Osmanlı saray geleneğinde önemli bir yere sahip olan Hırka-i Saadet ziyaretlerinde kullanılan Destimâl-i Şerîf, bu anlamlı miraslardan biridir. Hürmetin, edebin ve manevî bağlılığın sembolü olarak kabul edilen bu mendiller, yalnızca bir saray geleneğini değil, aynı zamanda geleneksel sanatlarımızın inceliğini ve estetik anlayışını da yansıtır.
Destimâl kelimesi Farsça kökenli olup “tülbent, mendil” anlamına gelmektedir. Ancak Hırka-i Saadet ziyaretlerinde kullanılan destimâller, basit bir mendilden çok daha öte; taşıdığı sembolik anlam ve manevî değeriyle köklü bir geleneğin temsilcisidir. Üzerlerindeki yazı ve ıhlamur ağacına oyulan kalıplarla kumaşa aktarılması, ağaç baskı sanatının ve Tokat yazmacılığı geleneğinin bu manevi mirasla nasıl iç içe geçtiğini göstermektedir.
Topkapı saray koleksiyonu, Destimâl-i Şerîf
Hazreti Peygamber Efendimiz’e (S.A.V.) yazılan beyitlerin, Enderun talebeleri tarafından ıhlamur ağacından oyulan kalıplar aracılığıyla destimâl adı verilen mendillere basılması, bu geleneğin dikkat çekici yönlerinden biridir. Geleneksel ağaç baskı tekniğiyle gerçekleştirilen bu uygulama sayesinde hem sanatsal hem de manevî değeri yüksek eserler ortaya konulmuştur. Bu yönüyle destimâller yalnızca bir hatıra eşyası değil; Osmanlı’nın inanç dünyasını, sanat anlayışını ve estetik hassasiyetini bir arada yansıtan anlamlı bir kültürel miras olarak değerlendirilebilir.
Her yıl Ramazan ayının on beşinci günü, Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) mübarek Hırka-i Şerîfi, Osmanlı saray geleneğine uygun bir merasimle ziyaret edilirdi. Mukaddes emanetlerin bulunduğu sanduka bizzat padişah tarafından açılır; Hırka-i Şerîf muhafaza edildiği gümüş sandıktan çıkarılarak yeşil ipek ve kadife örtüler dikkatle açılır, üzerindeki işlemeli şeritler özenle çözülürdü.
Ziyaret, hırkanın sağ omuz hizasındaki yakasının öpülmesiyle gerçekleşirdi. Ancak Hırka-i Şerîf’e doğrudan temas edilmez; öpülecek yere bir destimâl serilir ve ziyaretçiler bu mendili saygıyla öperek hürmet gösterirdi. Merasimin ardından kullanılan destimâller ziyaretçilere takdim edilir; onlar da bu mendilleri yüzlerine sürer, koklar ve ömürleri boyunca muhafaza ederlerdi. Bu yönüyle destimâller yalnızca bir hatıra değil; mukaddes emanetlere duyulan saygının ve Osmanlı’nın derin manevî kültürünün sessiz bir nişanesidir.
Hırka-i Şerîf’e temas ettirilmiş olan bu destimâller, zamanla sadece bir ziyaret hatırası değil; Peygamber Efendimiz’e (S.A.V.) duyulan sevgi, saygı ve manevî bağlılığın sembolü olarak kabul edilmiştir. Mukaddes emanetlerle kurulan gönül bağının yaşayan bir hatırası olarak bugün de kıymetini korur.
Geçtiğimiz hafta Tokat’ta ziyarete açılan Mukaddes Emanetler Sergisi’nde sergilenen Destimâl-i Şerîf de, bu geleneğin günümüze ulaşan örneklerinden biri olarak dikkat çekmektedir. Mendilin üzerinde yer alan beyitler şöyledir:
“Hırka-i Hazret-i Fahr-i Resûl’e
Atlas-ı çarh olamaz pây-endâz
Yüz sürüp zeylini takbil ederek
Kıl şefî‘-i ümem’e arz-ı niyâz
Nûrü’l-Hüdâ nilnâ bihî tekrimen Sallû aleyhi ve sellemû teslime”
Anlamı ise kısaca şöyledir;
“Hz. Peygamber’in mübarek hırkasına
Gökyüzü atlası dahi serilecek bir örtü olamaz.
Ona yüz sürüp hürmetle öperek ziyaret et.
Ümmetin şefaatçisi olan Resûl’e niyazda bulun.
O, hidayet nurudur; O’nunla şereflenmiş bulunuyoruz; O’na salât ve selâm getiriniz.”
Bu destimâl-i şerîfin aslını bir ziyaretimde Topkapı Sarayı’nda görmüştüm. Ağaç baskı sanatıyla yakından ilgilenen biri olarak hem kalıbı hem de üzerindeki beyitler beni derinden etkilemişti. Bu saray geleneğinin günümüze taşınması ve hatırlanması gerektiğini düşündüm. Amacım, geçmişle kurulan anlamlı bağı yeniden yaşatmaktı. Bunun için ıhlamur ağacından baskı kalıplarını oyarak hazırlamış ve geleneksel ağaç baskı tekniğiyle destimâl üzerine baskı uygulayarak bir replika çalışması gerçekleştirmiştim.
Destimâl-i Şerîf, kalıp ve baskı replika çalışması, Engin KÜÇÜKARSLAN
Ortaya çıkan çalışma, bildiğim kadarıyla geleneksel yöntemlerle yapılan ilk replika denemelerinden biri oldu. Ancak benim için bu süreç yalnızca bir üretim faaliyeti değildi; geçmişle kurulan anlamlı bir bağın ifadesiydi. Çünkü bu küçük mendiller, yüzyıllar boyunca süregelen sevgi, hürmet ve manevî bağlılığın sessiz tanıklarıydı.
Geçtiğimiz günlerde, Ramazan ayında Tokat’ta sergilenen Destimâl-i Şerîf de bize bu duyguları yeniden hatırlattı. Geleneksel sanatlar yalnızca estetik bir üretim değil; aynı zamanda bir toplumun hafızasını ve değerlerini geleceğe taşıyan kıymetli bir kültürel mirastır. Destimâl-i Şerîf, edep ve manevî bir bağın taşıyıcısı, bir saray geleneğini günümüze ulaştıran bir aktarıcı ve padişah huzurunda yapılan merasimin sessiz tanığıdır.
Kutsal emanetler sergisinin Tokat’ta halkımızla buluşmasına vesile olan, başta yetkililer olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederken, tekrar ifade etmek isterim ki:
Bazı miraslar vardır ki, sadece yok olduklarında değil; hatırlanmadıklarında da kaybolurlar. Hep hatırlamak ve hiç kaybetmemek temennisiyle.
Engin KÜÇÜKARSLAN
Geleneksel El Sanatları Uzmanı