Dünyanın en gelişmiş 7 ülke liderleri, her yıl bir önceki toplantıda belirledikleri ülkenin şehrinde toplantı yapıp kararlar alarak dünyanın siyasetine ve ekonomisine yön verirken, bir başka açıdan da dünyaya "Patron biziz." mesajını gere gere verirler. Diğer devletler de bu birinci ligde olmamanın ezikliğini adeta yaşarlar.
Tabii her yerin bir patronu olduğuna göre, G7 diye adlandırılan bu birinci ligin de (bize göre emperyalistler topluluğu) gizli ya da açık patronu vardır ve bu da ABD'dir. İşte bunun açıkça beyanına ve dışa vurumuna dünya geçenlerde şahit oldu. ABD Başkanı Donald Trump, Fransa'da devam eden G7 Zirvesi'nin son gününde sabah düzenlenen ilk oturuma 1 saat geç kaldı. Trump salona geldiğinde, "Patron benim." şakası yapsa da aslında bilinen ancak dillendirilmeyen bir gerçeği de ifade etmiş oldu. Bu, şu gerçeği bir kez daha gözler önüne sermiştir: "Para kimdeyse güç ondadır." Cumhurbaşkanımızın şu cümlesi de bu durumla tamı tamına örtüşmektedir: "Ambarın anahtarı kimdeyse güç ondadır."
ABD ile İran arasında süren savaş ve akabinde petrol fiyatlarındaki artış, dünya ekonomisinde derin bir yaraya sebep oldu. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasının etkileri dünyanın en ücra köşesinde bile hissedildi. Bu gelişmeler şunu gösterdi ki artık dünyada "Bizim dışımızda olan olaylar bizi ilgilendirmez." felsefesi geçerliliğini yitirdi ve fazla bir anlamı kalmadı.
Eşkıya ABD ve değnekçileri, İran'ın kolay bir lokma olmadığını anladılar. Aralarında imzalanan 14 maddelik mutabakat ile savaşa ve gelecekteki zıtlaşma ve çekişmelere son vereceklerini beyan ve taahhüt ettiler. İran da Hürmüz Boğazı'nı açacak ve nükleer konusunda vazgeçecek.
Şunu unutmamak gerekir: Bugün ABD ve değnekçileri bu adımı attıysa, İran'ın güçlü ve kolay lokma olmamasındandır. Yoksa İran'ı tıpkı Gazze gibi yerle bir ederlerdi. Bunların anlayacağı yegâne dil budur; yani güç dilidir. Bu gelişmelerden ders çıkarıp pozisyonumuzu buna göre belirlemeliyiz. Dolayısıyla bu eşkıyalara "dur" diyeceksek en az onların sahip olduklarına sahip olup onlar kadar güçlü olmalıyız. Yoksa bir bahane ile üstümüze çökerler. Dünyada bunun fazlasıyla örneği mevcuttur.
Diğer taraftan, ABD ile İran arasında yürütülen, birkaç defa kopan ve zıtlaşılan müzakerelerde Türkiye'nin onca barış ve ikna çabalarına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump'un birkaç defa Cumhurbaşkanımızı basının karşısında övmesinden başka ülkemize bir rol verilmemesi ve Pakistan'ın öne çıkmasının altında İran faktörünün olduğunu düşünüyoruz. İran, tarih boyunca Türk milletine mesafeli, hesaplı ve hasmane yaklaşmış ve bu huyundan maalesef vazgeçmemiştir. Bu olay da bunu göstermiş ve doğrulamıştır. Pakistan adına sevinsek de bu durumu devletimizin not ettiğini düşünüyoruz.
Bizden söylemesi.