İnsanlık ve Başıboşluk
Muhammed Ali Yurdakul

Muhammed Ali Yurdakul

İnsanlık ve Başıboşluk

21 Mart 2019 - 14:00

            Akıl tutulması yaşamak kadar insanı aciz bırakan ikinci bir vakıa yoktur. Bir kişide eğer akıl tutuluyorsa ve insan zaaflarının esiriyse vay o kişinin haline. Toplumların hayatında akıllar başkaları tarafından kontrol ediliyorsa ve ortaya insanlığa yarayacak nitelikte eserler vucuda getirilmiyorsa o zaman büyük bir körlük başlamıştır. Önünü dahi göremeyen bir yürüyüş şekil almıştır. İnsanlık malisef zamanımızda çok sıradan, basit, kıymet iktiza etmeyen amellerle meşgul. Netice itibariyle amel berbat ve niteliksiz olunca ortaya çıkanda hiçbir kıymet taşımıyor.

            Toplum mühendisleri toplumları dönüştürürken ürettikleri yeni düzeni insanlara satma yarışı içine girerler. Bunlar öylesine hızlı bir şekilde piyasaya sürülür ki kimse nasıl bir anda popüler olduğunun farkına varamaz. Sanayi Devrimi ile başlayan bu devinim, hızlı bir dönüşümü beraberinde getirdi. Sermaye sahipleri toplumları istedikleri doğrultuda yönlendirmek için toplum mühendisleri kanalıyla dönüşüm hareketlerine girmektedirler. Bunlar toplumları iyi tanırlar. Ne yapacaklarının farkında profesyonellerdir. Piyasa şartlarının neler getireceğini, neleri götüreceğini iyi bilirler. Hakim oldukları toplumlarda başlarlar üst akıl olarak projeleri hayata koymaya. Sonrası malum, yavaş yavaş verilen zehir enjekte edilir ve toplumlar hastalıklı hale getirilir.

            Bulunduğumuz zamanı okuduğumuzda şunu rahatlıkla görürüz. Gelişmekte olan ülkelerin güçleri ve enerjileri birileri tarafında sömürülmeye başladı. Buralarda sanat adına ve üretim adına çok kayda değer bir şeyler bulunmuyor. Oysaki gelişmiş ülkeler aslında gelişmekte olan ülkelerin kaynaklarına muhtaçtır. Bunları kullanmadan liderliklerini sürdüremezler. Gelişmiş ekonomiler sömürgelerini sürdürmek için planlar yaparlar. Buralardan gelen kaynaklarını hep korumak amacındadırlar. Bu kaynakların korunması içinde gelişmekte olan ülkeler üzerine toplum mühendislerini salmaktan geri durmazlar.

            Teknoloji gelişiyor. Fakata şuan teknoloji en çok bilişim sisteminde zirve yapıyor. Özellikle internetin gelişmekte olan ülkelerin vazgeçilmezi yapılmasıyla birlikte değişim ve dönüşüm hızlanmıştır. Bu sanal bilgi ağı insanların vakitlerini tüketen ve beşeri sömüren bir vasıf taşımaktadır. Özellikle üçüncü dünya ülkeleri interneti hayatın merkezine oturtmuştur. Sosyal ağlarda verilen her bilgi, yazılan her yazı artık bir kişisel veri halinde insan kaynakları adına depo ediliyor. Sanal alem kendi kahramanlarıyla şimdi sanal fetihler peşine düşmüş konumda. İnsanlar bir uyuşturucuya müptela olan birisi gibi oyunlara müptela haline getiriliyor. Birkaç cümleyi geçemeyen, söz ve söylemlerle herkes bir şeyler ispatlama derdine düşmüş konumda. Çalışması ve üretmesi gereken, manevi dinamiklerini muhafaza etmesi elzem olan toplumlar malisef uyutuluyor. Hiçbir şey yapılmadığı halde varmış gibi bir hava estiriliyor. İradeler sanal aleme mahkum bir halde.

            Sanat hayatın olmazsa olmazı. Eğer bir toplumda sanat kalitesi düşüyorsa, bilin ki o toplumun yarınları yoktur. O ülkede nesiller sadece gününü gün etmenin derdine düşmüşlerdir. Eğlenceli geçirilmeye çalışılan bir ömür. Ağırlığı olmayan, bilgi, ilim ve irfanın eksik olduğu bir hayat. Sonucu sermayenin tükendiği ve insanın gerçek iflası yaşadığı bir ah ve vah.

            O zaman toparlanmalı bu aziz millet. Kendini hayatın içine atmalı. Ne olduğu belirsiz amelleri, eylemleri terk etmeli. Gençler kahve köşelerinde, sanal alemlerde ömür tüketmemeli. Daha disiplinli, yarınlarımızı kuşatacak bir anlayışla yetiştirilmeli. Zihinleri ele geçiren ve insanları mutsuzlaştıran suni gündemler terk edilmeli. Bunun yerine tekrar sanat, üretim, bilgi, ilim, paylaşım, diğergamlık, fedakarlık, sahiplenme, güven, kucaklaşma, yardımlaşma, başkasını düşünme, teknik beceri, nitelikli bilişim, insanı kucaklayan eğitim ve öğretim tekrar hayata sokulmalı.

            Burada son olarak şunu belirtmek istiyorum. İnsanımızı bu başı boşluktan kurtarmak için kafa yormak ve proje üretmek bu millete yapılmış en büyük iyilik olacaktır. Gençlerimizin yeteneklerini ortaya çıkaracak akıl, el, vücut  becerilerini hayata geçirmek ve bunun için zemin oluşturmak onları diriltecektir. O zaman Anadolu gibi bir coğrafyada yaşayıp da üretmemekte ne oluyor.

 

M.Ali YURDAKUL

Danışman/Gazeteci Yazar/İletişim Umanı

maliyurdakul0760@gmail.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar