Berat Gecesinin Fazileti ve Bu Gecede Yapılacak İbadetler!(2)
Ali ŞİRİN

Ali ŞİRİN

Berat Gecesinin Fazileti ve Bu Gecede Yapılacak İbadetler!(2)

11 Mayıs 2017 - 09:36

            Berat gecesine ait şu haslet ve hususiyetler de Hz. Allah'ın mü'min kullarına ihsan ve ikramıdır:
3. Bu gece Hz. Allah'ın rahmeti iner.
Hz. Ali'den r.a. rivayet edilen bir Hadis-i Şerif'te Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Şa'ban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman o geceyi ibadetle, gündüzünü de oruçla geçiriniz. Çünkü güneşin batması ile Hz. Allah (ın rahmeti) dünya semasına iner ve Hz. Allah şöyle buyurur: 'İstiğfar eden, günahlarının bağışlanmasını isteyen yok mu günahlarını bağışlayayım! Rızık isteyen yok mu rızkını vereyim! Bir derde mübtelâ olan yok mu onu sağlığına kavuşturayım!' Bu hal güneş doğuncaya kadar devam eder."
Hz. Âişe r.a. validemiz şöyle anlatıyor:
Rasûlüllah s.a.v. (Şa'ban'ın on beşinci) gece(si) kalktı. Namaza durdu. Secdeye vardığı zaman secdeyi o kadar uzattı ki ruhu kabzolundu sandım. Rasûlüllah'ı öyle görünce kalkıp başparmağına dokundum. Başparmağının hareket etiğini görünce yatağıma geri döndüm. Rasûlüllah, secdede:               
"Allah'ım, azabından affına, gazabından rızana, Senden yine Sana sığınıyorum! Ben, Seni hakkıyla senâ edemem! Sen, kendini senâ ettiğin gibisin!" diye yalvarıyordu. Secdeden başını kaldırıp namazını bitirince bana döndü ve:
"Ya Âişe! (Yahut, ya Humeyrâ) Sen, Hz. Allah'ın Rasûlünün sana haksızlık yapacağını mı sandın?" dedi. Ben:
"Hz. Allah'a yemin ederim ki hayır ya Rasûlellah! Ben, yalnız secdenin fazla uzamasından senin ruhunun kabzolunduğunu sandım! (Senin için endişelendim!)"dedim. Peygamber efendimiz:
"Bu gecenin hangi gece olduğunu biliyor musun?" diye sordu. Ben:
"Hz. Allah ve Rasûlü bilir!" dedim. O zaman Peygamber efendimiz:
"Ya Âişe! Bu gece Şa'ban ayının on beşinci gecesidir.  Hz. Allah bu gece kullarının durumuna muttali olur ve affını dileyenleri bağışlar, rahmet isteyenlere rahmet eder, kindâr olanları da oldukları gibi rahmetinden geri bırakır." buyurdu.
4. Hz. Allah, Berat gecesinde istiğfar eden, günahlarının bağışlanmasını dileyen Mü'min kullarını mağfiret eder.
Peygamber efendimiz bu gece tecelli edecek affın umumîliği hususunda şöyle buyurmuştur:
"Hz. Allah berat gecesinde kâhin, Müslümanlara karşı kindâr, devamlı içki içen, anne ve babasına isyan eden ve zinada israrlı olanların dışında bütün Müslümanları bağışlar."
5. Berat gecesinde Hz. Allah tarafından Peygamber efendimize ümmetinin tamamına şefaat etme yetkisi ihsan edildi.
Peygamber efendimiz Şaban ayının on üçüncü gecesi ümmetine şefaat etme yetkisine sahip olmak üzere Hz. Allah'a ilticâda bulundu. O gece ümmetinin üçte birisine şefaat etmesi için kendisine yetki verildi. On dördüncü gece, tekrar şefaat yetkisi istedi. O gece de ümmetinin üçte birisine daha şefaat etme yetkisi verildi. On beşinci gece de Hz. Allah'tan ümmetinin tamamına şefaat etmesini isteyince Hz. Allah, Peygamber efendimize ümmetinin tamamına şefaat etme yetki ve selahiyeti ihsan etti.
6. Zemzem kuyusundan çıkan suyun Berat gecesinde gözle görülüp hissedilecek kadar açık bir şekilde ziyadeleşmesi Âdetullâh'tandır.
7. Kıble Berat gecesinin gündüzünde değişmiştir:
Peygamber efendimiz ve Müslümanlar Mekke'de iken namazlarını Kudüs'e dönerek kılıyorlardı. Mekke'den Medine'ye hicret ettikten sonra da namaz kılarken yine Kıble olarak Mescid-i Aksâ'ya doğru dönülüyordu. Bunun için, Mescid-i Nebevî inşâ edilirken kıblesi Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksâ'ya doğru yapılmıştı. Yahudiler buna çok sevindiler. Onlar:
"Muhammed bizim dinimizi beğenmiyor, fakat bizim kıblemize dönüyor!  Biz olmasaydık nereye döneceğini bilemeyecekti" diyorlardı.
Hâlbuki Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. İbrahim'in (a.s.) kıblesi olan Ka'be-i Muazzama'ya yönelmeyi arzuluyordu. Ne var ki diliyle söyleyemiyor, yalnız yüzünü gökyüzüne çevirip duruyordu.
Hz. İbn-i Abbas r.a. Peygamber efendimizin Hz. Cebraîl'e şöyle dediğini rivayet eder:
"Ey Cebraîl! Hz. Allah'ın beni Yahudilerin kıblesinden başka bir kıbleye döndürmesini arzuluyorum! Çünkü oraya yönelmekten artık hoşlanmıyorum!"   Bunun üzerine Hz. Cebraîl, Peygamber efendimize:
"Ya Muhammed! Ben de Senin gibi bir kulum; bunu Rabbinden iste!" dedi. Peygamber efendimiz, bundan sonra Hz. Cebraîl'in arzu etiği şeyi getireceğini umarak göklere doğru bakıyordu.
Hicretin ikinci yılında Şaban ayının onbeşinde bir ziyaret için Benî Seleme yurduna gitmişti. Cemaatle birlikte mescidde öğle namazının ikinci rek'atini edâ ederken Kıble'nin Kâbe olduğunu beyan eden Bakara Suresinin 144. âyeti nâzil oldu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz namaz içinde iken Kâbe-i Muazzama tarafına döndü. Cemaat da safları ile birlikte Kâbe'ye doğru döndüler. İşte bunun için o mescide, "Mescidü'l-Kıbleteyn: iki kıbleli mescid" adı verildi.
Bazı mâneviyat büyüklerinin bu gecede şöyle dua ettikleri bildirilmiştir:
          "Allah'ım! Eğer ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. İsmimi şayet şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler, yok eder, (dilediğini de) sabit bırakır, Ümmü'l-Kitap (bütün kitapların aslı olan Levh-i Mahfuz) Onun nezdindedir." Mecmûatü'l-Ahzâb, 1, 597; Ra'd Suresi,13/39.
Okuyucularımın ve bütün Müslümanların Berat gecelerini, tebrik ediyor, vatanımız, milletimiz ve bütün âlem-i İslam için huzur, sükûn ve hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar