YENİ SİYASETİN KODLARI
Mustafa Yıldırım

Mustafa Yıldırım

ANALİZ

YENİ SİYASETİN KODLARI

22 Kasım 2017 - 11:17

Canlılar içerisinde, akıl vicdan, iman, ahlak, sanat duygusu ve dil, yalnızca insanlarda bulunmaktadır. İnsan bu özellikleriyle insan olmaktadır. Bu hasletleriyle  insan, cemiyet içinde düzeni, adaleti, dayanışmayı, paylaşmayı sağlamakta, böylece mutluluğu arttırıp, mutsuzluğu azaltma imkânına sahip olmaktadır.Toplumun, özellikle çocukların ve gençlerin örnek almak durumunda olduğu insanlar arasında ana- babalar, öğretmenler, aile büyükleri, sanatçılar ve siyasetçiler vardır.

Ülkemizde, toplumda karşılığı olmayan kimlik çatışmaları, zihinsel ve siyasi gerilimler üreten yapay ideolojiler, tepeden dayatıldığı için, tepede de siyasetçiler olduğu için, siyasetin, siyasetçilerin, siyasi üslubun, siyasi nezaketin, toplumsal temsiliyetin, liyakatin ve hakikatin önemine münhasır, zihin açıcı “yeni siyasetin kodlarına” beraberce bir göz atalım.

Millet olarak birçok özelliklerimiz, müştereklerimiz, hassasiyetlerimiz, değerlerimiz, ideallerimiz,iddialarımız, varken heyecanımız ve rüyalarımız varken, siyasilerdeki bu kopukluk,ötekileştirici kutuplaştırıcı üslup, milletin kardeşlik duygularını, bir millet olma özelliklerini aşındırmaktadır. Bu bağlamda, yeni dönemde siyasi partiler kuşatıcı olmak ve daha fazla seçmenin gönlüne girmek zorundadır. Milletin çıkarlarını ve Türkiye’nin menfaatlerini koruma-kollama, yerli ve milli siyaset tarzı önümüzdeki dönemde partilerin uyum sağlaması gereken önemli kodların başında geliyor. Milletle dürüst ve samimi şekilde iletişim kurmak aynı zamanda ideolojiden ve kısır çekişmelerden uzak, bilimsel gerçeklere dayalı politikalar belirlemek ve uygulamak durumundalar. Türkiye’nin Milli ve Manevi değerlerini çağdaş değerlerle adam gibi ulaştıracak bir siyasi zihniyetesahip olması gerekiyor. Çünkü toplumun, özellikle gençlerin siyasetten beklentileri ve istekleri değişti ve dönüştü. Artık körü körüne peşine takılacakları liderler değil, kendilerine iş aş ve gelecek vaat eden liderler arıyorlar. Yeni siyasette üslubun çok önemli olmasının yanında; geçmişe değil, geleceğe yönelik söylemler prim yapacağa benziyor. Çatışmacı üslup yerine, sürekli çözüm peşinde koşan bir dil kullanmak gelecekte kaçınılmaz olacak gibi görünüyor.

Artık Millet siyasilerin ikbal için, koltuk için, menfaat için birbirlerine asılsız ve delilsiz iftira ve ithamlardan boş beleş millet ve memleket edebiyatı yapanlardan,“bal tutan parmağını yalar” anlayışından, partililer parti bayrağı sallamaktan, otobüslerle miting mitingdolaşmaktan, seçim arabalarınınvızırtılı-cızırtılı  şarkılarından, anonslarından bıktı artık... İyi ve yeni şeyler söylemek lazım cancağızım misali. Kafasında “öteki” olmayan “biz” dediğinde toplumun bütün kesimlerini kaplayan bir siyasi iklim hakim olsun ülkemizde. Yaşanabilir bir ülkemiz olmadıktan sonra, hangi partinin, hangi davanın, hangi inancın, hangi mezhebin, hangi meşrebin mensubu olmanın ne kıymeti var. Herkesin eşit ve mutlu olduğu, kimsenin kimseye üstünlük taslamadığı bir ülkemiz olsun. Herkesin hakkını hukukunu yaşamını kimliğini dilini inancını garanti altına alan herkesin “Ülkem” diyeceği “Devletim”“Vatanım” diyeceği bir kardeşlik ülküsü ve üslubu olsun siyasilerde. Toplumu ayrıştırmak, tabanını tutmak için eskimiş, köhnemiş, modası geçmiş, miadını doldurmuş, tedavülden kalkmış söylemlerden vazgeçin Allah aşkına... İsteyen tekkeye, isteyen Mekke’ye isteyen Anıtkabir’e gitsin. Uğraşmayın milletin kodlarıyla değerleriyle.Beğenseniz de  beğenmeseniz de.

Dindarsan demokrasinin ülke için, din ve vicdan hürriyeti için, vazgeçilmez bir değer olduğunu kabul etmek durumundayız. Demokratsaninsanların giyimine, diline, kimliğine, inancına, yaşam tarzına saygı duymak durumundayız. Çünkü herkes kendinden olana değer verdiği için, başkalarını tanımaktan korkuyoruz.Yetişmiş işinin ehli insanları görmezden geliyoruz. Liyakati değil kimliği, inancı, ideolojiyi esas alan siyaset anlayışı,işini iyi yapanı dışlayan ve harcayan bir mekanizmaya dönüşüyor. Bir insanın uzmanlığı yetkinliği tecrübesi bilgisi başarısı... Hiç önemli değil.“Bizden mi değil mi?” Önemli olan bu. Maalesef bu ayrımcı tavrı dava adamlığı olarak görüyoruz. Örneğin Dindar olmazsan bir partide, Atatürkçü solcu veya Alevi olmazsan başka bir partide, Milliyetçi ve Ülkücü değilsen başka bir yerde, Kürt değilsen başka bir partide olmanız, rastlanması pek mümkün görünmeyen bir durum. Çünkü ülkemizde siyasi partiler sorunların çözümüne değil, kimin hangi ihaleyi alıp ne kadar zengin olacağı ile, ne kadar kadrolaşacağı ile, kendi adamını kayıracağı, yağlı ballı makamlara kimin geleceği, tayin ve terfi takipçiliği anlayışıyla hareket etmeye tevessül ettikleri için, gerçek demokrat değil, mecburiyetten ve mağduriyetten demokrat oldukları için, siyasi partiler kimlik, inanç ve mezhep yakınlığı olanların kümelendi yerler olmaktan başka bir şey olamıyor. Bu da bütün topluma, medyaya, sanata edebiyata, STK lara yansıyor. Herkes bir taraf olma mecburiyetinde kalıyor.

Kısacası yeni siyasetin kodları kaliteden geçiyor. Siyasetin kalitesini de siyasette bulunan insanlar belirliyor. İnsanlar hep siyasetten ve kirlenmişliğinden söz ederler, şikayette bulunurlar. Peki, temiz ve kaliteli insanlar siyasetle ilgilenmezse, kadrolar yenilenmezse, o zaman siyasete kalite nasıl gelecek?

Kalın sağlıcakla...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar