"DİLİMİZİN KARKASI"
Mustafa Yıldırım

Mustafa Yıldırım

ANALİZ

"DİLİMİZİN KARKASI"

14 Kasım 2017 - 11:23

Bedenimizde kemiksiz uzuvlarımızdan kalpten sonra belki de en önemlisi dildir. İletişim sağlamamız da çok önemli yararının olmasının yanında; “Dilin kemiği yok nereye çevirirsen oraya döner” gibi dikkat edilmesi gereken bir yönü de var. O yüzden insanın diline hakim olması, tetiğe basıp kurşun gibi sözler sıkması, kıymıksız bir dil kullanması herkesin başaramayacağı ülküsel bir harekettir. Bu yönüyle dil, kimi zaman su olup yürekleri ferahlatabilmekte, kimi zaman da ateş olup gönülleri yakabilmektedir. İnsanın yazdığı konuştuğu şeylerin kaynağı kalptir. Dilimizden dökülen sözcükler kalbimizin kimyasını yansıtır. Dil, vücut dediğimiz geminin dümenidir.  Dümene hakim olmakta ayrı bir meziyettir.

İki dinle bir söyle demiş ceddimiz. Dinlemek için iki kulak, söylemek için bir dil verilmiş. Bu hesaba göre yazmak biraz daha avantajlı gibi görünüyor. Sağ elle yazamayan solakları da hesap edersek, 2 kol 2 el 10 parmak. Galiba ben en ideal olanını yapıyorum. Yazıyorum...Konuşmayı hiç beceremem. Ama iyi bir gözlemci iyi bir dinleyiciyim. Yazmak konusunda kendi kendimize sayıklayıp bir şeyler karalamaya çalışıyoruz. Bu arada yeri gelmişken yazılarıma samimi olarak, olumlu olumsuz, tebrik ve tenkit edici dönüşler yapan, görüş bildiren, tavsiyede bulunan herkese çok teşekkür ediyorum. İyi niyetle yapılan katkı sağlayıcı eleştirilere Eyvallah... Yalnız! Yapılan bir işi, emeği, bir insanın hayalini, hedefini, ideallerini hafife almak veya itibarsızlaştırma içerikli; duygu, düşünce, hayal ve umut fukarası, haset eden ve hazmedemeyen tiplerin eleştirilerini ciddiye almıyorum. Bir gazetede yazı yazmak için akademik kariyer mi gerekiyor? Bu gün ulusal gazetelerde ilkokul mezunu yazarlar var. Olabilir. Her şey diploma değildir. “Adam olmayana düşman bile olmam” diyen Aşık Veysel Oxford mezunu muydu? “Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;/ Hakkıdır Hakk'a tapan, milletimin istiklal” diyen istiklâl şairimiz Mehmet Akif Ersoy veterinerdi. Yani baytardı. Sadece işini yapsaydı dünyayı ve  ukbayı dert edinmeseydi Milli Mücadele’ye omuz vermeseydi bir milletin İstiklal şiirini yazabilir miydi? Milletin gönlünde taht kurabilir miydi? Bir konferansında “Üstat siz baytar değil misiniz?” diye onu hafife almaya çalışan kişiye, “Hayrola bir yeriniz mi ağrıyor?” diye kıvrak bir zeka ile kapak yapmasına mani değildi veteriner olması.

 Hepimizin malumu büyük şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek süfliyat adamlığından hakikatin adamlığına hicret ettiğinde, ona karşı olanlar devamlı geçmişini önüne koydular. Eskiden şöyleydin böyleydin dünya görüşünü, yaşam tarzını, şiirlerini, yazılarını, düşüncelerini, günahlarını hatalarını hatırlatanlara; bir daha ağızlarını açamayacakları öyle bir cevap verdi ki!.. “Benim geçmişim çöplüktür ve çöplükleri kelpler ve kediler karıştırır.”

Yazılarıma abidik gubidik eleştiriler yapan, hatta fotoğrafa bile kulp takan kişilerin muhtemelen karınları aç. Kendi kendime verdiğim gurbet ve sıla cezası bittiğinde, memlekete döndüğümde söz size kuru fasulye ısmarlayacağım. Malum, gidişim suskun oldu, Allah izin verirse dönüşüm muhteşem olacak. Nasıl bir fotoğraf olmalıydı? Fonda tencere-tava, elimde çapraz tutuşta kepçe kevgir kova mı olmalıydı. Üzerimizi unlu görüp, değirmenci zannetmeyin. İnsan elinden gelmediğini diline dolarmış. Sizinki de o hesap! Dilinize Peygamber devesi konsun. Dilinizi eşek arısı soksun.

Ben survivor izlemiyorum, o ses, “yeteneksizsiniz” evlendirme ve magazin programları izlemiyorum. Kahvede mermer dizmiyorum. Al papazı ver kızı oynamıyorum, kimsenin kuyusunu kazmıyorum, dedikodu fitne fesat yapmıyorum... Sosyoloji 3. sınıf okuyan biri olarak; günde üç saat ders çalışan ve kitap okuyan, şiir ve deneme yazıları, iki adet kitap çalışması olan biri olarak... Aramızdaki fark bu!

Belki Mehmet Akif kadar olamayız, belki Necip Fazıl’ın yanından bile geçemeyiz. Kim bilir belki Mustafa Yıldırım oluruz. Yine Mevlana’nın dilinden; “Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verecek cevabım var. Lakin bir lafa bakarım laf mı diye. Birde söyleyene bakarım adam mı diye.” Çok değerli bir arkadaşımın zaman zaman tekrarladığı bir söz vardı “Kimine göre kralım, kimine göre yalanım. Herkes işine baksın. Adamına göre adamım.”

Aslında başlıkla bağlantılı farklı bir konu üzerine yazacaktım. Nasıl olduysa açtık ağzımızı yumduk gözümüzü. Hadi hayırlısı. Kalın Sağlıcakla.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar