Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yılı kutlamaları devam ederken, İstanbul Beylikdüzü Parkı'nda Türklerin katili Başpiskopos Makaryos'un heykeli (rölyefi) neden duruyor?
Beylikdüzü eski Belediye Başkanı ve Beylikdüzü ile İstanbul belediyelerinde yapıldığı iddia edilen yolsuzlukların başı olarak gösterilen Ekrem İmamoğlu'nun, Beylikdüzü Parkı'na konmasını sağladığı Makaryos'un heykelinin (rölyefinin), Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yılında hâlâ duruyor olması; Kıbrıs şehidi Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel'in ve yüzlerce şehidin kemiklerini sızlatmıyor mu?
İstanbul Valiliği, Kıbrıslı Türklerin katili, Kıbrıslı çocukların ve insanların öldürülmesi emrini veren Makaryos'un heykelinin İstanbul Beylikdüzü Parkı'nda bulunmasından rahatsızlık duymayanların, AB ülkelerinin Türk askerlerini Kıbrıs çıkarmasından dolayı kınamasına tepki gösterme hakları olamaz.
Türkiye Cumhuriyeti topraklarında, İstanbul'un göbeğinde Kıbrıslı Türklerin katili Makaryos'un heykelinin bulunması utanç vericidir!
İstanbul Valisi, Türklerin katili Makaryos'un heykelinin kaldırılması için neden gerekli çalışmayı yapmıyor?
Makamlar, problemlerin çözülmesi için vardır. Türk milletine ihanet edenlere karşı gerekli tedbirleri almaları gerekir.
AB ülkeleri parlamenter gruplarının Kıbrıs Barış Harekâtı'nı eleştirirken, Barış harekâtın hem Müslüman Türk milletinin hem de Hristiyan insanların Kıbrıs'ta sağlıklı, mutlu ve huzurlu yaşamalarına imkân sağladığı ortadadır. Buna rağmen Hristiyan dünyanın ve hatta Yahudilerin Kıbrıs üzerinde oynadıkları oyunların bitmeyeceği açıktır. Ancak bu oyunlar oynanırken Türkiye Cumhuriyeti topraklarında, İstanbul'un göbeğinde Kıbrıslı Türklerin katili Makaryos'un heykelinin (rölyefinin) bulunması, birilerine cesaret verecektir. Bunu unutmamak gerekir!
Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin fetih mirası İstanbul'da, Türklerin katili Makaryos'un heykelinin (rölyefinin) Beylikdüzü Parkı'nda hâlâ duruyor olması utanç vericidir.
Bu ihaneti görmeyenleri kınıyoruz!
LONDRA ANLAŞMASI!
Londra Anlaşması olarak kayıtlara geçen ve hayat bulan antlaşma, Google'daki kayıtlarda şu şekilde yer almaktadır:
"Ekrem İmamoğlu'nun belediye başkanlığı döneminde Beylikdüzü'nde Makarios'u gösteren bir rölyefi de içeren bir heykel dikildiği iddiası doğru. Ancak 'Kıbrıs Anıtı' olarak bilinen heykel sadece Makarios'u göstermiyor. Makarios'un rölyefinin de bulunduğu anıtta, en önde Rauf Denktaş'ın heykeli yer alıyor." deniyor.
Ancak;
"Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı olan Başpiskopos III. Makarios'un rölyefinin bulunduğu kısım ise 19 Şubat 1959'da imzalanan ve bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yasal çerçevesini belirleyen Londra Antlaşması'nı gösteriyor." denirken, Londra Anlaşması'nda Kıbrıs Türklerini temsil eden kişi Rauf Denktaş değil, Dr. Fazıl Küçük'tür. Yani Londra Anlaşması'nda Rauf Denktaş masada yoktur.
Kıbrıs'ta iki toplum arasında yaşanan gerilimleri çözmek amacıyla İngiltere ve ABD'nin de girişimleriyle Menderes ve Karamanlis hükümetleri, bağımsız bir Kıbrıs Cumhuriyeti formülünde anlaşmışlardı. Bunun üzerine 11 Şubat 1959 tarihinde Zürih'te iki hükümet arasında bir antlaşma imzalandı.
Zürih'te alınan kararlar arasında, Kıbrıs Cumhuriyeti, İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında imzalanacak Garanti Antlaşması da vardı. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığının tanınmasını sağlayan 11 Şubat 1959 tarihli Zürih Antlaşması ve ardından gelen Londra Antlaşması, yani Garanti Antlaşması, adadaki Türk ve Rum topluluklarına eşit siyasi hak ve statü tanımıştı.
Bu antlaşmaların en büyük öneminin, adada yaşayan toplumlar arasındaki gerilimi azaltmayı amaçlayan, Enosis ve Taksim fikirlerinin ortadan kaldırılması olduğu bilinmektedir.
Dr. Fazıl Küçük ve Başpiskopos III. Makarios'un adadaki tarafları temsil ettiği Londra Antlaşması ile ilgili bilgilere Dışişleri Bakanlığının resmî internet sitesinden de ulaşmak mümkündür.
Beylikdüzü Parkı'na Rauf Denktaş'ın heykelinin dikilmesinde bir sıkıntı söz konusu değildir.
Ancak Ekrem İmamoğlu'nun, rahmetli Rauf Denktaş'ın ismini kullanarak ve "Londra Anlaşması'nı temsil ediyor." diyerek, Rauf Denktaş'ın heykelini büyük şekilde parka koyarken; heykelin içinde yer alan masanın başına Rauf Denktaş'ın resmini, masanın içindeki rölyefe ise Makaryos'un resmini koyarak tarihi gerçeği çarpıttığı ve Rauf Denktaş'ın ismini kullanarak Rum tarafını sempatik göstermeye katkı sağlamaya çalıştığı görülmektedir.
Yazımızın içerisinde tarihî notlar ve gerçekler yer almaktadır. Bu önemli konuyu daha fazla öğrenmek isteyenler, Google üzerinden araştırma yaparak bilgi alabilirler.
"Makarios'un yeri: Heykelin bir bölümünde, 1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları'nın imza töreni sahnelenmiştir. Kıbrıslı Türklerin lideri Dr. Fazıl Küçük ve Başpiskopos III. Makarios gibi tarihî figürlerin yer aldığı bu rölyef, antlaşma masasını temsil etmektedir." densede, masada Rauf Denktaş'ın olmadığı gerçeğini ortaya koymak gerekir.
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ve anayasasını belirleyen bu antlaşmanın tarafları ve temsilcileri şu şekildedir:
1959 Londra Antlaşması
Türkiye, Birleşik Krallık ve Yunanistan devletleri ile Kıbrıs'taki Rum ve Türk toplumlarının liderleri (Başpiskopos Makarios ve Dr. Fazıl Küçük) tarafından imzalandı.
Birleşik Krallık: Dışişleri Bakanı Selwyn Lloyd
Türkiye: Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu
Yunanistan: Dışişleri Bakanı Evangelos Averof
Kıbrıs Rum Toplumu: Başpiskopos Makarios
Kıbrıs Türk Toplumu: Dr. Fazıl Küçük
Yazımızın amacı, tarihin çarpıtılmasının aydınlığa çıkması ve Beylikdüzü ile İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlıklarına geldikten sonra Ekrem İmamoğlu'nun yaptığı iddia edilen çalışmaların Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğini karartacak çalışmalar olduğunu unutmamak gerekir.
Beylikdüzü Parkı'ndaki Makaryos heykelinin (rölyefinin) konulması masum bir hareket değildir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde seçimi kazanan Ekrem İmamoğlu sonrasında, İstanbul'un bazı semt duvarlarında duvarlara yazılan "1453'ün intikamı" şeklindeki yazıları da bir kez daha hatırlamak gerekir.
Türkiye'nin geleceğini karartmak üzere siyaseten yola çıkarılan Ekrem İmamoğlu'nun hiçbir çalışması sıradan ve masum değildir. Müslüman Türk milletinden intikam almak için özel şartlarda siyasetin içine sokulan bir tiyatrocudur!
Trabzon doğumlu olduğu hâlde İstanbul'a taşınan Ekrem İmamoğlu ailesinin, Trabzon'da yaşarken MÜDAFA soyadını kullandığı, İstanbul'a taşındıktan sonra ise İmamoğlu soyadını alarak Trabzon'da yaşadığı bölgedeki Rum kökenli olduğunu unutturmaya çalıştıkları görülüyor!
Sonuç olarak; ülkemiz üzerinde oynanmış ve oynanmak istenen oyunları iyi görmek, anlamak ve ülkemize ihanet edenleri asla unutmamak gerekir.
Türk milleti olarak çocuklarımıza ve gençlerimize iyi eğitim vermek zorundayız. Tarihî gerçekleri unutturmadan onların yetişmesini sağlamalıyız.
Aksi takdirde, yapılan gizli ihanet çalışmalarını, ülkemizde çocuk sayısının azalması için yıllar itibarıyla çalışma yapan devlet kademelerindeki bürokratları, siyasetçileri ve iş adamlarını unutmadan, ihanetlerini ortaya koymak zorundayız.
Müslüman Türk milletinin Rum milleti ile bir derdi yoktur.
Müslüman Türk milletinin derdi, Rum idareci ve yöneticilerinin hainlikleri iledir.
UNUTMAMA!!!
Günün Sözü: ALGILARLA PARLATILAN SİYASETÇİLERE DİKKAT!