Tokat Tarım Kafasından Çıkmalı Paslanmış Zihniyeti Kovmalı Ağır Sanayi Atılımı Başlamalı

Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım. Şehrin geleceğini hala sadece traktörün arkasında gören o paslanmış zihniyete sormak lazım: Dünya yapay zekayı, robotik üretimi ve ağır meta sanayisini konuşurken, siz daha ne kadar bu şehri geçmişe hapsetmeyi düşünüyorsunuz?

Abone Ol

Ne zaman Tokat’ın geleceğine, ekonomisine ve makus talihini yenme formüllerine dair bir toplantı yapılsa, kürsüye çıkan oda başkanlarından, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden hep aynı ezberi duyuyoruz: "Tokat bir tarım kentidir, yatırımlar tarıma yapılmalıdır." Yıllardır kulaklarımızı tırmalayan, şehri kendi sınırları içine hapseden bu tekdüze vizyona artık yüksek sesle itiraz etmenin zamanı geldi de geçiyor bile.

Evet, inkâr edemeyiz; önümüzde Niksar, Erbaa, Kazova, Turhal ve Pazar gibi göz kamaştıran, doğanın bu coğrafyaya bir lütfu olan bereketli ovalar var. Diğer yanda Zile, Çamlıbel ve Artova gibi hayvancılığa ve üretime göz kırpan platolar uzanıyor. Tarım potansiyelimiz yüksek, buna eyvallah. Ancak sadece toprağı ekip biçerek, domatesi salçaya, pancarı şekere dönüştürerek bir şehrin ya da ülkenin küresel ekonomide devler ligine çıkabildiği nerede görülmüş? Dünya tarihine bakın; sadece tarım yaparak zenginleşen, süper güç haline gelen tek bir devlet bile yoktur. Bizim yerel vizyonerlerimizin diline pelesenk olmuş klişe bir ezber var: "Ama Hollanda tarımla kalkındı!" Büyük bir yanılgı! Hollanda, küresel bir devse bunu sadece toprağına değil; devasa lojistik ağına, limanlarına, temiz enerji teknolojilerine, dünya çapındaki turizmine ve yüksek katma değerli hizmet sektörüne borçludur. Eğer mesele sadece toprak ve tarım olsaydı, bugün Uganda ya da Kongo dünyanın en zengin, en gelişmiş ekonomik güçleri olurdu.

Şöyle bir etrafımıza bakalım. Bugün Kocaeli ve Bursa sanayinin devleri haline geldiyse, arkalarında bir de deniz ve liman avantajı var diyerek kendimize mazeretler üretebiliriz. Peki ya Kayseri’ye ne diyeceğiz? Denizi mi var, uçsuz bucaksız ovaları mı? Kayseri, bozkırın ortasında sadece üretim zihniyetiyle, sanayi odaklı vizyonuyla ve doğru lojistik hamlelerle bugün Türkiye ekonomisinin lokomotiflerinden biri haline geldi. Tokat’ın Kayseri’den, Kocaeli’den ya da Bursa’dan neyi eksik?

Aksine, fazlamız var ama kullanan yok. Lojistik ve stratejik konum olarak muazzam bir potansiyelin üzerinde oturuyoruz. Uluslararası ticaretin ve taşımacılığın can damarı olan D-100 karayolu hemen yanı başımızdan geçiyor. Karadeniz’in dünyaya açılan kapısı Samsun Limanı’na bir nefes kadar yakınız. Ülkenin kalbi, bürokrasinin ve kararların merkezi Ankara şunun şurasında sadece 5 saatlik mesafede. Bu kadar stratejik avantaja sahip bir şehir, nasıl olur da sadece "domates-biber fiyatları ne olacak" tartışmalarına sıkıştırılabilir?

Tokat’ın kurtuluşu, katma değeri düşük ürünlerde değil; metale dayalı sanayide, makine üretiminde, otomotiv yan sanayisinde ve meta-teknoloji hamlesindedir. Gelecek, toprağı sadece çapa ile işleyenin değil; o metali şekillendirip, yüksek teknolojili sanayi parçasına dönüştürenlerin elinde şekilleniyor. Toprağın bereketi elbette korunsun ve işlensin, buna kimse karşı çıkamaz. Ancak şehrin vizyonerleri, parayı elinde tutan odaları ve yön veren STK'ları artık enerjilerini büyük fabrikaları, meta işleme tesislerini ve lojistik üsleri bu şehre çekmek için harcamalıdır. Gençlerimiz sadece mevsimlik tarım işçisi ya da asgari ücretli fabrika çalışanı olmak için göç etmesin. Tokat, Karadeniz ve İç Anadolu'nun kesişim noktasında parlayan bir ağır sanayi kenti olmayı hak ediyor.

Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım. Şehrin geleceğini hala sadece traktörün arkasında gören o paslanmış zihniyete sormak lazım: Dünya yapay zekayı, robotik üretimi ve ağır meta sanayisini konuşurken, siz daha ne kadar bu şehri geçmişe hapsetmeyi düşünüyorsunuz?

Unutmayalım ki çağ değişti, kurallar yeniden yazıldı; Tokat’ın artık "tarım kafasıyla" kaybedecek tek bir günü bile yoktur, bu şehre acilen üretimin ve geleceğin dili olan "sanayi kafası" gereklidir.

function pageRefresh() { sessionStorage.setItem("scrollPosition", window.scrollY); location.reload(); } function pageRefreshed() { const savedScrollPosition = sessionStorage.getItem("scrollPosition"); if (savedScrollPosition) { window.scrollTo(0, parseInt(savedScrollPosition, 10)); sessionStorage.removeItem("scrollPosition"); } } window.addEventListener("load", pageRefreshed); setInterval(function () { // Yenileme yapılmasını istemediğiniz URL'ler const excludeUrls = [ "https://www.tokathaber.com.tr/video/*", ]; // Eğer mevcut URL listede ise yenilemeyi durdur if (excludeUrls.some((url) => window.location.href.includes(url))) { return; } var isTypeVideo = document.querySelector( 'iframe[src^="https://www.tokathaber.com.tr/vidyome/embed/"]' ); var youtubeVideo = document.querySelector( 'iframe[src^="https://www.youtube.com/embed/"]' ); if (!isTypeVideo && !youtubeVideo) { pageRefresh(); } }, 80000); // **80 saniye**