SOKAK ÇOCUKLARI İÇİN KANUN ÇIKARMAYA ÇALIŞIRKEN KALBİ DURAN...
Hüseyin Alpay

Hüseyin Alpay

BAŞYAZI

SOKAK ÇOCUKLARI İÇİN KANUN ÇIKARMAYA ÇALIŞIRKEN KALBİ DURAN ADAM…

02 Ağustos 2019 - 12:31

23 Temmuz 1882 yılında İstanbul Kocamustafapaşa’da doğan Kazım Karabekir, kahraman bir asker ve deneyimli bir siyasetçi olarak tarihe adını altın harflerle yazdırmış önemli bir isimdir. Kazım Karabekir Paşa, Kurtuluş Savaşı’nı başlatan komutanların arasında yer alarak Doğu Cephesi’nde gösterdiği başarılarından dolayı “Kırmızı-Yeşil şeritli İstiklal Madalyası” sahibidir.

 

Askeri yaşamında birçok başarı gösteren Kazım Karabekir Erzurum'a giderken,Bayburt’ta gördüğüyetim çocukları Erzurum’a gönderme emrini vererek, yetim çocukları koruma hassasiyetini bir ömür devam ettiren ve bu vasfıyla gönüllerde yer edinen nadide bir kişilik olarak tanınır. Adına “Gürbüz Çocuklar Ordusu” denilen bu koruma ve kollama hareketiyle Paşa, iki bini kız olmak üzere, altı bin yetim çocuğa din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin eğitim verdirmiş, doğu bölgesinde dönemin belki de ilk eğitim reformunu gerçekleştirmiştir.

 

Karabekir Paşa, 15.Kolordu Komutanı olarak Doğu Anadolu’da görev yaptığı süre boyunca sosyal, kültürel ve eğitim alanlarındaçalışmalar yapmaya başladı. En çok üzerinde durduğu mevzu ise savaşlarda ailelerini kaybeden binlerce yetim ve öksüz çocuğun tekrar hayata kazandırılmasıydı. Yazılı kaynaklardan öğreniyoruz ki Kazım Karabekir Doğu Cephesi'ne geldiği ilk günlerde yaptığı çalışmalarla, “50 bine yakın bakıma muhtaç çocuk olduğunu rapor etmiş; bu çocukları sokaklarda, ağaç kovuklarında, mağaralarda, ağaç yaprakları ve ot yiyerek hayatta kalmaya çalışan sersefil halde çocuklar” olarak tanımlamıştı.

 

Kazım Karabekir tarafından sokaklardan ya da bakamayacak durumda olan akrabalarının yanından toplatılan bu çocuklara temsili olarak,“Gürbüz Çocuklar Ordusu” ismi verildi. Çocuklara kayak dersi de dahil olmak üzere verilen askeri eğitimlerin yanı sıra, birçok alanda zanaat eğitimleri de sunuldu. Tarihçi Cemal Kutay da Mustafa Kemal’in bu çocuklardan çok etkilendiğini söyleyerek, şunları belirtiyor:

 

“Atatürk, Kırklareli Milletvekili Dr. Fuat Umay’ı bizzat bu çocukların eğitimi ve sağlığıyla ilgilenmesi için görevlendirdi. Latife Hanım ise bu çocuklarla ilgilenmeyi ulvi bir görev kabul etti; eğitimleri ve bakımlarıyla bizzat ilgilendi. Karabekir Paşa, bu çocukları Ankara’ya Paşa’nın huzuruna getirirken amacı, tüm ülkedeki yetimlere ve kimsesiz çocuklara dikkat çekerek onların eğitimini sağlayacak okullar kurdurtmaktı. Amacına ulaştı. Onun kurduğu sanayi mektepleri şimdiki meslek lisesi…”

 

Koruma altına alınan 6 bin çocuğun arasında sadece Türk çocukları yer almıyordu. Kimsesiz kalmış Ermeni çocukları da koruma altına alınmış, hatta bazı yetenekli Ermeni çocukları “Türk ailelerin çocuklarıymış gibi gösterilerek askeri okullarda öğrenim gördü” iddiaları ortaya atılmıştı. Prof. Dr. Mete Tunçay bu konuyla ilgili şu yorumu yapıyor:“I. Dünya Savaşı sonrası doğuda yetim çocukları toplayan Kazım Karabekir Paşa onlara üniforma giydirerek çeşitli mesleklerde yetiştirdi. Çocuk sevgisi paşanın karakterinin en yüce yanıydı. Hatta çocukları toplayan askerler, ‘Paşam bazı çocukların Türk mü Ermeni mi olduğunu anlayamıyoruz. Bazıları da Ermeni çocuklar, onları ne yapalım’ diye sormuşlar. Paşa, ‘Hepsini alın’ diye emir veriyor. Paşa, bu nedenle daha sonra, ‘Ermeni Çocukları Türkleştirdi’ şeklinde eleştirildi. O çocuklar, Karabekir Çocuğu olarak biliniyor. Askerliğimi yaparken bizzat şahit oldum, bazı milliyetçi kesimler, Karabekir’in asker çocuklarını Ermeni olarak nitelendiriyor ve ordunun Türk yapısını bozduğunu iddia ediyordu.”

 

Dönemin tanığı tarihçi Cemal Kutay ise “Din ve milliyet farkı gözetmeden tüm yetimleri topladı ve Türk üniforması giydirdi. Kızlı erkekli tüm yetimleri aydın, bilgili, ülkesini seven birer vatan evladı olarak yetiştirdi. Onlar sadece orduda yer almadılar, müspet meslek sahibi olmaları için meslek okulları açtı.” açıklamasında bulunuyor. Kutay, “Beşeri tarafı ağır basan bir askerdi. Dört bin çocuğa babalık eden, o çocuklar için heyecanlanıp gözleri yaşaran bir asker. Bu konuda da en büyük destekçisi ona her zaman çok güvenen Mustafa Kemal Atatürk’tü. 1908-1919 yılları arasında 10 yıl boyunca üç büyük savaş gören ülkemizde, Anadolu adeta yoksullar ve yetimler memleketi olmuştu. Sokakta nerdeyse erkek kalmamıştı. Karabekir Paşa, kurduğu okullarda yetişen çocuklardan en az iki kişinin köylere giderek aynı ruhu taşıması ve diğer köylüleri de eğitmesini istemişti. Köy enstitülerinin fikir temelini o oluşturmuştu…” diyor.

 

Birkaç yıl önce Hürriyet Gazetesi ile bir röportaj gerçekleştiren Kazım Karabekir'in kızı Timsal Karabekir ise bu konuda, “Kazım Karabekir için bu çocukların hangi ırktan olduğu değil 'evlat' olmaları önemliydi. Bununla birlikte bugünleri görerek Ermeni çocukları asla Türkler'in arasına katmamıştır. Gürbüz Çocuklar Ordusu'na alınan çocukların secereleri bellidir.” demişti. Timsal Karabekir açıklamalarında daha sonra, “Ermeni çocuklar da sokaklara terk edilmiş, onlara da sahip çıkılmıştır. Onlar, Trabzon'da ABD tarafından açılan yetiştirme yurduna gönderilmiştir. Trabzon'da en iyi şekilde bakılan yaklaşık 5 bin Ermeni çocuk da Kazım Karabekir'i bir baba olarak görmüştür. Ermeni çocukların yaptığı ve altına 'Yetimler babası, Kahraman Kazım Karabekir Paşa Hazretleri... Trabzon Ermeni yetimleri tarafından, 9 Eylül 1919' yazarak kendisine gönderdiği karakalem resim bugün müzemizde sergilenmektedir. Bu resim belki de yalanlara en güzel cevap niteliğinde...” ifadelerine yer vermişti.

 

Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanan röportajın devamında Timsal Karabekir şöyle demişti:

 

“İnanması gerçekten güç ama o günün koşullarında sinemacılık, şimendifer, buhar makinesi tamiri, sıhhiyecilik eğitimleri dahi veriliyordu. Hatta çocuklar küçük kaplı ameliyat yapabilecek duruma gelmişti. Orduya potin, kıyafet dikerek de yarar sağlıyorlardı. Bugün bile yaygın olmayan spor dallarında eğitim alıyorlardı. Babamın üç kızı ve yanı sıra binlerce çocuğu vardı. Son nefesine kadar onlarla yazıştı, dertlerine, sevinçlerine ortak oldu. Milletvekilliği sırasında, sokak çocukları ile ilgili kanunu meclisten geçirmeye çalışırken kalp krizi geçirerek yaşama veda etti. Onun çocuklarla ilgili çalışması, bugün yaşadığımız çocuk sorunlarını çözecek nitelikte...”

 

Evet, Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın efsane komutanlarından Kazım Karabekir’in içimizi ısıtan bu vicdanı, bugünümüzün ihtiyacı olan şeydir aslında. Tıpkı kızı Timsal Hanım’ın dediği gibi, O’nun çocuklarla ilgili çalışması, bugün yaşadığımız çocuk sorunlarını çözecek çareler barındırıyor. Milletvekilliği esnasında sokak çocukları ile ilgili kanunu meclisten geçirmeye çalışırken kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden o müthiş hassasiyetin sahibini, rahmetle ve saygıyla anıyoruz.

 

Allah, Kazım Karabekir’in taşıdığı kalbi hepimize nasip etsin…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar