<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Tokat Haber - Tokat Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.tokathaber.com.tr</link>
    <description>Tokat haber, son dakika Tokat haberleri ve en yeni Tokat haberler için tek kaynak. Tokat hava durumu, namaz vakitleri, TOGÜ duyuruları ve Tokat deprem verilerine anında ulaşın.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tokathaber.com.tr/rss/yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2025 Tokat Haber. Bu sitede yer alan tüm içerik ve veriler, Tokat'ın güncel haber kaynağı olarak tescillidir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 21 Aug 2026 17:08:26 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/rss/yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Sıcakları İle Gelen Sinsi Tehlike: "Sıcak Çarpması" Belirtileri Ve Korunma Yolları]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/yaz-sicaklari-ile-gelen-sinsi-tehlike-sicak-carpmasi-belirtileri-ve-korunma-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/yaz-sicaklari-ile-gelen-sinsi-tehlike-sicak-carpmasi-belirtileri-ve-korunma-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seda Gümüştekin Bilgin, sıcak çarpmasına karşı uyarılarda bulunarak ilk yardım yöntemlerini anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte güneşin ve sıcak havanın tadı çıkarılırken, aşırı sıcaklar beraberinde hayati risk taşıyan sinsi bir tehlikeyi de getiriyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, Çocuk Acil Yan Dal Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Seda Gümüştekin Bilgin; toplumda genellikle basit bir halsizlik veya “güneş geçmesi” olarak hafife alınan sıcak çarpmasının, dakikalar içinde organ hasarına ve hatta ölüme yol açabilen ciddi bir tıbbi acil durum olduğunu vurguladı.</p>

<p>Yüksek vücut sıcaklığının her zaman klasik bir “ateş” olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Bilgin, tıpta ateş ile sıcak çarpması (hipertermi) kavramlarının tamamen farklı mekanizmalarla çalıştığına dikkat çekti. Ateşte vücudun bir enfeksiyona karşı beynin hipotalamus bölgesindeki termostat ayarını kendi kontrolünde yükselttiğini ifade eden Dr. Bilgin, sıcak çarpmasında ise durumun farklı olduğunu belirtti. Sıcak çarpmasında beyindeki termostat ayarı normal kalırken, dışarıdaki aşırı sıcaklık nedeniyle biriken ısı terleme yoluyla atılamıyor. Kontrolsüz şekilde 40°C veya 41°C’nin üzerine çıkan vücut sıcaklığı, doğrudan hücre ve organlarda tahribat başlatıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşırı sıcak havalarda görülen rahatsızlıkların doğru tanınmasının hayat kurtardığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Seda Gümüştekin Bilgin, sıcak bitkinliği ile sıcak çarpması arasındaki hayati farklara değindi. Sıcak bitkinliğinde aşırı su ve tuz kaybına bağlı olarak halsizlik, baş ağrısı, kusma ve tansiyon düşüklüğü görülürken zihinsel durumun tamamen normal kaldığını ve vücut ısısının 40°C’nin altında seyrettiğini söyledi. Buna karşın bir tıbbi acil durum olan sıcak çarpmasında ise vücut sıcaklığının 40°C’nin üzerine çıktığını vurgulayan Dr. Bilgin; kişilerde kafa karışıklığı, hırçınlık, peltek konuşma, dengesiz yürüme, nöbet geçirme veya koma gibi akut zihinsel durum değişikliklerinin başladığını ifade etti. Terleme mekanizması çöktüğü için de hastanın cildinin genellikle sıcak, pembe ve kuru kaldığını sözlerine ekledi.</p>

<p>Sıcak çarpmasının herkesin başına gelebileceğini ancak bazı grupların çok daha büyük risk altında olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Bilgin, özellikle çocuklara dikkat çekti. Bebeklerin ve küçük çocukların ağırlıklarına oranla daha fazla metabolik ısı ürettiklerini, susuz kaldıklarında vücut sıcaklıklarının yetişkinlerden çok daha hızlı yükseldiğini ve terleme kapasitelerinin kısıtlı olduğunu açıkladı. En acı vakaların park edilmiş araç içinde unutulan bebeklerde görüldüğünü hatırlatan Dr. Bilgin, kapalı araç içi sıcaklığının dakikalar içinde ölümcül seviyelere ulaştığı uyarısında bulundu. Ayrıca sıcak ve nemli havada ağır antrenman yapan genç sporcular ile kistik fibrozis, obezite, diyabet gibi kronik rahatsızlığı bulunan çocukların da doğrudan risk grubunda yer aldığını vurguladı.</p>

<p>Aşırı yüksek sıcaklığın vücuda giren bir zehir gibi etki ederek hücresel düzeyde protein yapısını bozduğunu ve “distribütif şok” tablosunu tetiklediğini belirten uzman isim, bu süreçte en büyük hasarı beyin ve karaciğerin gördüğünü ifade etti. Dr. Bilgin, zamanında müdahale edilmediği takdirde böbrek yetmezliği, kas yıkımı (rabdomiyoliz), akciğer ödemi ve damar içi yaygın pıhtılaşma (DIC) gibi ölümcül organ yetmezliklerinin kaçınılmaz hale geleceği konusunda uyardı.</p>

<p>Şüpheli bir durumla karşılaşıldığında uygulanması gereken ilk yardım adımlarını da tek tek sıralayan Dr. Öğr. Üyesi Seda Gümüştekin Bilgin, vakit kaybetmeden 112 Acil Servis’in aranması gerektiğinin altını çizdi. Hastanın derhal gölge ve serin bir alana taşınarak fazla kıyafetlerinin çıkarılmasını öneren Dr. Bilgin, en etkili soğutma yönteminin vücuda oda sıcaklığında su püskürtüp vantilatörle hava üfletmek (ıslak ve rüzgarlı yöntem) olduğunu ifade etti. Boyun, koltuk altı ve kasık gibi büyük damar bölgelerine beze sarılı buz paketleri konulabileceğini belirten uzman doktor, iki kritik uyarıda bulundu: Sıcak çarpmasında parasetamol veya ibuprofen gibi ateş düşürücü ilaçların kesinlikle yeri olmadığını, bu ilaçların organlara ek zarar vereceğini söyledi. Ayrıca bilinci kapalı veya bulanık kişilere ciğerlere kaçma riski nedeniyle kesinlikle ağızdan sıvı verilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Sıcak çarpmasının tamamen önlenebilir bir durum olduğunu hatırlatan Dr. Seda Gümüştekin Bilgin; çocukların kesinlikle araçlarda yalnız bırakılmaması, sıcak saatlerde ağır egzersizden kaçınılması ve bol su tüketilmesinin bu tehlikeye karşı en büyük kalkan olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hami İşler</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/yaz-sicaklari-ile-gelen-sinsi-tehlike-sicak-carpmasi-belirtileri-ve-korunma-yollari</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 16:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-13-at-191347.jpeg" type="image/jpeg" length="67857"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşlılıkta kalça kırığı riskini azaltmanın yolları]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/yaslilikta-kalca-kirigi-riskini-azaltmanin-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/yaslilikta-kalca-kirigi-riskini-azaltmanin-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp ve Prof. Dr. Erden Ertürer, kalça kırığını yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak görmemek gerektiğini vurguladılar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp ve Prof. Dr. Erden Ertürer, kalça kırığını yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak görmemek gerektiğini vurguladılar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İleri yaşlarda basit bir düşme, kişinin hayatını aniden değiştirebiliyor. Kalça kırığı yalnızca kemiğin kırılması anlamına gelmezken; hareketliliği, bağımsızlığı ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Uzmanlar, kalça kırığının yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olmadığını, kemik ve kas sağlığının korunması, düşmelerin önlenmesi ve osteoporozun erken dönemde fark edilmesiyle kırık riskinin azaltılabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, kalça kırığı riskinin değerlendirilmesinde yalnızca kemik yoğunluğuna odaklanılmaması gerektiğini belirterek, 'Kalça kırığı riskini değerlendirirken kişinin kemik yapısının yanı sıra kas gücü, denge durumu, beslenmesi, kullandığı ilaçlar, görme sorunları ve yaşam alanındaki düşme riskleri de birlikte değerlendirilmelidir. Yaşlanma kaçınılmaz olsa da kırık riskini azaltmak için atılabilecek önemli adımlar vardır' dedi.</p>

<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Erden Ertürer ise kalça kırığının meydana gelmesi halinde hızlı değerlendirme ve uygun tedavinin önem taşıdığını belirterek, 'Kalça kırığı, özellikle ileri yaşta hastanın hareketliliğini ve bağımsızlığını doğrudan etkileyebilen ciddi bir durumdur. Tedavide yalnızca kemiğin iyileşmesini değil, hastanın mümkün olduğunca kısa sürede yeniden ayağa kalkmasını ve günlük yaşamına dönebilmesini hedefliyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Kemiklerinizi kontrol ettirmeyi ertelemeyin'</p>

<p>Osteoporozun uzun süre hiçbir belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, kişinin kendisini sağlıklı hissetmesine rağmen kemik yoğunluğunun azalmış olabileceğini söyledi. Osteoporozun bazen ilk kez basit bir düşme sonrasında meydana gelen kırıkla fark edildiğini belirten Özalp, özellikle ileri yaşta kemik sağlığının ve toplam kırık riskinin düzenli olarak değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Daha önce kırık geçirmiş olmak, düşme öyküsü, ailede kalça kırığı bulunması, düşük vücut ağırlığı, sigara kullanımı veya uzun süreli kortizon tedavisi gibi faktörlerin kırık riskini artırabileceğini belirten Özalp, risk taşıyan kişilerin değerlendirmeyi geciktirmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>''Küçük bir düşmeydi' deyip geçmeyin'</p>

<p>Ayakta durma yüksekliğinden veya daha düşük enerjili bir travmayla oluşan kırıkların, özellikle ileri yaşta, kemik kırılganlığının önemli bir göstergesi olabileceğini belirten Uzm. Dr. Özalp, 'İleri yaşta basit bir düşme sonrasında kırık oluşması, kemiklerin kırılgan hale geldiğinin bir göstergesi olabilir. Bu nedenle kırığın tedavisinin ardından 'Bu kemik neden kırıldı?' sorusunun da yanıtı aranmalı ve yeni kırıkları önlemeye yönelik bir plan oluşturulmalıdır' dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Erden Ertürer de özellikle düşük enerjili travma ile meydana gelen kalça kırıklarının önemsenmesi gerektiğini belirterek, 'Bazen hastalar basit bir düşme sonrasında oluşan kırığı yalnızca o an yaşanan travmaya bağlayabiliyor. Oysa ileri yaşta düşük enerjili bir travmayla meydana gelen kalça kırığı, kemik kalitesinin de değerlendirilmesi gerektiğini gösteren önemli bir bulgudur' diye konuştu.</p>

<p>'Düşmeleri önleyin'</p>

<p>Kalça kırığının oluşmasında çoğu zaman iki önemli faktörün bir araya geldiğini belirten Uzm. Dr. Özalp, bunların zayıf kemik ve düşme olduğunu söyledi. Özellikle daha önce düşmüş yaşlılarda denge ve yürümenin değerlendirilmesi, görme sorunlarının düzeltilmesi, kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi ve ayağa kalkınca tansiyon düşmesi gibi durumların araştırılması gerektiğini belirten Özalp, ev ortamının da düşme riskine karşı düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Özalp, kaygan halı ve yerdeki kabloların kaldırılması, banyoda kaymayı önleyici düzenlemeler yapılması, gece kullanılan alanlarda yeterli aydınlatmanın sağlanması ve uygun ayakkabıların tercih edilmesinin düşme riskini azaltabileceğini belirtti.</p>

<p>Prof. Dr. Erden Ertürer ise düşmelerin yalnızca kırık açısından değil, kişinin genel hareket kapasitesi açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, 'Düşme sonrası hastanın yeniden güvenli şekilde yürüyebilmesi çok önemli. Bu nedenle kırık riskini azaltırken aynı zamanda kas gücünü ve dengeyi korumaya yönelik yaklaşım da tedavinin bir parçası olmalı' dedi.</p>

<p>'Kaslarınızı güçlü tutun'</p>

<p>Kalça kırığından korunmanın yalnızca kemiklere bakmaktan geçmediğini belirten Uzm. Dr. Özalp, güçlü bacak kasları ve iyi dengenin düşme riskinin azaltılmasında kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kas gücünün azalabileceğini belirten Özalp, kişinin sağlık durumuna uygun direnç egzersizleri, denge çalışmaları ve düzenli fiziksel aktivitenin yaşamın bir parçası haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>'Bir sandalyeden ellerinizi kullanmadan kalkıp oturmakta zorlanıyorsanız kas gücünüzün ve fiziksel performansınızın değerlendirilmesi gerekebilir' diyen Özalp, hedefin yalnızca daha uzun yaşamak değil, ilerleyen yaşlarda da ayağa kalkabilmek, yürüyebilmek ve bağımsız kalabilmek olduğunu vurguladı.</p>

<p>'Protein ve yeterli beslenmeyi ihmal etmeyin'</p>

<p>Kemik sağlığından söz edildiğinde çoğunlukla kalsiyum ve D vitamininin akla geldiğini ancak yaşlı bireylerde kasların korunmasının da en az kemiklerin korunması kadar önemli olduğunu belirten Uzm. Dr. Özalp, yetersiz protein alımının kas kaybını hızlandırabileceğini söyledi.</p>

<p>İştah azalması, çiğneme ve yutma problemleri veya kronik hastalıklar nedeniyle yaşlı bireylerde yeterli beslenmenin zorlaşabileceğini ifade eden Özalp, beslenme durumunun gerektiğinde sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>'D vitamini ve kalsiyumu bilinçli kullanın'</p>

<p>D vitamini ve kalsiyumun kemik sağlığı açısından önemli olduğunu ancak takviyelerin gelişigüzel kullanılmaması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Özalp, kişinin beslenmesi, güneş maruziyeti, mevcut hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve gerekli durumlarda tetkik sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Özalp, 'Yüksek kırık riski bulunan bir kişide yalnızca vitamin kullanmak, osteoporoz tedavisi açısından yeterli olmayabilir. Kişinin toplam kırık riski değerlendirilerek gerekli durumlarda uygun osteoporoz tedavisi planlanmalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Dr. Erden Ertürer de kalça kırığı sonrasında ortopedik tedavinin yanı sıra yeni kırıkların önlenmesinin de önemli olduğunu belirterek, 'Mevcut kırığı tedavi etmek kadar, hastanın bundan sonraki yaşamında yeni bir kırık yaşamaması için gerekli önlemlerin alınması da önemlidir. Bu noktada ortopedi ile geriatri başta olmak üzere ilgili branşların birlikte çalışması hastanın uzun dönem sonuçları açısından değerlidir' dedi.</p>

<p>''Bir kez düştüm ama bir şey olmadı' demeyin'</p>

<p>Özellikle ileri yaşta yaşanan düşmenin vücudun verdiği önemli bir uyarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Özalp, tekrarlayan düşmelerin 'yaşlılıktan kaynaklanıyor' şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Düşmenin nedeninin araştırılması gerektiğini ifade eden Özalp; denge, kas gücü, görme, tansiyon değişiklikleri, kullanılan ilaçlar, beslenme durumu ve kemik sağlığının birlikte değerlendirilmesinin önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>'Kalça kırığı sonrasında amaç hastayı yeniden hayata kazandırmak'</p>

<p>Kalça kırığı oluştuğunda tedavinin geciktirilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Erden Ertürer, özellikle ileri yaştaki hastalarda uzun süre hareketsiz kalmanın kas kaybını artırabileceğine ve hastanın yeniden yürümesini zorlaştırabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. Ertürer, 'Kalça kırığında tedavinin amacı yalnızca kırığın iyileşmesini sağlamak değildir. Hastanın genel sağlık durumu elverdiği ölçüde mümkün olduğunca erken dönemde hareketlendirilmesi ve rehabilitasyon sürecinin başlatılması önemlidir. Hastanın yeniden ayağa kalkabilmesi, yürüyebilmesi ve günlük yaşam aktivitelerini mümkün olduğunca bağımsız sürdürebilmesi tedavinin önemli hedeflerindendir' dedi.</p>

<p>Kırık sonrasında ortopedi, geriatri ve fizik tedavi ve rehabilitasyon ekiplerinin birlikte çalışmasının hastanın toparlanmasına katkı sağlayabileceğini belirten Ertürer, tedavi sürecinin hastanın genel sağlık durumu ve ihtiyaçlarına göre planlanması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>'Kalça kırığını önlemek, tedavi etmekten önce geliyor'</p>

<p>Kalça kırığından korunmanın tek bir yöntemle mümkün olmadığını belirten Uzm. Dr. Fatma Gülçin Özalp, 'Güçlü kas, sağlıklı kemik, iyi denge, güvenli bir yaşam alanı ve düzenli kırık riski değerlendirmesi birlikte ele alınmalıdır. Bir kişinin kemik yoğunluğu kadar günlük yaşamda ne kadar hareket ettiği, ne kadar güçlü olduğu, düşüp düşmediği, nasıl beslendiği ve kullandığı ilaçlar da önemlidir' dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Erden Ertürer ise kalça kırığının tedavi edilebilir olmakla birlikte ileri yaşta ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirterek, 'Kalça kırığı yaşlılığın doğal ve kaçınılmaz bir sonucu değildir. Kırık oluşmadan önce alınabilecek önlemler, kırık sonrasında uygulanacak tedavi kadar değerlidir. Amaç hastanın hareketliliğini, bağımsızlığını ve yaşam kalitesini mümkün olduğunca uzun süre korumaktır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Uzmanlar; sağlıklı kemikler, güçlü kaslar, iyi denge, güvenli yaşam alanı ve düzenli sağlık kontrollerinin kalça kırığı riskini azaltmada birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, kalça kırığının yaşlılığın kaderi olmadığını belirterek; kemiklerin, kasların, dengenin ve yaşam alanının korunarak kırık riskinin azaltılabileceğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/yaslilikta-kalca-kirigi-riskini-azaltmanin-yollari</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2024/03/yasli3.jpg" type="image/jpeg" length="36088"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[680 Metre Kısalan Güzergâh, 10 Dakika Kazandıran Dev Proje 2.272 Metrelik Tünel 22 Tehlikeli Virajı Ortadan Kalktı]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/680-metre-kisalan-guzergah-10-dakika-kazandiran-dev-proje-2272-metrelik-tunel-22-tehlikeli-viraji-ortadan-kalkti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/680-metre-kisalan-guzergah-10-dakika-kazandiran-dev-proje-2272-metrelik-tunel-22-tehlikeli-viraji-ortadan-kalkti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzurum’daki 2.272 metrelik Pirinkayalar Tüneli, 22 keskin virajı ortadan kaldırarak Türkiye’yi Kafkaslar’a bağlayan stratejik hatta seyahat süresini 15 dakikadan 5 dakikaya düşürdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum’un Uzundere ilçesinde inşa edilen Pirinkayalar Tüneli, Doğu Anadolu’nun en zorlu dağ geçitlerinden birini yüksek standartlı karayolu altyapısına dönüştürerek Türkiye’nin Kafkaslar’a açılan ulaşım ağında yeni bir dönem başlattı. Artvin üzerinden Karadeniz limanlarına ve Gürcistan sınırına uzanan uluslararası güzergâh üzerinde yer alan proje, hem lojistik taşımacılığı hem de bölgesel ulaşımı önemli ölçüde hızlandırdı.</p>

<p>Yıllar boyunca sürücülerin dikkatle geçmek zorunda kaldığı Pirinkayalar Geçidi, ardı ardına sıralanan 22 keskin virajı, dar platformu ve dik kaya yamaçları nedeniyle özellikle kış aylarında ulaşımın en riskli noktalarından biri olarak biliniyordu. Yeni tünel sayesinde bu tehlikeli kesim tamamen devre dışı bırakılırken, güzergâh daha güvenli ve kesintisiz hale getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>2.272 Metrelik Mühendislik Eseri</h3>

<p>Pirinkayalar Tüneli, 2.272 metre uzunluğundaki tek tüplü yapısıyla birlikte 1.070 metrelik bağlantı yollarını da kapsayan toplam 3.342 metrelik modern bir ulaşım koridoru oluşturuyor. Çift yönlü trafik akışına göre tasarlanan proje, dağlık topoğrafyada güvenli sürüş standartlarını yükselten geometrik yol tasarımıyla dikkat çekiyor.</p>

<p>Tünelin devreye alınmasıyla mevcut yol 680 metre kısaldı. En dikkat çekici kazanım ise ulaşım süresinde yaşandı. Daha önce yaklaşık 15 dakikada geçilen Pirinkayalar Geçidi, artık yalnızca 5 dakikada aşılabiliyor. Bu süre avantajı, özellikle ağır tonajlı yük taşımacılığı yapan araçlar için önemli bir operasyonel verimlilik sağlıyor.</p>

<h3>Türkiye’nin Kafkaslar’a Açılan Stratejik Hattı</h3>

<p>Pirinkayalar Tüneli yalnızca Erzurum ile Artvin arasındaki mesafeyi kolaylaştıran bir ulaşım yatırımı değil, aynı zamanda Türkiye’nin Kafkasya ile kurduğu ticaret ve lojistik bağlantısının kritik halkalarından biri olarak değerlendiriliyor. Erzurum’dan çıkan yükler bu koridor üzerinden Artvin Limanı’na ve Sarp Sınır Kapısı’na daha kısa sürede ulaştırılırken, Gürcistan ve Kafkas ülkelerine uzanan uluslararası taşımacılık daha akıcı hale geliyor.</p>

<p></p>

<p>Bu stratejik konum, tüneli yalnızca bölgesel değil ulusal ölçekte de önemli bir altyapı projesi haline getiriyor. Doğu-Batı ticaret aksında zaman kaybının azalması, yakıt tüketiminin düşmesi ve trafik güvenliğinin artması ekonomik açıdan da önemli kazanımlar sunuyor.</p>

<h3>Zorlu Jeolojiye Uygun İleri Tünel Teknolojisi</h3>

<p>Pirinkayalar Tüneli, dik kaya yamaçları ve değişken jeolojik yapı nedeniyle ileri tünel mühendisliği teknikleri kullanılarak inşa edildi. Akademik mühendislik çalışmalarına göre projede modifiye at nalı kesit geometrisi uygulanırken, kontrollü patlatmalı kazı yöntemiyle ilerleme sağlandı. Kaya sınıflarına göre değişen tahkimat sistemlerinde çelik iksa elemanları, püskürtme beton kaplamalar ve kaya bulonları kullanılarak uzun ömürlü taşıyıcı sistem oluşturuldu.</p>

<p>Bu mühendislik yaklaşımı sayesinde hem yapısal güvenlik artırıldı hem de zorlu arazi koşullarında tünelin dayanıklılığı üst seviyeye çıkarıldı.</p>

<h3>Doğal Sit Alanında Hassas İnşaat Süreci</h3>

<p>Projenin geçtiği güzergâhın 1. derece doğal sit alanı içerisinde bulunması nedeniyle çevresel koruma kriterleri tasarımın temel unsurlarından biri oldu. Portal bölgeleri doğal kaya dokusuna uyumlu şekilde planlanırken, kazı ve dolgu çalışmaları çevresel etkileri en aza indirecek yöntemlerle gerçekleştirildi. Böylece ulaşım altyapısı geliştirilirken bölgenin doğal peyzajının korunması hedeflendi.</p>

<h3>Kış Aylarında Kesintisiz ve Güvenli Ulaşım</h3>

<p>Doğu Anadolu’nun uzun ve sert kış mevsimi, Pirinkayalar Geçidi’nde yıllarca ulaşımı olumsuz etkiledi. Yoğun kar yağışı, buzlanma ve kaya düşmesi riski nedeniyle zaman zaman kapanan eski güzergâhın yerini alan tünel, dört mevsim güvenli ulaşım sağlayacak şekilde projelendirildi. Modern yol standardı sayesinde sürücüler artık virajlı dağ yolunu kullanmadan kontrollü eğime sahip güvenli koridordan geçiş yapabiliyor.</p>

<h3>Bölge Turizmine ve Ekonomiye Güçlü Katkı</h3>

<p>Pirinkayalar Tüneli, yalnızca transit taşımacılığı değil Erzurum ve Artvin arasındaki turizm hareketliliğini de destekliyor. Tortum Şelalesi, Tortum Gölü, Uzundere Vadisi ve bölgedeki tarihi destinasyonlara ulaşımın kolaylaşması, yerel ekonominin gelişmesine katkı sağlayan önemli unsurlar arasında gösteriliyor. Daha kısa yol, daha düşük ulaşım maliyeti ve artan trafik güvenliği, bölgenin ekonomik potansiyelini güçlendiren altyapı avantajları sunuyor.</p>

<p>Türkiye’nin Kafkaslar’a açılan en kritik dağ koridorlarından birinde yükselen Pirinkayalar Tüneli, 2.272 metrelik mühendislik başarısı, ortadan kaldırdığı 22 tehlikeli viraj ve 15 dakikadan 5 dakikaya düşen seyahat süresiyle Doğu Anadolu ulaşım tarihinin en önemli projeleri arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KGM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/680-metre-kisalan-guzergah-10-dakika-kazandiran-dev-proje-2272-metrelik-tunel-22-tehlikeli-viraji-ortadan-kalkti</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/q1-759.jpg" type="image/jpeg" length="28457"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2 Tüp, 4 Havalandırma Şaftı, 14.500 Metre Uzunluğu Var En Uzun Çift Tüplü Tünele Sahip 90 Keskin Virajı Tarihe Gömdü]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/2-tup-4-havalandirma-safti-14500-metre-uzunlugu-var-en-uzun-cift-tuplu-tunele-sahip-90-keskin-viraji-tarihe-gomdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/2-tup-4-havalandirma-safti-14500-metre-uzunlugu-var-en-uzun-cift-tuplu-tunele-sahip-90-keskin-viraji-tarihe-gomdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14.500 metre uzunluğu ile Türkiye ve Avrupa'nın en uzun çift tüplü karayolu tüneli oldu. Güzergâhı 8 kilometre kısaltan proje, 90 virajı devre dışı bırakarak seyahat süresini 20 dakika azaltıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin en önemli ulaşım yatırımlarından biri olan Zigana Tüneli, Karadeniz ile Doğu Anadolu arasındaki bağlantıyı tamamen değiştiren mühendislik projeleri arasında yer alıyor. Trabzon ile Gümüşhane arasında inşa edilen 14.500 metrelik çift tüplü tünel, hem uzunluğu hem de sağladığı zaman tasarrufuyla Avrupa'nın en iddialı karayolu projelerinden biri olarak gösteriliyor.</p>

<p>Doğu Karadeniz'i Erzurum, Bayburt ve Orta Doğu'ya bağlayan uluslararası ulaşım koridorunun merkezinde bulunan tünel, yıllarca sürücülerin korkulu rüyası olan Zigana Dağı geçişini yer altına taşıdı. Böylece yoğun kar, tipi ve buzlanma nedeniyle sık sık aksayan ulaşım, yılın dört mevsimi kesintisiz hale geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Avrupa'nın En Uzun Çift Tüplü Karayolu Tüneli</h3>

<p>Her biri 14.500 metre uzunluğunda iki ayrı tüpten oluşan Zigana Tüneli, bağlantı yollarıyla birlikte yaklaşık 15,1 kilometrelik dev bir ulaşım kompleksine dönüştü. Trabzon'un Maçka ilçesinden başlayarak Gümüşhane'nin Torul ilçesine kadar uzanan proje, yüksek rakımlı dağ geçişini tamamen yer altına alarak sürüş güvenliğini önemli ölçüde artırdı.</p>

<h3>90 Keskin Viraj Artık Kullanılmıyor</h3>

<p>Eski Zigana Geçidi, dik rampaları ve birbirini takip eden 90 keskin virajıyla özellikle ağır tonajlı araçlar için Türkiye'nin en zorlu güzergâhlarından biri olarak biliniyordu. Yeni tünelin hizmete girmesiyle birlikte bu virajlar tamamen devre dışı kaldı, yol 8 kilometre kısaldı ve ortalama seyahat süresi yaklaşık 20 dakika azaldı. Bu değişim yalnızca sürüş konforunu değil, yakıt tüketimini ve lojistik maliyetlerini de doğrudan etkiledi.</p>

<h3>Kış Şartlarında Kesintisiz ve Güvenli Ulaşım</h3>

<p>Zigana Dağı, yıllarca yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle ulaşımın en kritik noktalarından biri oldu. Yeni tünel sayesinde araçlar artık açık dağ geçidini kullanmadan güvenli şekilde yolculuk yapabiliyor. Acil sağlık hizmetlerinden yolcu taşımacılığına, ihracat yüklerinden turizm hareketliliğine kadar bölgedeki tüm ulaşım ağı olumsuz hava koşullarından büyük ölçüde bağımsız hale geldi.</p>

<h3>Türkiye'de İlk Kez Kullanılan Havalandırma Sistemi</h3>

<p>Zigana Tüneli'ni benzer projelerden ayıran en önemli özelliklerden biri de gelişmiş altyapı teknolojisi oldu. Türkiye'de ilk kez bu ölçekte uygulanan dikey havalandırma sistemi sayesinde egzoz gazı kontrollü olarak tahliye edilirken temiz hava sürekli tünel içerisine aktarılıyor. İki havalandırma istasyonu ve dört dikey şafttan oluşan sistem, uzun tünellerde güvenli sürüş standartlarını en üst seviyeye taşıyor.</p>

<h3>Karadeniz Limanlarından Uluslararası Ticaret Koridoruna</h3>

<p>Zigana Tüneli, yalnızca Trabzon ve Gümüşhane arasındaki ulaşımı kolaylaştırmakla kalmıyor; Trabzon Limanı'nı Bayburt, Erzurum, Kafkaslar ve İran güzergâhına bağlayan uluslararası ticaret hattının da en stratejik bölümünü oluşturuyor. Sanayi bölgeleri, organize üretim merkezleri ve turizm destinasyonları artık daha hızlı, güvenli ve kesintisiz bir ulaşım ağına sahip olurken, proje bölgesel kalkınmanın en önemli altyapı yatırımlarından biri olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KGM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/2-tup-4-havalandirma-safti-14500-metre-uzunlugu-var-en-uzun-cift-tuplu-tunele-sahip-90-keskin-viraji-tarihe-gomdu</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/g0-21.jpg" type="image/jpeg" length="98443"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[204 Bölüm Sıfır Çekti Tokat'ta Bu Bölümü Kimse Tercih Etmedi 10 Kontenjanın Tamamı Boş Kaldı]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/204-bolum-sifir-cekti-tokatta-bu-bolumu-kimse-tercih-etmedi-10-kontenjanin-tamami-bos-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/204-bolum-sifir-cekti-tokatta-bu-bolumu-kimse-tercih-etmedi-10-kontenjanin-tamami-bos-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YKS yerleştirme sonuçları açıklandı. Genel doluluk oranı yüzde 99.5'e ulaşsa da 26 devlet üniversitesinde Fen Bilgisi Öğretmenliği sıfır çekti, 204 bölüme hiç tercih yapılmadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte yükseköğretim sistemindeki çarpıcı tablo gün yüzüne çıktı. <strong>Nefes gazetesinin haberine göre</strong>, devlet üniversitelerinde genel doluluk oranı yüzde 99.5 seviyesine ulaşarak rekor kırsa da bölüm bazlı veriler büyük bir dengesizliği ortaya koydu. Türkiye genelinde tam 204 üniversite programına hiçbir aday tercih listesinde yer vermezken, tam 26 devlet üniversitesinin Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümlerine tek bir öğrenci dahi kaydolmadı.</p>

<p>Fen Bilgisi Öğretmenliği kontenjanları tamamen boş kalan kurumlar ve kontenjan sayıları Aksaray Üniversitesi (10), Amasya Üniversitesi (10), Bayburt Üniversitesi (10), Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (10), Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (10), Dicle Üniversitesi (15), Düzce Üniversitesi (10), Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (10), Fırat Üniversitesi (10), Hakkari Üniversitesi (10), Kafkas Üniversitesi (10), Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (10), Kastamonu Üniversitesi (10), Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi (10), Kilis 7 Aralık Üniversitesi (10), Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (10), Manisa Celâl Bayar Üniversitesi (10), Muş Alparslan Üniversitesi (10), Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (10), Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi (10), Ordu Üniversitesi (10), Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (10), Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (10), Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (10), Uşak Üniversitesi (10) ve Yozgat Bozok Üniversitesi (10) şeklinde gerçekleşti. Bu 26 kampüsün tamamında ayrılan kontenjanlara rağmen sıfır çekilerek hiç öğrenci alınamadı.</p>

<p>Açıklanan veriler genelinde toplam 102 programa yalnızca 7 öğrenci yerleşebilirken, Atatürk Üniversitesi’nde 20’şer kontenjan ayrılan Biyoloji, Kimya ve Felsefe Grubu Öğretmenlikleri de tamamen boş kaldı. Erciyes Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği ise 21 kişilik kontenjana ancak 9 öğrenci çekebildi. Benzer bir tablo Bilgisayar Mühendisliği programlarında da görüldü; Iğdır Üniversitesi’nde 55 kontenjana 6, Siirt’te 55 kontenjana 11, Ardahan’da 55 kontenjana 17, Munzur’da 55 kontenjana 19 ve Hakkari’de 20 kontenjana sadece 2 öğrenci yerleşti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Çevre Mühendisliği 30 kontenjana 3, Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği 30 kontenjana 5 ve Afyon Kocatepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği 20 kontenjana yalnızca 1 öğrenci alabildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan lise son sınıf öğrencilerinin 4 yıllık lisans programlarına yerleşme oranının 2023'teki yüzde 20.2 seviyesinden 2026'da yüzde 15.9’a gerilemesi, genel doluluk rakamlarına rağmen adayların tercih eğilimlerinde yaşanan radikal değişimi net bir şekilde kanıtladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Nefes Gazetesi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/204-bolum-sifir-cekti-tokatta-bu-bolumu-kimse-tercih-etmedi-10-kontenjanin-tamami-bos-kaldi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/t5-75.png" type="image/jpeg" length="74999"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tokat’ta Çekilecek Karakuyu’ya Yeni Transfer: Fikriye’nin Kuzeni Belli Oldu]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/tokatta-cekilecek-karakuyuya-yeni-transfer-fikriyenin-kuzeni-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/tokatta-cekilecek-karakuyuya-yeni-transfer-fikriyenin-kuzeni-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat’ta çekilecek Karakuyu dizisi sete çıkmak için gün sayarken oyuncu kadrosuna yeni bir isim daha eklendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanal D’nin yeni sezon için hazırladığı Karakuyu dizisinde oyuncu kadrosu şekillenmeye devam ediyor. Özge Törer ve Onur Tuna’yı başrollerde buluşturan yapımın kadrosuna genç oyuncu Selen Güney dahil oldu.</p>

<p>OGM Pictures imzası taşıyan ve çekimleri Tokat’ta gerçekleştirilecek dizinin okuma provasının ise 24 Ağustos’ta yapılması planlanıyor. Yönetmen koltuğunda Nezaket Coşkun’un oturduğu Karakuyu, sete çıkmak için gün sayıyor.</p>

<h3><strong>Karakuyu’ya Selen Güney katıldı</strong></h3>

<p>Yeni sezon öncesinde oyuncu anlaşmalarının sürdüğü Karakuyu’nun son transferi Selen Güney oldu. Genç oyuncu, dizinin hikâyesinde Emine karakteriyle seyirci karşısına çıkacak.</p>

<p>Emine karakterinin hikâyedeki bağlantısı da belli oldu. Selen Güney’in canlandıracağı Emine, Özge Törer’in hayat vereceği Fikriye karakterinin kuzeni olarak Karakuyu’ya dahil olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Okuma provası için tarih 24 Ağustos</strong></h3>

<p>Karakuyu’da çekimler öncesindeki önemli aşamalardan biri olan okuma provasının 24 Ağustos’ta gerçekleştirilmesi planlanıyor. Oyuncu kadrosunun şekillenmeye devam ettiği yapım, prova sürecinin ardından sete çıkmaya hazırlanacak.</p>

<p>Başrollerinde Özge Törer ile Onur Tuna’nın yer aldığı dizinin yönetmenliğini Nezaket Coşkun üstleniyor.</p>

<h3><strong>Karakuyu Tokat’ta çekilecek</strong></h3>

<p>OGM Pictures imzalı Karakuyu’yu dikkat çekici kılan ayrıntılardan biri de çekim adresi olacak. Dizinin çekimleri Tokat’ta gerçekleştirilecek.</p>

<p>Yeni sezon için hazırlanan yapımda oyuncu kadrosuna peş peşe yeni isimler eklenirken son olarak Selen Güney’in Emine karakteriyle ekibe katılmasıyla kadro bir isim daha genişledi.</p>

<h3><strong>Fikriye ve Emine aynı hikâyede buluşacak</strong></h3>

<p>Selen Güney’in canlandıracağı Emine’nin, Özge Törer’in hayat vereceği Fikriye’nin kuzeni olması iki karakteri aynı hikâye içerisinde buluşturacak. Böylece genç oyuncu, Karakuyu’nun oyuncu kadrosundaki yerini Fikriye ile doğrudan bağlantılı bir karakterle alacak.</p>

<p>Okuma provasının 24 Ağustos’ta yapılması planlanan Karakuyu, Özge Törer ve Onur Tuna’nın başrolleri, genişlemeye devam eden oyuncu kadrosu ve Tokat’ta gerçekleştirilecek çekimleriyle sete çıkmaya hazırlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Birsen Altuntaş</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Tokat Sondakika, Magazin</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/tokatta-cekilecek-karakuyuya-yeni-transfer-fikriyenin-kuzeni-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/selen-guney.jpg" type="image/jpeg" length="94272"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burada Sadece 222 Kişi Yaşıyor Havaalanı Bile Yok En Yakın Yerleşim 2.437 Kilometre Uzakta Kalıyor]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/burada-sadece-222-kisi-yasiyor-havaalani-bile-yok-en-yakin-yerlesim-2437-kilometre-uzakta-kaliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/burada-sadece-222-kisi-yasiyor-havaalani-bile-yok-en-yakin-yerlesim-2437-kilometre-uzakta-kaliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Atlantik’te bulunan Tristan da Cunha, 222 kişilik nüfusuyla dünyanın en izole yerleşimlerinden biri. Adada havaalanı bulunmuyor ve ulaşım Cape Town’dan yaklaşık 2.810 kilometrelik deniz yolculuğuyla sağlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Atlantik Okyanusu’nun ortasında bulunan <strong>Tristan da Cunha</strong>, dünyanın dış dünyadan en kopuk kalıcı yerleşimlerinden biri olarak öne çıkıyor. İngiliz denizaşırı toprağı olan ada, hem coğrafi uzaklığı hem de ulaşım koşulları nedeniyle sıra dışı bir yaşam alanı oluşturuyor.</p>

<p>Tristan da Cunha’nın en yakın yerleşim merkezlerinden biri olan <strong>Saint Helena yaklaşık 2.437 kilometre</strong> uzaklıkta. Afrika kıtasındaki en yakın büyük ulaşım noktası ise Güney Afrika’nın Cape Town kenti.</p>

<p>Cape Town ile ada arasındaki mesafe yaklaşık <strong>2.810 kilometre</strong>. Ancak bu mesafe hava yoluyla değil, deniz yoluyla aşılmak zorunda. Çünkü Tristan da Cunha’da <strong>havaalanı bulunmuyor</strong>.</p>

<p>Adaya ulaşımın temel yolu gemiler. Cape Town’dan gerçekleştirilen deniz yolculuğu normal koşullarda yaklaşık <strong>6 gün</strong> sürüyor. Hava ve deniz koşullarının kötüleşmesi halinde yolculuk süresi uzayabiliyor ve ulaşım daha da zor hale gelebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tristan da Cunha’nın nüfusu da oldukça düşük. <strong>Temmuz 2026 tarihli resmi verilere göre adada yaklaşık 222 kayıtlı kişi bulunuyor.</strong> Buna rağmen yerleşimde düzenli ve kalıcı bir toplumsal yaşam sürdürülüyor.</p>

<p>Adada konutların yanı sıra <strong>okul, sağlık hizmetleri, yönetim birimleri, tarım alanları ve temel altyapı</strong> bulunuyor. Yerleşim, küçük nüfusuna rağmen kendi günlük yaşam düzenine sahip.</p>

<p>İzolasyonun en önemli sonuçlarından biri ise lojistik bağımlılık. Adada üretilmeyen birçok ürün, gıda, ekipman ve temel ihtiyaç maddesi <strong>deniz yoluyla gelen gemilerle</strong> taşınıyor. Bu nedenle gemilerin hava koşulları nedeniyle gecikmesi, adadaki günlük yaşamı doğrudan etkileyebiliyor.</p>

<p>Tristan da Cunha’nın coğrafi konumu, yerleşimi dünyanın diğer bölgelerinden son derece uzaklaştırıyor. Buna rağmen ada, 200’ün üzerinde insanın yaşadığı, yönetimi, eğitimi, sağlık hizmetleri ve ekonomik faaliyetleri bulunan <strong>kalıcı bir yerleşim merkezi</strong> olmayı sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hami İşler</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/burada-sadece-222-kisi-yasiyor-havaalani-bile-yok-en-yakin-yerlesim-2437-kilometre-uzakta-kaliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/r4-55.jpg" type="image/jpeg" length="31210"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[210 Metrelik Zorlu Viraj Tarihe Karıştı Güzergâh 1,1 Kilometre Kısaldı Stratejik Koridorda Kesintisiz Ulaşım Sağlandı]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/210-metrelik-zorlu-viraj-tarihe-karisti-guzergah-11-kilometre-kisaldi-stratejik-koridorda-kesintisiz-ulasim-saglandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/210-metrelik-zorlu-viraj-tarihe-karisti-guzergah-11-kilometre-kisaldi-stratejik-koridorda-kesintisiz-ulasim-saglandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından tamamlanan Şehit Ahmet Özsoy Tüneli ve Aydınca Varyantı, 210 metre yarıçaplı tehlikeli virajı kaldırdı. Güzergâh 1,1 kilometre kısalırken Orta Karadeniz’i Akdeniz, İç Anadolu ve Güneydoğu’ya bağlayan stratejik koridorda kesintisiz ulaşım sağlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karayolları Genel Müdürlüğü, Orta Karadeniz’i Akdeniz, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine bağlayan en önemli devlet yolu koridorlarından birinde yer alan Şehit Ahmet Özsoy Tüneli ve Aydınca Varyantı ile ulaşımda kritik bir dönüşümü tamamladı.</p>

<p>Proje kapsamında yıllardır sürücüler için risk oluşturan 210 metre yarıçapındaki keskin viraj tamamen devre dışı bırakıldı. Yeni tünel ve varyant sayesinde yol geometrisi yeniden düzenlenirken güzergâh 1,1 kilometre kısaldı ve seyahatler daha güvenli, daha hızlı ve daha konforlu hale geldi.</p>

<h3>210 Metre Yarıçaplı Keskin Viraj Ortadan Kaldırıldı</h3>

<p>Dağlık arazi şartlarında inşa edilen proje, özellikle düşük yarıçaplı viraj nedeniyle ağır tonajlı araçların hızını düşürmek zorunda kaldığı bölgeyi tamamen yeniden şekillendirdi.</p>

<p>210 metrelik yatay kurp, yüksek eğim ve dar görüş mesafesi nedeniyle kış aylarında buzlanma, sis ve yoğun yağış dönemlerinde ulaşımı olumsuz etkiliyordu. Şehit Ahmet Özsoy Tüneli ile trafik akışı daha doğrusal hale getirilerek yol güvenliği önemli ölçüde artırıldı.</p>

<h3>Güzergâh 1,1 Kilometre Kısaldı, Ulaşım Süresi Azaldı</h3>

<p>Yeni varyantın devreye alınmasıyla birlikte sürücüler artık daha kısa ve daha akıcı bir güzergâh kullanıyor. Toplam 1,1 kilometrelik mesafe avantajı, özellikle uzun yol taşımacılığında yakıt tüketimi, zaman kaybı ve araç işletme maliyetlerinin azaltılmasına katkı sağlıyor.</p>

<p>Kesintisiz trafik akışı sayesinde ağır vasıtalar ile şehirler arası yolcu taşımacılığı yapan araçlar da daha güvenli bir geçiş imkânına kavuştu.</p>

<h3>Kış Şartlarında Kesintisiz Ulaşım Sağlıyor</h3>

<p>Projenin en önemli kazanımlarından biri de zorlu iklim koşullarına karşı ulaşımdaki dayanıklılığı artırması oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tünel yapısı sayesinde yoğun kar yağışı, tipi, buzlanma ve düşük görüş mesafesinin yol üzerindeki etkisi azaltılırken, açık kesimlerde yaşanan trafik aksamalarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Böylece dört mevsim güvenli ulaşım standardı yükseltilmiş oldu.</p>

<h3>Karadeniz’i Akdeniz’e Bağlayan Koridorda Konfor Arttı</h3>

<p>Şehit Ahmet Özsoy Tüneli ve Aydınca Varyantı yalnızca bölgesel bir yol yatırımı değil, aynı zamanda Türkiye’nin kuzey-güney ulaşım omurgasını güçlendiren stratejik bir altyapı projesi olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Orta Karadeniz’den hareket eden ulaşım akışı, Akdeniz limanlarına, İç Anadolu’daki üretim merkezlerine ve Güneydoğu Anadolu’daki lojistik güzergâhlara daha güvenli şekilde bağlanırken, yol standardının yükselmesi bölgesel ticaret ve yük taşımacılığı açısından da önemli avantajlar sunuyor.</p>

<h3>Projenin Teknik Özellikleri</h3>

<p>Şehit Ahmet Özsoy Tüneli ve Aydınca Varyantı, yol güvenliği ve geometrik standartların yükseltilmesi amacıyla hayata geçirildi. Proje kapsamında 210 metre yarıçapındaki tehlikeli viraj kaldırıldı, güzergâh 1,1 kilometre kısaltıldı ve kuzey-güney ulaşım koridorunda kesintisiz trafik akışı sağlandı. Kış şartlarının ulaşıma etkisini azaltan tünel yapısı, özellikle ağır tonajlı araçlar için daha emniyetli ve konforlu bir sürüş standardı oluşturdu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KGM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/210-metrelik-zorlu-viraj-tarihe-karisti-guzergah-11-kilometre-kisaldi-stratejik-koridorda-kesintisiz-ulasim-saglandi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 08:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/q1-758.jpg" type="image/jpeg" length="55008"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tokat Devlet Hastanesi’nde Yeni Uzman Hekim Hasta Kabulüne Başladı]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/tokat-devlet-hastanesinde-yeni-uzman-hekim-hasta-kabulune-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/tokat-devlet-hastanesinde-yeni-uzman-hekim-hasta-kabulune-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Devlet Hastanesi’nin uzman hekim kadrosuna Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökay Karaemir katıldı. Hasta kabulüne başlayan Karaemir için randevular MHRS ve 182 üzerinden alınabilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Devlet Hastanesi uzman hekim kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökay Karaemir, hastanede hasta kabulüne başladı.</p>

<p>Tokat Devlet Hastanesi’nin hekim kadrosuna yeni bir uzman isim daha katıldı. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökay Karaemir, Tokat’ta görevine başlayarak hasta kabulüne geçti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni uzman hekimin göreve başlamasıyla birlikte hastanenin Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi alanındaki sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>

<p><strong>Hangi alanlarda hizmet verecek?</strong></p>

<p>Op. Dr. Gökay Karaemir, plastik ve rekonstrüktif cerrahi kapsamında doğuştan veya sonradan oluşan doku ve şekil bozukluklarının değerlendirilmesi ve tedavisinin yanı sıra uzmanlık alanı kapsamındaki cerrahi işlemlerde hastalara hizmet verecek.</p>

<p>Plastik cerrahi branşı; rekonstrüktif cerrahinin yanı sıra estetik cerrahi uygulamalarını da kapsıyor.</p>

<p><strong>Randevular MHRS üzerinden alınabilecek</strong></p>

<p>Op. Dr. Gökay Karaemir’e muayene olmak isteyen vatandaşlar, randevularını Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden veya 182 çağrı hattı aracılığıyla oluşturabilecek.</p>

<p>Yeni uzman hekimin göreve başlamasıyla Tokat Devlet Hastanesi’nin ilgili branştaki hizmet kapasitesinin artırılması ve vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin güçlendirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p><img alt="Tokat Devlet Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif Ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökay Karaemir" height="484" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/tokat-devlet-hastanesi-plastik-rekonstruktif-ve-estetik-cerrahi-uzmani-op-dr-gokay-karaemir.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="860" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Burhan Arar</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/tokat-devlet-hastanesinde-yeni-uzman-hekim-hasta-kabulune-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 05:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/tokat-devlet-hastanesi-plastik-rekonstruktif-ve-estetik-cerrahi-uzmani-op-dr-gokay-karaemir1.jpg" type="image/jpeg" length="24204"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saçlarınız seyrekse güneşten korunmayı ihmal etmeyin]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/saclariniz-seyrekse-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/saclariniz-seyrekse-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Begüm Güneş, güneşten korunurken saçlı derinin çoğu zaman gözden kaçırıldığını belirterek, saçların ultraviyole (UV) ışınlarına karşı tam koruma sağlamadığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Begüm Güneş, güneşten korunurken saçlı derinin çoğu zaman gözden kaçırıldığını belirterek, saçların ultraviyole (UV) ışınlarına karşı tam koruma sağlamadığını söyledi. Özellikle saçları ince ve seyrek olan kişilerde saçlı derinin güneşe daha fazla maruz kaldığına dikkat çeken Güneş, ciddi güneş yanıklarının saçlı deride belirgin inflamasyona ve bazı durumlarda geçici saç dökülmesine yol açabileceğini, tekrarlayan UV maruziyetinin ise saç tellerinde yapısal hasara neden olarak saçların daha kuru ve kırılgan hale gelmesine neden olabileceğini belirtti.</p>

<p>Yaz aylarında güneşten korunmak için yüz ve vücuda güneş koruyucu uygulanırken, saçlı deri çoğu zaman ihmal edildiğini aktaran Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Begüm Güneş, saçların belirli ölçüde fiziksel bariyer oluşturmasına rağmen saçlı derinin UV ışınlarından tamamen korunmadığını belirtti.</p>

<p>'Saçın yoğunluğu ve rengi korunmayı etkileyebilir'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saçın yapısı ve yoğunluğunun güneş ışınlarının saçlı deriye ulaşma miktarını etkileyebildiğini belirten Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Begüm Güneş, 'Kalın ve yoğun saçlar, ince ve seyrek saçlara kıyasla saçlı deri üzerinde daha güçlü bir fiziksel bariyer oluşturabilir. Koyu renkli saçlar da açık renkli saçlara göre UV ışınlarını daha fazla absorbe edebilir. Ancak bu durum saçlı derinin güneşten tamamen korunduğu anlamına gelmez' dedi.</p>

<p>Özellikle saç ayrım çizgisi, alınla saçın birleştiği bölgeler ve saçların seyrekleştiği alanların güneşe daha açık kaldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Güneş, saç kaybı arttıkça saçlı derinin doğrudan güneşe maruz kalan yüzeyinin de arttığına dikkati çekti.</p>

<p>Ciddi güneş yanığı geçici saç dökülmesine yol açabilir</p>

<p>Saçlı derinin de vücudun diğer bölgeleri gibi güneş yanığına açık olduğunu vurgulayan Güneş, 'Hafif bir güneş yanığı genellikle kalıcı saç dökülmesine neden olmaz. Ancak ciddi yanıklarda saç köklerinin çevresinde gelişen inflamasyon, geçici saç dökülmesine katkıda bulunabilir' diye konuştu.</p>

<p>Tekrarlayan UV maruziyetinin yalnızca saçlı deriyi değil, saç tellerini de etkileyebildiğini belirten Güneş, 'Uzun süreli ve yoğun güneş maruziyeti saç telinin yapısında hasara yol açabilir. Bunun sonucunda saçlar daha kuru, mat ve kırılmaya daha yatkın hale gelebilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Saçların arasındaki değişiklikler gözden kaçabilir'</p>

<p>Saçlı deride gelişen bazı cilt değişikliklerinin saçların arasında kaldığı için geç fark edilebildiğine dikkati çeken Güneş, düzenli cilt kontrolünde saçlı derinin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Güneş, 'Saçlı deride yeni ortaya çıkan, büyüyen veya görünümü değişen bir lezyon; iyileşmeyen, tekrarlayan şekilde kanayan ya da kabuklanan bir alan varsa dermatoloji uzmanına başvurulmalı. Kişinin kendi kendine cilt kontrolü yaparken saçlarını bölüm bölüm ayırarak saçlı derisini de incelemesi önemli' dedi.</p>

<p>Saç ayrım çizgisini unutmayın</p>

<p>Saçlı derinin güneşten korunmasında şapka kullanımının etkili bir yöntem olduğunu belirten Güneş, özellikle saçları seyrek olan veya saç ayrım çizgisi belirgin kişilerin güneş koruyucu kullanabileceğini söyledi.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Güneş, 'Saç ayrım çizgisi veya saçların seyrek olduğu bölgelerde güneşe açık kalan saçlı deri üzerine geniş spektrumlu, SPF 30 veya üzeri güneş koruyucu uygulanabilir. Uzun süre açık havada kalınacaksa yalnızca güneş koruyucuya güvenmek yerine geniş kenarlı bir şapka ile fiziksel koruma sağlamak da önemli. Yüz, kulaklar, boyun ve saçlı deri güneşten korunmada birlikte düşünülmeli' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/saclariniz-seyrekse-gunesten-korunmayi-ihmal-etmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2024/06/deniz-ve-havuz-sac-tokathaber.webp" type="image/jpeg" length="80708"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dağların Tepesine Tek Tek Dizildi Yıllar Önce Binlercesi Yaşıyordu Ama Şimdi Bomboş Duruyor Her Şey 1973'te Başladı]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/daglarin-tepesine-tek-tek-dizildi-yillar-once-binlercesi-yasiyordu-ama-simdi-bombos-duruyor-her-sey-1973te-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/daglarin-tepesine-tek-tek-dizildi-yillar-once-binlercesi-yasiyordu-ama-simdi-bombos-duruyor-her-sey-1973te-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İtalya'nın Calabria bölgesindeki Roghudi Vecchio, iki sel felaketinin ardından 1973'te tamamen terk edildi. Aspromonte eteklerindeki eski köy, bugün geçmişin izlerini taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İtalya'nın Calabria bölgesinde, Aspromonte Dağları'nın eteklerinde bulunan Roghudi Vecchio, bugün terk edilmiş bir yerleşim olarak dikkat çekiyor. Bir zamanlar insanların yaşadığı köy, yaşanan sel felaketlerinin ardından boşaltıldı ve yeni yerleşim merkezi yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta kuruldu.</p>

<p>Roghudi, Calabria'nın Reggio Calabria Metropolitan Şehri sınırlarında bulunuyor. Tarihi yerleşim, Reggio Calabria'nın yaklaşık 20 kilometre güneydoğusunda, Catanzaro'nun ise yaklaşık 130 kilometre güneybatısında yer alıyor.</p>

<h2>Köy İki Ayrı Yerleşime Bölündü</h2>

<p>Bugünkü Roghudi, birbirinden yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki iki farklı merkezden oluşuyor.</p>

<p>Roghudi Nuovo yani Yeni Roghudi, İyon Denizi kıyısına yakın Melito di Porto Salvo belediye sınırları içerisindeki yerleşim bölgesinde bulunuyor. Belediye merkezi de burada yer alıyor.</p>

<p>Roghudi Vecchio yani Eski Roghudi ise ana karada, Aspromonte'nin sarp yamaçları ve eteklerinde bulunuyor.</p>

<p>Eski yerleşimin kaderini ise bölgenin zorlu coğrafyası belirledi.</p>

<h2>İki Sel Felaketi Köyün Sonunu Getirdi</h2>

<p>Roghudi Vecchio'da art arda yaşanan iki büyük sel felaketi, yerleşimin güvenliğini ciddi şekilde etkiledi.</p>

<p>Sel felaketlerinin ardından köyün yaşanabilir olmadığı değerlendirilerek bölgedeki nüfus başka bir yere taşındı.</p>

<p>Yeni Roghudi, 1973 yılında kuruldu.</p>

<p>Böylece Aspromonte'nin dağlık kesimlerinde bulunan eski yerleşim terk edilirken, köyün yeni merkezi deniz kıyısına daha yakın bir bölgede oluşturuldu.</p>

<p>Bugün Roghudi Vecchio'da eski evler, dar sokaklar ve dağ yamacına kurulmuş yapı kalıntıları geçmiş yerleşimin izlerini taşıyor.</p>

<p><img alt="F4-43" class="detail-photo img-fluid" height="576" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/f4-43.webp" width="1024" />Calabria'nın Antik Yunan İzlerinden Biri</p>

<p>Roghudi Vecchio'yu diğer terk edilmiş yerleşimlerden ayıran önemli özelliklerden biri ise dil ve kültür geçmişi.</p>

<p>Roghudi, Güney İtalya'da hâlâ konuşulan Yunan-Kalabriya lehçesinin görüldüğü yerlerden biri olarak biliniyor.</p>

<p>Yunan-Kalabriya dili, Güney İtalya ve Sicilya'daki Magna Graecia döneminden kalan eski Yunan kültürel mirasının günümüze ulaşan unsurlarından biri.</p>

<p>Bu nedenle Roghudi yalnızca terk edilmiş bir dağ köyü değil, Calabria'daki eski Yunan yerleşimlerinin kültürel izlerini taşıyan bölgelerden biri olarak da öne çıkıyor.</p>

<h2>Eski Roghudi Dağların İçinde Kaldı</h2>

<p>Roghudi Vecchio'nun bulunduğu Aspromonte coğrafyası, yerleşimin neden ulaşılması güç bir bölgede kurulduğunu da gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sarp yamaçlar ve dar vadiler arasında bulunan köy, geçmişte ulaşım açısından zorlu bir konuma sahipti.</p>

<p>Sel felaketlerinin ardından yerleşimin tamamen boşaltılmasıyla birlikte bölgedeki günlük yaşam sona erdi.</p>

<p>Yeni yerleşimin kıyıya yakın bir alanda kurulmasıyla Roghudi'nin idari merkezi de eski köyden uzaklaştı.</p>

<p>Bugün eski Roghudi, Calabria'nın dağlık coğrafyasında terk edilmiş yerleşimlerden biri olarak varlığını sürdürüyor.</p>

<p>Bir zamanlar insanların yaşadığı evlerin bulunduğu sokaklar artık kullanılmıyor. Ancak yerleşimin konumu, mimarisi ve Yunan-Kalabriya kültürüyle bağlantısı, Roghudi Vecchio'yu Calabria'nın dikkat çeken tarihi yerlerinden biri haline getiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Kültürografi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/daglarin-tepesine-tek-tek-dizildi-yillar-once-binlercesi-yasiyordu-ama-simdi-bombos-duruyor-her-sey-1973te-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/r4-54.jpg" type="image/jpeg" length="39138"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alaturka mı Alafranga mı? Cevabı Uzmanı Verdi]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/alaturka-mi-alafranga-mi-cevabi-uzmani-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/alaturka-mi-alafranga-mi-cevabi-uzmani-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tuvalet tercihi bağırsak sağlığı ve dışkılama açısından sanıldığından daha önemli olabilir. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ömer Faruk Bük, anatomik açıdan alaturka tuvaletin dışkılamayı kolaylaştırdığını belirterek, alafranga tuvaletlerin hemoroidal hastalıkları artırabileceğini söyledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda sık görülen ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilen hemoroit hastalığında tuvalet alışkanlıkları önemli rol oynuyor. Samsun'da Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ömer Faruk Bük, özellikle kronik kabızlık, uzun süre ıkınma ve yanlış dışkılama alışkanlıklarının hemoroit riskini artırdığına dikkat çekti.</p>

<p><strong>Alaturka mı alafranga mı?</strong></p>

<p>İki tuvalet tipini dışkılama açısından değerlendiren Bük, alaturka tuvaletin anatomik ve fizyolojik yapıya daha uygun olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alaturka tuvalette çömelme pozisyonunun makatın üst kısmındaki açılanmayı düzelttiğini ve dışkının daha kolay çıkmasına yardımcı olduğunu belirten Bük, alafranga tuvalette ise bu açının daha az değiştiğini söyledi.</p>

<p>Bük, “Dışkılamanın kolaylığı açısından anatomik ve fizyolojik olarak bakıldığında alaturka tuvalet, dışkılamanın daha kolay olduğu bir tuvalettir” dedi.</p>

<p>Alafranga tuvaletlerde dışkılamanın nispeten daha zor olabildiğini dile getiren Bük, kendi değerlendirmesine göre bu tuvalet tipinin hemoroidal hastalıkların artmasına katkıda bulunabileceğini kaydetti.</p>

<p><strong>Tuvalette uzun süre ıkınmak riski artırıyor</strong></p>

<p>Hemoroit açısından yalnızca kullanılan tuvaletin değil, tuvalette geçirilen sürenin ve dışkılama biçiminin de önemli olduğunu vurgulayan Bük, özellikle kabızlık nedeniyle uzun süre ıkınmanın risk oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Kronik kabızlığın hemoroit oluşumundaki en önemli etkenlerden biri olduğuna işaret eden Bük, sürekli ıkınmanın bağ dokusunda gevşemeye ve hemoroitlerin aşağı doğru sarkmasına yol açabildiğini belirtti.</p>

<p>Uzun süreli ishalin de benzer sorunlara neden olabileceğini aktaran Bük; uzun süre oturma, kronik kabızlık, ishal, ıkınma ve ağır kaldırmanın hemoroit riskini artıran faktörler arasında bulunduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>Hemoroit tedavisi hastaya göre değişiyor</strong></p>

<p>Hemoroidin iç ve dış olmak üzere ikiye ayrıldığını anlatan Bük, tedavinin hastalığın türü ve evresine göre planlandığını söyledi.</p>

<p>İlaç tedavisinden lazer uygulamalarına ve klasik cerrahi yöntemlere kadar farklı seçeneklerin bulunduğunu belirten Bük, her yöntemin her hasta için uygun olmadığının altını çizdi. Hastanın sağlık durumu, hemoroidin büyüklüğü, kanama ve ağrı düzeyi tedavi seçiminde belirleyici oluyor.</p>

<p><strong>“Önemli olan ağrısız ve kanamasız dışkılama”</strong></p>

<p>Hastaların zaman zaman makat bölgesindeki görüntüye odaklandığını belirten Bük, tedavide temel amacın estetik olmadığını vurguladı.</p>

<p>Bük, “Önemli olan bu bölgenin estetik olarak güzelleşmesi değil, ağrısız ve kanamasız dışkılamayı sağlamasıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Hemoroidin bulaşıcı bir hastalık olmadığını da hatırlatan Bük, hastalıktan korunmak ve tedavi sonrasında tekrarlama riskini azaltmak için kabızlığın önlenmesi, gereksiz ıkınmadan kaçınılması, uzun süre oturulmaması ve ciddi ağırlık kaldırılmaması gerektiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/alaturka-mi-alafranga-mi-cevabi-uzmani-verdi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/dr-klozet.png" type="image/jpeg" length="80422"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kedi ve köpek ısırığını da tırmalamasını da hafife almayın]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/kedi-ve-kopek-isirigini-da-tirmalamasini-da-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/kedi-ve-kopek-isirigini-da-tirmalamasini-da-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kedi ve köpeklerle temas sırasında meydana gelen ısırık ve tırmalamalar, günlük hayatta sık karşılaşılan yaralanmalar arasında yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kedi ve köpeklerle temas sırasında meydana gelen ısırık ve tırmalamalar, günlük hayatta sık karşılaşılan yaralanmalar arasında yer alıyor. Çoğu zaman küçük bir çizik veya birkaç diş izi olarak değerlendirilen bu yaralanmalar, özellikle derinin bütünlüğünün bozulduğu durumlarda enfeksiyon açısından önem taşıyor. Uzm. Dr. Aslı Özer, hayvan ısırığı ve tırmalamalarında enfeksiyon, kuduz ve tetanoz riskine karşı önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Aslı Özer, yaranın büyüklüğünün her zaman riskin göstergesi olmadığını belirterek, 'Bir ısırığın ya da tırmalamanın küçük görünmesi bizi yanıltmamalı. Hayvanların ağız ve tırnaklarında bulunan mikroorganizmalar, ciltte oluşan küçük bir açıklıktan dahi dokulara ulaşabilir' dedi.</p>

<p>Kedi ısırığı küçük, riski büyük olabilir</p>

<p>'Kedi ısırıklarında yaranın dışarıdan nasıl göründüğüne bakarak karar vermemek gerekir. Derin dokulara ulaşan bir ısırık, başlangıçta çok küçük bir yara şeklinde görülebilir ancak saatler içinde enfeksiyon gelişebilir' diyen Dr. Özer, 'Hayvan tırmalamaları da ihmal edilmemeli. Özellikle kedi tırmalamalarında Bartonella henselae bakterisinin neden olduğu kedi tırmalama hastalığına dikkat edilmelidir. Ancak her kedi tırmalaması kedi tırmalama hastalığına yol açmamakla birlikte tırmalama sonrasında yaranın olduğu bölgede küçük bir lezyonun ardından lenf bezlerinde şişme, hassasiyet, ateş veya halsizlik gelişirse mutlaka hekime başvurulmalıdır' şeklinde görüş verdi.</p>

<p>Kızarıklık ilerliyorsa dikkat</p>

<p>Hayvan temasından sonra enfeksiyon geliştiğinde yaranın çevresinde kızarıklık, şişlik, ısı artışı ve ağrı görülebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Özer, 'İrinli akıntı, ateş, halsizlik veya kızarıklığın yara bölgesinden çevre dokulara doğru ilerlemesi ise daha ciddi enfeksiyon belirtileri olabilir. Özellikle el, parmak, yüz, ayak ve eklem çevresindeki yaralanmaların daha dikkatli değerlendirilmesi gerekir. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ile bazı kronik hastalıkları bulunan kişilerin de enfeksiyon açısından daha yüksek risk taşıyabilir' diye konuştu.</p>

<p>İlk müdahale: Bol su ve sabun</p>

<p>Isırık veya tırmalama sonrasında yapılması gereken ilk uygulamanın yara bölgesini bol su ve sabunla iyice temizlemek olduğunu belirten Uzm. Dr. Aslı Özer, yaranın gelişigüzel şekilde kapatılıp beklenmemesi gerektiğini söyledi ve devam etti: 'İlk müdahale çok önemli. Yara mümkün olduğunca erken ve bol su ve sabunla temizlenmeli. Ancak bunun ardından özellikle deriyi delen, derin, el-yüz bölgesinde bulunan yaralanmalarda sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Hekim yaranın durumuna göre enfeksiyon, tetanoz ve kuduz açısından değerlendirme yapacaktır.'</p>

<p>Her ısırığa antibiyotik gerekmiyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hayvan ısırığı veya tırmalaması sonrasında antibiyotiğin gelişigüzel kullanılmaması gerektiğini de belirten Uzm. Dr. Aslı Özer, antibiyotik kararının yaranın özelliklerine ve kişinin risk durumuna göre hekim tarafından verilmesi gerektiğini söyledi. Hayvan yaralanmalarında bakteriyel enfeksiyon kadar kuduz riskinin de değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Özer, özellikle hayvanın sahipsiz olması, aşı durumunun bilinmemesi, olağan dışı davranış göstermesi veya gözlem altına alınamaması durumunda sağlık kuruluşuna başvurmanın önemine dikkat çekerek, 'Evcil hayvan olduğu için kuduz riski kesinlikle yoktur şeklinde bir yaklaşım doğru değildir. Kuduz açısından değerlendirme; hayvanın türü, aşı durumu, temasın şekli, hayvanın gözlenip gözlenememesi ve bölgedeki epidemiolojik durum gibi birçok faktör dikkate alınarak yapılmalıdır' şeklinde konuştu.</p>

<p>Tetanoz aşısı kontrol edilmeli</p>

<p>Hayvan yaralanmalarında bir diğer önemli konunun tetanoz olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Aslı Özer, 'Isırık veya tırmalama sonrasında yalnızca kuduzu düşünmemek gerekir. Yaranın niteliğine ve kişinin aşı geçmişine göre tetanoz açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Isırığın veya tırmalamanın boyutu bize her zaman enfeksiyon riskini göstermez. Özellikle kedi ısırıklarında ve el-parmak bölgesindeki yaralanmalarda daha dikkatli olunmalıdır. Yara çevresinde giderek artan kızarıklık, şişlik, ağrı, ısı artışı, akıntı veya ateş gelişirse beklenmemelidir. Ayrıca kuduz ve tetanoz açısından gerekli değerlendirme zamanında yapılmalıdır' dedi.</p>

<p>Hayvan ısırdı ya da tırmaladıysa 5 altın kural</p>

<p>Yarayı hemen bol su ve sabunla temizleyin.</p>

<p>Yaranın küçük olması nedeniyle riski küçümsemeyin.</p>

<p>Kuduz ve tetanoz açısından sağlık kuruluşunda değerlendirilin.</p>

<p>Doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanmayın.</p>

<p>Kızarıklık, şişlik, ağrı, akıntı veya ateş gelişirse beklemeyin.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/kedi-ve-kopek-isirigini-da-tirmalamasini-da-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/kedi-tirmakama.jpg" type="image/jpeg" length="39105"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İki ünlü oyuncu Tokat’a geliyor: 24 Ağustos’ta yola çıkacaklar]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/iki-unlu-oyuncu-tokata-geliyor-24-agustosta-yola-cikacaklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/iki-unlu-oyuncu-tokata-geliyor-24-agustosta-yola-cikacaklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanal D’nin yeni dizisi Karakuyu için geri sayım başladı. Başrolleri paylaşacak Özge Törer ve Onur Tuna’nın da aralarında bulunduğu oyuncular ile çekim ekibi, 24 Ağustos’ta Tokat’a doğru yola çıkmaya hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat, yeni sezonda televizyon ekranlarına taşınmaya hazırlanıyor. Kanal D’nin yeni yapımı Karakuyu’nun çekimleri Tokat’ta gerçekleştirilecek. Dizinin başrollerinde yer alan Özge Törer ve Onur Tuna, çekimler için Tokat’ta buluşacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapımla ilgili hazırlıklar sürerken dikkatler 24 Ağustos tarihine çevrildi. Oyuncular ve çekim ekibinin bu tarihte Tokat’a doğru yola çıkmaya hazırlandığı belirtildi.</p>

<h3><strong>Özge Törer ve Onur Tuna Tokat’ta buluşacak</strong></h3>

<p>Karakuyu’nun başrollerini iki ünlü oyuncu Özge Törer ile Onur Tuna paylaşacak. Törer dizide Savcı Ferda, Tuna ise Kahraman karakteriyle seyirci karşısına çıkacak.</p>

<p>Çekimlerin Tokat’ta yapılacak olması nedeniyle iki oyuncu da yeni proje için kente gelecek.</p>

<h3><strong>Gözler 24 Ağustos tarihine çevrildi</strong></h3>

<p>Dizinin sete çıkması için hazırlıklar devam ederken oyuncular ve çekim ekibinin 24 Ağustos’ta Tokat’a doğru hareket etmeye hazırlandığı aktarıldı.</p>

<p>Böylece Karakuyu’nun Tokat çekimleri için geri sayım da hızlandı. Ekibin kente gelişiyle birlikte dizinin çekim sürecinin başlaması bekleniyor.</p>

<h3><strong>Karakuyu kadrosuna iki yeni oyuncu katıldı</strong></h3>

<p>Çekimler öncesinde Karakuyu’nun oyuncu kadrosu da genişledi. Birsen Altuntaş’ın aktardığı bilgilere göre Cihan Talay ve Doğan Bayraktar diziye dahil oldu.</p>

<p>Cihan Talay, dizide Mehmet karakterini canlandıracak. Mehmet, Onur Tuna’nın hayat vereceği Kahraman’ın hem avukatı hem de en yakın arkadaşı olarak hikâyede yer alacak.</p>

<p>Doğan Bayraktar ise Duran karakteriyle seyirci karşısına çıkacak. Duran, Özge Törer’in canlandıracağı Savcı Ferda’nın sağ kolu olacak.</p>

<h3><strong>Tokat’ta dizi heyecanı için geri sayım</strong></h3>

<p>Özge Törer ve Onur Tuna gibi iki ünlü ismi bir araya getiren Karakuyu’nun Tokat’ta çekilecek olması kenti yeni bir dizi setine ev sahipliği yapmaya hazırlıyor. 24 Ağustos’ta oyuncular ve ekibin Tokat yolculuğunun başlamasıyla gözler çekimlerden gelecek ilk görüntülere çevrilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Birsen Altuntaş</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Magazin</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/iki-unlu-oyuncu-tokata-geliyor-24-agustosta-yola-cikacaklar</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/karakuyu.jpg" type="image/jpeg" length="92256"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Son 76 Yılın En Süperi Geliyor 1950'den Beri Böylesi Görülmedi]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/son-76-yilin-en-superi-geliyor-1950den-beri-boylesi-gorulmedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/son-76-yilin-en-superi-geliyor-1950den-beri-boylesi-gorulmedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NOAA, 2026'nın son aylarında etkisini artırması beklenen El Niño'nun 1950'den bu yana görülen en güçlü olay olma ihtimalini yüzde 69 olarak açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde hava sıcaklıkları ve yağış düzenleri üzerinde etkili olan El Niño için dikkat çeken bir tahmin geldi. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), 2026'nın son aylarında etkisini artırması beklenen El Niño'nun 1950'den bu yana kaydedilen en güçlü olayları aşma ihtimalini yüzde 69 olarak açıkladı.</p>

<p>NOAA'nın değerlendirmesine göre Ekim-Aralık 2026 döneminde çok güçlü bir El Niño yaşanma ihtimali yüzde 90'ın üzerinde bulunuyor. Aynı dönemde, olayın tarihsel seviyeye ulaşarak 1950'den bu yana kaydedilen El Niño olaylarını aşma ihtimali ise yüzde 69 seviyesinde.</p>

<h2>1982-1983 El Niño'su Da Geride Kalabilir</h2>

<p>Yeni tahminler, oluşması beklenen El Niño'nun 1982-1983 ve 1997-1998 dönemlerindeki güçlü olaylarla karşılaştırılmasını gündeme getirdi.</p>

<p>Özellikle 1982-1983 El Niño'su, kayıtlardaki en güçlü olaylardan biri olarak biliniyor. NOAA'nın kullandığı RONI ölçümünde 1982-1983 döneminde Niño 3.4 bölgesindeki sıcaklık anomalisi yaklaşık 2,4 dereceye ulaşmıştı.</p>

<p>2026'daki olay için ise NOAA, Ekim-Aralık döneminde üç aylık RONI değerinin <strong>+2,5°C veya üzerine çıkması</strong> ihtimalini yüzde 69 olarak veriyor. Bu seviyeye ulaşılması halinde olay, 1950'den sonraki kayıtlar içerisinde en güçlü El Niño olarak sınıflandırılabilecek.</p>

<h2>El Niño Nedir?</h2>

<p>El Niño, ekvatoral Pasifik Okyanusu'nun orta ve doğu kesimlerindeki deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalden belirgin şekilde yükselmesiyle ortaya çıkan doğal iklim olayıdır.</p>

<p>Okyanustaki bu ısınma atmosferik dolaşımı ve rüzgâr düzenlerini etkileyerek dünyanın farklı bölgelerinde sıcaklık ve yağış koşullarının değişmesine neden olabilir.</p>

<p>Güçlü El Niño dönemlerinde bazı bölgelerde yağış ve sel riskleri artarken bazı bölgelerde kuraklık koşulları görülebiliyor. Etkinin bölgeden bölgeye değişmesi nedeniyle El Niño'nun tek başına belirli bir yerde nasıl hava koşulu oluşturacağı kesin olarak söylenemiyor. NOAA da güçlü bir olayın görülmesinin El Niño'ya bağlı etkilerin her bölgede kesin olarak yaşanacağı anlamına gelmediğini belirtiyor.</p>

<h2>Pasifik'teki Sıcaklıklar Yakından İzleniyor</h2>

<p>2026 El Niño'sunun güçlenmesinde Pasifik Okyanusu'ndaki sıcaklık artışları önemli bir gösterge olarak takip ediliyor.</p>

<p>NOAA'nın değerlendirmesinde okyanus-atmosfer sistemindeki El Niño göstergelerinin güçlendiği ve olayın 2026'nın sonbahar-kış döneminde daha da belirginleşmesinin beklendiği belirtiliyor.</p>

<p>Tahminlere göre El Niño'nun en kritik dönemi yılın son aylarında yaşanabilir. Bu nedenle meteoroloji kuruluşları Pasifik'teki sıcaklıkları, rüzgârları ve atmosferik değişimleri izlemeye devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>1950'den bu yana en güçlü El Niño ihtimali için yüzde 69'luk olasılık verilmesi, 2026'nın son aylarını küresel hava olayları açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir dönem haline getiriyor.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hami İşler</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/son-76-yilin-en-superi-geliyor-1950den-beri-boylesi-gorulmedi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/q4-378.webp" type="image/jpeg" length="73500"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Metrekare Fiyatı 1.731 TL  Arsalar Sudan Ucuza Gidiyor İlerde Çok Değerlenecek Büyükşehirden Kopan Buraya Yerleşecek]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/metrekare-fiyati-1731-tl-arsalar-sudan-ucuza-gidiyor-ilerde-cok-degerlenecek-buyuksehirden-kopan-buraya-yerlesecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/metrekare-fiyati-1731-tl-arsalar-sudan-ucuza-gidiyor-ilerde-cok-degerlenecek-buyuksehirden-kopan-buraya-yerlesecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kars 1.731 TL/m² ile listenin son sırasında yer alırken İstanbul, İzmir, Antalya ve Ordu zirvede bulunuyor. Tokat ise 20. sırada.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de illere göre arsa ve arazi metrekare fiyatlarında dikkat çeken bir tablo ortaya çıktı. Paylaşılan verilere göre İstanbul 22.047 TL/m² ile ilk sırada yer alırken Kars 1.731 TL/m² ile listenin son sırasında bulunuyor.</p>

<p>Listenin zirvesinde İstanbul'u 13.389 TL/m² ile İzmir, 11.378 TL/m² ile Antalya ve 11.223 TL/m² ile Ordu takip ediyor.</p>

<p>Kars'ın 1.731 TL/m² seviyesindeki fiyatı ile İstanbul'un 22.047 TL/m² değeri arasında yaklaşık 12,7 kat fark bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kars Listenin Sonunda Yer Aldı</h2>

<p>Verilere göre en düşük metrekare fiyatlarının bulunduğu iller Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Batı Karadeniz'deki bazı şehirlerde yoğunlaşıyor.</p>

<p>Kars 1.731 TL/m² ile son sırada bulunurken Kırıkkale 1.982 TL/m², Bartın 2.598 TL/m², Niğde 2.698 TL/m² ve Bilecik 2.976 TL/m² seviyesinde yer alıyor.</p>

<p>Burdur'da metrekare fiyatı 2.998 TL, Kırşehir'de 3.020 TL, Karabük'te 3.025 TL, Ağrı'da 3.125 TL ve Kastamonu'da 3.154 TL olarak veriliyor.</p>

<h2>Tokat 20. Sırada</h2>

<p>Listede Tokat da dikkat çeken iller arasında yer alıyor.</p>

<p>Tokat, verilen sıralamada 20. sırada bulunuyor. Böylece Tokat, listenin alt sıralarındaki illere göre daha yüksek bir metrekare değerine sahip olurken Türkiye'nin en yüksek fiyatlı illeriyle arasında da belirgin bir fark bulunuyor.</p>

<p>Tokat'ın üzerinde ise Bursa, Giresun, Samsun ve Kocaeli gibi iller yer alıyor.</p>

<h2>Ordu'nun Metrekare Fiyatı Dikkat Çekiyor</h2>

<p>Karadeniz illeri arasında Ordu'nun konumu dikkat çekiyor.</p>

<p>Ordu'da verilen metrekare fiyatı 11.223 TL seviyesinde bulunuyor. Bu değer Kars'taki 1.731 TL/m² fiyatın yaklaşık 6,5 katına karşılık geliyor.</p>

<p>Giresun'da 9.356 TL/m², Samsun'da ise 9.928 TL/m² değer bulunuyor.</p>

<p>Bursa 9.283 TL/m² ile listenin üst sıralarında yer alırken Kocaeli'de 10.079 TL/m² fiyat veriliyor.</p>

<h2>İlk 10'da Büyükşehirler Ve Karadeniz İlleri Var</h2>

<p>Verilen sıralamada ilk 10 il şöyle:</p>

<p>İstanbul 22.047 TL/m² ile ilk sırada.</p>

<p>İzmir 13.389 TL/m² ile ikinci sırada.</p>

<p>Antalya 11.378 TL/m² ile üçüncü sırada.</p>

<p>Ordu 11.223 TL/m² ile dördüncü sırada.</p>

<p>Muğla 10.413 TL/m² ile beşinci sırada.</p>

<p>Yalova 10.147 TL/m² ile altıncı sırada.</p>

<p>Kocaeli 10.079 TL/m² ile yedinci sırada.</p>

<p>Samsun 9.928 TL/m² ile sekizinci sırada.</p>

<p>Giresun 9.356 TL/m² ile dokuzuncu sırada.</p>

<p>Bursa 9.283 TL/m² ile onuncu sırada bulunuyor.</p>

<p>Bu sıralamada özellikle Ordu, Samsun ve Giresun'un ilk 10 içerisinde yer alması dikkat çekiyor.</p>

<h2>Listenin Son 10'unda Fiyatlar 3 Bin TL'nin Altına İniyor</h2>

<p>Listenin son bölümünde fiyatlar önemli ölçüde düşüyor.</p>

<p>Kastamonu 3.154 TL/m², Ağrı 3.125 TL/m², Karabük 3.025 TL/m², Kırşehir 3.020 TL/m² ve Burdur 2.998 TL/m² seviyesinde bulunuyor.</p>

<p>Bilecik'te 2.976 TL/m², Niğde'de 2.698 TL/m², Bartın'da 2.598 TL/m² ve Kırıkkale'de 1.982 TL/m² değer veriliyor.</p>

<p>Son sırada ise Kars bulunuyor.</p>

<p>Kars'ta açıklanan 1.731 TL/m² değer, listenin en yüksek fiyatlı ili olan İstanbul'un yaklaşık yüzde 7,9'una denk geliyor.</p>

<p><img alt="I1-164" class="detail-photo img-fluid" height="853" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/i1-164.webp" width="1280" /></p>

<h2>Kars'ta Gelecekte İklim Faktörü Önem Kazanabilir Mi?</h2>

<p>Kars'ın düşük arazi fiyatı dikkat çekerken bölgenin geleceği açısından iklim değişikliği de ayrı bir başlık olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğünün Türkiye iklim projeksiyonlarında önümüzdeki dönemlerde sıcaklık artışları ve yağış rejimlerinde değişiklikler öngörülüyor. Bu değişimlerin tarım, su kaynakları, ulaşım ve yerleşim koşulları üzerindeki etkileri ise uzun vadede takip edilecek başlıklar arasında bulunuyor.</p>

<p>Ancak iklim değişikliğinin tek başına arazi fiyatlarını yükselteceğine yönelik kesin bir sonuç bulunmuyor. Arazi değerlerinde imar durumu, ulaşım, nüfus, ekonomik faaliyetler, altyapı ve bölgesel talep gibi çok sayıda faktör etkili oluyor.</p>

<p>Bu nedenle Kars'ın 1.731 TL/m² seviyesindeki fiyatı, yalnızca iklim değişikliği üzerinden değerlendirilmek yerine bölgenin ekonomik ve demografik gelişimiyle birlikte ele alınıyor.</p>

<p>Türkiye'deki fiyat farkı ise oldukça belirgin. Listenin ilk sırasında bulunan İstanbul ile son sıradaki Kars arasında metrekare bazında 20.316 TL fark bulunuyor.</p>

<p>Bu tablo, Türkiye'de arazi değerlerinin iller arasında ne kadar farklılaşabildiğini bir kez daha ortaya koyuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bağımsız Taraf</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/metrekare-fiyati-1731-tl-arsalar-sudan-ucuza-gidiyor-ilerde-cok-degerlenecek-buyuksehirden-kopan-buraya-yerlesecek</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/q2-616.jpg" type="image/jpeg" length="28300"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim Değiştiren Tünel Olarak Biliniyor 2x2 Şeritli Yolu 5 Bin 68 Metre Uzunluğu Var Ulaşımı 4 Dakika Kısaltıyor]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/iklim-degistiren-tunel-olarak-biliniyor-2x2-seritli-yolu-5-bin-68-metre-uzunlugu-var-ulasimi-4-dakika-kisaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/iklim-degistiren-tunel-olarak-biliniyor-2x2-seritli-yolu-5-bin-68-metre-uzunlugu-var-ulasimi-4-dakika-kisaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya ile Konya arasındaki ulaşımı değiştiren 5 bin 68 metrelik Demirkapı Tüneli, Torosları yalnızca 4 dakikada geçme imkânı sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya ile Konya arasındaki ulaşımda yeni bir dönem başlatan Demirkapı Tüneli, Toros Dağları'nı tünel konforuyla yalnızca 4 dakikada geçme imkânı sağlıyor. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 3 Mayıs 2023'te hizmete sunulan proje, yalnızca iki şehir arasındaki ulaşımı kısaltmakla kalmıyor, Akdeniz ile İç Anadolu arasındaki iklim geçişini de birkaç dakika içerisinde mümkün hale getiriyor.</p>

<p>Halk arasında "İklim Değiştiren Tünel" olarak anılan Demirkapı Tüneli, Antalya'yı Konya'ya ve İç Anadolu'nun diğer kesimlerine bağlayan kuzey-güney ulaşım aksının en kritik noktalarından biri konumunda bulunuyor. Tünelin bir ucunda Akdeniz ikliminin daha ılıman ve yeşil atmosferi görülürken diğer ucunda İç Anadolu'nun karasal iklim koşullarıyla karşılaşılabiliyor.</p>

<h2>5 Bin 68 Metrelik Çift Tüp</h2>

<p>Demirkapı Tüneli, Antalya-Taşağıl-Derebucak-Konya Yolu güzergâhında 5 bin 68 metre uzunluğunda çift tüp olarak inşa edildi. Böylece toplam tünel uzunluğu, geliş ve gidiş yönleri birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık 10,1 kilometreye ulaşıyor. Karayolları Genel Müdürlüğü de tünelin 5 bin 68 metre uzunluğunda olduğunu ve çift tüplü yapısıyla Toros geçişini sağladığını belirtiyor.</p>

<p>Tünel, Antalya'nın İbradı ilçesi ile Konya'nın Derebucak ilçesi arasındaki zorlu Toros coğrafyasında ulaşımın daha güvenli ve konforlu hale getirilmesini sağlıyor. Özellikle kış aylarında kar, buzlanma ve yüksek rakımlı geçitlerde yaşanan ulaşım sorunlarının azaltılması açısından proje stratejik önem taşıyor.</p>

<h2>Toroslar 4 Dakikada Geçiliyor</h2>

<p>Demirkapı Tüneli'nin en dikkat çekici özelliği ise Toros Dağları'ndaki yaklaşık 5 kilometrelik geçişin yalnızca 4 dakikada tamamlanabilmesi. Karayolları Genel Müdürlüğü, Akdeniz ile İç Anadolu'yu birbirinden ayıran Torosların tünel konforuyla 4 dakikada geçildiğini belirtiyor.</p>

<p>Bu özellik, tünelin neden "iklim değiştiren tünel" olarak adlandırıldığını da ortaya koyuyor. Konya yönünden gelen bir sürücü karla kaplı veya soğuk bir atmosferden tünele girdikten kısa süre sonra Antalya tarafında çok daha farklı hava koşullarıyla karşılaşabiliyor. Aynı güzergâhta birkaç dakika içerisinde karasal iklimden Akdeniz iklimine geçiş yaşanabiliyor.</p>

<h2>34,2 Kilometrelik Bölünmüş Yol Projenin Önemli Parçası</h2>

<p>Demirkapı Tüneli tek başına değerlendirilen bir yapı değil. Tünelle birlikte Konya 3. Bölge Hududu'ndan tünele kadar uzanan 34,2 kilometrelik yol kesimi de tamamlanarak hizmete sunuldu.</p>

<p>Bu kesim 2x2 şeritli, bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardında inşa edildi. Böylece tünel, yüksek standartlı bağlantı yollarıyla birlikte Antalya ile Konya arasındaki ulaşımın önemli bir bölümünü kesintisiz hale getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Projenin daha geniş ulaşım ağı içerisinde ise Antalya-Manavgat Ayrımı-Taşağıl-Derebucak-Konya güzergâhı bulunuyor. Toplam proje kapsamında yaklaşık 67 kilometrelik yol kesimiyle birlikte yeni ve daha kısa bir Antalya-Konya ulaşım koridoru oluşturuldu.</p>

<h2>Antalya Konya Yolunu 30 Kilometre Kısaltıyor</h2>

<p>Demirkapı Tüneli ve bağlantı yollarının oluşturduğu güzergâh, mevcut Akseki-Seydişehir-Konya aksına göre yaklaşık 30 kilometre daha kısa ulaşım imkânı sağlıyor. KGM'nin verilerine göre 276 kilometrelik güzergâhın 222 kilometrelik bölümü bölünmüş yol standardına ulaştırılmış durumda.</p>

<p>Yeni ulaşım koridoru, Antalya ile Konya arasındaki seyahat süresinin yaklaşık 2,5 saate kadar düşmesine katkı sağladı. Daha önce kullanılan güzergâha göre daha kısa olan yol, özellikle Antalya ile İç Anadolu arasındaki yolcu ve yük taşımacılığı açısından önemli bir alternatif oluşturuyor.</p>

<h2>Yıllık 414 Milyon Liralık Tasarruf</h2>

<p>Demirkapı Tüneli ve 34,2 kilometrelik bağlantı yollarının ekonomik etkisi yalnızca seyahat süresinin kısalmasıyla sınırlı değil. Proje sayesinde yıllık toplam yaklaşık 414 milyon liralık ekonomik tasarruf öngörülüyor.</p>

<p>Bu tasarrufun yaklaşık 329 milyon liralık bölümünün zamandan, 85 milyon liralık bölümünün ise akaryakıttan elde edilmesi bekleniyor. Aynı zamanda yıllık karbon salınımının yaklaşık 10 bin 834 ton azaltılması hedefleniyor.</p>

<p>Bu rakamlar, Demirkapı Tüneli'nin yalnızca mühendislik açısından bir Toros geçişi olmadığını; ulaşım ekonomisi, yakıt tüketimi ve çevresel etkiler bakımından da bölgesel ölçekte önemli bir altyapı yatırımı olduğunu gösteriyor.</p>

<h2>Akdeniz İle İç Anadolu Arasında Yeni Ulaşım Koridoru</h2>

<p>Demirkapı Tüneli'nin hizmete girmesiyle Antalya'nın iç kesimlerle bağlantısı güçlenirken Konya ve çevresinin Akdeniz'e erişimi de kolaylaştı. Güzergâh Gembos ve Eynif ovalarından geçerek Antalya yönüne ulaşıyor ve turizm, tarım ile sanayi ürünlerinin daha kısa ve yüksek standartlı bir karayolu üzerinden taşınmasına imkân sağlıyor.</p>

<p>Bu nedenle Demirkapı Tüneli, yalnızca 5 bin 68 metrelik bir mühendislik yapısı olarak değil, Akdeniz ile İç Anadolu arasındaki ulaşım ağını yeniden şekillendiren stratejik bir geçiş noktası olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Bir tarafta karla kaplı Toroslar, diğer tarafta Akdeniz'in ılıman havası bulunurken sürücüler bu iki farklı coğrafi ve iklimsel bölge arasındaki geçişi yalnızca 4 dakikada tamamlıyor. Demirkapı Tüneli, bu yönüyle Türkiye'nin dağlık ve zorlu coğrafyasında ulaşım mühendisliğinin en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KGM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/iklim-degistiren-tunel-olarak-biliniyor-2x2-seritli-yolu-5-bin-68-metre-uzunlugu-var-ulasimi-4-dakika-kisaltiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/q1-757.jpg" type="image/jpeg" length="21918"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tokat’ta Çekilecek Karakuyu Dizisine Yeni İsim: Doğan Bayraktar Tokat'a Geliyor]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/tokatta-cekilecek-karakuyu-dizisine-yeni-isim-dogan-bayraktar-tokata-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/tokatta-cekilecek-karakuyu-dizisine-yeni-isim-dogan-bayraktar-tokata-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat’ta çekilecek OGM Pictures imzalı Karakuyu dizisinin kadrosuna Doğan Bayraktar katıldı. Bayraktar, Özge Törer ve Onur Tuna’nın başrollerini paylaşacağı dizide Savcı Ferda’nın sağ kolu “Duran” karakterini canlandıracak. Dizi ekibinin 24 Ağustos haftasında Tokat’a gelmesi planlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat’ta çekilecek Kanal D’nin OGM Pictures imzalı yeni dizisi “Karakuyu”nun oyuncu kadrosu genişliyor. Özge Törer ve Onur Tuna’nın başrollerini paylaşacağı diziye son olarak Doğan Bayraktar katıldı. Bayraktar, dizide “Duran” karakterine hayat verecek. Ekibin 24 Ağustos haftasında Tokat’a gelmesi planlanıyor.</p>

<p>Tokat’ın dizi sektöründeki yeni misafiri olacak “Karakuyu” için hazırlıklar sürerken oyuncu kadrosuna yeni bir isim daha dahil oldu.</p>

<p>Birsen Altuntaş’ın haberine göre Kanal D ekranlarında izleyiciyle buluşması planlanan, OGM Pictures imzalı dizinin kadrosuna oyuncu Doğan Bayraktar katıldı.</p>

<p>Senaryosunu Deniz Akçay’ın kaleme aldığı, yönetmen koltuğunda Nezaket Coşkun’un oturacağı dizinin başrollerini Özge Törer ve Onur Tuna paylaşacak.</p>

<p><strong>Doğan Bayraktar “Duran” olacak</strong></p>

<p>Doğan Bayraktar, Karakuyu dizisinde “Duran” karakterini canlandıracak.</p>

<p>Duran karakterinin hikâyede Savcı Ferda’nın sağ kolu olarak seyirci karşısına çıkacağı belirtildi.</p>

<p>Bayraktar’ın katılımıyla birlikte Tokat’ta kamera karşısına geçecek oyuncu kadrosu da şekillenmeye devam ediyor.</p>

<p><img alt="Doğan Bayraktar Karakuyu Dizisi Tokat1" height="1289" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/dogan-bayraktar-karakuyu-dizisi-tokat1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="860" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Dizi ekibi 24 Ağustos haftasında Tokat’ta</strong></p>

<p>Karakuyu için çekimler öncesindeki hazırlık takvimi de netleşiyor. Oyuncuların önümüzdeki günlerde okuma provası ve afiş çekimi için bir araya gelmesi bekleniyor.</p>

<p>Ardından dizi ekibinin 24 Ağustos haftasında Tokat’a gelerek çekim hazırlıklarına başlaması planlanıyor.</p>

<p>Tokat’ın tarihi dokusu ve farklı noktalarının çekimlerde kullanılması beklenen yapımın, kentin tanıtımına da önemli katkı sağlaması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Sacit Aslan</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Magazin</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/tokatta-cekilecek-karakuyu-dizisine-yeni-isim-dogan-bayraktar-tokata-geliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 02:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/dogan-bayraktar-karakuyu-dizisi-tokat.jpg" type="image/jpeg" length="41438"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[685 Metre Uzunlukta Viyadük Dikildi Seyahat Süresi 95 Dakikadan 70 Dakikaya İndi Yolculuk 15.5 Km Kısaldı]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/685-metre-uzunlukta-viyaduk-dikildi-seyahat-suresi-95-dakikadan-70-dakikaya-indi-yolculuk-155-km-kisaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/685-metre-uzunlukta-viyaduk-dikildi-seyahat-suresi-95-dakikadan-70-dakikaya-indi-yolculuk-155-km-kisaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[685 metre uzunluğundaki viyadük, Yusufeli Barajı nedeniyle kesintiye uğrayan ulaşımı yeniden sağladı. Artvin bağlantısı 15,5 kilometre kısalırken seyahat süresi 95 dakikadan 70 dakikaya indi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Artvin’de Yusufeli Barajı nedeniyle ulaşım güzergâhında yaşanan değişikliğin ardından hayata geçirilen yeni yol ve sanat yapıları, bölgedeki ulaşım standardını önemli ölçüde yükseltti. Proje kapsamında inşa edilen 685 metre uzunluğundaki viyadük sayesinde kesintiye uğrayan ulaşım yeniden sağlanırken, Artvin bağlantısındaki mesafe yaklaşık 15,5 kilometre kısaldı.</p>

<p>Yeni ulaşım güzergâhıyla birlikte daha önce 95 dakika süren seyahat süresi yaklaşık 70 dakikaya indirildi. Böylece yolculuk süresinde 25 dakikalık önemli bir kazanım sağlandı.</p>

<p>Yusufeli Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin inşa edilmesiyle birlikte bölgedeki mevcut ulaşım koridorlarının bir bölümü baraj gölü altında kalmış, ulaşımın devamlılığını sağlamak amacıyla yüksek standartlı yeni yollar, tüneller ve viyadüklerden oluşan kapsamlı bir ulaşım ağı oluşturulmuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>685 metrelik viyadük, Artvin’in zorlu dağlık topoğrafyasında ulaşımın sürekliliğini sağlayan önemli mühendislik yapılarından biri olarak öne çıkıyor. Derin vadilerin ve yüksek eğimli arazilerin bulunduğu bölgede viyadük çözümü kullanılarak güzergâhın daha güvenli ve kesintisiz hale getirilmesi sağlandı.</p>

<p>Projenin sağladığı en önemli avantajlardan biri ise yalnızca mesafe değil, seyahat süresindeki düşüş oldu. Artvin bağlantısının yaklaşık 15,5 kilometre kısalmasıyla birlikte 95 dakikalık ulaşım süresi 70 dakikaya kadar indirildi. Bu değişim, özellikle bölgedeki günlük ulaşım ve ticari hareketlilik açısından önemli bir zaman tasarrufu oluşturdu.</p>

<p>Yusufeli Barajı çevresindeki ulaşım yatırımları, Türkiye’nin yüksek dağlık alanlarda gerçekleştirdiği en kapsamlı karayolu projeleri arasında gösteriliyor. Baraj gölü nedeniyle yeniden tasarlanan ulaşım ağı, vadileri viyadüklerle aşarken dağlık kütleleri tünellerle geçerek yol güzergâhının daha yüksek standartlara taşınmasını sağlıyor.</p>

<p>685 metrelik viyadükle birlikte oluşturulan yeni ulaşım koridoru, Artvin ile Yusufeli arasındaki bağlantının daha hızlı, güvenli ve konforlu hale gelmesine katkı sağlıyor. Zorlu arazi koşullarına rağmen inşa edilen yapı, bölgedeki ulaşım altyapısında mühendislik çözümlerinin önemini de ortaya koyuyor.</p>

<p>Mesafeyi 15,5 kilometre azaltan, seyahat süresini ise 25 dakika düşüren proje, Artvin’in dağlık coğrafyasında ulaşımın geleceğe taşınması açısından dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KGM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/685-metre-uzunlukta-viyaduk-dikildi-seyahat-suresi-95-dakikadan-70-dakikaya-indi-yolculuk-155-km-kisaldi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 08:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/q1-756.jpg" type="image/jpeg" length="65015"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çölün Ortasına 800 Yıllık Şehir Kurdular Kızıl Kuru Taş Ve Çamur Tuğlasından İnşa Ettiler Binlerce El Yazması Var]]></title>
      <link>https://www.tokathaber.com.tr/colun-ortasina-800-yillik-sehir-kurdular-kizil-kuru-tas-ve-camur-tuglasindan-insa-ettiler-binlerce-el-yazmasi-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tokathaber.com.tr/colun-ortasina-800-yillik-sehir-kurdular-kizil-kuru-tas-ve-camur-tuglasindan-insa-ettiler-binlerce-el-yazmasi-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sahra Çölü’nün Ortasındaki Chinguetti, 800 Yıla Yaklaşan Tarihi, Çöl İklimine Uyumlu Mimari Yapısı Ve Binlerce El Yazmasıyla Dikkat Çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Moritanya’nın kuzeyindeki Chinguetti, Sahra Çölü’nün ortasında yüzyıllardır ayakta kalmayı başaran en dikkat çekici tarihî yerleşimlerden biri. Adrar bölgesindeki çöl platosunda bulunan şehir, Orta Çağ’da Kuzey Afrika ile Batı Afrika arasındaki trans-Sahra kervan yollarının önemli duraklarından biri olarak gelişti. Chinguetti, Ouadane, Tichitt ve Oualata ile birlikte 1996 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan dört eski ksourdan biri.</p>

<p>Şehrin geçmişi 11. ve 12. yüzyıllara kadar uzanıyor. Chinguetti’nin gelişiminde en önemli unsur, Sahra’yı kuzey-güney ve doğu-batı doğrultusunda geçen kervan güzergâhlarının kesişiminde bulunmasıydı. Kuzeyden gelen ticaret yolları Batı Afrika’nın nehir bölgelerine ve Sahel kuşağına bağlanırken, şehir aynı zamanda ticaret mallarının değiştirildiği, dinî eğitim ve bilimsel çalışmaların yürütüldüğü bir merkez haline geldi.</p>

<p>Chinguetti’nin ekonomik yükselişinin temelinde trans-Sahra ticareti bulunuyordu. Kervanlar Sahra üzerinden tuz, kumaş, metal eşya ve diğer ticari ürünleri taşıyor; güney yönünden gelen altın ve farklı mallarla ticaret yapılıyordu. Özellikle Moritanya’nın kuzeyindeki tuz kaynakları, Sahra ticaret sisteminin önemli ekonomik unsurlarından biriydi. UNESCO kayıtları, bu şehirlerin Kuzey Afrika ile Batı Afrika arasındaki büyük ticaret ağında önemli duraklar olduğunu belirtiyor.</p>

<h2>Çölün Ortasında Farklı Bir Şehir Planı</h2>

<p>Chinguetti’nin en dikkat çekici özelliği yalnızca yaşı değil, çöl iklimine uyarlanmış geleneksel şehir dokusu. Eski yerleşim, dar ve kıvrımlı sokakların çevresinde birbirine oldukça yakın inşa edilmiş evlerden oluşuyor. Evlerin büyük bölümünde dışarıya bakan açıklıklar sınırlı tutulurken yaşam alanları merkezi avlu etrafında düzenleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu planlama tesadüfi değil. Sahra’nın yüksek sıcaklık farkları, kuvvetli güneş ışınımı, kuru hava ve kum taşınımı gibi çevresel koşulları, geleneksel yapıların biçimini doğrudan etkiliyor. UNESCO’ya göre tarihî ksour yerleşimleri, ekstrem çöl iklimine uyum sağlayan yapı teknikleri ve mekânsal organizasyon açısından önemli örnekler oluşturuyor.</p>

<p>Yapılarda yerel taş, kil ve toprak esaslı malzemeler kullanılıyor. Kalın taşıyıcı duvarlar, hem yapısal dayanım sağlıyor hem de iç mekân ile dış ortam arasındaki ısı geçişini sınırlandırıyor. Dış cephelerde açıklıkların az olması da çöl şartlarına uyarlanmış mimarinin önemli özelliklerinden biri.</p>

<p>Evlerin merkezindeki avlular ise yerleşimin mikroiklimini oluşturuyor. Yapının dış cephesine kıyasla daha kontrollü bir alan sağlayan avlular, gün içinde gölgeli bölgeler oluştururken konutların havalandırılmasına da yardımcı oluyor.</p>

<p>Çatı sistemlerinde ise bölgenin geleneksel malzemelerinden yararlanılıyor. Eski yapılarda düz çatılar, ahşap elemanlar ve yerel yapı malzemeleri kullanılmış durumda. UNESCO, bu yapıların yoğun ve kapalı şehir dokusunun yanı sıra yerel taş ve kil kullanımıyla karakterize edildiğini belirtiyor.</p>

<p><img alt="T5-74" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/t5-74.jpg" width="1280" />Chinguetti Ulu Camisi Şehrin Merkezinde</p>

<p>Chinguetti’nin tarihî merkezinin en önemli yapısı Büyük Cuma Camisi. Cami, eski şehir dokusunun merkezinde konumlanıyor ve kare planlı minaresiyle geleneksel Sahra mimarisinin karakteristik örneklerinden birini oluşturuyor.</p>

<p>UNESCO verilerine göre caminin minaresi kare tabanlı, kalın taş duvarlı bir kule şeklinde yükseliyor. Caminin ibadet bölümü de kalın taşıyıcı elemanlarla desteklenen sade bir mimariye sahip. Yapıda gösterişli süslemelerden ziyade işlevsel ve bölgenin yerel yapı tekniklerine dayanan bir mimari anlayış öne çıkıyor.</p>

<p>Minarenin tepesindeki geleneksel detaylar da yapının karakteristik özellikleri arasında. UNESCO’nun Chinguetti’ye ilişkin görsel açıklamasında minarenin beş devekuşu yumurtasıyla süslendiği belirtiliyor.</p>

<h2>Kumlar Şehrin İçine Giriyor</h2>

<p>Chinguetti’nin günümüzde karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biri çölleşme. Şehrin tarihî dokusu, Sahra’nın doğal hareketleri ve sosyo-ekonomik değişim nedeniyle baskı altında.</p>

<p>Özellikle eski yerleşimin bazı bölümlerinde kumullar yapıların çevresini ve sokakları kapatıyor. UNESCO da tarihî ksourların çevresindeki çöl ortamının giderek daha kırılgan hale geldiğini ve iklimsel değişimler ile sosyo-ekonomik dönüşümlerin yerleşimlerin özgünlüğünü tehdit ettiğini belirtiyor.</p>

<p>Aşırı sıcaklık, kuraklık, çölleşme ve dönemsel ani sel olayları da tarihî yapıların korunmasını zorlaştırıyor. UNESCO’nun 2024-2025 dönemindeki koruma çalışmaları kapsamında Chinguetti’deki geleneksel el yazması kütüphanelerinin özellikle aşırı sıcak, çölleşme ve mevsimsel ani seller nedeniyle risk altında olduğu belirtiliyor.</p>

<h2>Sahra’nın Kayıp Kütüphaneleri</h2>

<p>Chinguetti’yi sıradan bir tarihî çöl kentinden ayıran en önemli özelliklerden biri eski aile kütüphaneleri. Şehir, yüzyıllar boyunca dinî metinlerin, hukuk çalışmalarının, bilimsel eserlerin ve farklı el yazmalarının korunduğu önemli bir entelektüel merkez oldu.</p>

<p>UNESCO’ya göre 18. yüzyılda Chinguetti’de yaklaşık 30 kütüphane bulunurken günümüzde bunlardan yalnızca dört ila altısının aktif olduğu tahmin ediliyor. Bu kütüphanelerde yaklaşık 6 bin değerli belge ve el yazması bulunduğu belirtiliyor.</p>

<p>Bu eserlerin önemli bölümü aileler tarafından nesilden nesile korunuyor. Ancak çöl iklimi, sıcaklık, nem kontrolünün zorluğu ve ani sel riski, kâğıt ve deri gibi organik malzemelerden oluşan el yazmaları için ciddi koruma sorunları oluşturuyor.</p>

<p>UNESCO, 2024 yılında Chinguetti’deki 13 aile kütüphanesine koruma ekipmanları sağladı. Projede raf sistemleri, özel saklama kutuları, klima üniteleri, bilgisayarlar ve tarama ekipmanları kullanıldı. Ayrıca eski el yazmalarının dijital kopyalarının oluşturulması amacıyla çalışmalar yürütüldü.</p>

<h2>Bugün Chinguetti’de Yaşam</h2>

<p>Chinguetti günümüzde geçmişteki büyük kervan şehri kimliğine sahip değil. Modern ulaşım ağlarının gelişmesi ve trans-Sahra kervan ticaretinin sona ermesiyle şehrin ekonomik yapısı önemli ölçüde değişti.</p>

<p>Günümüzde ekonomik faaliyetlerde tarihî miras, turizm, küçük ölçekli ticaret, yerel hizmetler ve çevredeki çöl-oazis yaşamıyla bağlantılı faaliyetler öne çıkıyor. Kentin asıl ekonomik değeri artık büyük ölçüde tarihî ve kültürel mirasından kaynaklanıyor.</p>

<p>Şehirde yaşam, Sahra'nın sert çevre koşulları nedeniyle oldukça farklı. Suya erişim, yüksek sıcaklıklar, kuraklık ve kum hareketleri günlük yaşamın temel belirleyicileri arasında. Geleneksel mimari de bu şartlara göre şekillenmiş durumda.</p>

<p>Chinguetti’nin nüfusu konusunda güncel ve güvenilir kaynaklarda farklı rakamlar bulunabildiği için kesin bir güncel nüfus sayısı vermek doğru olmaz. Ancak şehir, tarihî ticaret dönemindeki büyük nüfus ve ekonomik hareketliliğini günümüzde korumuyor.</p>

<p><img alt="I8-29" class="detail-photo img-fluid" height="1280" src="https://tokathabercomtr.teimg.com/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/i8-29.webp" width="1920" />1996’da Dünya Mirası Listesi’ne Girdi</p>

<p>Chinguetti tek başına değil, Ouadane, Tichitt ve Oualata ile birlikte “Antik Ksour of Ouadane, Chinguetti, Tichitt and Oualata” adı altında 1996 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi.</p>

<p>UNESCO bu dört şehri; Orta Çağ'dan günümüze ulaşan şehir dokuları, Sahra ticaret yollarındaki rolleri, geleneksel mimarileri ve Batı Sahra'nın göçebe kültürünü yansıtmaları nedeniyle üç kriter kapsamında değerlendiriyor.</p>

<p>Chinguetti’nin asıl önemi ise taş ve topraktan yapılmış eski evlerin çok ötesine geçiyor. Şehir, Sahra'nın ortasında ticaretin, İslam kültürünün, bilimsel çalışmaların ve farklı toplumlar arasındaki bilgi alışverişinin nasıl geliştiğini gösteren yaşayan bir tarihî laboratuvar niteliğinde.</p>

<p>Bugün 800 yıla yaklaşan şehir dokusu, dar sokakları, avlulu evleri, kare minareli Büyük Cuma Camisi ve binlerce eski el yazmasını barındıran aile kütüphaneleriyle ayakta kalmaya çalışıyor. Ancak aynı zamanda çölleşme, iklim koşulları ve nüfus hareketleri nedeniyle bu mirasın korunması giderek daha büyük bir mühendislik ve kültürel miras yönetimi problemine dönüşüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>The Daily Stormer</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Yaşam</category>
      <guid>https://www.tokathaber.com.tr/colun-ortasina-800-yillik-sehir-kurdular-kizil-kuru-tas-ve-camur-tuglasindan-insa-ettiler-binlerce-el-yazmasi-var</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tokathabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/tokathaber-com-tr/uploads/2026/08/t4-9.jpg" type="image/jpeg" length="74124"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
