MADENLERİN SERMAYEYE DÖNÜŞMESİ
Mehmet Ertan Yiğit

Mehmet Ertan Yiğit

Kültür ve Politika

MADENLERİN SERMAYEYE DÖNÜŞMESİ

31 Ocak 2020 - 19:43

Dünya Bankası ve ilişkili kurumların yönlendirmesi ile son 20 yılda 100’ün üzerinde ülke’de Maden Yasasında değişikliğe gidildiği bilinen bir gerçek. Bu değişikliklere bağlı olarak dünyada 50’den fazla ülke doğal kaynaklarını hammadde olarak, işlemeden gelişmiş ülkelere satarak kalkınma planı yapar hale getirilmiş durumdadır. Gelişmiş ülkelerin hammadde kaynakları olan, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler borç sarmalından kurtulamaz haldedirler.

 

Madencilikte hammadde ihracat oranı %50’den çok olan ülkelerin kalkınma hızı -2.3 olarak saptanmıştır. İhracat oranı %15-50 arasında olan ülkelerin kalkınma hızı -1.1 , ihracat oranı %6-15 olan ülkelerin kalkınma oranı ise -0,7 olarak saptanmıştır. Görüldüğü üzere hammadde ihracat oranı azaldıkça kalkınma oranının giderek yükseldiği aşikardır. Burada dikkat edilmesi gereken husus madenlerin işletilmesinin ülke içinde yapılmasının ülke ekonomisine katkısı daha fazladır.

Ayrıca hammadde ihracatına bağımlı olan ülkeler ekonomik şoklara karşı zayıf durumdadırlar.

Madencilik sektörünün ülke ekonomisine yüksek katkıda bulunması ve gelişmiş ülke olabilmek için;

  • Doğal kaynakların ülke içinde işletilmesi (ileri teknoloji ürünlerin üretilmesi)
  • Hammadde ihracatının azaltılması
  • Kurumsal sermaye düzeyinin yükseltilmesinin teşvik edilmesi
  • Bilgi, teknoloji ve iş örgütlenmesinin geliştirilmesi

gerekmektedir.

Yeraltından çıkarılan madenin işletilmeden ihraç edilmesi ülkeleri “Hammadde Kapanı” olarak adlandırılan bir çıkmaza sokmaktadır.

Doğal kaynaklardan elde edilen rantları ayrıcalıklı toplumsal gruplara dağıtıp, yavaş gelişen sermayeye ve üretken olmayan kamu kesimine yatırımı öne alan politikalar izlenip, nüfus dönüşümü kontrol altına alınmaz, rekabetçi endüstrileşmeye kaynak aktarılmaz ise, tek üründen kolay gelir elde edildiğinden çeşitleşme engellenip buna bağlı olarak ekonomik şoklara karşı zayıflamış bir ülke ekonomisi oluşturulmuş olacaktır.

Yoğun endüstrileşmeye geçilemediğinden işsizlik, işsizliğe bağlı olarak düşük ücret ve doğal olarak kişi başına düşen gelirde azalma olacaktır.

Ekonomik domino etkisi ile her tür sermaye bu durumdan etkilenecektir. Düşük büyüme hızına karşı nüfus artışı da bu olumsuzluklara eklenmektedir.

Özetle doğal kaynaklarını hızla ve hırsla çıkarıp hammadde halinde pazara sunan ve bu yolla döviz elde ederek borç sarmalından kurtulmayı uman ülkelerin son 20 yıllık kalkınma hızları genel olarak eksi durumdadır. ( Kıymetli ve yarı kıymetli minerallerin ileri teknoloji ürünleri bulunmadığı için bu değerlendirmeye tabi değildir.)

Doğal kaynaklardan görünürde yararlanıldığı zannedilse de özünde zarar edilmektedir.

Ülkemizde yapılan madenciliğe tavsiye noktasında ise şunlar söylenebilir;

  • Madenlerin hammadde olarak ihraç edilmesinin önüne geçilerek, ülke içerisinde işlenmesine ve buna bağlı olarak ikincil hatta üçüncül ürünlerin elde edilmesi teşvik edilerek ülke endüstrisinin kalkınması sağlanmalıdır.
  • Stratejik hammaddelerin yerine kullanılabilecek başka bir hammadde yok ise etkin ve verimli kullanımı kontrol edilmelidir.
  • Korunacak maden havzalarının detaylı bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
  • Madencilikte kullanılan donanım, ekipman ve makinelerin ülke içerisinde üretilmesi teşvik edilmelidir.
  • Maden yatakları kapsamlı bir fizibilite çalışmasından sonra verimli bir şekilde değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak; Doğal sermaye olarak adlandırılan yer altı kaynakları, ancak biz onları bulup, yeterince tanıyabilecek denli bilgi ürettiğimiz zaman doğal sermaye durumuna dönüşmektedir. Aksi takdirde habersiz ve bilgisiz olduğumuz bir yeraltı kaynağının sermaye niteliği ve ekonomik değeri de bulunmamaktadır.

Mehmet Ertan YİĞİT

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar