Her taşında geçmişin sesi, her yapısında medeniyetin izi saklıdır aslında. Ancak bazen insan, yanı başındaki kıymetin büyüklüğünü fark edemiyor. Tıpkı hep gözümüzün önünde duran Gök Medrese gibi…
Birçoğumuz Gök Medrese’ yi uzun yıllar yalnızca bir müze binası olarak tanıdık ve hep “müze” adıyla andık. Oysa bu kadim yapı; tarih boyunca farklı kimlikler taşıyan, çok katmanlı bir medeniyetin mirasıdır. Bir dönem medrese olarak ilim yuvası, bir dönem şifahane ve bimarhane olarak sağlık ve şifa merkezi olmuş; daha sonra ise uzun yıllar müze olarak hizmet vermiştir.
Çoğu zaman önünden sıradan bir yapı gibi geçip gittiğimiz, buluşmalar için “müzenin önü” diye sözleştiğimiz veya bir yeri tarif ederken “müzenin karşısındaki sokak…” diye ifade ettiğimiz bu tarihî yapı; aslında çocukluğumuzdan beri hep gözümüzün önünde olan büyük bir medeniyetin hafızasıydı. Ancak bu kıymetin taşıdığı derin anlamı ve tarihî ruhu yeterince fark edemedik.
Eski bir fotoğraf elimize geçtiğinde hatıralar gözümüzde yeniden canlanır. Geçmişe özlemle baktığımız, içimizin hafifçe burkulduğu anlar mutlaka olmuştur. Çünkü fotoğraf, hatıralarımızın bugüne ulaşan kanıtıdır.
Oysa her gün önünden geçtiğimiz fakat fark edemediğimiz Gök Medrese, hâlâ bu şehrin geçmişinin canlı hafızası ve tüm ihtişamıyla en güçlü kanıtıdır. Taşlarına ilmin, hikmetin ve sanatın sindiği bu yapı; yalnızca mimari bir eser değil, Selçuklu’ nun Anadolu’ya vurduğu medeniyet irfanının mührüdür.
Çünkü karşımızda duran yapı, bir zamanlar avlusunda talebelerin söyleşiler yaptığı, ilim halkalarının kurulduğu bir irfan merkeziydi. Belki de onu yeterince tanıyamadığımız için Gök Medrese’nin gerçek ruhunu da tam anlamıyla hissedemedik.
İşte tam da bu noktada önemli bir hakikat karşımıza çıkıyor: Tarihî yapıların yalnızca korunarak değil, yaşatılarak geleceğe taşınabileceğidir.
Yakın zamanda gerçekleştirilen ihya ve restorasyon çalışmalarıyla Gök Medrese’nin adeta asırlık sessizliğinden uyanarak asli kimliğine kavuşmasına ve Tokat adına son derece anlamlı bir dönüşüme şahitlik ediyoruz.
Geçmişin kadim ilim merkezi olan Gök Medrese, şehrimizin modern ilim yuvası Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi bünyesine kazandırıldı. Bir ilim merkezinin başka bir ilim merkezine emanet edilmesi, medeniyet perspektifi açısından son derece kıymetli ve anlamlı bir adımdır.
Artık Gök Medrese’nin kapıları Tokat halkına, gençlere, akademisyenlere ve araştırmacılara açılarak yaşayan bir kültür ve ilim merkezine dönüşmüştür. Düzenlenecek kültürel faaliyetler, sanatsal etkinlikler, akademik programlar ve edebî söyleşiler sayesinde bu tarihî mekân yeniden “insana dokunan” bir kimlik kazanacaktır. Avlusunda yürüyenler, eyvanını seyredenler; geçmişin ihtişamıyla geleceğin vizyonunu aynı anda hissedebilecektir.
Belki de en kıymetli olan budur:
Yıllarca önünden geçip fark edemediğimiz bu eserin artık yeniden hayatın içinde olması… Taşlarının yeniden ilimle, sanatla ve gençlerin sesiyle buluşması…Çünkü medeniyet dediğimiz şeyi sahiplenmek; yalnızca hayranlık duyarak yaptığımız güzellemelerle değil, geçmişten kalan emaneti anlayabilmek, onu yeniden hayata katabilmek ve hayatımızda önceleyebilmektir.
Bu kıymetli dönüşümün arkasında güçlü bir vizyon, tarih bilinci ve şehre duyulan samimi bir aidiyet bulunmaktadır.
Gök Medrese’ yi yalnızca korunması gereken bir yapı olmaktan çıkarıp yeniden yaşayan bir ilim merkezine dönüştüren Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz hocamız, Tokat’ın kültürel mirasına sahip çıkma noktasında önemli bir vefa örneği ortaya koymuştur. Bugün, Gök Medrese’nin taşlarında yalnızca geçmişin izleri değil; bilimin, sanatın ve kültürün sesi yeniden yankılanacaktır. Selçuklu mirası bu eşsiz eser, üniversite çatısı altında yeniden ilimle buluşacak; geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü olacaktır.
Ne mutlu böylesine kıymetli bir mirası fark edenlere, ona sahip çıkanlara, ne mutlu onu geleceğe taşıyanlara…
Her yönetici modern binalar, kompleksler inşa edebilir; ancak asırlık bir yapının taşlarına yeniden nefes üflemek, o kubbelerin altındaki ilim ve irfan ruhunu bugünle buluşturmak her yöneticiye nasip olmayacak müstesna bir ayrıcalıktır.
Tokat’ımızın nadide mirası Gök Medrese’ yi yeniden bir ilim merkezi hâline getiren şehrimizin evladı, Üniversitemizin vefalı Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz hocamızı ve kıymetli ekibini yürekten tebrik ediyorum.
Zamana karşı direnen bu köklü ruhu yeniden uyandırmaya vesile olan Sayın Rektörümüz ve ekibi, hiç şüphesiz tarihî bir sorumluluğu yerine getirerek hafızalarda yer edinmişlerdir.Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum. Gönlünüze sağlık…
Gök Medrese; gösterdiğiniz vefa ve gayret sayesinde yeniden hayat bulacak, Tokat’ın kültürel ufkuna yeni kapılar aralayarak ilim, sanat ve irfanla daha da güçlenecektir.