'OTLAKÇI', 'ESKİCİ' VE OKUMAK ÜZERİNE…
Hüseyin Alpay

Hüseyin Alpay

BAŞYAZI

'OTLAKÇI', 'ESKİCİ' VE OKUMAK ÜZERİNE…

27 Ağustos 2020 - 18:58

Ünlü öykü yazarımız Memduh Şevket Esendal’ın “Hikâyeler” adını verdiği kitabında yer alır “Otlakçı”.  Memduh Şevket Esendal’ın çok bilinen ve sevilen öyküsüdür. Dilimizde bir sıfat olarak yer alan “otlakçı”, başkalarından yiyip içmeyi, yararlanmayı, özellikle sigara ihtiyacını başkalarından karşılamayı huy edinmiş kişilere verilen isimdir.

 

“Otlakçı” adlı hikâyede, sigaraya para vermeyi uygun bulmayan ve hatta bunu enayilik olarak kabul eden bir adamın sigara içenlerin tütün tabakasından tütün aşırması anlatılıyor. Bu tütün aşırma olayında, tütün tablasını kahvede bir yerde unutan herkes nasibini alır ve genellikle de bütün tablada sadece tütün tozu kalıncaya dek boş bırakılır. Fakat bu durum diğerlerinin pek de umurunda değildir; çünkü kendisiyle tartışmaya girmek boşunadır…

 

Hikâyedeki Mahmut Efendi bugünkü ifadeyle “beleşçi” olarak bilinir. Mahmut Efendi kesinlikle tütün taşımaz, çünkü taşıması için bir sebep yoktur. Kahvedeki tanıdıklarından “geçinmeyi” huy edinmiştir. Üstelik bu “geçim” olayında hiç de adil değildir; tütünün saçağını seçip içer, tozunu ise tütün sahibine bırakır. Biraz da yüzsüzdür hani, kızılınca üste çıkmaya kalkışır aklınca.

 

Bazen günlük siyasetin dışına çıkıp edebiyata sığınmak gerekir. Sığındıkça nefes aldığınızı hissedersiniz. Ben de bunca koşturmaca içerisinde fırsat buldukça okumayı ihmal etmiyorum. Yıllar önce okuyup belleğimde biriktirdiğim öyküleri yeniden okumak da alışkanlıklarımdan biri. “Otlakçı”yı bu nedenle yeniden anımsadım. Yalnız Memduh Şevket Esendal’ın öykülerini değil, Ömer Seyfettin, Refik Halit Karay ve Aziz Nesin’i de anımsamadan geçemiyorum şu sıralar.

 

Refik Halid’in “Eskici” adlı öyküsünü de yeniden okudum. Çok küçük yaşta anne ve babasını kaybeden ve hiç yakın akrabası kalmayan Hasan Filistin’e halasının yanına gönderilir. Filistin’de kendini çok yalnız hisseden Hasan, Türkçe konuşamaz ve durmadan ağlar. Günlerden bir gün kapılarına gelen ayakkabı tamircisi eskicinin de Türk olduğunu anlamasıyla ve uzun zaman sonra ana dilini konuşacak birini bulmasıyla, bir nebze olsun rahatlar. Ve tabi öykünün sonunda eskicinin işi biter, evden ayrılır ve Hasan katıla katıla ağlar…

 

Dedim ya edebiyat iyidir.

 

Okumak güzeldir. Bunca hengâmenin ve koşturmacanın içerisinde sizi yeni ve ferah yerlere götürür. Fransız düşünür Montesquieu “Okumayı sevmek hayattaki can sıkıcı saatleri güzel saatlerle değiştirmektir” der. Aynen de öyle. Zorunluluklara ara verip okumak şart. Sıkıcı ortamları çantanızdan çıkaracağınız bir kitapla oksijeni bol bir vadiye çevirebilirsiniz. Benden söylemesi…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

google.com, pub-3199390086544553, DIRECT, f08c47fec0942fa0