Güçlü Olmalı Dik Durmalıyız
Muhammed Ali Yurdakul

Muhammed Ali Yurdakul

Güçlü Olmalı Dik Durmalıyız

20 Eylül 2018 - 13:29

İnsanlığın maddeyle imtihan edildiği, maddeleştiği bir dönemde merhameti, yardımseverliğiyle örnek olmak. Aslında çok zor bir durum. Fakat ülkemiz bunu başarmıştır. Avrupa insan haklarında çok ilerdeyim demesine rağmen Suriye’de vatanını terk eden mültecilere karşı kılını kıpırdatmamıştır. İnsan hakları mevzuunda sınıfta kalmıştır. Suriyeli kardeşlerimiz açlığa ve sefalete sevk edilmiştir. Onlara can simidi olan mazlumun dostu Türkiye olmuştur.

            Tarihte de bu böyleydi, şimdi de böyle. Osmanlı zamanında bile Açe’deki Müslümanlara yardım ulaştırmak için II. Beyazıt  harekete geçmiştir. Yardımseverlik bizim mayamızda vardır. Nerede bir mazlum görsek, boynu bükükle karşılaşsak içimiz yanar. Onun ihtiyacını gidermek için pervane oluruz. Bu vasfımızı tüm dünya bilir bizim. Merhametsiz yaşamayı kendine zillet olarak adleden bir milletin evlatları olarak bizler bundan her zaman gurur duymuşuzdur.

            Sömüren, insanlığı yok etmek için fırsat kollayan birileri kendi çıkarları için coğrafyaları ateşe vermekten geri durmuyorlar. İnsanlık katledilmiş, kimyasal silahla hunharca mahvedilmiş hiç umurlarında değil. Suriyeli üç buçuk milyon kardeşimize yıllardır aslanlar gibi bakıyoruz. Ekmeğimizi bölüyoruz, katığımızı azaltıyoruz aldırmadan bunlara sahip çıkıyoruz.

            Bir tarafta ekonomik yaptırımlar, diğer tarafta son dönemde devreye sokulan İdlib planı ülkemizi zor durumda bırakmak amacıyla tertip edilmiş planlar. Ekonomisi her geçen gün büyüme gösteren bir ülkede dolar üzerinden ayar verilmeye, faizler hortlatılmaya çalışılıyor. Bu şekilde insanımız tedirgin ediliyor. Faiz yüzünden ülkemiz fakir bırakılmak isteniyor. Faizlerin yükselmesiyle birlikte üretim yerine paradan para kazanma tekrar devreye sokuluyor. Biz bunlarla içerde uğraşırken Merkez Bankamız bir seferde %6,25 faiz oranlarını artırırken. Ülkemizde faizler her geçen gün artarken, şimdi bir de tekrar bir yangın çıkararak ikinci bir darbeyi de İdlib’le vurmaya çalışıyorlar.

            Allah’tan sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan durumun farkına vardı da sınırın yanında göçmenlerin kalacakları güvenli bir bölge oluşması için anlaşmaya vardı. Yoksa ikinci bir dalga olacak ve İdlib’te savaşa maruz kalan üç milyonun üzerinde mülteci ülkemize akın edecekti. Ekonomiye bir darbede bu şekilde vurmayı amaçladılar. Ülkemizin varlıklarını sömürmek için her kanalı kullanmaktan geri durmuyorlar. Türkiye’ye zarar verelim, Ortadoğu ya tekrar hakim olalım da milyonlar ölmüş, kaos çıkmış hiç umurlarında değil.

            Ortadoğu da güç dengesi anladığım kadarıyla değişiyor. Burayı sadece ABD, İngiltere, Fransa ve İsrail’e yedirmek istemeyen Rusya, İran da söz sahibi olmak istiyor. Çünkü bu bölge stratejik bir öneme sahip. Bunun için mutlaka buralar kontrol edilmeli ve petrol her zaman belli güçlerin elinde bulunmalı anlayışı hakim.

            Ülkemizin bu dönemde çok daha uyanık, attığı adımı mutlaka tahlil ederek, kılı kırk yararak adım atması gerekmektedir. Elbette Rusya ve İran’la iş birliği yapılmalıdır. Fakat bunların bundan önce yaptıkları gözden kaçırılmamalı bölgede bir çok işleri tertiplediği gözden kaçırılmamalıdır.

            Yedi düvelle can hıraç bir mücadele verdiğimiz bu dönemde ülkesini seven vatandaşlar olarak bizlerde daha milliyetçi, ülkemizin çıkarlarını koruyan bir tavır içine girmeliyiz. Her şeyiyle yerli üretimi teşvik etmeli, yerli malı kullanmak için gayret göstermeli, alış verişimizde Türk Lirası’nı tercih etmeliyiz. Faiz yükseldi, dolar çıktı hesabı yapılacak zaman değil. Şimdi ülkemize sahip çıkma zamanı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar