Henüz 13 yaşında eline aldığı davulla müzik yolculuğuna başlayan Taşkın Başçı, babasının yanında çıraklık yaparak yetişti. 14-15 yaşlarında zurnaya geçiş yapan ve bu enstrümanda ustalaşan Başçı, mesleğine olan bağını "içten gelen bir heves" olarak tanımlıyor. Babasının mirasını yaşatmanın gururunu taşıyan genç usta, 30 yıllık ömrünün yarısından fazlasını bu sanata adadı.
"Zurnamla Aramda Profesyonel Bir Bağ Var"
İcra ettiği sanatı sadece bir iş olarak değil, bir duygu aktarımı olarak gören Taşkın Usta, zurna çalarken yaşadığı hisleri şu sözlerle dile getiriyor: "Mesleğimi yaparken duygularımı zurnaya tam anlamıyla yansıtıyorum. Benimle enstrümanım arasında profesyonel ve duygusal bir bağ var. Bu enerji, işimi severek yapmamdan ve aldığım ilhamdan kaynaklanıyor."
Kendini sürekli geliştiren Taşkın Başçı, sadece bir zurnacı olarak değil, aynı zamanda bir solist olarak da sahnelerde yer alıyor. Yerine göre orkestralarla birlikte çalışan, kafelerde ve özel mekanlarda sahne alan Başçı, güncel repertuvarı ve sesiyle de dinleyicilerini mest ediyor. Niksar ve Tokat’ın yanı sıra çevre illerden gelen taleplere de yetişen sanatçı, bölgenin kültürel hafızasını canlı tutuyor.
Yeni Nesil Ustalar Yetiştiriyor
Geleneksel sanatların unutulmaya yüz tuttuğundan endişe eden Başçı, bu sanatı geleceğe taşımak için de elini taşın altına koyuyor. İstanbul’da ve Tokat’ta 3-4 tane davulcu arkadaşını yetiştirdiğini belirten usta, "Bu sanatı geriden gelen pek kimse yok, zor bir meslek ama biz şartlara göğüs gererek sürdürüyoruz" diyerek usta-çırak ilişkisinin önemine vurgu yapıyor.
Düğün, nişan ve sünnet gibi en özel günlerde vatandaşların neşesine ortak olan Taşkın Başçı, kendisine destek olan Niksar halkına ve sanatseverlere teşekkürlerini sunuyor. Geçmişteki ustalara ve babasına olan saygısını her fırsatta dile getiren Taşkın Usta, "Halkımız olmasa biz olmayız, onlara sonsuz şükranlarımı sunuyorum" diyerek tüm özel günlerde hizmet vermeye hazır olduğunu belirtiyor.
Loading...