmek için kendileri lehine uygulayan bu insanlar, maalesef her yerde karşımıza çıkabiliyorlar…

 

Günümüzün Bekçi Murtaza’ları kendilerini ağadan daha ağa, patrondan daha patron, müdürden daha müdür, liderden daha lider sayarak, gülünç ve ibretlik halleriyle patinaj yapıyorlar. Onların bu hallerini gördükçe, “Keşke Orhan Kemal yaşasaydı da bugünlerin Murtaza’larını o güçlü kalemiyle bir yazıverseydi” demekten alamıyorum kendimi…

 

Nur içinde yat Orhan Kemal…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

google.com, pub-3199390086544553, DIRECT, f08c47fec0942fa0