Siyasetin Aracı Amaç Olduğu Yerde Kutuplaşma Derinleşir

Unutulmamalıdır ki güçlü iktidarları güçlü muhalefet oluşturur. Muhalefetin görevi yalnızca karşı çıkmak değil; yol göstermek, çözüm ve topluma güven vermektir.

Abone Ol

Ülkemizde bazı insanlar kendisini öyle siyasallaştırmış durumda ki, artık siyasetin merkezinde olanlardan bile daha yoğun bir politik kimlikle yaşamaya başlamış görünüyor. Oysa siyaset, insan hayatının tamamı değil; sadece bir parçasıdır. Bir araçtır, amaç olmamalıdır.

Son dönemde artan siyasi kutuplaşma ise bu dengenin giderek bozulduğunu açık biçimde gösteriyor.

Toplum olarak unutmamamız gereken bir gerçek var: Derinleşen kutuplaşmalar, ortak geleceği karartır. 21. yüzyılda daha kapsayıcı, daha uzlaşmacı bir siyasi iklime ihtiyaç duyulurken; tersine, ayrışmanın giderek sertleştiğine tanık oluyoruz.

Ana muhalefet partisi CHP’yi bugüne kadar anlamakta zorlandık; bundan sonra anlama ihtimalimizin de zayıf olduğunu düşünüyoruz. CHP’nin iktidar olma yönünde güçlü ve bütüncül bir strateji ortaya koyamadığı görülüyor. Eğer temel hedef iktidar olmak olsaydı, toplumsal ayrışmayı büyüten değil, azaltan bir dil ve yöntem benimsenirdi. Parti kurmaylarının çoğu zaman iktidarın attığı her adıma refleks olarak karşı durmayı tercih etmesi de bu algıyı güçlendiriyor.

Bugün insanlar ekonomik zorluklarla mücadele ederken, CHP’nin cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarını erkene çekmesi dikkat çekiyor. Güneydoğu’da kayyum atamalarının neden yapıldığı, yerel yöneticilerle ilgili süren yargı süreçleri ve tartışmalar ortadayken, parti içi önceliklerin farklı alanlara yoğunlaşması kamuoyunda soru işaretleri oluşturuyor.

CHP’deki parti içi gerilim ve tartışmaların bizzat ülke yönetimi tarafından da eleştirildiği biliniyor. “Parti içi çatışma sıkıntı yaratıyor” değerlendirmesinin bu çerçevede iyi okunması gerekir.

Çiftçi üretim konusunda tereddüt yaşarken, ekonomik belirsizlik sürerken, 2028’de yapılacak seçimlerin aday tartışmalarının bugünden ülke gündeminin önüne geçirilmesi, zamanlama açısından eleştiriye açıktır. Hakkındaki yargı süreçleri devam eden isimlerin sürekli gündemde tutulması da ayrı bir tartışma başlığıdır.

Türkiye’nin etrafı jeopolitik risklerle çevriliyken, iç ve dış güvenlik başlıkları yoğun bir gündem oluştururken, muhalefetin enerjisini daha çok iç rekabet ve adaylık tartışmalarına ayırması, “öncelik” meselesini yeniden düşündürüyor.

CHP içindeki çekişmelerin “demokrasinin gereği” olarak sunulması mümkündür; ancak seçmen nezdinde bu durum, ülke meselelerinden kopuş olarak da yorumlanabilmektedir.

Parti yönetiminin odağının ülke meseleleri mi yoksa parti içi denge mi olduğu sorusu sıkça sorulmaktadır.

Deprem gerçeği Türkiye’nin en hayati başlıklarından biridir. Büyük şehirler için risk sürerken, yerel yönetimlerin bu konuyu en üst öncelik olarak ele alması beklenir. Afetler, yangınlar ve yapı güvenliğiyle ilgili yaşanan acı örnekler ortadayken, siyasi polemiklerin bu başlıkların önüne geçmesi eleştiri konusu olmaktadır.

Türkiye terörle mücadele yürütürken, bölgesel krizlerle karşı karşıyayken, küresel güçlerle gerilim yaşarken muhalefetin dış politika söylemlerinde daha net ve milli bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünen geniş bir kesim vardır. ABD ve bazı AB ülkelerinin politikalarına karşı sessiz kalındığı yönündeki eleştiriler de bu çerçevede dile getirilmektedir.

21. yüzyılın “Türkiye Yüzyılı” olması hedeflenirken, muhalefetin uzun vadeli seçim hesaplarını bugünün yakıcı messelelerinin önüne koyması, gerçeklikten kopuş olarak değerlendirilmektedir.

Deprem sonrası inşa edilen yüz binlerce konut ve iş yerinin sahadaki karşılığı bazı kesimlerce takdir edilirken, bu çalışmaların toptan değersizleştirilmesi de ayrı bir tartışma başlığıdır.

Muhalefetin eleştiri yaparken aynı zamanda umut ve alternatif üretmesi beklenir.

Unutulmamalıdır ki güçlü iktidarları güçlü muhalefet oluşturur. Muhalefetin görevi yalnızca karşı çıkmak değil; yol göstermek, çözüm üretmek ve topluma güven vermektir.

CHP’nin yeniden odaklanması gereken yer; aday tartışmalarından çok, vatandaşın gündelik meselesi olmalıdır. Aksi halde parti içi mücadeleler, seçmen nezdinde daha büyük bir güven sıkıntısına dönüşebilir.

Siyasetçi siyasal alanı kirletmemelidir, aksi taktirde en büyük zararı siyasetçiler yaşayacaktır.

Günün sözü: Ak akçe kara gün içindir.

function pageRefresh() { sessionStorage.setItem("scrollPosition", window.scrollY); location.reload(); } function pageRefreshed() { const savedScrollPosition = sessionStorage.getItem("scrollPosition"); if (savedScrollPosition) { window.scrollTo(0, parseInt(savedScrollPosition, 10)); sessionStorage.removeItem("scrollPosition"); } } window.addEventListener("load", pageRefreshed); setInterval(function () { // Yenileme yapılmasını istemediğiniz URL'ler const excludeUrls = [ "https://www.tokathaber.com.tr/video/*", ]; // Eğer mevcut URL listede ise yenilemeyi durdur if (excludeUrls.some((url) => window.location.href.includes(url))) { return; } var isTypeVideo = document.querySelector( 'iframe[src^="https://www.tokathaber.com.tr/vidyome/embed/"]' ); var youtubeVideo = document.querySelector( 'iframe[src^="https://www.youtube.com/embed/"]' ); if (!isTypeVideo && !youtubeVideo) { pageRefresh(); } }, 80000); // **80 saniye**