Barajların doluluk oranlarının yükselmesi, yer altı su kaynaklarının beslenmesi ve toprak neminin artması, tarımsal üretim açısından önemli bir avantaj sağlamıştır.
Ancak madalyonun diğer yüzünde, aşırı yağışların neden olduğu ciddi sorunlar da bulunmaktadır.
Özellikle su tutma kapasitesi yüksek, killi topraklarda çiftçiler uzun süre tarlalarına girememiş; tarla hazırlığı, ekim, dikim ve gübreleme çalışmaları planlanan tarihlerde yapılamamıştır.
Birçok bölgede üretim takviminde önemli gecikmeler olmuştur.
Hububat ekili alanlarda uzun süreli nem ve yüksek rutubet; kök çürüklüğü, pas hastalıkları ve septorya gibi fungal hastalıkların görülme riskini artırmıştır.
Ayrıca toprak yüzeyinde oluşan kaymak tabakası, yeni çıkan bitkilerin gelişimini olumsuz etkilemiştir.
Sebzecilik yapılan bölgelerde ise sorunlar daha da belirgin hale gelmiştir.
Özellikle erken dönemde dikilen fidelerin bir kısmı aşırı yağış ve su baskınları nedeniyle çürümüş, bazı üreticiler ekonomik kayıplarla karşı karşıya kalmıştır.
Tarlalarda oluşan göllenmeler nedeniyle birçok çiftçi ise sebze fidelerini zamanında dikememiştir.
Buna rağmen, yağışların sağladığı su avantajı doğru yönetildiği takdirde sezonun genel verimine olumlu katkı yapabileceğini söyleyebiliriz.
Bunun için drenaj tedbirlerinin alınması, hastalık kontrollerinin düzenli yapılması ve tarımsal faaliyetlerin arazi koşullarına göre planlanması büyük önem taşımaktadır.
Bu yıl ülkemizin hemen hemen tüm bölgelerinde kuraklık riski önemli ölçüde azalmış olsa da, aşırı yağış alan bölgelerde hububat ve sebze üreticileri ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmıştır.
Tarımda başarı, yalnızca yağışın miktarına değil; yağışın zamanı, dağılımı ve yönetimine de bağlıdır.
Bu nedenle aşırı yağışların oluşturduğu risklerin iyi analiz edilmesi ve gerekli önlemlerin zamanında alınması gerekmektedir.