Toprağa atılan her tohum, verilen her gübre ve kullanılan her ilaç; sadece o yılın ürününü değil, geleceğin tarımını da belirler.
İşte bu nedenle üretimde kullanılan girdilerin bilinçsiz ve gereksiz kullanımı, sadece bireysel bir hata değil; ekonomik, çevresel ve toplumsal sonuçları olan ciddi bir sorundur.
Ne yazık ki bugün birçok üretici, “fazla verirsem daha çok alırım” düşüncesiyle hareket edebiliyor.
Oysa tarımda bu anlayışın karşılığı çoğu zaman zarardır.
Aşırı gübre kullanımı, toprağın doğal dengesini bozar. Kısa vadede beklenen verim artışı sağlanmadığı gibi, uzun vadede toprak yorulur ve verimsizleşir.
Benzer şekilde bilinçsiz ilaç kullanımı, zararlılarla mücadelede kalıcı çözüm sunmaz; aksine direnç gelişimine neden olarak sorunu daha da büyütür.
Bu yanlış uygulamaların ilk etkisi doğrudan üreticinin cebine yansır.
Gereksiz kullanılan her kilogram gübre ve her damla ilaç, aslında boşa harcanan bir maliyettir.
Artan girdi giderleri, zaten zor şartlarda üretim yapan çiftçimizin yükünü daha da ağırlaştırır.
Kısacası bilinçsiz kullanım kazancı artırmaz, aksine azaltır.
Ancak mesele sadece ekonomik değildir.
Tüketici sağlığı da bu durumdan doğrudan etkilenir.
Aşırı ve yanlış ilaç kullanımı, ürünlerde kalıntı riskini artırır ve soframıza gelen gıdanın güvenilirliğini tartışmalı hale getirir. Sağlıklı nesiller için güvenli gıda üretimi şarttır ve bu sorumluluk tarlada başlar.
Bir diğer önemli boyut ise çevredir.
Toprağa ve suya karışan fazla gübre ve kimyasallar; yer altı sularını kirletir, doğal dengeyi bozar ve ekosisteme ciddi zararlar verir. Bu durum yalnızca bugünü değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da tehdit eder.
Unutulmamalıdır ki tarım, doğayla uyum içinde yapıldığında bereketlidir. Aksi halde doğa, bunun bedelini mutlaka ödetir.
Peki çözüm nedir?
Çözüm nettir:
Bilimsel ve bilinçli üretim.
Gübreleme mutlaka toprak analizi sonuçlarına göre yapılmalıdır.
Toprağın ihtiyacı kadar, doğru zamanda ve doğru yöntemle uygulama yapılmalıdır.
“Fazlası faydadır” anlayışı tarımda geçerli değildir.
Verimli ve kaliteli üretim için;
Sertifikalı tohum kullanımı,
Doğru toprak işleme,
Etkili sulama,
Ve en önemlisi analize dayalı gübreleme temel şarttır.
İlaç kullanımında ise mutlaka uzman görüşü alınmalı ve reçeteye dayalı uygulama yapılmalıdır.
Kulaktan dolma bilgilerle yapılan ilaçlamalar hem etkisiz hem de zararlıdır. Doğru teşhis, doğru ilaç ve doğru doz; sürdürülebilir tarımın temelidir.
"B-RETE SİSTEMİ"
Bu noktada Tarım ve Orman Bakanlığı’nın başlattığı yeni uygulama da önemli bir adımdır.
Bakan İbrahim Yumaklı’nın açıkladığı B-RETE sistemi ile zirai ilaçlar artık reçeteyle satılacaktır.
Bu sistemle üretici, yalnızca ihtiyacı kadar ilaç kullanacak; fazlasının önüne geçilecektir.
Yani artık tarlanın ihtiyacı 10 birimse, 15 birim kullanım mümkün olmayacaktır.
Bu uygulama; hem üretici maliyetlerini düşürmek hem de çevre ve insan sağlığını korumak açısından kritik bir dönüşümdür.
Unutmayalım…
Tarım sadece üretim değildir; aynı zamanda bir emanet bilincidir.
Toprak, su ve hava bizim değil; bize emanet edilmiştir.
Doğa bizim malımız değil; gelecek nesillerin hakkıdır.
Biz doğanın sahibi değil, sadece koruyucularıyız.
Doğal kaynaklar miras değil; bizden sonra gelecek olanlara sağlam bırakmamız gereken bir emanettir.
Aksi halde kısa vadeli kazanç uğruna uzun vadeli kayıplarla yüzleşmek kaçınılmazdır.