Türkiye’nin gıda enflasyonuyla mücadelesi somut adımlarla ilerliyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in NTV’de izlediğim, 45 Organize Tarım Bölgesi projesi, tam bir dönüm noktası olabilir.
Bu sefer Tokat mutlaka dahil edilmeli.
Bakanın açıkladığı proje, dikey tarım ve ileri örtü altı üretimle yıl boyu kesintisiz, yüksek verimli arz yaratmayı hedefliyor.
Şimsek diyor ki "Bölgeler devreye girdikçe mevsimsel fiyat dalgalanmaları azalacak; üretici kazanacak, tüketici ucuza alacak, enflasyon kalıcı olarak düşecek".
Tokat, bu milli stratejide dışarıda bırakılamaz. TOKAT adeta zorunlu parça niteliğinde.
Tarımsal altyapı, bölgesel denge ve ekonomik çarpan etkisi açısından rakipsiz avantajlara sahip.
Bu avantajları sıralayım ben.
Birincisi: Güçlü örtü altı tarım altyapısı
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 Tokat Tarımsal Yatırım Rehberi’ne göre ilde 1.681 dekar örtü altı yetiştiricilik alanı var ve bu hızla büyüyor.
Erbaa, Niksar, Turhal, Gümenek, Kazova gibi bölgelerde domates, salatalık, biber, marul, çilek modern seralarda üretiliyor.
Türkiye’de bir ilk olan asansörlü, tam otomatik topraksız çilek serası (5 bin m² alanda yılın 9 ayı kesintisiz üretim) gibi yenilikçi örnekler mevcut.
Düşük ısıtma maliyeti, uygun iklim, deneyimli üreticiler ve genç girişimcilerle Tokat’ın potansiyeli, projenin dikey/örtü altı odağıyla birebir örtüşüyor.
Bir Organize Tarım Bölgesi kurulursa üretim tonajı kısa sürede katlanır.
İkincisi: Samsun Bafra Sera OSB’nin somut başarısı örnek model.
Bafra’da 1.194 hektar alanda (800 dekar modern sera) topraksız tarım yapılıyor; doluluk oranı %87’ye ulaştı, 1.500 kişilik istihdam hedefleniyor (%75’i kadın).
Kadın kooperatifleri sayesinde istihdam artıyor, ihracat yükseliyor, katma değer büyüyor.
Tokat, Samsun’a komşu ve benzer iklim/toprak profiline sahip.
Aynı başarıyı burada tekrarlamak düşük riskli ve kolay. Bafra’da 1.500 istihdam varsa, Tokat’ta benzer bir bölgeyle 3.000-4.000 yeni iş (çoğunluğu kadın) olabilir.
Üçüncüsü: Bölgesel adalet ve stratejik konum.
Bakanın anlattığına göre, proje, Ege-Akdeniz ağırlıklı mevcut bölgelerin (Adana, Aydın, Mersin vb.) ötesine geçmeyi hedefliyor.
Karadeniz’de Samsun ve Zonguldak dahil edilirken, Orta Karadeniz geçişinde Tokat’ın dışarıda kalması büyük boşluk olur.
Ankara-İstanbul gibi dev pazarlara en yakın konumda olması lojistik maliyetleri minimuma indirir, arz zincirini güçlendirir.
Ayrıca DOKAP Bölge Kalkınma İdaresi kapsamındaki illerden biri olarak kalkınma önceliği taşıyor.
Dördüncüsü: Devasa sosyal ve ekonomik getiri
Tokat’ta yıllardır yazdığım konuştuğum, genç işsizlik ve göç sorunu alarm veriyor.
Modern bir tarım bölgesi kurulursa sera istihdamı yanında fide, tohum, paketleme, teknoloji yan sektörleri canlanır.
Kadın kooperatifleri zaten başarılı; birim alandan 5-10 kat fazla verimle çiftçi geliri artar, kırsalda kalmak cazip hale gelir, göç tersine dönebilir.
Tokat ulusal hedefle birebir uyumlu.
Tokat’ın kışın verimli seraları dikey sistemlerle optimize edilirse domates-salatalık gibi temel ürünlerde Türkiye’ye kesintisiz arz sağlar.
Kısacası, 45 bölge projesi “her ile bir bölge” dağıtmak değil; en yüksek etki ve verim potansiyeli olan illere odaklanmak demek.
Tokat tam bu profile uyuyor.
Tokat dışarıda kalırsa hem bölgesel adalet zedelenir hem de gıda arzında Karadeniz geçişi zayıflar.
Yetkililere çağrım. Tokat’ı bu dev hamlenin parçası yapın.
Tokat’ın kalkınma sırası belkide bu proje ile geldi.
Vesselam.