Yaşam

Tokatlı Bir Komutan Tarihi Değiştirdi Ruslar ona “Çelik Adam” Dedi 4 gün uyumadan 145 Gün Direndi

Plevne Müdafaası’nda 145 gün boyunca açlık, susuzluk ve imkânsızlıklara karşı destan yazdı. Rus kaynaklarında “Çelik Adam” olarak anılan bu büyük komutanın aslen Tokatlı olduğu pek bilinmiyor.

Abone Ol

Tarih, 19 Temmuz 1877… Osmanlı-Rus Savaşı’nın en kritik cephelerinden birinde, Osman Nuri Paşa komutasındaki birlikler Plevne’de (bugünkü Bulgaristan toprakları) Rus ve Rumen kuvvetlerine karşı destansı bir savunmaya hazırlanıyordu. Kimse o günlerin, askeri literatüre “Plevne Müdafaası” olarak geçecek bir direnişin başlangıcı olduğunu bilmiyordu.

Dört büyük taarruz, bir büyük deha

Rus ve Rumen kuvvetleri, Plevne’yi düşürmek için tam dört kez büyük çaplı taarruz düzenledi. Ancak Osman Paşa’nın askeri dehası, siper düzeni, gece baskınları ve moral yönetimi karşısında her seferinde geri çekilmek zorunda kaldılar. Avrupa basını, küçük bir Osmanlı garnizonunun büyük devlet ordularını durdurmasını hayretle takip ediyordu.

Rus kaynaklarında Osman Paşa için kullanılan ifade ise dikkat çekiciydi: “Çelik Adam” (Железный человек). Çünkü o, günlerce uyumadan, cephede askerinin yanından ayrılmadan, açlık ve soğuğa rağmen yılmayan bir komutandı.

Aylar süren kuşatma: Arpa tohumuyla hayatta kalmak

Ancak zaman ilerledikçe Plevne’deki durum çekilmez hale geldi. Kuşatma aylarca sürdü. Erzak tükenmiş, yardım yolları kapanmıştı. Askerler, Mısır’dan gönderilen arpa tohumlarını kaynatarak yemek zorunda kaldı. Yakacak odun dahi bulunamıyordu. Kışın dondurucu soğuğunda askerler hem düşmanla hem de doğa şartlarıyla mücadele ediyordu.

Osman Paşa, bu süreçte tam dört gün boyunca hiç uyumadı. Askerlerinin moralini yüksek tutmak, savunma hatlarını yeniden düzenlemek ve her an gelebilecek yeni taarruza karşı hazırlıklı olmak için cepheden ayrılmadı.

145. gün: Ya teslimiyet ya kahramanlık

145 gün geçmişti. Artık iki seçenek kalmıştı: Ya açlık ve erzak yetersizliği nedeniyle teslim olunacak ya da bir huruç harekatıyla (çıkış harekâtı) Rus ordusunun kuşatma hattı yarılıp Balkanlar’ın içlerine doğru çıkılacaktı.

Osman Paşa, ölümü göze alarak ikinci yolu seçti. Gece karanlığında, son kuvvetleriyle birlikte düşman hatlarına saldırdı. Amaç ya kurtuluş ya da şehadetti. Ancak çıkış anında bir top mermisi isabet etti, atı vuruldu ve Osman Paşa bacağından ağır yaralandı.

Teslimiyet ve Rus generalin kılıcı

Yaralı halde savaşa devam edemeyecek duruma gelen Osman Paşa, askerlerinin daha fazla zayiat vermemesi için teslim olmak zorunda kaldı. Ancak Ruslar, karşılarında sıradan bir esir değil, tarihin ender gördüğü komutanlardan birini bulduklarının farkındaydı.

Rus Komutanı Grandük Nikolay Nikolayeviç, Osman Paşa’yı huzuruna kabul ettiğinde şu tarihi sözleri söyledi:

“Bu savunma, askeri tarihin gördüğü en büyük savunmalarından birisidir.”

Ve kendi kılıcını Osman Paşa’ya hediye etti. Bu jest, dönemin askeri çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Yenilen komutana galip komutan tarafından kılıç hediye etmek, tarihin nadir tanıklık ettiği saygı göstergelerinden biriydi.

Üç ay esaret, ardından İstanbul’a dönüş

Osman Paşa, yaralarının tedavisinin ardından üç ay boyunca Rusya’da esir olarak kaldı. Ancak esareti boyunca da itibarı hiç eksilmedi. Savaş sonunda imzalanan antlaşmayla birlikte serbest bırakıldı ve İstanbul’a döndü. İstanbul halkı onu büyük bir coşkuyla karşıladı.

Kahramanlığı, cesareti ve vatan sevgisiyle hafızalara kazınan Osman Paşa’nın adı, İstanbul’un en büyük ilçelerinden birine verildi: Gaziosmanpaşa. Onun adı her gün binlerce kişi tarafından anılıyor, marşı her törende okunuyor.

Peki Gaziosmanpaşa nereli?

Yıllardır adını taşıyan semtte yaşayanların bile çoğu, bu büyük komutanın doğum yerini bilmez. Oysa Osman Nuri Paşa, Tokat’ın Niksar ilçesinde doğmuştur. Tokatlı’dır. Bu gerçek, Rus arşivlerinde de “Çelik Adam” olarak anılan Paşa’nın kimliğinde açıkça yer alır.

Gaziosmanpaşa dendiğinde akla gelen ilk şey, onun Plevne’deki eşsiz savunması, askerine olan bağlılığı, uykusuz geçen günleri ve teslim olduğunda bile düşmanına kendini saydıran vakur duruşudur.

Tarihin tozlu sayfalarından bugüne bir miras

Osman Paşa’nın hayatı, sadece bir askerin değil, bir milletin kaderini değiştiren anların da hikâyesidir. Plevne Müdafaası, imkânsızlıklar içinde vatan savunmasının ne demek olduğunu gösteren en güçlü örneklerden biri olarak tarihteki yerini korumaktadır.

Bugün Gaziosmanpaşa semtinde onun adını taşıyan caddeler, okullar, camiler ve kışlalar bulunuyor. Her yıl düzenlenen anma törenlerinde Plevne Marşı coşkuyla okunuyor. Ancak asıl unutulmaması gereken, o marşın ardındaki 145 günlük onurlu direniş, arpa tohumuyla beslenen askerler, uykusuz geçen geceler ve bacağından yaralanmış halde teslim olurken bile başını dik tutan bir komutandır.

Rusların “Çelik Adam” dediği, tarihin “Plevne Kahramanı” olarak yazdığı Osman Nuri Paşa, Tokat’ın gururu, İstanbul’un ise ebedi simgesi olmaya devam ediyor.

function pageRefresh() { sessionStorage.setItem("scrollPosition", window.scrollY); location.reload(); } function pageRefreshed() { const savedScrollPosition = sessionStorage.getItem("scrollPosition"); if (savedScrollPosition) { window.scrollTo(0, parseInt(savedScrollPosition, 10)); sessionStorage.removeItem("scrollPosition"); } } window.addEventListener("load", pageRefreshed); setInterval(function () { // Yenileme yapılmasını istemediğiniz URL'ler const excludeUrls = [ "https://www.tokathaber.com.tr/video/*", ]; // Eğer mevcut URL listede ise yenilemeyi durdur if (excludeUrls.some((url) => window.location.href.includes(url))) { return; } var isTypeVideo = document.querySelector( 'iframe[src^="https://www.tokathaber.com.tr/vidyome/embed/"]' ); var youtubeVideo = document.querySelector( 'iframe[src^="https://www.youtube.com/embed/"]' ); if (!isTypeVideo && !youtubeVideo) { pageRefresh(); } }, 80000); // **80 saniye**