Bir yandan terörle mücadele, bir yandan ekonomik kuşatmalar, bir yandan da içeriden devleti yıpratmaya çalışan karanlık yapılar…
Bu çok cepheli mücadelenin en önemli ayağı ise, hiç kuşkusuz adalet. Çünkü devlet, adalet üzerine yükselir; adalet zayıflarsa, hiçbir kurum ayakta kalamaz.
İşte bugün, devletin içindeki bu büyük temizlik mücadelesinin öncülerinden biri, Cumhuriyet Savcısı sayın Akın Gürlek’tir.
Bir Savcıdan Fazlası: Devletin Vicdanı
Cumhuriyet Savcısı sayın Akın Gürlek, Türkiye’nin “Temiz Eller Operasyonu” olarak bildiği süreçte kritik bir görevi üstlenmiş durumda. Bu operasyon, yalnızca yolsuzluk yapanları değil; kamu kaynaklarını çıkar ilişkileri için araç hâline getirenleri, devleti itibarsızlaştırmaya çalışanları ve adalet mekanizmasını çürütmek isteyenleri de hedef alıyor.
sayın Gürlek, bugün sadece bir savcı değil; devletin vicdanını temsil eden bir isimdir. Onun yürüttüğü soruşturmalar, Türkiye’nin temizlenme iradesinin kesin bir yansımasıdır.
Bu operasyon, bir yönüyle hukuki, bir yönüyle ahlaki, bir yönüyle de siyasi bir mücadeledir. Çünkü yolsuzluk sadece parayla değil, karakterle ilgilidir. Kamunun malını korumak, milletin namusunu korumaktır. Sayın Gürlek ve ekibinin yürüttüğü çalışmalar, işte bu namusu savunmanın, adaleti yeniden tesis etmenin adıdır.
Siyasetin Görevi: Kirletmek Değil, Destek Olmaktır
Ancak ne yazık ki, bu mücadeleye omuz vermesi gereken bazı siyasetçiler, tam tersi bir tutum sergiliyor. Son günlerde, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhuriyet Savcısı sayın Akın Gürlek’e yönelik açıklamaları, Türk siyasetinin geldiği noktayı ibretle gösteriyor.
Bir siyasi parti liderinin, meydanlarda devletin savcısını hedef alması; hatta hakaret ve tehdit diline başvurması, sadece bir ifade meselesi değildir. Bu, devlet terbiyesinden uzaklaşmanın açık bir göstergesidir. Siyaset, devleti zayıflatmak için değil, devleti güçlendirmek için yapılır.
Devletin savcısına saldırmak, aslında devlete saldırmaktır. Çünkü savcı, milleti temsil eder.
Siyasetçinin görevi, milleti kutuplaştırmak değil, devletin kurumlarına güveni artırmaktır. Fakat bugün gelinen noktada, bazı siyasetçiler kendi politik hesapları uğruna bu güveni zedelemeyi tercih ediyor.
CHP’nin Aynaya Bakma Zamanı
CHP, bugün kendi belediyelerinde patlak veren yolsuzluk, usulsüz ihale, rant ilişkileri gibi iddialarla gündemdeyken, parti liderinin devletin savcısına saldırması, en hafif tabirle talihsizliktir. Halk, artık bu çelişkiyi görüyor.
Belediyelerinde kamu kaynaklarının nereye harcandığı sorgulanırken, belediye ihalelerindeki şaibeler konuşulurken; CHP yönetiminin bu iddialarla yüzleşmek yerine suçlu sandalyesine oturttuğu kişi bir Cumhuriyet Savcısı olamaz.
Temiz siyaset dersi vermek isteyenlerin önce kendi kapısının önünü süpürmesi gerekir.
Milletin vicdanı nettir: İhalede oyun oynayanla, kamu malına el uzatanla, adaletin karşısına dikilenle aynı fotoğrafta görünmek, siyaset değildir.
Temiz Eller Operasyonu: Bir Ahlak Manifestosu
Bugün yürütülen “Temiz Eller Operasyonu”, sadece bir yolsuzluk dosyası değildir. Bu operasyon, Türkiye’nin geleceğine dair bir ahlak manifestosudur. Çünkü adaletin kirlenmesi, ekonominin çökmesinden de, siyasetin yozlaşmasından da tehlikelidir.
Bir ülkede adalet yara alırsa, o yara her kurumu zehirler.
Savcı sayın Akın Gürlek ve onun gibi görevini hakkıyla yapan tüm yargı mensupları, yalnızca hukuk uygulamıyor; aynı zamanda milletin onurunu koruyor. Onların mücadelesi, Türkiye’nin temizlenme mücadelesidir.
Gerçek Liderlik: Kürsüde Bağırmak Değil, Adaletin Yanında Durmaktır!
Siyaset, kürsülerde bağırarak, tehdit savurarak yapılmaz. Gerçek liderlik, devletin yanında, adaletin önünde dimdik durmakla olur.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, kavgacı siyaset değil; devlet kurumlarıyla omuz omuza yürüyen, millete güven veren bir siyaset anlayışıdır.
Devletin savcıları, hakimleri ve kolluk kuvvetleri millet adına görev yapıyorsa; siyasetçinin de görevi bu mekanizmayı engellemek değil, desteklemektir. Çünkü devlet bir bütündür, adaletin çarkı durursa, hiçbir sistem ayakta kalamaz!.
Unutulmasın; Milletin Hafızası Silinmez
Türkiye, büyük bir dönüşümün eşiğinde. Bu ülke temizlenecekse, bu temizlik iftira atanlarla değil, temiz ellerle yapılacaktır.
Yargıya saldırarak, devletin mekanizmalarını kilitleyerek siyaset yapılmaz. Milletin gözünde artık “bağıran” değil, “başaran” kazanıyor.
Devlete, yargıya, millete iftira atan herkes günü geldiğinde adaletin önünde hesap verir. Ama adaleti savunan, hukukun yanında duran, milletin hakkını koruyan herkes, tarihe onurla geçer.
Son Söz: Tarafını Seç Türkiye
Bu dönem, herkesin tarafını belli etme zamanıdır. Ya devletin ve adaletin yanında durulacak, ya da çıkar ilişkilerinin, iftiracı siyasetin, kirli yapıların safında.
Tarih, kimin nerede durduğunu yazacaktır.
Temiz eller, kirli dillerden daima daha güçlüdür.
Türkiye, yeniden adaletin ülkesi olacaktır. Çünkü milletin vicdanı, hiçbir zaman yanlışın yanında durmaz.
Günün Sözü; Temiz eller, kirli dillerden daima daha güçlüdür.