VE OZAN BALCI…
Hüseyin Alpay

Hüseyin Alpay

BAŞYAZI

VE OZAN BALCI…

07 Eylül 2020 - 16:40

İdarecilik bir sanattır.

 

Hem öylesine bir sanattır ki idarecilikte geçen sürenin bitiminde, geride kalanlar giden idareciyi iyi ya da kötü hep anımsarlar. Güzelliklerle anılan her idarecinin tarihsel döngü içerisinde yeni gelen idarecilerle kıyaslanması da kaçınılmaz bir realitedir aynı zamanda. Misal merhum Recep Yazıcıoğlu, adını duyurduğu Tokat’ta hiç unutulmadı ve kendinden sonra gelen her vali de Yazıcıoğlu’ndan izler arandı.

 

Birçoğunu yakından tanıma imkânım oldu.

 

Recep Yazıcıoğlu’ndan sonra belleğimde iz bırakan valiler sırasıyla Mehmet Özgün, Recai Akyel, Mustafa Taşkesen ve Cevdet Can oldu. Mehmet Özgün Tokat Kültür Sarayı’nı ve Mehmet Özgün Konutları’nı eser bırakarak gitti Tokat’tan. Ağırbaşlı, devlet otoritesine bağlı, kuralcı bir valiydi. Recai Akyel, Mustafa Taşkesen ve Cevdet Can’ın ortak özellikleri ise sempatik olmalarıydı.

 

Halkla iç içeydiler.

 

Üçünün de yüzü hep gülerdi. Etraflarına yaydıkları enerji hepimize yetiyordu. Bürokrasiye boğulmadan, yurttaşlardan gelen talepler doğrultusunda insanımıza hizmet ettiler. Herkese kucak açtılar, mevzuları derinleşmeden devlet aklıyla çözdüler. Devlet dairelerindeki “ceberut memur” algısı Recep Yazıcıoğlu ile değişmeye başlamış, Özgün, Akyel, Taşkesen ve Can ile tümden değişmişti: Ceberut memurlar gitmiş, babacan insanlar gelmişti.

 

2018 yılının son aylarında göreve başlayan Vali Dr. Ozan Balcı ise alışılagelmişin dışında bir portre çizdi.

 

Göreve başladığı günden bu yana birçok yazı yazdım hakkında. Bu yazıların hepsi bir gözleme ve halkın içerisindeki yansımasına dayanıyordu. Merhum Recep Yazıcıoğlu’nun izlerini arayan Tokatlılar için Ozan Balcı, belki de aynı ruhun şimdiki temsilcisiydi. Nitekim öyle de oldu ve Ozan Balcı gerçeği karşısında hemen herkes aynı cümleleri kurmaya başladı: “Bu Vali başka Vali! Tıpkı Yazıcıoğlu!”

 

Merhum Yazıcıoğlu ile karşılaştırılmak belki anlamlı geliyordur Ozan Balcı için.

 

Ama karşılaştırılmaktan ziyade, Recep Yazıcıoğlu’nun dönemin koşullarını zorlayarak yıkmak istediği ve bunda da kısmen başarılı olduğu bürokratik devlet anlayışından uzak, halkla iç içe ve “icracı” bir Vali olarak çalışmalarını sürdürüyor olması çok önemli. Vizyoner projeleriyle Tokat’ın çiftçisine, köylüsüne, eğitimine, sağlığına, esnafına ve daha birçok toplum kesimine değer katan Ozan Balcı, bildik algının aksine üretken ve icraat yapan bir Valilik örneği sergiliyor.

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” sözünü haklı çıkarırcasına garip-gureba için harcadı/harcıyor enerjisini.

 

“Herkesin tenceresi kaynayacak, her evin bacası tütecek” dedi ve dediğini yaptı. Bugün Tokat’ta aç ve açıkta, bakıma muhtaç kimse yoksa bunun mimarı Ozan Balcı’dır. Anadolu kültürünün mayasını özümsemiş, bu coğrafyanın varlığını da yokluğunu da yaşamış çünkü. Dert sahibini gözünden tanıyor. İliklerine kadar işlemiş vatanseverlik. Ve hayatını adamış bu ülke ve bu halk için.

 

Arada sırada yanına uğradığımızda yerinde duramayan, aynı anda birkaç konuyu halledebilen, sorunun değil, çözümün bir parçası olduğunu gösteren haliyle hayran bırakıyor kendine. Cemal İncesoyluer, “Vali Balcı'ya hangi libası giydirirseniz bol gelmez, yakışır ve oturur. Mesela Milli Eğitim Bakanı, büyükşehir valilikleri, bakan konumları, Türkiye'nin en stratejik kurumlarının lider yöneticiliği. Böylesine çalışkan, bütün gününü 24+1 çalışmak üzere yaşayan bir idareci bulmak çok zordur…” diye yazarken az bile yazmıştı.

 

Gördüğüm, bildiğim, duyduğum olguların ışığında yazdım.

Bir kez daha dil ile ikrar, kalp ile tasdik ederim ki:

“Ozan Balcı” diye yazılır, “Adamın hası” diye okunur…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

google.com, pub-3199390086544553, DIRECT, f08c47fec0942fa0