Bir şehrin hafızasına eser bırakmak...
İşte nesiller boyunca yaşamaya devam edenler, geride eser bırakanlardır.
Gazi Osman Paşa Üniversitesi tarafından hazırlanan ve Gökmedrese'de tanıtımı yapılan "Geçmişten Günümüze TOKAT" külliyatı, bana tam da bunu düşündürdü.
Zafer Susoy Hocam aradığında, "Katılamayabilirim" demiştim.
"Çok özel bir eser" deyince ikna oldum ve programa katıldım.
Belki de Tokat'ta ilk kez bir kurum tarafından böylesine kapsamlı bir kitap lansmanı gerçekleştirildi.
Bu çalışma sadece ciltlerden oluşan bir kitap serisi değil.
Bu eser, Tokat'ın hafızası.
Bu eser, çocuklarımızın ve torunlarımızın dönüp bakacağı bir kültür hazinesi.
Belki de en çok benim işime yarayacak.
Çünkü bu şehrin gazetecisi olarak, Tokat'ın tarihini, kültürünü, insanını ve medeniyetini tek bir kaynakta bulabilmek büyük bir kazanım.
Kolay değil...
Bir şehrin geçmişini satır satır toplamak...
Arşivleri taramak...
Belgeleri incelemek...
Yılların birikimini akademik titizlikle tek bir çatı altında buluşturmak...
Bunun için sadece bilgi yetmez.
Şehre gönül vermek gerekir.
İşte burada Rektör Fatih Yılmaz"ı ayrı bir yere koymak gerekiyor.
Göreve geldiği günden bu yana üniversiteyi yalnızca diploma veren bir kurum olarak değil, Tokat'ın gelişimine yön veren bir bilim ve kültür merkezi hâline getirmek için çaba gösteriyor.
Çünkü biliyor ki üniversiteler sadece öğrenci mezun etmez.
Şehre vizyon kazandırır.
Kimlik kazandırır.
Hafıza kazandırır.
Ve en önemlisi...
Eser bırakır.
İnsan hayatta iki şekilde hatırlanır.
Ya oturduğu makamla...
Ya da geride bıraktığı eserlerle...
İnanıyorum ki "Geçmişten Günümüze TOKAT" külliyatı da bu şehrin en önemli başvuru kaynaklarından biri olacak.
Belki bugün kıymeti tam anlamıyla anlaşılamayacak.
Ama yıllar sonra Tokat üzerine çalışma yapan herkesin yolu bu eserden geçecek.
Ben yıllardır yazıyorum...
Tokat'ı sevmek, sadece "Tokatlıyım." demekle olmaz.
Bunu söyleyen çok kişi var.
Tokat sevgisi, bu şehir için iz bırakmakla olur.
Kalıcı değer üretmekle olur.
Şehrin hafızasına katkı sunmakla olur.
Bu yönüyle emeği geçen tüm akademisyenleri, editörleri ve katkı sunan herkesi yürekten kutluyorum.
Bizde bazıları makamlarını büyütmeye çalışır...
Bazıları ise yaşadığı şehri.
Gerçek iz bırakanlar da işte onlardır.
Eleştirdiğim konu ise, benim kişisel değerlendirmeme göre bu şehrin insanlarıyla samimi bir bağ kurmadığını düşündüğüm, bu şehri sevmeyen Kadir Özbilgin'in makalesine de külliyatta yer verilmiş olmasıdır.
Bu tercih, katılmadığım noktalardan biri olarak not düşülmelidir.
Vesselam...
Hüseyin Kömür