OTİZM TEŞHİSİ KONULAN KİŞİ SAYISI ARTIYOR MU?
Hüseyin Alpay

Hüseyin Alpay

BAŞYAZI

OTİZM TEŞHİSİ KONULAN KİŞİ SAYISI ARTIYOR MU?

16 Kasım 2020 - 14:04

Birkaç ay önce okuduğum bir yazıda dünyada otizm teşhisi konulan kişilerin sayısındaki artışa dikkat çekiliyordu. Birgün Gazetesi’nde Çağrı Mert Bakırcı imzasıyla yayımlanan o yazıda, sadece Türkiye’de 550.000 otizmli çocuk olduğu belirtilerek, “ABD’de 1966 yılında popülasyonun %0.05’i otizmli olarak tanımlanırken, günümüzde bu oran %2’ye ulaşmış vaziyette! Kanada’nın Quebec bölgesinde 2000 yılından beri otizmli kişi sayısı her yıl ortalama %24 oranında arttı” deniliyordu.

 

Çağrı Mert Bakırcı yazısında daha sonra şu ifadelere yer veriyordu:

 

“Normalde bu yazıya otizmin tanımıyla giriş yapmam gerekir; ancak bunu yapmakta zorlanıyorum. Herkes zorlanıyor. Çünkü otizmin tam olarak ne olduğunu bilemiyoruz. Akademide kesin ve net çizgilerle belirlenmiş bir otizm tanımı bulunmuyor. 21 Ağustos 2019’da JAMA Psychiatry dergisinde yayımlanan bir makale, zihinsel hastalıkların kataloglanmasını sağlayan DSM el kitabının farklı sürümlerinde bile bu konuda çok ciddi uyumsuzluklar olduğuna dikkat çekiyor.

 

Otizmle ilgili güncel çalışmalar, otizmli bireylerin ‘genel popülasyon’a nazaran şu 7 başlıkta farklılık gösterdiğini ortaya koyuyor: Duyguları tanıma, zihin teorisi (diğer insanların kendi niyetleri olduğunu anlayabilme yetisi), bilişsel esneklik (bir işten diğerine geçiş yapabilme yetisi), aktivite planlama, davranışları baskılama, tepki uyarımı (sinir sisteminin duyu organlarından gelen uyarılara yanıt verebilmesi) ve son olarak, beyin hacmi. Halk arasındaysa yaygın olarak sosyal etkileşim ve iletişim sorunları çekme ve kısıtlandırılmış, kendi kendini tekrar eden davranışlarla tanımlanıyor.”

 

Otizmin günümüzde “kategorik bir hastalık” olarak görülmediğine dikkat çeken Bakırcı, daha ziyade “spektrum hastalığı” olarak değerlendirildiğini söylüyor. Yani “ya otizmlisiniz, ya da değilsiniz” gibi bir durumun söz konusu olmadığını kaydeden yazar, “Yukarıdaki 7 kategorinin her birinde ne durumda olduğunuza bağlı olarak, otizmli olmak ile olmamak arasındaki yelpazede herhangi bir noktada bulunuyor olabilirsiniz. İşte bu durum da, otizm tanısını ve teşhisini zorlaştırıyor, bu alandaki istatistiklerin anlamını muğlaklaştırıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

 

“Her ne kadar otizmli bireylerin ‘anormal’ olmadığı, daha ziyade ‘insan popülasyonu içi bir çeşitlilik’ oldukları düşüncesi genel olarak kabul görse de, otizmin getirdiği problemlerin gereğinden fazla ‘sıradanlaştırılmasının’ otizmlilere faydadan çok zarar getirmesi de mümkün” diyen Çağrı Mert Bakırcı, yazısını şu cümlelerle bitiriyor:

 

“Örneğin son dönemde bazı araştırmacılar, otizmin tıbbi bir durum olmadığını, dolayısıyla tıbbi tedavinin gerekli olup olmadığını sorgulamaya başladılar. Bu durum, otizmin tedavi edilebilir bir durum olduğunu düşünen diğer hekimler tarafından problemli ve kısıtlandırıcı bulunuyor. Eğer tanımı fazla sıradanlaştırır, bir problem olarak görmekten çıkarırsak, otizm araştırmaları bu kişilere yapılması gereken yardımları tespit etmekte zorluk çekebilir. Son 10 yılda otizm araştırmalarında dikkate değer bir atılım yapılamamış olmasının sebeplerinden birisi de bu olabilir.”

 

Otizmli özel çocuklarımızın her koşulda yüzlerinin gülmesi dileğiyle…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

google.com, pub-3199390086544553, DIRECT, f08c47fec0942fa0