<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Tokat Haber - Tokat Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.tokathaber.com.tr</link>
    <description>Tokat haber, son dakika Tokat haberleri ve en yeni Tokat haberler için tek kaynak. Tokat hava durumu, namaz vakitleri, TOGÜ duyuruları ve Tokat deprem verilerine anında ulaşın.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tokathaber.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2025 Tokat Haber. Bu sitede yer alan tüm içerik ve veriler, Tokat'ın güncel haber kaynağı olarak tescillidir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2026 15:17:40 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Tokat’ta 4 Aylık Bebek İçin Hava Ambulansı Havalandı]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/tokatta-4-aylik-bebek-icin-hava-ambulansi-havalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/tokatta-4-aylik-bebek-icin-hava-ambulansi-havalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi gören 4 ay 21 günlük erkek bebek, ileri düzey takip ve tedavi amacıyla hava ambulansıyla İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi’nde takip ve tedavisi devam eden 4 ay 21 günlük erkek bebek K.E.A., ileri düzey takip ve tedavisinin sağlanması amacıyla hava ambulansıyla İstanbul’a sevk edildi.</p>

<p>Tokat’ta tedavi gören 4 ay 21 günlük bir bebek, ileri düzey sağlık hizmetine ihtiyaç duyulması üzerine hava ambulansıyla İstanbul’a nakledildi.</p>

<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi’nde takip ve tedavisi devam eden K.E.A. isimli erkek bebeğin pulmoner kalp hastalığı, aort yetmezliği ve Marfan sendromu tanılarının bulunduğunun değerlendirildiği belirtildi.</p>

<p><img alt="Tokat Bebek Hasta Istanbul Sevk2" height="484" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/tokat-bebek-hasta-istanbul-sevk2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="860" /></p>

<p><strong>İstanbul’a sevk kararı verildi</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bebeğin mevcut sağlık durumu doğrultusunda ileri düzey takip ve tedavisinin sağlanabilmesi amacıyla İstanbul’a sevk edilmesine karar verildi.</p>

<p>Sevk işlemi, Tokat İl Sağlık Müdürlüğü ile Sağlık Bakanlığı Hava Operasyon Merkezi koordinasyonunda gerçekleştirildi.</p>

<p><strong>Hava ambulansıyla Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne nakledildi</strong></p>

<p>Gerekli hazırlıkların tamamlanmasının ardından küçük hasta, sağlık ekiplerinin gözetiminde hava ambulansına alınarak İstanbul’a gönderildi.</p>

<p>K.E.A.’nın ileri düzey takip ve tedavisinin sürdürülmesi amacıyla Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne sevkinin gerçekleştirildiği bildirildi.</p>

<p><img alt="Tokat Bebek Hasta Istanbul Sevk1" height="860" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/tokat-bebek-hasta-istanbul-sevk1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="860" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mihriban Timur</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/tokatta-4-aylik-bebek-icin-hava-ambulansi-havalandi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 16:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/tokat-bebek-hasta-istanbul-sevk.jpg" type="image/jpeg" length="65046"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Sıcakları İle Gelen Sinsi Tehlike: "Sıcak Çarpması" Belirtileri Ve Korunma Yolları]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/yaz-sicaklari-ile-gelen-sinsi-tehlike-sicak-carpmasi-belirtileri-ve-korunma-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/yaz-sicaklari-ile-gelen-sinsi-tehlike-sicak-carpmasi-belirtileri-ve-korunma-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seda Gümüştekin Bilgin, sıcak çarpmasına karşı uyarılarda bulunarak ilk yardım yöntemlerini anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte güneşin ve sıcak havanın tadı çıkarılırken, aşırı sıcaklar beraberinde hayati risk taşıyan sinsi bir tehlikeyi de getiriyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, Çocuk Acil Yan Dal Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seda Gümüştekin Bilgin; toplumda genellikle basit bir halsizlik veya “güneş geçmesi” olarak hafife alınan sıcak çarpmasının, dakikalar içinde organ hasarına ve hatta ölüme yol açabilen ciddi bir tıbbi acil durum olduğunu vurguladı.</p>

<p>Yüksek vücut sıcaklığının her zaman klasik bir “ateş” olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Bilgin, tıpta ateş ile sıcak çarpması (hipertermi) kavramlarının tamamen farklı mekanizmalarla çalıştığına dikkat çekti. Ateşte vücudun bir enfeksiyona karşı beynin hipotalamus bölgesindeki termostat ayarını kendi kontrolünde yükselttiğini ifade eden Dr. Bilgin, sıcak çarpmasında ise durumun farklı olduğunu belirtti. Sıcak çarpmasında beyindeki termostat ayarı normal kalırken, dışarıdaki aşırı sıcaklık nedeniyle biriken ısı terleme yoluyla atılamıyor. Kontrolsüz şekilde 40°C veya 41°C’nin üzerine çıkan vücut sıcaklığı, doğrudan hücre ve organlarda tahribat başlatıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşırı sıcak havalarda görülen rahatsızlıkların doğru tanınmasının hayat kurtardığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Seda Gümüştekin Bilgin, sıcak bitkinliği ile sıcak çarpması arasındaki hayati farklara değindi. Sıcak bitkinliğinde aşırı su ve tuz kaybına bağlı olarak halsizlik, baş ağrısı, kusma ve tansiyon düşüklüğü görülürken zihinsel durumun tamamen normal kaldığını ve vücut ısısının 40°C’nin altında seyrettiğini söyledi. Buna karşın bir tıbbi acil durum olan sıcak çarpmasında ise vücut sıcaklığının 40°C’nin üzerine çıktığını vurgulayan Dr. Bilgin; kişilerde kafa karışıklığı, hırçınlık, peltek konuşma, dengesiz yürüme, nöbet geçirme veya koma gibi akut zihinsel durum değişikliklerinin başladığını ifade etti. Terleme mekanizması çöktüğü için de hastanın cildinin genellikle sıcak, pembe ve kuru kaldığını sözlerine ekledi.</p>

<p>Sıcak çarpmasının herkesin başına gelebileceğini ancak bazı grupların çok daha büyük risk altında olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Bilgin, özellikle çocuklara dikkat çekti. Bebeklerin ve küçük çocukların ağırlıklarına oranla daha fazla metabolik ısı ürettiklerini, susuz kaldıklarında vücut sıcaklıklarının yetişkinlerden çok daha hızlı yükseldiğini ve terleme kapasitelerinin kısıtlı olduğunu açıkladı. En acı vakaların park edilmiş araç içinde unutulan bebeklerde görüldüğünü hatırlatan Dr. Bilgin, kapalı araç içi sıcaklığının dakikalar içinde ölümcül seviyelere ulaştığı uyarısında bulundu. Ayrıca sıcak ve nemli havada ağır antrenman yapan genç sporcular ile kistik fibrozis, obezite, diyabet gibi kronik rahatsızlığı bulunan çocukların da doğrudan risk grubunda yer aldığını vurguladı.</p>

<p>Aşırı yüksek sıcaklığın vücuda giren bir zehir gibi etki ederek hücresel düzeyde protein yapısını bozduğunu ve “distribütif şok” tablosunu tetiklediğini belirten uzman isim, bu süreçte en büyük hasarı beyin ve karaciğerin gördüğünü ifade etti. Dr. Bilgin, zamanında müdahale edilmediği takdirde böbrek yetmezliği, kas yıkımı (rabdomiyoliz), akciğer ödemi ve damar içi yaygın pıhtılaşma (DIC) gibi ölümcül organ yetmezliklerinin kaçınılmaz hale geleceği konusunda uyardı.</p>

<p>Şüpheli bir durumla karşılaşıldığında uygulanması gereken ilk yardım adımlarını da tek tek sıralayan Dr. Öğr. Üyesi Seda Gümüştekin Bilgin, vakit kaybetmeden 112 Acil Servis’in aranması gerektiğinin altını çizdi. Hastanın derhal gölge ve serin bir alana taşınarak fazla kıyafetlerinin çıkarılmasını öneren Dr. Bilgin, en etkili soğutma yönteminin vücuda oda sıcaklığında su püskürtüp vantilatörle hava üfletmek (ıslak ve rüzgarlı yöntem) olduğunu ifade etti. Boyun, koltuk altı ve kasık gibi büyük damar bölgelerine beze sarılı buz paketleri konulabileceğini belirten uzman doktor, iki kritik uyarıda bulundu: Sıcak çarpmasında parasetamol veya ibuprofen gibi ateş düşürücü ilaçların kesinlikle yeri olmadığını, bu ilaçların organlara ek zarar vereceğini söyledi. Ayrıca bilinci kapalı veya bulanık kişilere ciğerlere kaçma riski nedeniyle kesinlikle ağızdan sıvı verilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Sıcak çarpmasının tamamen önlenebilir bir durum olduğunu hatırlatan Dr. Seda Gümüştekin Bilgin; çocukların kesinlikle araçlarda yalnız bırakılmaması, sıcak saatlerde ağır egzersizden kaçınılması ve bol su tüketilmesinin bu tehlikeye karşı en büyük kalkan olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hami İşler</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/yaz-sicaklari-ile-gelen-sinsi-tehlike-sicak-carpmasi-belirtileri-ve-korunma-yollari</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 16:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-13-at-191347.jpeg" type="image/jpeg" length="75583"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşlılıkta kalça kırığı riskini azaltmanın yolları]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/yaslilikta-kalca-kirigi-riskini-azaltmanin-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/yaslilikta-kalca-kirigi-riskini-azaltmanin-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp ve Prof. Dr. Erden Ertürer, kalça kırığını yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak görmemek gerektiğini vurguladılar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp ve Prof. Dr. Erden Ertürer, kalça kırığını yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak görmemek gerektiğini vurguladılar.</p>

<p>İleri yaşlarda basit bir düşme, kişinin hayatını aniden değiştirebiliyor. Kalça kırığı yalnızca kemiğin kırılması anlamına gelmezken; hareketliliği, bağımsızlığı ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Uzmanlar, kalça kırığının yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olmadığını, kemik ve kas sağlığının korunması, düşmelerin önlenmesi ve osteoporozun erken dönemde fark edilmesiyle kırık riskinin azaltılabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, kalça kırığı riskinin değerlendirilmesinde yalnızca kemik yoğunluğuna odaklanılmaması gerektiğini belirterek, 'Kalça kırığı riskini değerlendirirken kişinin kemik yapısının yanı sıra kas gücü, denge durumu, beslenmesi, kullandığı ilaçlar, görme sorunları ve yaşam alanındaki düşme riskleri de birlikte değerlendirilmelidir. Yaşlanma kaçınılmaz olsa da kırık riskini azaltmak için atılabilecek önemli adımlar vardır' dedi.</p>

<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Erden Ertürer ise kalça kırığının meydana gelmesi halinde hızlı değerlendirme ve uygun tedavinin önem taşıdığını belirterek, 'Kalça kırığı, özellikle ileri yaşta hastanın hareketliliğini ve bağımsızlığını doğrudan etkileyebilen ciddi bir durumdur. Tedavide yalnızca kemiğin iyileşmesini değil, hastanın mümkün olduğunca kısa sürede yeniden ayağa kalkmasını ve günlük yaşamına dönebilmesini hedefliyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Kemiklerinizi kontrol ettirmeyi ertelemeyin'</p>

<p>Osteoporozun uzun süre hiçbir belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, kişinin kendisini sağlıklı hissetmesine rağmen kemik yoğunluğunun azalmış olabileceğini söyledi. Osteoporozun bazen ilk kez basit bir düşme sonrasında meydana gelen kırıkla fark edildiğini belirten Özalp, özellikle ileri yaşta kemik sağlığının ve toplam kırık riskinin düzenli olarak değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Daha önce kırık geçirmiş olmak, düşme öyküsü, ailede kalça kırığı bulunması, düşük vücut ağırlığı, sigara kullanımı veya uzun süreli kortizon tedavisi gibi faktörlerin kırık riskini artırabileceğini belirten Özalp, risk taşıyan kişilerin değerlendirmeyi geciktirmemesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>''Küçük bir düşmeydi' deyip geçmeyin'</p>

<p>Ayakta durma yüksekliğinden veya daha düşük enerjili bir travmayla oluşan kırıkların, özellikle ileri yaşta, kemik kırılganlığının önemli bir göstergesi olabileceğini belirten Uzm. Dr. Özalp, 'İleri yaşta basit bir düşme sonrasında kırık oluşması, kemiklerin kırılgan hale geldiğinin bir göstergesi olabilir. Bu nedenle kırığın tedavisinin ardından 'Bu kemik neden kırıldı?' sorusunun da yanıtı aranmalı ve yeni kırıkları önlemeye yönelik bir plan oluşturulmalıdır' dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Erden Ertürer de özellikle düşük enerjili travma ile meydana gelen kalça kırıklarının önemsenmesi gerektiğini belirterek, 'Bazen hastalar basit bir düşme sonrasında oluşan kırığı yalnızca o an yaşanan travmaya bağlayabiliyor. Oysa ileri yaşta düşük enerjili bir travmayla meydana gelen kalça kırığı, kemik kalitesinin de değerlendirilmesi gerektiğini gösteren önemli bir bulgudur' diye konuştu.</p>

<p>'Düşmeleri önleyin'</p>

<p>Kalça kırığının oluşmasında çoğu zaman iki önemli faktörün bir araya geldiğini belirten Uzm. Dr. Özalp, bunların zayıf kemik ve düşme olduğunu söyledi. Özellikle daha önce düşmüş yaşlılarda denge ve yürümenin değerlendirilmesi, görme sorunlarının düzeltilmesi, kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi ve ayağa kalkınca tansiyon düşmesi gibi durumların araştırılması gerektiğini belirten Özalp, ev ortamının da düşme riskine karşı düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Özalp, kaygan halı ve yerdeki kabloların kaldırılması, banyoda kaymayı önleyici düzenlemeler yapılması, gece kullanılan alanlarda yeterli aydınlatmanın sağlanması ve uygun ayakkabıların tercih edilmesinin düşme riskini azaltabileceğini belirtti.</p>

<p>Prof. Dr. Erden Ertürer ise düşmelerin yalnızca kırık açısından değil, kişinin genel hareket kapasitesi açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, 'Düşme sonrası hastanın yeniden güvenli şekilde yürüyebilmesi çok önemli. Bu nedenle kırık riskini azaltırken aynı zamanda kas gücünü ve dengeyi korumaya yönelik yaklaşım da tedavinin bir parçası olmalı' dedi.</p>

<p>'Kaslarınızı güçlü tutun'</p>

<p>Kalça kırığından korunmanın yalnızca kemiklere bakmaktan geçmediğini belirten Uzm. Dr. Özalp, güçlü bacak kasları ve iyi dengenin düşme riskinin azaltılmasında kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kas gücünün azalabileceğini belirten Özalp, kişinin sağlık durumuna uygun direnç egzersizleri, denge çalışmaları ve düzenli fiziksel aktivitenin yaşamın bir parçası haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>'Bir sandalyeden ellerinizi kullanmadan kalkıp oturmakta zorlanıyorsanız kas gücünüzün ve fiziksel performansınızın değerlendirilmesi gerekebilir' diyen Özalp, hedefin yalnızca daha uzun yaşamak değil, ilerleyen yaşlarda da ayağa kalkabilmek, yürüyebilmek ve bağımsız kalabilmek olduğunu vurguladı.</p>

<p>'Protein ve yeterli beslenmeyi ihmal etmeyin'</p>

<p>Kemik sağlığından söz edildiğinde çoğunlukla kalsiyum ve D vitamininin akla geldiğini ancak yaşlı bireylerde kasların korunmasının da en az kemiklerin korunması kadar önemli olduğunu belirten Uzm. Dr. Özalp, yetersiz protein alımının kas kaybını hızlandırabileceğini söyledi.</p>

<p>İştah azalması, çiğneme ve yutma problemleri veya kronik hastalıklar nedeniyle yaşlı bireylerde yeterli beslenmenin zorlaşabileceğini ifade eden Özalp, beslenme durumunun gerektiğinde sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>'D vitamini ve kalsiyumu bilinçli kullanın'</p>

<p>D vitamini ve kalsiyumun kemik sağlığı açısından önemli olduğunu ancak takviyelerin gelişigüzel kullanılmaması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Özalp, kişinin beslenmesi, güneş maruziyeti, mevcut hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve gerekli durumlarda tetkik sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Özalp, 'Yüksek kırık riski bulunan bir kişide yalnızca vitamin kullanmak, osteoporoz tedavisi açısından yeterli olmayabilir. Kişinin toplam kırık riski değerlendirilerek gerekli durumlarda uygun osteoporoz tedavisi planlanmalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Erden Ertürer de kalça kırığı sonrasında ortopedik tedavinin yanı sıra yeni kırıkların önlenmesinin de önemli olduğunu belirterek, 'Mevcut kırığı tedavi etmek kadar, hastanın bundan sonraki yaşamında yeni bir kırık yaşamaması için gerekli önlemlerin alınması da önemlidir. Bu noktada ortopedi ile geriatri başta olmak üzere ilgili branşların birlikte çalışması hastanın uzun dönem sonuçları açısından değerlidir' dedi.</p>

<p>''Bir kez düştüm ama bir şey olmadı' demeyin'</p>

<p>Özellikle ileri yaşta yaşanan düşmenin vücudun verdiği önemli bir uyarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Özalp, tekrarlayan düşmelerin 'yaşlılıktan kaynaklanıyor' şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Düşmenin nedeninin araştırılması gerektiğini ifade eden Özalp; denge, kas gücü, görme, tansiyon değişiklikleri, kullanılan ilaçlar, beslenme durumu ve kemik sağlığının birlikte değerlendirilmesinin önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>'Kalça kırığı sonrasında amaç hastayı yeniden hayata kazandırmak'</p>

<p>Kalça kırığı oluştuğunda tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Erden Ertürer, özellikle ileri yaştaki hastalarda uzun süre hareketsiz kalmanın kas kaybını artırabileceğine ve hastanın yeniden yürümesini zorlaştırabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. Ertürer, 'Kalça kırığında tedavinin amacı yalnızca kırığın iyileşmesini sağlamak değildir. Hastanın genel sağlık durumu elverdiği ölçüde mümkün olduğunca erken dönemde hareketlendirilmesi ve rehabilitasyon sürecinin başlatılması önemlidir. Hastanın yeniden ayağa kalkabilmesi, yürüyebilmesi ve günlük yaşam aktivitelerini mümkün olduğunca bağımsız sürdürebilmesi tedavinin önemli hedeflerindendir' dedi.</p>

<p>Kırık sonrasında ortopedi, geriatri ve fizik tedavi ve rehabilitasyon ekiplerinin birlikte çalışmasının hastanın toparlanmasına katkı sağlayabileceğini belirten Ertürer, tedavi sürecinin hastanın genel sağlık durumu ve ihtiyaçlarına göre planlanması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>'Kalça kırığını önlemek, tedavi etmekten önce geliyor'</p>

<p>Kalça kırığından korunmanın tek bir yöntemle mümkün olmadığını belirten Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, 'Güçlü kas, sağlıklı kemik, iyi denge, güvenli bir yaşam alanı ve düzenli kırık riski değerlendirmesi birlikte ele alınmalıdır. Bir kişinin kemik yoğunluğu kadar günlük yaşamda ne kadar hareket ettiği, ne kadar güçlü olduğu, düşüp düşmediği, nasıl beslendiği ve kullandığı ilaçlar da önemlidir' dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Erden Ertürer ise kalça kırığının tedavi edilebilir olmakla birlikte ileri yaşta ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirterek, 'Kalça kırığı yaşlılığın doğal ve kaçınılmaz bir sonucu değildir. Kırık oluşmadan önce alınabilecek önlemler, kırık sonrasında uygulanacak tedavi kadar değerlidir. Amaç hastanın hareketliliğini, bağımsızlığını ve yaşam kalitesini mümkün olduğunca uzun süre korumaktır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Uzmanlar; sağlıklı kemikler, güçlü kaslar, iyi denge, güvenli yaşam alanı ve düzenli sağlık kontrollerinin kalça kırığı riskini azaltmada birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, kalça kırığının yaşlılığın kaderi olmadığını belirterek; kemiklerin, kasların, dengenin ve yaşam alanının korunarak kırık riskinin azaltılabileceğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/yaslilikta-kalca-kirigi-riskini-azaltmanin-yollari</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2024/03/yasli3.jpg" type="image/jpeg" length="35805"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tokat Devlet Hastanesi’nde Yeni Uzman Hekim Hasta Kabulüne Başladı]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/tokat-devlet-hastanesinde-yeni-uzman-hekim-hasta-kabulune-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/tokat-devlet-hastanesinde-yeni-uzman-hekim-hasta-kabulune-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Devlet Hastanesi’nin uzman hekim kadrosuna Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökay Karaemir katıldı. Hasta kabulüne başlayan Karaemir için randevular MHRS ve 182 üzerinden alınabilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Devlet Hastanesi uzman hekim kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökay Karaemir, hastanede hasta kabulüne başladı.</p>

<p>Tokat Devlet Hastanesi’nin hekim kadrosuna yeni bir uzman isim daha katıldı. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökay Karaemir, Tokat’ta görevine başlayarak hasta kabulüne geçti.</p>

<p>Yeni uzman hekimin göreve başlamasıyla birlikte hastanenin Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi alanındaki sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>

<p><strong>Hangi alanlarda hizmet verecek?</strong></p>

<p>Op. Dr. Gökay Karaemir, plastik ve rekonstrüktif cerrahi kapsamında doğuştan veya sonradan oluşan doku ve şekil bozukluklarının değerlendirilmesi ve tedavisinin yanı sıra uzmanlık alanı kapsamındaki cerrahi işlemlerde hastalara hizmet verecek.</p>

<p>Plastik cerrahi branşı; rekonstrüktif cerrahinin yanı sıra estetik cerrahi uygulamalarını da kapsıyor.</p>

<p><strong>Randevular MHRS üzerinden alınabilecek</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Op. Dr. Gökay Karaemir’e muayene olmak isteyen vatandaşlar, randevularını Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden veya 182 çağrı hattı aracılığıyla oluşturabilecek.</p>

<p>Yeni uzman hekimin göreve başlamasıyla Tokat Devlet Hastanesi’nin ilgili branştaki hizmet kapasitesinin artırılması ve vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin güçlendirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p><img alt="Tokat Devlet Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökay Karaemir" height="484" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/tokat-devlet-hastanesi-plastik-rekonstruktif-ve-estetik-cerrahi-uzmani-op-dr-gokay-karaemir.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="860" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Burhan Arar</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/tokat-devlet-hastanesinde-yeni-uzman-hekim-hasta-kabulune-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 05:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/tokat-devlet-hastanesi-plastik-rekonstruktif-ve-estetik-cerrahi-uzmani-op-dr-gokay-karaemir1.jpg" type="image/jpeg" length="71965"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saçlarınız seyrekse güneşten korunmayı ihmal etmeyin]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/saclariniz-seyrekse-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/saclariniz-seyrekse-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Begüm Güneş, güneşten korunurken saçlı derinin çoğu zaman gözden kaçırıldığını belirterek, saçların ultraviyole (UV) ışınlarına karşı tam koruma sağlamadığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Begüm Güneş, güneşten korunurken saçlı derinin çoğu zaman gözden kaçırıldığını belirterek, saçların ultraviyole (UV) ışınlarına karşı tam koruma sağlamadığını söyledi. Özellikle saçları ince ve seyrek olan kişilerde saçlı derinin güneşe daha fazla maruz kaldığına dikkat çeken Güneş, ciddi güneş yanıklarının saçlı deride belirgin inflamasyona ve bazı durumlarda geçici saç dökülmesine yol açabileceğini, tekrarlayan UV maruziyetinin ise saç tellerinde yapısal hasara neden olarak saçların daha kuru ve kırılgan hale gelmesine neden olabileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz aylarında güneşten korunmak için yüz ve vücuda güneş koruyucu uygulanırken, saçlı deri çoğu zaman ihmal edildiğini aktaran Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Begüm Güneş, saçların belirli ölçüde fiziksel bariyer oluşturmasına rağmen saçlı derinin UV ışınlarından tamamen korunmadığını belirtti.</p>

<p>'Saçın yoğunluğu ve rengi korunmayı etkileyebilir'</p>

<p>Saçın yapısı ve yoğunluğunun güneş ışınlarının saçlı deriye ulaşma miktarını etkileyebildiğini belirten Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Begüm Güneş, 'Kalın ve yoğun saçlar, ince ve seyrek saçlara kıyasla saçlı deri üzerinde daha güçlü bir fiziksel bariyer oluşturabilir. Koyu renkli saçlar da açık renkli saçlara göre UV ışınlarını daha fazla absorbe edebilir. Ancak bu durum saçlı derinin güneşten tamamen korunduğu anlamına gelmez' dedi.</p>

<p>Özellikle saç ayrım çizgisi, alınla saçın birleştiği bölgeler ve saçların seyrekleştiği alanların güneşe daha açık kaldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Güneş, saç kaybı arttıkça saçlı derinin doğrudan güneşe maruz kalan yüzeyinin de arttığına dikkati çekti.</p>

<p>Ciddi güneş yanığı geçici saç dökülmesine yol açabilir</p>

<p>Saçlı derinin de vücudun diğer bölgeleri gibi güneş yanığına açık olduğunu vurgulayan Güneş, 'Hafif bir güneş yanığı genellikle kalıcı saç dökülmesine neden olmaz. Ancak ciddi yanıklarda saç köklerinin çevresinde gelişen inflamasyon, geçici saç dökülmesine katkıda bulunabilir' diye konuştu.</p>

<p>Tekrarlayan UV maruziyetinin yalnızca saçlı deriyi değil, saç tellerini de etkileyebildiğini belirten Güneş, 'Uzun süreli ve yoğun güneş maruziyeti saç telinin yapısında hasara yol açabilir. Bunun sonucunda saçlar daha kuru, mat ve kırılmaya daha yatkın hale gelebilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Saçların arasındaki değişiklikler gözden kaçabilir'</p>

<p>Saçlı deride gelişen bazı cilt değişikliklerinin saçların arasında kaldığı için geç fark edilebildiğine dikkati çeken Güneş, düzenli cilt kontrolünde saçlı derinin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Güneş, 'Saçlı deride yeni ortaya çıkan, büyüyen veya görünümü değişen bir lezyon; iyileşmeyen, tekrarlayan şekilde kanayan ya da kabuklanan bir alan varsa dermatoloji uzmanına başvurulmalı. Kişinin kendi kendine cilt kontrolü yaparken saçlarını bölüm bölüm ayırarak saçlı derisini de incelemesi önemli' dedi.</p>

<p>Saç ayrım çizgisini unutmayın</p>

<p>Saçlı derinin güneşten korunmasında şapka kullanımının etkili bir yöntem olduğunu belirten Güneş, özellikle saçları seyrek olan veya saç ayrım çizgisi belirgin kişilerin güneş koruyucu kullanabileceğini söyledi.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Güneş, 'Saç ayrım çizgisi veya saçların seyrek olduğu bölgelerde güneşe açık kalan saçlı deri üzerine geniş spektrumlu, SPF 30 veya üzeri güneş koruyucu uygulanabilir. Uzun süre açık havada kalınacaksa yalnızca güneş koruyucuya güvenmek yerine geniş kenarlı bir şapka ile fiziksel koruma sağlamak da önemli. Yüz, kulaklar, boyun ve saçlı deri güneşten korunmada birlikte düşünülmeli' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/saclariniz-seyrekse-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2024/06/deniz-ve-havuz-sac-tokathaber.webp" type="image/jpeg" length="86028"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alaturka mı Alafranga mı? Cevabı Uzmanı Verdi]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/alaturka-mi-alafranga-mi-cevabi-uzmani-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/alaturka-mi-alafranga-mi-cevabi-uzmani-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tuvalet tercihi bağırsak sağlığı ve dışkılama açısından sanıldığından daha önemli olabilir. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ömer Faruk Bük, anatomik açıdan alaturka tuvaletin dışkılamayı kolaylaştırdığını belirterek, alafranga tuvaletlerin hemoroidal hastalıkları artırabileceğini söyledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda sık görülen ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilen hemoroit hastalığında tuvalet alışkanlıkları önemli rol oynuyor. Samsun'da Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ömer Faruk Bük, özellikle kronik kabızlık, uzun süre ıkınma ve yanlış dışkılama alışkanlıklarının hemoroit riskini artırdığına dikkat çekti.</p>

<p><strong>Alaturka mı alafranga mı?</strong></p>

<p>İki tuvalet tipini dışkılama açısından değerlendiren Bük, alaturka tuvaletin anatomik ve fizyolojik yapıya daha uygun olduğunu ifade etti.</p>

<p>Alaturka tuvalette çömelme pozisyonunun makatın üst kısmındaki açılanmayı düzelttiğini ve dışkının daha kolay çıkmasına yardımcı olduğunu belirten Bük, alafranga tuvalette ise bu açının daha az değiştiğini söyledi.</p>

<p>Bük, “Dışkılamanın kolaylığı açısından anatomik ve fizyolojik olarak bakıldığında alaturka tuvalet, dışkılamanın daha kolay olduğu bir tuvalettir” dedi.</p>

<p>Alafranga tuvaletlerde dışkılamanın nispeten daha zor olabildiğini dile getiren Bük, kendi değerlendirmesine göre bu tuvalet tipinin hemoroidal hastalıkların artmasına katkıda bulunabileceğini kaydetti.</p>

<p><strong>Tuvalette uzun süre ıkınmak riski artırıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hemoroit açısından yalnızca kullanılan tuvaletin değil, tuvalette geçirilen sürenin ve dışkılama biçiminin de önemli olduğunu vurgulayan Bük, özellikle kabızlık nedeniyle uzun süre ıkınmanın risk oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Kronik kabızlığın hemoroit oluşumundaki en önemli etkenlerden biri olduğuna işaret eden Bük, sürekli ıkınmanın bağ dokusunda gevşemeye ve hemoroitlerin aşağı doğru sarkmasına yol açabildiğini belirtti.</p>

<p>Uzun süreli ishalin de benzer sorunlara neden olabileceğini aktaran Bük; uzun süre oturma, kronik kabızlık, ishal, ıkınma ve ağır kaldırmanın hemoroit riskini artıran faktörler arasında bulunduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>Hemoroit tedavisi hastaya göre değişiyor</strong></p>

<p>Hemoroidin iç ve dış olmak üzere ikiye ayrıldığını anlatan Bük, tedavinin hastalığın türü ve evresine göre planlandığını söyledi.</p>

<p>İlaç tedavisinden lazer uygulamalarına ve klasik cerrahi yöntemlere kadar farklı seçeneklerin bulunduğunu belirten Bük, her yöntemin her hasta için uygun olmadığının altını çizdi. Hastanın sağlık durumu, hemoroidin büyüklüğü, kanama ve ağrı düzeyi tedavi seçiminde belirleyici oluyor.</p>

<p><strong>“Önemli olan ağrısız ve kanamasız dışkılama”</strong></p>

<p>Hastaların zaman zaman makat bölgesindeki görüntüye odaklandığını belirten Bük, tedavide temel amacın estetik olmadığını vurguladı.</p>

<p>Bük, “Önemli olan bu bölgenin estetik olarak güzelleşmesi değil, ağrısız ve kanamasız dışkılamayı sağlamasıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Hemoroidin bulaşıcı bir hastalık olmadığını da hatırlatan Bük, hastalıktan korunmak ve tedavi sonrasında tekrarlama riskini azaltmak için kabızlığın önlenmesi, gereksiz ıkınmadan kaçınılması, uzun süre oturulmaması ve ciddi ağırlık kaldırılmaması gerektiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/alaturka-mi-alafranga-mi-cevabi-uzmani-verdi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/dr-klozet.png" type="image/jpeg" length="11749"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kedi ve köpek ısırığını da tırmalamasını da hafife almayın]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/kedi-ve-kopek-isirigini-da-tirmalamasini-da-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/kedi-ve-kopek-isirigini-da-tirmalamasini-da-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kedi ve köpeklerle temas sırasında meydana gelen ısırık ve tırmalamalar, günlük hayatta sık karşılaşılan yaralanmalar arasında yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kedi ve köpeklerle temas sırasında meydana gelen ısırık ve tırmalamalar, günlük hayatta sık karşılaşılan yaralanmalar arasında yer alıyor. Çoğu zaman küçük bir çizik veya birkaç diş izi olarak değerlendirilen bu yaralanmalar, özellikle derinin bütünlüğünün bozulduğu durumlarda enfeksiyon açısından önem taşıyor. Uzm. Dr. Aslı Özer, hayvan ısırığı ve tırmalamalarında enfeksiyon, kuduz ve tetanoz riskine karşı önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Aslı Özer, yaranın büyüklüğünün her zaman riskin göstergesi olmadığını belirterek, 'Bir ısırığın ya da tırmalamanın küçük görünmesi bizi yanıltmamalı. Hayvanların ağız ve tırnaklarında bulunan mikroorganizmalar, ciltte oluşan küçük bir açıklıktan dahi dokulara ulaşabilir' dedi.</p>

<p>Kedi ısırığı küçük, riski büyük olabilir</p>

<p>'Kedi ısırıklarında yaranın dışarıdan nasıl göründüğüne bakarak karar vermemek gerekir. Derin dokulara ulaşan bir ısırık, başlangıçta çok küçük bir yara şeklinde görülebilir ancak saatler içinde enfeksiyon gelişebilir' diyen Dr. Özer, 'Hayvan tırmalamaları da ihmal edilmemeli. Özellikle kedi tırmalamalarında Bartonella henselae bakterisinin neden olduğu kedi tırmalama hastalığına dikkat edilmelidir. Ancak her kedi tırmalaması kedi tırmalama hastalığına yol açmamakla birlikte tırmalama sonrasında yaranın olduğu bölgede küçük bir lezyonun ardından lenf bezlerinde şişme, hassasiyet, ateş veya halsizlik gelişirse mutlaka hekime başvurulmalıdır' şeklinde görüş verdi.</p>

<p>Kızarıklık ilerliyorsa dikkat</p>

<p>Hayvan temasından sonra enfeksiyon geliştiğinde yaranın çevresinde kızarıklık, şişlik, ısı artışı ve ağrı görülebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Özer, 'İrinli akıntı, ateş, halsizlik veya kızarıklığın yara bölgesinden çevre dokulara doğru ilerlemesi ise daha ciddi enfeksiyon belirtileri olabilir. Özellikle el, parmak, yüz, ayak ve eklem çevresindeki yaralanmaların daha dikkatli değerlendirilmesi gerekir. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ile bazı kronik hastalıkları bulunan kişilerin de enfeksiyon açısından daha yüksek risk taşıyabilir' diye konuştu.</p>

<p>İlk müdahale: Bol su ve sabun</p>

<p>Isırık veya tırmalama sonrasında yapılması gereken ilk uygulamanın yara bölgesini bol su ve sabunla iyice temizlemek olduğunu belirten Uzm. Dr. Aslı Özer, yaranın gelişigüzel şekilde kapatılıp beklenmemesi gerektiğini söyledi ve devam etti: 'İlk müdahale çok önemli. Yara mümkün olduğunca erken ve bol su ve sabunla temizlenmeli. Ancak bunun ardından özellikle deriyi delen, derin, el-yüz bölgesinde bulunan yaralanmalarda sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Hekim yaranın durumuna göre enfeksiyon, tetanoz ve kuduz açısından değerlendirme yapacaktır.'</p>

<p>Her ısırığa antibiyotik gerekmiyor</p>

<p>Hayvan ısırığı veya tırmalaması sonrasında antibiyotiğin gelişigüzel kullanılmaması gerektiğini de belirten Uzm. Dr. Aslı Özer, antibiyotik kararının yaranın özelliklerine ve kişinin risk durumuna göre hekim tarafından verilmesi gerektiğini söyledi. Hayvan yaralanmalarında bakteriyel enfeksiyon kadar kuduz riskinin de değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Özer, özellikle hayvanın sahipsiz olması, aşı durumunun bilinmemesi, olağan dışı davranış göstermesi veya gözlem altına alınamaması durumunda sağlık kuruluşuna başvurmanın önemine dikkat çekerek, 'Evcil hayvan olduğu için kuduz riski kesinlikle yoktur şeklinde bir yaklaşım doğru değildir. Kuduz açısından değerlendirme; hayvanın türü, aşı durumu, temasın şekli, hayvanın gözlenip gözlenememesi ve bölgedeki epidemiolojik durum gibi birçok faktör dikkate alınarak yapılmalıdır' şeklinde konuştu.</p>

<p>Tetanoz aşısı kontrol edilmeli</p>

<p>Hayvan yaralanmalarında bir diğer önemli konunun tetanoz olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Aslı Özer, 'Isırık veya tırmalama sonrasında yalnızca kuduzu düşünmemek gerekir. Yaranın niteliğine ve kişinin aşı geçmişine göre tetanoz açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Isırığın veya tırmalamanın boyutu bize her zaman enfeksiyon riskini göstermez. Özellikle kedi ısırıklarında ve el-parmak bölgesindeki yaralanmalarda daha dikkatli olunmalıdır. Yara çevresinde giderek artan kızarıklık, şişlik, ağrı, ısı artışı, akıntı veya ateş gelişirse beklenmemelidir. Ayrıca kuduz ve tetanoz açısından gerekli değerlendirme zamanında yapılmalıdır' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hayvan ısırdı ya da tırmaladıysa 5 altın kural</p>

<p>Yarayı hemen bol su ve sabunla temizleyin.</p>

<p>Yaranın küçük olması nedeniyle riski küçümsemeyin.</p>

<p>Kuduz ve tetanoz açısından sağlık kuruluşunda değerlendirilin.</p>

<p>Doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanmayın.</p>

<p>Kızarıklık, şişlik, ağrı, akıntı veya ateş gelişirse beklemeyin.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/kedi-ve-kopek-isirigini-da-tirmalamasini-da-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/kedi-tirmakama.jpg" type="image/jpeg" length="59499"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene Tehlikesi Sadece KKKA Değil: Ciltteki Bu Görüntü Alarm İşareti Olabilir]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/kene-tehlikesi-sadece-kkka-degil-ciltteki-bu-goruntu-alarm-isareti-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/kene-tehlikesi-sadece-kkka-degil-ciltteki-bu-goruntu-alarm-isareti-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kene temasının ardından ciltte ortaya çıkan ve giderek genişleyerek halka görünümü alan kızarıklık, Lyme hastalığının önemli belirtilerinden biri olabilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acil Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gültekin Akyol, kene kaynaklı risklerin yalnızca Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ile sınırlı olmadığına dikkat çekerek ateş, halsizlik, döküntü ve ciltteki değişikliklerin önemsenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Yaz aylarında kırsal alanlar, ormanlık bölgeler ve piknik alanlarında daha sık karşılaşılan keneler, ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Türkiye’de kene denildiğinde ilk akla gelen hastalıklardan biri Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olsa da uzmanlar farklı kene türlerinin başka enfeksiyonları da taşıyabildiği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gültekin Akyol, özellikle kene ısırığından sonraki günler veya haftalar içerisinde ciltte meydana gelen değişikliklerin yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Dr-4" class="detail-photo img-fluid" height="1081" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/dr-4.jpg" width="1280" /><strong>Halka şeklinde büyüyen kızarıklığı önemseyin</strong></p>

<p>Kene temasından sonra ısırık bölgesinin çevresinde başlayan ve giderek genişleyen kızarıklık önemli bir uyarı işareti olabiliyor.</p>

<p>Türkiye’de bulunan Ixodes ricinus türünün Lyme hastalığına neden olabilen bakterilerin taşınmasında rol oynayabildiğini belirten Akyol, şu uyarıda bulundu:</p>

<p>“Kene temasından sonraki günler veya haftalar içerisinde ısırık bölgesinin çevresinde giderek genişleyen, zaman zaman halka görünümü alan bir kızarıklık ortaya çıkabilir. Ateş, yorgunluk, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları da tabloya eşlik edebilir. Böyle bir durumda kişinin kene temasını mutlaka hekime bildirmesi gerekir.”</p>

<p><strong>Her kene KKKA taşımıyor</strong></p>

<p>Türkiye’de farklı kene türlerinin farklı enfeksiyonlarla ilişkili olabileceğini vurgulayan Akyol, her kene tutunmasının yalnızca KKKA açısından değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Hyalomma marginatum KKKA açısından önem taşırken, Ixodes ricinus Lyme hastalığıyla; bazı Rhipicephalus ve Dermacentor türleri ise riketsiya enfeksiyonlarıyla ilişkilendirilebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle kene temasının ardından kişinin bulunduğu bölge, temasın özellikleri ve sonrasında gelişen belirtilerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Isırılan yerde koyu renkli kabuklu yara oluşursa dikkat</strong></p>

<p>Kene temasından sonra yalnızca halka şeklindeki kızarıklık değil, ısırılan bölgede meydana gelen koyu renkli ve kabuklu yara da önem taşıyor.</p>

<p>Akyol, bazı riketsiya enfeksiyonlarında yüksek ateş, baş ağrısı ve döküntünün yanı sıra kenenin tutunduğu bölgede koyu renkli, kabuklu bir yara görülebileceğini belirtti.</p>

<p>Bazı kişilerde bu belirtilere bölgesel lenf bezlerinde büyüme de eşlik edebiliyor.</p>

<p><strong>Keneyi çıkarmak için bunları kesinlikle yapmayın</strong></p>

<p>Kene fark edildiğinde mümkün olan en kısa sürede uygun yöntemle vücuttan uzaklaştırılması gerekiyor. Ancak halk arasında kullanılan bazı yöntemler riski artırabiliyor.</p>

<p>Akyol, kenenin üzerine kolonya, alkol, yağ, deterjan veya başka kimyasal maddeler dökülmemesi, sigarayla yakılmaya çalışılmaması ve kenenin sıkılmaması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Bu tür müdahalelerin kenenin vücut sıvılarını temas ettiği bölgeye bırakmasına yol açabileceğini belirten Akyol, kenenin uygun bir cımbızla deriye en yakın noktadan tutulup ezilmeden ve bütün olarak çıkarılması gerektiğini ifade etti. Kişinin bunu güvenli şekilde yapamaması durumunda sağlık kuruluşuna başvurması öneriliyor.</p>

<p><strong>Kene çıkarıldıktan sonra 10 gün kritik</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kenenin vücuttan çıkarılmasıyla tehlikenin tamamen geçtiğinin düşünülmemesi gerekiyor.</p>

<p>Özellikle KKKA açısından temasın ardından ilk 10 gün boyunca belirtilerin takip edilmesi gerektiğini belirten Akyol, ateş, halsizlik, iştahsızlık, baş ağrısı, yaygın kas ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gelişmesi halinde sağlık kuruluşuna başvurulmasını istedi.</p>

<p>Başvuru sırasında yakın zamanda kene teması yaşandığının hekime mutlaka bildirilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Bu belirtiler varsa beklemeyin</strong></p>

<p>Kene temasının ardından bazı belirtiler acil değerlendirme gerektirebiliyor.</p>

<p>Yüksek ateş, belirgin halsizlik, şiddetli baş veya kas ağrısı, yaygın döküntü, kanama bulguları, bilinç değişikliği, tekrarlayan kusma veya genel durumun hızla kötüleşmesi halinde vakit kaybetmeden acil servise başvurulması gerekiyor.</p>

<p><strong>Kırsaldan dönünce bu bölgeleri kontrol edin</strong></p>

<p>Kene kaynaklı hastalıklardan korunmanın en önemli yollarından biri de kırsal alanlardan dönüşte ayrıntılı vücut kontrolü yapmak.</p>

<p>Özellikle koltuk altları, kasıklar, diz arkaları, kulak çevresi, ense ve saçlı deri dikkatlice kontrol edilmeli. Çocuklarda ise saçlı deri ve kulak arkalarının ayrıca incelenmesi öneriliyor.</p>

<p>Kenenin erken fark edilerek uygun şekilde uzaklaştırılması, kene kaynaklı hastalıkların oluşturabileceği risklerin azaltılmasında önemli rol oynuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/kene-tehlikesi-sadece-kkka-degil-ciltteki-bu-goruntu-alarm-isareti-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/07/kene-tedavi.jpg" type="image/jpeg" length="82197"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp-Damar Tıkanıklıklarında Stent mi Bypass mı?]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/kalp-damar-tikanikliklarinda-stent-mi-bypass-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/kalp-damar-tikanikliklarinda-stent-mi-bypass-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp-Damar tıkanıklıklarında stent mi bypass mı? Tokat'ta Doç. Dr. İlker Akar bu sorunun cevabını verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve Damar Cerrahı Doç Dr. İlker Akar, bunun tamamen hastanın yaşına, fiziksel özelliklerine, genel durumuna ve anjiyodaki damarların durumuna bağlı olduğuna dikkat çekti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong>Bypass Hangi Durumlarda Tercih Edilir?</strong></p><p>"Tek ve az sayıdaki olan damar tıkanıklıklarından ya da damarda daha kısa segment tıkanıklıklarda stent tercih edilebilir. Fakat eğer 3 ve daha fazla damarda tıkanıklık varsa damardaki tıkanıklığın derecesi yüksek ise yaygın damar hastalığı varsa, ana damar da tıkanıklık varsa, özellikle şeker hastalığında Baypass ameliyatı tercih edilmektedir. Bu kararı almakta, kardiyoloji ve kalp-damar  cerrahları birlikte konsey yaparak hangi yöntemi seçileceğine karar vermekte." dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/kalp-damar-tikanikliklarinda-stent-mi-bypass-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/kalp-damar-tikanikliklarinda-stent-mi-bypass-mi.jpg" type="image/jpeg" length="21818"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[6,5 milyar TL'lik dev sağlık yatırımı]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/65-milyar-tllik-dev-saglik-yatirimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/65-milyar-tllik-dev-saglik-yatirimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından Samsun'da sürdürülen sağlık yatırımlarının tamamlanmasıyla kente toplam 6 milyar 416 milyon TL'lik yatırım kazandırılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı'nın 2025-2026 sağlık tesisleri yatırımları kapsamında Samsun Şehir Hastanesi, Ayvacık Toplum Sağlığı Merkezi ve Vezirköprü Acil Sağlık Merkezi tamamlandı. Kentte yapımı devam eden yatırımlar arasında 1 milyar 649 milyon TL proje bedelli 250 yataklı Tekkeköy Devlet Hastanesi'nin yüzde 62'si, 40 milyon TL proje bedelli Çarşamba Sağlıklı Hayat Merkezi ve ek binalarının yüzde 87'si tamamlandı.</p>

<p><strong>Atakum Devlet Hastanesi'nin yüzde 46'sı tamamlandı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>566 milyon TL proje bedelli 50 yataklı Alaçam-Yakakent Devlet Hastanesi'nin yüzde 90'ı, 2 milyar 420 milyon TL proje bedelli 350 yataklı Atakum Devlet Hastanesi'nin yüzde 46'sı tamamlandı. 283 milyon TL proje bedelli 25 yataklı Ayvacık Devlet Hastanesi'nin yüzde 13'ü, 50 milyon TL proje bedelli Yakakent Aile Sağlığı Merkezi'nin ise yüzde 40'ı tamamlandı.</p>

<p><strong>Samsun İl Sağlık Müdürlüğü'ne 600 milyon TL'lik yeni bina</strong></p>

<p>Hastane yatırımlarının yanı sıra Samsun İl Sağlık Müdürlüğü'nün yeni hizmet binasının yapımı da sürüyor. İlkadım ilçesi Ulugazi Mahallesi'nde yapımına devam edilen 599 milyon TL proje bedelli Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Binası; halk sağlığı laboratuvarı, sağlıklı hayat merkezi, aile sağlığı merkezi ve 112 Komuta Kontrol Merkezi'ni de bünyesinde barındıracak.</p>

<p>Projenin yüzde 25'i tamamlanırken, 24 bin 689 metrekare arsa alanına sahip yatırımın kapalı alanı 21 bin 750 metrekare olacak. Yüklenici firma tarafından yapımı sürdürülen projenin 500 gün içerisinde, 4 Mayıs 2027 tarihinde tamamlanması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/65-milyar-tllik-dev-saglik-yatirimi</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/65-milyar-tllik-dev-saglik-yatirimi.jpg" type="image/jpeg" length="87164"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Op. Dr. Dilmen: 'Sıcak havalarda yetersiz sıvı tüketimi böbrek taşı riskini artırabilir']]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/op-dr-dilmen-sicak-havalarda-yetersiz-sivi-tuketimi-bobrek-tasi-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/op-dr-dilmen-sicak-havalarda-yetersiz-sivi-tuketimi-bobrek-tasi-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında sıcak hava ve terlemeye bağlı sıvı kaybının böbrek taşı oluşumu açısından riski artırabildiğini belirten Üroloji Op. Dr. Cem Dilmen, 'Sıcak havalarda terleme yoluyla sıvı kaybının artması idrar hacmini azaltarak idrarın yoğunlaşmasına neden olabilir. Yoğun idrarda kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi taş oluşumunda rol oynayan maddeler daha kolay kristalleşebilir. Bu nedenle özellikle yaz aylarında yeterli sıvı tüketimine dikkat edilmelidir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında sıcak hava ve terlemeye bağlı sıvı kaybının böbrek taşı oluşumu açısından riski artırabildiğini belirten Üroloji Op. Dr. Cem Dilmen, 'Sıcak havalarda terleme yoluyla sıvı kaybının artması idrar hacmini azaltarak idrarın yoğunlaşmasına neden olabilir. Yoğun idrarda kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi taş oluşumunda rol oynayan maddeler daha kolay kristalleşebilir. Bu nedenle özellikle yaz aylarında yeterli sıvı tüketimine dikkat edilmelidir' dedi.</p>

<p>Sıcak havaların böbrek taşı açısından önemli bir risk oluşturabileceğini dile getiren  Üroloji Op. Dr. Cem Dilmen, 'Özellikle sıcak iklimlerde ve yaz aylarında böbrek taşı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvurular artabilmektedir. Bunun temel nedenlerinden biri terleme ile birlikte gelişen sıvı kaybıdır. Yeterli sıvı alınmadığında idrar miktarı azalır ve idrar yoğunlaşır. Bu durum taş oluşumuna zemin hazırlayabilir' diye konuştu.</p>

<p>'Susamayı beklemeden su için'</p>

<p>Böbrek taşı oluşumunu önlemede yeterli sıvı tüketiminin en etkili yöntemlerden biri olduğunu dikkat çeken Op. Dr. Dilmen, 'Günlük sıvı ihtiyacı kişiden kişiye değişmekle birlikte hedef, günde en az 2-2,5 litre idrar çıkarmaktır. Yaz aylarında çoğu erişkin için 2,5-3 litre sıvı tüketimi gerekebilir. Yoğun terleyen kişilerde ise sıvı ihtiyacı daha da artabilir. Özellikle susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su tüketilmesi önemlidir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Tuz ve fazla hayvansal protein taş riskini artırabilir'</p>

<p>Böbrek taşı oluşumunda yalnızca sıvı tüketiminin değil, beslenme alışkanlıklarının da önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. Dilmen, 'Genetik yatkınlık, fazla tuz tüketimi, aşırı hayvansal protein, obezite, diyabet, bazı metabolik hastalıklar ve hareketsiz yaşam taş oluşumu riskini artırabilir. Özellikle beslenme alışkanlıkları değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer almaktadır' dedi.</p>

<p>Yaz aylarında beslenmeye de dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Op. Dr. Dilmen, 'Aşırı tuz tüketimi idrarla kalsiyum atılımını artırabilir. Şekerli ve gazlı içecekler ile kontrolsüz yüksek protein içeren diyetler de taş oluşumu açısından risk oluşturabilir. Bu nedenle yeterli su tüketimiyle birlikte dengeli ve Akdeniz tipi beslenme tercih edilmelidir' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Şiddetli yan ağrısı böbrek taşının habercisi olabilir'</p>

<p>Böbrek taşlarının bazı durumlarda belirgin şikâyetlere yol açabildiğine değinen Op. Dr. Dilmen, 'Şiddetli yan ağrısı, kasığa yayılan ağrı, idrarda kan, bulantı ve kusma böbrek taşında görülebilen tipik belirtilerdir. Ancak ateş, titreme veya idrar çıkışının durması gibi durumlarda enfeksiyon ve idrar yolu tıkanıklığı açısından acil değerlendirme gerekir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Her böbrek taşı ameliyat gerektirmiyor'</p>

<p>Her böbrek taşının cerrahi müdahale gerektirmediğini vurgulayan Op. Dr. Dilmen, 'Tedavi yöntemi taşın boyutuna, bulunduğu yere ve hastanın klinik durumuna göre belirlenir. Küçük taşlar bazı hastalarda ilaç tedavisiyle kendiliğinden düşebilir. Uygun hastalarda ESWL olarak adlandırılan taş kırma yöntemi tercih edilebilir. Büyük, enfekte veya idrar akışını engelleyen taşlarda ise endoskopik cerrahi yöntemler gündeme gelebilir' dedi.</p>

<p>'Böbrek taşlarında kapalı cerrahi dönemi'</p>

<p>Modern ürolojide böbrek taşlarının önemli bir bölümünün endoskopik yöntemlerle tedavi edilebildiğini anlatan Op. Dr. Dilmen, 'Lazer destekli endoskopik yöntemler uygun hastalarda böbrek taşlarının tedavisinde kullanılabilmektedir. Bu yöntemler daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış ve daha hızlı iyileşme gibi avantajlar sağlayabilir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Böbrek taşı hastalığı tekrarlayabilir'</p>

<p>Böbrek taşı hastalığının tekrarlayabilen bir hastalık olduğunu ifade eden Op. Dr. Dilmen, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>'Taş hastalığı kronik bir yatkınlıkla ilişkili olabilir. Bu nedenle yalnızca mevcut taşı tedavi etmek değil, taşın neden oluştuğunu araştırmak da önemlidir. Taş analizi, gerekli durumlarda metabolik değerlendirme, yeterli sıvı tüketimi ve kişiye özel beslenme önerileri yeni taş oluşumunun önlenmesine katkı sağlayabilir.'</p>

<p>'Taş öyküsü olanlar yaz aylarında daha dikkatli olmalı'</p>

<p>Daha önce böbrek taşı öyküsü bulunan kişilerin özellikle sıcak havalarda sıvı kaybına karşı dikkatli olması gerektiğini belirten Op. Dr. Dilmen, 'Taş öyküsü olan kişiler susamayı beklemeden düzenli olarak su tüketmeli. Uzun süre güneş altında çalışan veya yoğun fiziksel aktivite yapan kişiler terlemeyle kaybettikleri sıvıyı mutlaka yerine koymalı ve doktorlarının önerdiği kontrolleri aksatmamalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Böbrek taşı tedavisinden önce korunmaya dikkat'</p>

<p>Böbrek taşı oluşmadan önce alınacak önlemlerin tedavi sürecinden daha değerli olduğunu vurgulayan Op. Dr. Dilmen, 'Yaz aylarında yeterli sıvı tüketmek, aşırı tuzdan kaçınmak, dengeli beslenmek ve kişisel risk faktörlerini kontrol altında tutmak taş oluşumunun önlenmesine yardımcı olabilir. Basit yaşam tarzı değişiklikleri, ağrılı taş ataklarının ve bazı hastalarda cerrahi tedavi ihtiyacının azaltılmasına katkı sağlayabilir' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/op-dr-dilmen-sicak-havalarda-yetersiz-sivi-tuketimi-bobrek-tasi-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2024/03/bobrek1.jpeg" type="image/jpeg" length="26313"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tokat’ta Yeni Uzman Doktor Hasta Kabulüne Başladı]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/tokatta-yeni-uzman-doktor-hasta-kabulune-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/tokatta-yeni-uzman-doktor-hasta-kabulune-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Tuğçe Karaemir, Tokat Devlet Hastanesi’nde görevine başlayarak hasta kabulüne başladı. Vatandaşlar MHRS ve 182 üzerinden randevu oluşturabilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Devlet Hastanesi’nin hekim kadrosuna yeni bir isim daha katıldı. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Tuğçe Karaemir, hastanede görevine başlayarak hasta kabulüne başladı.</p>

<p>Uzm. Dr. Tuğçe Karaemir, Tokat Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Polikliniği’nde hastaların tanı, tedavi ve takip süreçlerinde hizmet verecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni uzman hekimin göreve başlamasıyla hastanenin Göğüs Hastalıkları alanındaki hekim kadrosu da güçlenmiş oldu.</p>

<p>Uzm. Dr. Tuğçe Karaemir’e muayene olmak isteyen vatandaşlar, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) veya ALO 182 üzerinden randevu alabilecek.</p>

<p><img alt="Tokat Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Tuğçe Karaemir" height="484" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/tokat-devlet-hastanesi-gogus-hastaliklari-uzmani-uzm-dr-tugce-karaemir.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="860" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mihriban Timur</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/tokatta-yeni-uzman-doktor-hasta-kabulune-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 04:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/tokat-devlet-hastanesi-gogus-hastaliklari-uzmani-uzm-dr-tugce-karaemir1.jpg" type="image/jpeg" length="48856"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şiddetli kalça ve bacak ağrısının arkasından iki ayrı omurga hastalığı çıktı]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/siddetli-kalca-ve-bacak-agrisinin-arkasindan-iki-ayri-omurga-hastaligi-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/siddetli-kalca-ve-bacak-agrisinin-arkasindan-iki-ayri-omurga-hastaligi-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun süredir şiddetli kalça ve bacak ağrıları nedeniyle yürümekte güçlük çeken 68 yaşındaki Nesrin Eke, Memorial Bodrum Hastanesi'nde gerçekleştirilen operasyonla sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pandemi sonrasında Bodrum'a yerleşen Eke, ilerleyen süreçte bel ve sırt ağrıları yaşamaya başladı. Uzun yıllar boyunca ağrılarının nedenine ilişkin kesin bir teşhis konulamayan Eke'nin şikayetleri zamanla şiddetlendi ve yürümesini güçleştirdi. Eke'nin sağlık sorunlarının nedeni, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Karaoğlan tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda belirlendi. Yapılan tetkiklerde hastanın aynı anda iki farklı omurga hastalığı bulunduğu tespit edildi. Gerçekleştirilen operasyonla omurga sorunları tedavi edilen Eke, uzun süredir yaşamını olumsuz etkileyen şiddetli ağrılarından kurtularak yeniden rahat yürümeye başladı.</p>

<p>Yapılan tetkiklerde hastanın omurgasında aynı anda iki ciddi rahatsızlık bulunduğu belirlenirken, tek seansta hem ileri derecede omurilik kanal darlığı ve omur kayması tedavi edildi hem de omuriliğin içinde yer alan kistik tümör çıkarıldı.</p>

<p><strong>'Çok şükür bugün ayaktayım'</strong></p>

<p>Ameliyat edilen Nesrin Eke ise pandemi döneminden bu yana Bodrum'da yaşadığını belirterek yaşadığı süreci, 'Pandemiden beri Bodrum'da yaşıyoruz. Büyük ağrılarla Doktor Bey'e geldim. Ayakta duracak halim yoktu. Çok şükür ki onu tanıdım. Çok arkadaşım, 'Ay Bodrum'da mı ameliyat olacaksın? İstanbul'a gidelim, oradaki hocalara gösterelim' dediler. Hiçbirini dinlemedim, çünkü Alper Hoca'ya çok güvendim. Çok şükür bugün ayaktayım, ameliyatım çok iyi geçti. Zaten detayları hocam anlattı. Şu anda 10. gündeyiz sanırım ve gayet iyiyim, ayaktayım. Bu ağrı yıllardır vardı bu ağrı bende ama bu kadar şiddetlenmesi 1,5 ay önce başladı. Biraz ben ağrı eşiyim herhalde yüksek. Çok direndim, geçer, geçer diye ama kimse direnmesin, hemen hocalarına gitsin. Hatta ben 1 ay önce buraya tek başıma arabayla geldim Bodrum'a. Yani yapılmaması ne varsa yaptım. Ama sonunda artık gerçekten yürüyemeyeceğimi anladığımda soluğu burada aldım, iyi ki de almışım. Çok iyi, çok şükür. Ağrılarım yok. Yavaş yavaş yürüyorum, çok daha iyi olacağıma da inanıyorum' ifadelerini kullanarak anlattı.</p>

<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Karaoğlan ve ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonda, hastanın bel bölgesindeki L4-L5 seviyesinde omur kayması (spondilolistezis) ve buna bağlı ileri derecede omurilik kanal darlığı tespit edildi. Sinirler üzerindeki yoğun baskı nedeniyle hastada şiddetli ağrı ve yürüme güçlüğü oluştuğu belirlendi.</p>

<p>Tetkikler sırasında ayrıca sırt ile belin birleşim noktasında, L1-L2 seviyesinde omuriliğin içinde yaklaşık 9 milimetre çapında kistik bir tümör bulundu. Nadir görülen bu tümörlerin zamanında tedavi edilmemesi halinde kalıcı nörolojik hasarlara yol açabileceği belirtildi.</p>

<p><strong>İki büyük sorun tek operasyonda çözüldü</strong></p>

<p>Prof. Dr. Alper Karaoğlan, hastanın iki önemli omurga hastalığının tek ameliyatta tedavi edilmesine karar verildiğini belirterek, 'Ameliyat sırasında sinirlerin güvenliği nöromonitörizasyon sistemiyle anlık olarak takip edildi. İlk aşamada omurilik kanalındaki ciddi darlık giderildi ve sinirler üzerindeki baskı tamamen kaldırıldı. Daha sonra omur kayması düzeltilerek titanyum vida ve rod sistemiyle omurga yeniden dengeli ve sağlam hale getirildi. Operasyonun ikinci aşamasında ise mikroskop altında omurilik içerisindeki kistik tümör sinir dokularına zarar verilmeden tamamen çıkarıldı' dedi.</p>

<p><strong>Ağrılar tamamen geçti</strong></p>

<p>Başarılı operasyonun ardından hastanın uzun süredir yaşam kalitesini bozan sol kalça ve bacağa yayılan ağrılarının tamamen ortadan kalktığını ifade eden Prof. Dr. Karaoğlan, hastanın nörolojik muayenesinde herhangi bir kayıp gelişmediğini, güvenli şekilde ayağa kaldırılarak yürütüldüğünü ve sağlıklı bir şekilde taburcu edildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'Her bacak ağrısı bel fıtığı değildir'</strong></p>

<p>İleri yaşta görülen yürüme güçlüğü ve bacak ağrılarının her zaman yalnızca bel fıtığından kaynaklanmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Alper Karaoğlan, 'Ayrıntılı nörolojik muayene ve doğru görüntüleme yöntemleri sayesinde aynı hastada birden fazla omurga hastalığını tespit edebiliyoruz. Erken tanı ve doğru cerrahi planlama ile bu hastalıklar tek seansta güvenli şekilde tedavi edilebiliyor. Amacımız modern mikrocerrahi teknikleri ve ileri teknolojiyi kullanarak hastalarımızın yaşam kalitesini artırmak ve onları ağrısız bir yaşama kavuşturmaktır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/siddetli-kalca-ve-bacak-agrisinin-arkasindan-iki-ayri-omurga-hastaligi-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/agency/iha/siddetli-kalca-ve-bacak-agrisinin-arkasindan-iki-ayri-omurga-hastaligi-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="27086"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Boyun ve bel ağrısı tedavisinde yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/boyun-ve-bel-agrisi-tedavisinde-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/boyun-ve-bel-agrisi-tedavisinde-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, ağrının farklı kaynakları olabileceğine dikkat çekerek tedavinin kişiye özel ve aşamalı planlanması gerektiğini belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Koca, 'Bel veya boyun ağrısı yaşayan birçok kişi, MR'da 'fıtık' görülmesiyle ağrısının nedeninin bulunduğunu düşünüyor. Ancak fıtığın bulunması, ağrının mutlaka fıtıktan kaynaklandığı anlamına gelmiyor. Ağrı; faset eklemlerden, diskten, kas ve fasya yapılarından, sinir kökü basısından veya başka bir bölgeden yansıyan ağrıdan kaynaklanabiliyor' dedi.</p>

<p><strong>'Fıtık gördük diye ağrının kaynağını bulmuş olmuyoruz'</strong></p>

<p>Prof. Dr. İrfan Koca, 'MR'da fıtık görülmesi, ağrının kaynağının mutlaka fıtık olduğu anlamına gelmez. Ağrının faset eklemden mi, diskten mi, kas ve fasya yapılarından mı, sinir kökü basısından mı kaynaklandığını veya başka bir bölgeden yansıyan ağrı olup olmadığını belirlemek gerekir' şeklinde konuştu.</p>

<p>Ağrının kaynağı gerçekten fıtık veya disk olsa bile, buna zemin hazırlayan mekanik ve fonksiyonel bozuklukların da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Koca, yalnızca görüntüdeki bulguya odaklanmanın yeterli olmayacağını söyledi.</p>

<p><img class="" height="508" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/bel-ve-boyun-agrisi.png" width="465" /></p>

<p><strong>Tedavi basamak basamak ilerliyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Koca, 'Hastanın öyküsü, fizik muayenesi ve gerekli testler değerlendirildikten sonra kişiye özel bir tedavi algoritması oluşturuluyor. Temel prensip ise mümkün olan en düşük riskli tedavilerden başlamak. Hastanın durumuna göre manuel terapi, fasiyal gevşetme ve diğer fonksiyonel uygulamalar, ardından uygun hastalarda nöral terapi ve proloterapi değerlendirilebiliyor. Ağrının kaynağına göre nokta atışı tedaviler; faset eklem girişimleri, medial dal sinir blokları ve uygun hastalarda transforaminal steroid enjeksiyonları uygulanabiliyor. Gerektiğinde radyofrekans, seçilmiş hastalarda ise diske yönelik nükleoplasti gibi daha ileri girişimsel yöntemler gündeme gelebiliyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'Sadece MR'a bakarak tedavi planlamak doğru değil'</strong></p>

<p>Koca, hastanın yalnızca MR görüntüsünü göndererek tanı ve tedavi istemesinin de doğru olmadığını vurgulayarak, 'MR önemli bir yardımcı tetkiktir ancak hastanın kendisi değildir. Hastanın öyküsünü dinlemek, muayenesini yapmak ve gerektiğinde çeşitli testlerden yararlanmak gerekir. Bazı durumlarda tanısal enjeksiyonlarla ağrının belirli bir bölgeyle ilişkisi de değerlendirilebilir. Hastayı görmeden yalnızca MR'a bakarak tedavi planlamak yanlış tanı ve yanlış tedavilere yol açabilir' dedi.</p>

<p><strong>'Asıl olan hastaya zarar vermemektir'</strong></p>

<p>Tedavide daha fazla işlem yapmanın daha iyi tedavi anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Koca, 'Önemli olan hastaya en fazla tedaviyi uygulamak değil, doğru tedaviyi doğru sırayla uygulamaktır. Mümkün olan en düşük riskli yöntemlerden başlanmalı, daha ileri girişimsel tedavilere ancak gerekli olduğunda geçilmelidir. Asıl olan hastaya zarar vermemektir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/boyun-ve-bel-agrisi-tedavisinde-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2025/12/bel-agrisi.jpg" type="image/jpeg" length="83067"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene bu yıl 12 can aldı, yerli KKKA aşısı geliyor!]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/kene-bu-yil-12-can-aldi-yerli-kkka-asisi-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/kene-bu-yil-12-can-aldi-yerli-kkka-asisi-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Keneden bulaşan ve bu yıl 12 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'ne karşı yürütülen yerli aşı çalışmasında ilk klinik eşik geçilmek üzere. Kayseri'deki Erciyes Üniversitesi Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nün geliştirdiği KKKA aşısında birinci faz testlerinin sonuna gelindi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarıyla birlikte yeniden artan kene vakaları, bu yıl da can kayıplarına yol açtı. Sivas ve Tokat başta olmak üzere Türkiye'de vücuduna kene yapışmasının ardından Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'ne (KKKA) yakalanan 12 kişi hayatını kaybetti. Art arda gelen ölüm haberlerinin ardından gözler Kayseri'de yürütülen yerli aşı çalışmasına çevrildi. Erciyes Üniversitesi bünyesindeki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde geliştirilen KKKA aşısının birinci faz testleri tamamlanmak üzere. Çalışmanın ikinci ve üçüncü fazları da tamamlandığında aşının kullanıma hazır hale gelmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>KKKA aşısında birinci faz testlerinin sonuna gelindi</strong></p>

<p>Keneler aracılığıyla bulaşabilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, özellikle yaz aylarında Türkiye'nin bazı bölgelerinde yeniden gündeme geliyor. Bu yıl yaşanan 12 can kaybı da hastalığa karşı yürütülen aşı çalışmalarının önemini artırdı. Erciyes Üniversitesi'ndeki ekip, KKKA aşısı üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Aşının geliştirilmesinde, COVID-19 salgını döneminde TURKOVAC'ın çalışmalarını yürüten Prof. Dr. Aykut Özdarendeli ve ekibi görev alıyor. Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü bünyesinde devam eden çalışmalarda birinci faz testleri bitme noktasına geldi.</p>

<p>Klinik araştırmalardaki ilk faz, aşının geliştirme sürecinin tamamlandığı anlamına gelmiyor. Çalışmanın sonraki aşamalarında ikinci ve üçüncü faz süreçlerinin de tamamlanması gerekiyor. Bu nedenle araştırmanın ilerleyişi kadar sonraki testlerden elde edilecek sonuçlar da belirleyici olacak.</p>

<p><strong>Yerli KKKA aşısını ikinci ve üçüncü faz bekliyor</strong></p>

<p>Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, yerli KKKA aşısındaki sürecin düzenli biçimde ilerlediğini söyledi. Altun, birinci fazın ardından ikinci ve üçüncü faz çalışmalarının tamamlanmasıyla aşının hazır hale geleceği sürece ilerlediklerini belirtti.</p>

<p>Altun, “Benim tahminim birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içinde olduğumuzu söylemek istiyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Aşının önünde böylece iki kritik klinik araştırma aşaması daha bulunuyor. İkinci ve üçüncü fazdan elde edilecek verilerin ardından süreçte yeni bir aşamaya geçilebilecek. Üniversite tarafından aşının kullanıma sunulacağı kesin bir tarih ise paylaşılmadı. Bu nedenle mevcut tablo, aşının tamamlandığı ya da kısa süre içinde kullanıma gireceği şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p><strong>Erciyes Üniversitesi TURKOVAC deneyimini KKKA aşısına taşıyor</strong></p>

<p>KKKA aşısı çalışmasının dikkat çeken taraflarından biri de araştırmayı yürüten ekibin geçmiş deneyimi. Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki ekip, COVID-19 salgını sırasında geliştirilen yerli inaktif aşı TURKOVAC'ın çalışmalarında da görev aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şimdi aynı araştırma altyapısında kene yoluyla bulaşabilen KKKA'ya karşı aşı üzerinde çalışılıyor. İlk fazın tamamlanmaya yaklaşması, klinik araştırmanın sonraki basamaklarını daha görünür hale getirdi.</p>

<p>Ancak aşının kullanıma hazır hale gelmesi için birinci fazın ardından ikinci ve üçüncü faz süreçlerinin de tamamlanması gerekiyor. Bu aşamalarda elde edilecek sonuçlar aşının geleceği açısından belirleyici olacak. Çalışmanın takvimi ilerledikçe, özellikle Sivas ve Tokat gibi KKKA vakalarının gündeme geldiği illerde aşının ne zaman kullanılabileceği sorusu da daha fazla öne çıkacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>NTV - Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/kene-bu-yil-12-can-aldi-yerli-kkka-asisi-geliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/kene-bu-yil-12-can-aldi-yerli-kkka-asisi-geliyor.jpg" type="image/jpeg" length="82717"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Niksar'da Diyabet Okulu'nda Sağlıklı Yaşam Anlatıldı]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/niksarda-diyabet-okulunda-saglikli-yasam-anlatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/niksarda-diyabet-okulunda-saglikli-yasam-anlatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Niksar Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen Diyabet Okulu Eğitimi'nde, diyabet hastaları ve yakınlarına hastalığın yönetimi, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, kan şekeri takibi ve tedavi süreçleri hakkında kapsamlı bilgiler verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Niksar Devlet Hastanesi bünyesinde düzenlenen Diyabet Okulu Eğitimi, diyabet hastaları ile yakınlarının hastalık yönetimi konusunda bilinçlenmesini sağlamak ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Eğitim programında katılımcılara diyabetin tanımı, belirtileri ve tedavi süreci hakkında detaylı bilgiler aktarılırken, sağlıklı beslenmenin önemi, düzenli fiziksel aktivite, kan şekeri takibi, ilaç ve insülin kullanımı ile diyabete bağlı gelişebilecek komplikasyonlardan korunma yöntemleri de uzman sağlık personeli tarafından anlatıldı.</p>

<p><img alt="Niksar Diyabet (1)" height="748" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/niksar-diyabet-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1200" /><br />
Program boyunca katılımcıların merak ettiği sorular yanıtlanırken, günlük yaşamda uygulanabilecek sağlıklı yaşam önerileri de paylaşıldı. Diyabetin etkin şekilde yönetilebilmesi için doğru bilgi ve düzenli takibin önemine dikkat çekildi.</p>

<p><br />
Niksar Devlet Hastanesi yetkilileri, Diyabet Okulu sayesinde bireylerin hastalıklarını bilinçli bir şekilde yönetmelerinin, sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmalarının ve yaşam kalitelerinin artırılmasının hedeflendiğini belirtti.<br />
Eğitim sonunda programa katılan vatandaşlara teşekkür edilirken, toplum sağlığını geliştirmeye yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarının önümüzdeki dönemde de aralıksız devam edeceği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sedat Özata</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/niksarda-diyabet-okulunda-saglikli-yasam-anlatildi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/niksar-diyabet-2.jpeg" type="image/jpeg" length="11385"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene Vakalarına Karşı Beklenen Aşıda Kritik Eşik Aşılıyor]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/kene-vakalarina-karsi-beklenen-asida-kritik-esik-asiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/kene-vakalarina-karsi-beklenen-asida-kritik-esik-asiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kene ısırmasıyla bulaşabilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne karşı yürütülen aşı çalışmalarında önemli mesafe alındı. ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, birinci fazda ciddi ilerleme sağlandığını açıklarken ikinci ve üçüncü faz süreçlerinin ardından aşının hazır hale getirilmesine yönelik çalışmaların istikrarlı şekilde sürdüğünü belirtti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına karşı geliştirilen aşı çalışmalarından umut verici haber geldi. Erciyes Üniversitesi (ERÜ) bünyesinde sürdürülen çalışmalarda aşının birinci faz sürecinde sona yaklaşıldığı açıklandı.</p>

<p>TURKOVAC'ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü, KKKA aşısı üzerindeki çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.</p>

<p><img alt="Kene Aşı3-1" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/kene-asi3-1.jpg" width="1280" /><strong>KKKA aşısında birinci fazda ciddi mesafe alındı</strong></p>

<p>Çalışmalar hakkında bilgi veren ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, KKKA aşısında birinci faz çalışmalarında önemli ilerleme kaydedildiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Aykut Özdarendeli'nin çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Altun, özellikle yaz aylarında gündeme gelen ve kene ısırmasıyla bağlantılı KKKA hastalığına karşı geliştirilen aşının ulusal ve uluslararası ölçekte kabul görmesinin önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Altun, “Birinci fazla ilgili ciddi mesafe almış durumdayız. Burada biz elimizden geldiği kadar bu aşı süreçlerini yönetirken de ulusal ve uluslararası boyutta bunun kabul edilmesi bizim için esastır” dedi.</p>

<p><img alt="Kene Aşı1-1" class="detail-photo img-fluid" height="791" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/kene-asi1-1.jpg" width="1280" /><strong>İkinci ve üçüncü faz süreci de tamamlanacak</strong></p>

<p>Aşı çalışmalarının yalnızca birinci fazla sınırlı kalmayacağını vurgulayan Altun, sonraki aşamalar için de sürecin devam edeceğini kaydetti.</p>

<p>Altun, “Benim tahminim birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisinde olduğumuzu söylemek istiyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Yeni laboratuvar yıl sonunda hazır olacak</strong></p>

<p>Erciyes Üniversitesi'ndeki aşı araştırmalarının yürütüldüğü laboratuvarın da daha kapsamlı hale getirileceği belirtildi. Cumhurbaşkanlığı desteğiyle stratejik araştırmaların gerçekleştirilebileceği büyük bir laboratuvar altyapısının oluşturulduğunu açıklayan Altun, inşaat çalışmalarının tamamlandığını söyledi.</p>

<p>Laboratuvarın teknik cihaz bağlantılarının devam ettiğini belirten Altun, hazırlıkların yıl sonu itibarıyla tamamlanmasının planlandığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Kene Aşı2-1" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/kene-asi2-1.jpg" width="1280" /><strong>Çalışmalar Sağlık Bakanlığı ile koordineli sürüyor</strong></p>

<p>KKKA'nın özellikle yaz aylarında yeniden gündeme gelen hastalıklardan biri olduğuna dikkat çeken Altun, aşı çalışmalarının Sağlık Bakanlığı ve Sağlık Müdürlüğü ile koordinasyon içerisinde sürdürüldüğünü belirtti.</p>

<p>Birinci fazdaki ilerlemenin ardından ikinci ve üçüncü faz süreçlerinin de tamamlanması hedeflenirken, çalışmaların nihai amacı KKKA'ya karşı geliştirilen aşının hazır hale getirilmesi olarak gösteriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/kene-vakalarina-karsi-beklenen-asida-kritik-esik-asiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/kene-vakalarina-karsi-beklenen-asida-kritik-esik-asiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="79763"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TOGÜ Hastanesi’ne 20 Milyon TL’lik Kalp Cerrahisi Yatırımı]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/togu-hastanesine-20-milyon-tllik-kalp-cerrahisi-yatirimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/togu-hastanesine-20-milyon-tllik-kalp-cerrahisi-yatirimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Hastanesi, kalp ve damar cerrahisi ameliyatlarında kullanılmak üzere yaklaşık 20 milyon TL değerindeki yeni nesil Essenz Kalp-Akciğer Sistemi’ni hizmete aldı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ameliyat sırasında kalp ve akciğerlerin görevini geçici olarak üstlenen sistem, cerrahların operasyonu güvenli şekilde gerçekleştirmesine imkân sağlıyor.</p>

<p><img alt="Hastane Cihaz (5)" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/hastane-cihaz-5.jpeg" width="1280" />Eski kalp-akciğer makinesinin yerine kullanılmaya başlanan cihaz, ameliyat sürecindeki verileri dijital ortamda kayıt altına alabiliyor. Bu özelliğin hasta güvenliği ve kalite yönetimi açısından önemli katkı sağlaması bekleniyor.</p>

<p><img alt="Hastane Cihaz (3)" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/hastane-cihaz-3.jpeg" width="1280" /><strong>Yedi ayda 318 kalp ameliyatı gerçekleştirildi</strong></p>

<p>TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, cihazın üniversite hastanesinin teknolojik altyapısını güçlendirdiğini söyledi.</p>

<p>Hastanede 2025 yılında 537 kalp ameliyatının başarıyla gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, 2026 yılının ilk yedi ayında ise 318 hastanın ameliyat edildiğini açıkladı.</p>

<p>Yılmaz, “Güncel teknolojileri sağlık hizmetlerimizle buluşturmaya, nitelikli hekim kadromuz ve modern cihaz altyapımızla Tokat’a ve bölgeye hizmet etmeye devam edeceğiz. Yatırımın hastanemize, şehrimize ve hastalarımıza hayırlı olmasını diliyorum” dedi.</p>

<p><img alt="Togü Rektör Yılmaz-2" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2025/09/togu-rektor-yilmaz-2.jpeg" width="1280" /><strong>Ameliyat verileri dijital ortamda saklanacak</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TOGÜ Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Nuray Altındeğer Gülden de kalp-akciğer sisteminin kalp cerrahisinin en kritik ekipmanları arasında bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Yeni sistemin ameliyat sırasında kalp ve akciğerlerin görevini üstlendiğini aktaran Gülden, operasyon sürecindeki tüm verilerin dijital olarak kaydedilebilmesinin hasta güvenliği ve hizmet kalitesi açısından avantaj sağladığını kaydetti.</p>

<p><img alt="Hastane Cihaz (1)" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/hastane-cihaz-1.jpeg" width="1280" />Essenz Kalp-Akciğer Sistemi’nin hizmete alınmasıyla TOGÜ Hastanesi’nin kalp ve damar cerrahisindeki teknik kapasitesi artırılırken, Tokat ve çevre illerden gelen hastalara daha güncel ve güvenli koşullarda sağlık hizmeti sunulması planlanıyor.</p>

<p><img alt="Hastane Cihaz (2)" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/hastane-cihaz-2.jpeg" width="1280" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>TOGÜ Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/togu-hastanesine-20-milyon-tllik-kalp-cerrahisi-yatirimi</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/hastane-cihaz-4.jpeg" type="image/jpeg" length="55228"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'ndan Hastanelere Net Talimat: Dışarıdan Ürün Teminine Son]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/saglik-bakanligindan-hastanelere-net-talimat-disaridan-urun-teminine-son</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/saglik-bakanligindan-hastanelere-net-talimat-disaridan-urun-teminine-son" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, eklem tedavisinde kullanılan PRP ve hyalüronik asit ürünlerinin hastaneler tarafından Sağlık Market sistemi üzerinden temin edilmesini zorunlu hale getirdi. Hastaya dışarıdan ürün aldıran personel hakkında idari işlem başlatılacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, hastanelerde kullanılan bazı tıbbi sarf malzemelerinin teminine ilişkin yeni bir düzenlemeyi hayata geçirdi. Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan genelgeyle, özellikle eklem tedavilerinde kullanılan PRP (Plateletten Zengin Plazma) ve hyalüronik asit içeren eklem içi enjeksiyon ürünleri artık hastalar aracılığıyla dışarıdan temin edilemeyecek.</p>

<p>Bakanlık ile Devlet Malzeme Ofisi (DMO) arasında yapılan iş birliği kapsamında söz konusu ürünler, Sağlık Market sistemi üzerinden hastaneler tarafından doğrudan satın alınacak. Sisteme alınacak ürünler ise bilimsel değerlendirme sürecinden geçirilerek onaylanacak.</p>

<p><strong>Hastanelere stok planlaması uyarısı</strong></p>

<p>Genelgede, sağlık kuruluşlarının ihtiyaç duydukları ürünleri sistemde yer alan uygun barkodlar üzerinden sipariş etmeleri ve stoklarını planlı şekilde yönetmeleri istendi. İhtiyaç fazlası veya mükerrer sipariş verilmemesi konusunda da hastane yönetimleri uyarıldı.</p>

<p><strong>Ücretlendirme SUT ve KSHFT'ye göre yapılacak</strong></p>

<p>Sosyal Güvenlik Kurumu'nun Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında karşılamadığı ürün ve tedavilerde ise Kamu Sağlık Hizmetleri Fiyat Tarifesi (KSHFT) esas alınacak. Bu kapsamda hastaneler, SGK tarafından karşılanmayan işlemler için belirlenen resmi tarifeye göre ücret tahsil edecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kurala uymayana idari işlem</strong></p>

<p>Bakanlık, genelgede yer alan kurallara uyulmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Eklem içi enjeksiyonlarda kullanılacak ürünleri hastalara dışarıdan reçete ettirerek temin ettiren personel veya birimlerin tespit edilmesi halinde haklarında idari işlem başlatılacağı ve gerekli yasal sürecin işletileceği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/saglik-bakanligindan-hastanelere-net-talimat-disaridan-urun-teminine-son</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/ilac-2.jpg" type="image/jpeg" length="49877"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tokat Devlet Hastanesi'nde Yönetim Kadrosu Güçlendi]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/tokat-devlet-hastanesinde-yonetim-kadrosu-guclendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/tokat-devlet-hastanesinde-yonetim-kadrosu-guclendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Devlet Hastanesi'nde yönetim kadrosunda yapılan yeni görevlendirmeler kapsamında Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü, Destek ve Kalite Müdürü ile Sağlık Bakım Hizmetleri Müdür Yardımcısı görevlerine yeni isimler atandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Devlet Hastanesi'nde yönetim kadrosunda yeni görevlendirmeler gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan görevlendirmeler kapsamında Leyla Duran, Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü, Hasan Gül, Destek ve Kalite Müdürü, Ergün Demirel ise Sağlık Bakım Hizmetleri Müdür Yardımcısı olarak görevlerine başladı.</p>

<p>Yeni yöneticilerin göreve başlamasıyla birlikte hastanedeki sağlık hizmetlerinin daha etkin ve verimli şekilde yürütülmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesi bekleniyor.</p>

<p><img alt="Tokat Devlet Hastanesi Yeni Görevlendirmeler2" height="484" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/tokat-devlet-hastanesi-yeni-gorevlendirmeler2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="860" /></p>

<p><img alt="Tokat Devlet Hastanesi Yeni Görevlendirmeler1" height="484" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/tokat-devlet-hastanesi-yeni-gorevlendirmeler1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="860" /></p>

<p><img alt="Tokat Devlet Hastanesi Yeni Görevlendirmeler" height="484" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/tokat-devlet-hastanesi-yeni-gorevlendirmeler.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="860" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mihriban Timur</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/tokat-devlet-hastanesinde-yonetim-kadrosu-guclendi</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 18:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/tokat-devlet-hastanesi-yeni-gorevlendirmeler3.jpg" type="image/jpeg" length="11932"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
