HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN, DİLSİZ ŞEYTANDIR
MEHMET AKTÜRK

MEHMET AKTÜRK

POLEMİK

HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN, DİLSİZ ŞEYTANDIR

26 Ekim 2020 - 10:21

Günlerdir havaya sorular soruyor, gaipten cevaplar bekliyoruz. Ancak bilinmeli ki, biz sormaya devam edeceğiz. Ta ki, sorularımıza cevap veren bir yetkili çıkıncaya veya adalet mekanizması işlemeye başlayıncaya kadar.

 

Soru yine bildik yerden. Üzerinden pis kokuların hiç eksik olmadığı TSO ya ait, seyirtepe gıj gıj dinlenme tesislerinden. Geçtiğimiz haftalarda ayrıntılarını sizinle paylaşmıştım. Gerek haber olarak, gerekse köşe yazımda yetkilileri uyarmış, sorularıma da cevap istemiştim. Başta da ifade ettiğim gibi, havaya sorulduğunu gördüğüm sorulara, maalesef bir cevap alamadığımız gibi, hukuki bir sürecinde başladığına şahit olmadık.

 

İsterseniz kısaca yeniden olayı bir özetleyelim. Seyirtepe adıyla anılan, gıjgıj bölgesinde, TSO’nun, İl Özel İdaresinden 2014 yılında aldığı bir tesisten söz ediyoruz. Yapılan Protokol gereği, TSO burasını, özel idareden yap işlet devret modeli ile 10 yıllığına kiralamıştı. Protokol gereği de, TSO buraya lokantası toplantı salonları olan bir tesis yapacak ve sabit yatırımlar, tefriş, donatım malzemeleri, mutfak araç ve gereçlerinin tamamı, kullanım hakkı bittiğinde, Yani on yılın sonunda İl Özel İdaresine teslim edecekti. 2014 yılında teslim alınan yere, TSO tarafından, muhasebe kayıtlarına göre, inşaat için toplam 2.098.647,83.-TL gider yapıldığı, ayrıca mezkûr tesiste kullanılmak üzere 693.366,39.-TL tutarında demirbaş eşya satın alındığı müfettiş raporları ile tespit edildi.

 

Gelgelelim her şey planlandığı gibi gitmedi ve gerek kötü yönetim, gerekse tesisin işleyişi ile ilgili spekülasyonlar, tesisi 7 yıl içersinde kapanma noktasına getirdi. Seyirtepe tesisinin, gününden önce özel idareye devrinin gündeme gelmesi, ilk olarak TSO eski Başkanı Ahmet Arat döneminde oldu. O dönemde yapılan görüşmeler pazarlıklar sonuçsuz kaldı ve devir gerçekleşmedi. O günün il genel meclisi devirin paralı olmasına onay vermedi. Siyasilere yapılan baskılarda sonuçsuz kaldı. O günkü Adem Dizer Başkanlığında ki il genel meclisinin gerekçesi şuydu. Zaten protokol gereği bedava devir için 3 yılı kalmış bir tesisi, biz bu gün para ile alırsak, bunun hesabını veremeyiz demişler ve ücretli devire müsaade etmemişlerdi. Daha sonra TSO da seçim oldu ve başkanlığa Dr. Ali Çelik geldi. Nasıl oldu ise, seçimlere 1 ay kala il genel meclis başkanının da adaylık için istifa ettiği bir dönemde, yine aynı il genel meclisi tarafından, paralı devre müsaade edildi. Yani il genel meclisi, 3 yıl sonra zaten bedava alacağı bir tesise, KDV hariç 620.309,71.-TL(bina için 484.487,19.-TL+ demirbaş için de 135.822,52.-TL) bedel ödemiş oldu. Buraya kadar ki gelişmeler il Özel idaresini  ilgilendiriyor ve cevap verecek kurum il genel meclisinin o günkü yönetimi.

 

Soru 1; Ahmet Arat döneminde onay vermediğiniz paralı devire daha sonra Ali Çelik döneminde nasıl onay verdiniz

Soru 2; 3 yıl sonra zaten ücretsiz sahip olacağınız bir tesise, neden 620 bin lira ödediniz.

Soru 3;Protokol gereği, tüm müştemilatı ile tefriş, donatım malzemeleri, mutfak araç ve gereçlerinin tamamı muhasebe kayıtlarına göre 693 bin lira iken, siz 131 bin liralık demirbaş devraldınız. Demirbaş listesini tam ve eksiksiz devraldınız mı?

Soru 4;TSO Başkanının müfettiş raporlarına da geçen ve İşeri Tesislerine sattığını söylediği 33.000 liralık mutfak eşyası ve 87.000 liralık minibüsle ilgili, parayı geri istemek dışında, herhangi bir işlem yaptınız mı?

 

Tabii bunlar il genel meclisini ve il özel idaresi genel sekreterliğini ilgilendiren kısmı. Birde Sayın Ali Çelik ve yönetimini ilgilendiren kısmı var ki, asıl fecaat orada.

 

Yaklaşık 3 milyon liraya (o günkü para ile) mal olan bir tesisi, 690 bin liraya satarak, odayı zarara uğratan Çelik’e, seçim beyannamesindeki seyirtepe eskisi gibi olmayacak, biz orayı esnafın tüccarın rahat kullanabileceği bir tesis yapacağız sözünü hatırlatıp, geldiği bir yıl içersinde, tesisi yaklaşık 500.000 lira zarara uğratarak, kapatmasının hesabını elbette soracağız.

 

İl özel idaresine ait bir malı, İşeri Tesislerine satarak, adeta hırsızlık bir maldan TSO’yu kar ettirmenin nasıl bir ayıp olduğunun hesabını elbette soracağız.

 

Bir gece seyirtepeden, kimseye haber vermeden, ihale yapmadan, yönetim kurulunu bilgilendirmeden, kamyonla çıkardığın mala, olay basına yansıdıktan sonra komisyon kurup fiyat teklifi almanın hesabını elbette soracağız.

 

33 bin liralık tabak çanak bir taksinin bagajına sığabilecekken, kamyonetle ne götürdüğünün hesabını elbette soracağız.

 

693 bin liraya alınan demirbaşın, 33.000 lirasını işeri tesislerine sattın,131 bin lirasını özel idareye devrettin ki, bunlar müfettiş raporlarında sabit, kalan 529 bin liralık malın hesabını elbette soracağız.

 

Başkasına ait malı satarak, böylesine yüz kızartıcı bir suçla TSO’yu muhatap etmenin hesabını elbette soracağız.

 

Yapılmayan komite toplantılarında, yenilmeyen yemeklerin parası, TSO’dan nasıl ödenmiş. Bunların hesabını elbette soracağız.

 

Kafalar karışmasın diye daha fazla soru şimdilik sormayacağız. Ama bu soruların cevabını alıncaya kadar, yeni sorularla tekrarlamaya devam edeceğiz.

 

Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

google.com, pub-3199390086544553, DIRECT, f08c47fec0942fa0