Türkiye’de artan konut fiyatları ve yükselen kiralar, dar gelirli vatandaşların yaşamını giderek daha zor hâle getiriyor. Hükümetin çözüm olarak sunduğu gayrimenkul sertifikaları ise beklentilerin aksine dar gelirli vatandaşlar için umut olmaktan uzak görünüyor.
Anahtar Parti Tokat İl Başkanı Av. Hakan Ahmet Bice, özellikle İstanbul Başakşehir’deki Damla Kent Projesi kapsamında ihraç edilen gayrimenkul sertifikalarının, kamuoyuna “küçük tasarruflarla ev sahibi olma fırsatı” olarak sunulmasına rağmen gerçekte yalnızca yüksek gelir grubuna hitap ettiğini söyledi.
"Vatandaş Değil, Yüksek Gelir Grubu Yararlanabiliyor"
Bice, yaptığı açıklamada, Damla Kent Projesi’nde en düşük daire için aylık 133 bin TL’lik sertifika yatırımı gerektiğini belirtti. Bu rakamın dar gelirli vatandaşlar için erişilemez olduğunu vurgulayan Bice:
“Kamuoyuna umut olarak lanse edilen gayrimenkul sertifikaları, aslında küçük tasarruflarla ev sahibi olma iddiasını boşa çıkarıyor. Bu tabloya bakıldığında, dar gelirli vatandaş değil, ancak yüksek gelir grubu bu imkândan yararlanabiliyor.” dedi.
"Kamu Bankaları Tekelleşiyor, Vatandaş Risk Altında"
Bice, Borsa İstanbul’da işlem görmeye başlayan sertifikaların değer kaybettiğine dikkat çekerek kamu bankalarının sertifika sahipliğinde tekelleştiğini ifade etti:
“Kamu bankalarının elinde yoğunlaşan sertifikalar, fiyat oluşumunu engelliyor. Vatandaş hem belirsizlikle hem de zarar riskiyle karşı karşıya bırakılıyor. Küçük yatırımcıyı korumak yerine sistem, kamu kurumlarının çıkarlarını önceliklendiriyor.”
Modelin Temel Sorunları
Av. Hakan Ahmet Bice, mevcut gayrimenkul sertifikası sistemindeki yapısal sorunları dört başlıkta özetledi:
Dar gelirli için erişilemez maliyet → Yüksek başlangıç yatırımı nedeniyle düşük gelir grupları sisteme dahil olamıyor.
Kamu bankalarının tekelleşen sertifika sahipliği → Piyasa dengesi bozuluyor, fiyat oluşumu manipüle ediliyor.
TOKİ’nin %80 alım garantisi → Vatandaş lehine değil, kamu çıkarına çalışan bir yapı oluşturuyor.
Algı yönetimi → Sertifikalar “konut hayali” olarak pazarlanıyor, ancak vatandaş alternatif yatırım fırsatlarından mahrum bırakılıyor.
"Çözüm, Tasarrufun Sömürülmesi Değil, Barınma Hakkının Korunması"
Bice, dar gelirli vatandaşların gerçekten ev sahibi olabilmesi için somut çözüm önerilerini de paylaştı:
Daha küçük sertifika paylarıyla düşük gelirli gruplara katılım imkânı sağlanmalı.
Hedef daire bazlı birikim modeli uygulanmalı.
Uygun maliyetli tamamlama kredileri hayata geçirilmeli.
Şeffaf piyasa yapısı oluşturulmalı, kamu bankalarının tekelleşmesi önlenmeli.
Enflasyona endeksli vergi muafiyetleri ile yatırımcı korunmalı.
Bice, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Vatandaşın tasarrufunu sömürmek değil, barınma hakkını korumak önceliğimiz olmalıdır. Aksi hâlde bu sistem, dar gelirli için bir umut değil, yeni bir mağduriyet kapısı olmaya devam eder.”