Anlaşılan o ki, bu dört belde için “devlet baba” uykusundan uyanmış.
Yollar yenileniyor, itfaiye araçları, ambulanslar, iş makineleri birbiri ardına vaad ediliyor.
Köylerden gelen her talebe tamam deniliyor.
Genel başkanlar, bakanlar Tokat’a akın akın geliyor, elleri dolu.
Sanki memleketin parası sadece bu dört belediyeye saklanmış, seçim startı verilir verilmez kasalar açılmış.
Peki ya diğer köyler?
Diğer ilçeler?
Onlar ne zamandır sırada bekliyor?
Herhalde seçim bitsin, sonra bakarız listesinde.
Çünkü Türkiye’de kaynak dağılımının en kestirme yolu belli.
Sandık yaklaşırsa musluklar açılır.
Seçim biterse musluklar kısılır.
Bu, artık klasikleşmiş bir seçim ekonomisi döngüsü.
İnsan ister istemez düşünüyor.
Keşke her yıl seçim olsa da, memlekette her yer şantiye olsa.
Yollar her yıl yenilense, eksikler her yıl giderilse.
Ama öyle olmuyor.
Olmayacak da.
Çünkü bu sistemde hizmet, siyasi takvim ile oluyor.
İhtiyaç değil, oy hesabı belirliyor önceliği.
Tokat sadece bir örnek.
Aynı manzara yurdumun neredeyse her köşesinde tekrarlanıyor.
Seçim öncesi hizmet furyası, seçim sonrası bütçe disiplini nutukları.
Asıl acısı şu. Bu paralar, bu imkanlar aslında milletin parası.
Seçimden bağımsız, hakkıyla harcanması gereken kaynaklar.
Ama bizde “demokrasi” denince akla ilk gelen şey, paranın seçim sandığı etrafında dönmesi oluyor.
Ne diyelim…
Allah’tan her dört senede bir seçim oluyor da, memlekete biraz hizmet dokunuyor.
Yoksa halimiz nice olurdu, düşünmek bile istemiyorum.
Seçimden seçime değil, her güne hizmet eden bir yönetim anlayışını ne zaman göreceğiz acaba!
Ömrümüz yetmez.
Bu dört belediyeye bol şans.
Geriye kalan memlekete de sabır.
Vesselam
Hüseyin Kömür