MUHALEFET ARANIYOR
Hüseyin Alpay

Hüseyin Alpay

BAŞYAZI

MUHALEFET ARANIYOR

21 Şubat 2020 - 10:03

Tam 2 yıl önce yazmışım aşağıdaki yazıyı… 2 yılda “muhalif olmak adına” hiçbir şeyin değişmediğini görmek çok acı olsa da değişmeyen gerçeğimizi yeniden göstermek isteyerek, bir kez daha yayımladım bu yazıyı. Umuyor ve diliyorum ki Türk halkı, özlemini çektiği muhalefet partilerine bir an evvel kavuşur. İşte, değişmeyen gerçeğimizi bir kez daha görmemiz adına, 2 yıl önce yazdığım o yazı:

 

Güçlü iktidara güçlü muhalefet gerekir

 

Toplumun hassasiyetlerini göz önünde bulundurmadan sürekli aynı hataları yaparak iktidar olunamayacağı gerçeğini, muhalefetteki partilerin mutlaka idrak etmesi gerekiyor. Öyle ki, hangi konuşmayı nerede, nasıl yapacağını bilemeden gittiği her yerde aynı kalıplarla konuşuyorsa bir siyasetçi, biliniz ki hatalar zincirinde tutsaktır. Yani demem o ki, Trakya’da konuştuğunuz rakı muhabbetini İç Anadolu’da yaparsanız iktidar yüzü göremezsiniz. İktidarı göremediğiniz gibi, bir de gittiğiniz yere bir daha gidecek yüzünüz kalmaz.

 

AK Parti karşıtlığını Tayyip Erdoğan düşmanlığıyla harmanlayıp her gün aynı sertlikte açıklamalar yaparak da iktidara gelemez bir parti... Yani "Adamsan... Şerefliysen... Delikanlıysan..." diye kükremekle, üstelik bunu sadece kendi partinin grup toplantısında yapıyorsanız, yine yanlıştasınız demektir. Elinize nereden geçtiği açıkça belli olan kağıtları meclis kürsüsünden sallayıp, "Belge bunlar!" diyerek de halkın karşısında inandırıcı olamazsınız... O kağıtları meclise ve yargıya verip, ardından doğrulukları saptanınca zafer kazanmış olursunuz, ama bunları yapmadan salladığınız her kâğıt size antipati kazandırır ki, bundan da yine iktidar kazançlı çıkar.

 

CHP'nin geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen kurultayını izleyince yine aynı sorular geldi aklıma. İllerde kendisine bağlılıklarını ilan etmiş il başkanlarının yazdığı delegelerle seçimi kazanan CHP lideri, kendisinin adaylığı için imza veren 200'ün üzerindeki delegenin oyunu alamadan genel başkan seçildi. CHP'nin kendi içerisinde yaşadığı kurultay heyecanının, partinin girdiği genel ve yerel seçimlerde de sadece aday belirleme sürecinde yaşaması ve sonrasında rakip partilerle olan yarışında o heyecandan küçük bir kırıntının bile kalmaması, bilmem nasıl izah edilebilir?

 

Tokat ölçeğinde söyleyeyim; 5 Milletvekilliğinden 1'ine talip olan CHP'ye en az 20-25 aday adayı başvurur, içlerinden biri 1. sıradan aday gösterilir haliyle... Sonrasında elenenleri bir daha partide göremezsiniz. 2. sıraya gelen milletvekili adayı dahil gösterilen 5 milletvekilinden 4'ü başta olmak üzere diğer listeye girmeyenler artık sırra erer, bir daha da ortalıklarda görülmezler. Hatta birinci sırayı bekleyip 2,3,4,5'e gelenlerden herhangi biri, ya da hiç sıralamaya girememiş olanlardan bazıları, seçim sürecinde "küskün" oldukları için öfkelerine yenilip partilerinin aleyhinde bile çalışabilirler!

 

Peki AK Parti'de durum nasıl olur? Sıralamaya kimse itiraz etmez, 5. sıradaki sanki 1'deymiş gibi çalışır, hatta listeye giremeyenler bile seçilecek milletvekili adayları gibi sahalarda canla başla mücadele ederler. Küskünlük elbette olur, ama bunu partisine hainlik noktasına taşımaz hiçbir aday ve aday adayı. AK Parti'nin seçim başarılarının sırlarından biri de işte bu ayrıntıda gizlidir. Ekip çalışmasının hakkını veren bir teşkilat yapısıyla meydanlarda, evlerde, işyerlerinde, köylerde ve kasabalarda bire bir mücadelenin layıkıyla yapıldığını, AK Parti seçim dönemlerinde herkese gösterir.

 

Peki şimdi de şu soruyu sorayım; son 15 yıldır aynı hataları tekrarlayıp duran muhalefet partileri, hangi ekonomik, sosyal ve idari projeleri savunuyor, bilenimiz var mı? Peki ya eğitimde yaşanan sıkıntıların çözümü için önerisi olan bir parti var mı?.. Terör, işsizlik, ekonomi ve toplumda ivme kazanan şiddet olaylarına karşı bir reçetesi olan siyasi hareketi duydunuz mu? Yok...

 

Ne var peki? "Yandaş medya bizi ekranlara çıkarmıyor, yeteri kadar bize yer vermiyorlar" mızıkçılığı, 15 sene önce mazot şu kadardı, şimdi bu kadar muhabbeti, dünyada yalnız kaldık psikozu... Nerede gençlik ve kadın? İşsizlik kimin umurunda? Emekliyi, işçiyi, memuru kim düşünüyor? Esnaf ve köylü kimin aklına geliyor?.. Gelmiyor! Yani demem o ki, seçim kazanmayı sadece kendi partisinin kurultayını kazanmak olarak algılayanlar, ne zaman ki bu ülkenin gerçeklerine sırt dönmekten vazgeçecekler, ne zaman ki Anadolu insanının değerlerine saygı duyarak o değerler üzerinden siyaset üretmeye başlayacaklar, işte o vakit seçim kazanmanın da bir hedef olduğunu yeniden hatırlayacaklardır.

 

Bugün bu ülkenin okullarında çocuklar dayak yiyorsa, öğretmenler, doktorlar, hemşireler saldırılara uğruyorsa, sokaklarında şiddet durmuyorsa, kadınlar katlediliyorsa, hayvanlara zulmediliyorsa, yoksulluk kader haline gelmişse, nerede muhalefet? Nerede çözüm önerileri? Bir "Hayvan Hakları" yasasını çıkartamadık bile. Çocuklarımızı ve kadınlarımızı kendine hedef seçen hastalıklı ruhların alacakları cezaların caydırıcılığının olması için meclise verilen bir kanun teklifini duymadık henüz.

 

Bırakın çözüm önerilerini, hangi siyasi parti bu sorunlar üzerinde kafa yorup açıklama yapıyor? Partilerin Salı günlerindeki grup toplantılarında bu meselelerin konuşulduğunu da duymadık. Ülke ateş hattındaki bir coğrafyada kaderini tayin ederken, 15 Temmuz 2016’da yaşadığı travmayı daha atlatamamışken, emperyalistlerin topyekûn bir saldırısı ile karşı karşıya iken, üzgünüm ki, siyasetin dili halkın diline yabancı kalmıştır.

 

Türkiye’nin yeni bir siyasete, yeni bir anlayışa, yeni bir vizyona; özetle "yeni bir muhalif anlayışa" ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir demokrasinin işleyişi için güçlü, vakur, pozitif çözümler üreten, akılcı politikalarla ülke gündemine reel seçenekler sunan bir muhalefet, iktidar için de bir denge unsurudur. Bu geçmişte böyle oldu. Demirel'in karşısında Ecevit, Ecevit'in karşısında Demirel, medeni bir üslup ve politik mücadele ile demokrasiye katkı sundular.

 

İşte bugün ülkemizin yine, halkının değerlerine saygılı, körü körüne muhalif olarak değil; bilimsel ve akılcı çözümler ile yurtsever bir politik programa sahip güçlü bir muhalefet partisine her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. Çünkü, sürekli büyüyen ve gelişen bir ülkedeki güçlü iktidarın karşısında, güçlü bir muhalefetin olması şarttır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar