Ebü'l-Leys Semerkandî'nin (rh.a.) Tefsirinden Bakara...
Ali ŞİRİN

Ali ŞİRİN

Ebü'l-Leys Semerkandî'nin (rh.a.) Tefsirinden Bakara Sûresinin Son İki Âyeti! (1)

03 Haziran 2017 - 16:58

            Ebü'l-Leys Semerkandî rh.a. muhtemelen Semerkant'ta doğmuş, önce babasının, sonra da Semerkant, Belh, Buhara ve Bağdat'ta zamanın en yüksek seviyede ilim ve irfan sahibi olan âlimlerinin önünde ders okumuştur.
            Hanefî mezhebinin meşhur fakihleri, fıkıh âlimleri arasında yer alan Ebü'l-Leys Nasr b. Muhammed'in rh.a. fıkıh alanında ki asıl hocası "Küçük Ebû Hanife" diye meşhur olan Belhli âlim Ebû Ca'fer el-Hinduvânî'dir.
            Hicrî 4ncü, milâdî 10ncu asırda yaşayan ve 11 Cemâziyelevel 373'te (21 Ekim 983) öldüğü kabul edilen Ebü'l-Leys Semerkandî rh.a. İslâmî ilimlerin bir çok dalında eserler yazmış, özellikle vaaz, nasihat ve ilmihal türündeki eserleri sayesinde İslâm dünyasında en çok tanınan âlimlerden biri olmuştur.
            Telif etiği eserler Endülüs'ten Endonezya'ya kadar yayılmış, Müslüman toplulukların kullandığı çeşitli dillere çevrilmiş, İslâm dünyasının birçok bölgesinde Müslümanların İslâm anlayışlarını ve dinî hayatlarını derinden etkilemiştir.
             Ebü'l-Leys Semerkandî rh.a. şöhretinin yayıldığı bölgelerde büyük bir veli olarak kabul edilmiş, kendisi için türbe ve makamlar inşa olunmuştur.
            İtikâdî görüşleri Mâtürîdî çizgisiyle paralel olan, amelde ise Hanefî Mezhebi âlimleri arasında yer alan Ebü'l-Leys Semerkandî rh.a. (Hanefî fıkhına dair eserler yazan) birçok müellif tarafından Hanefî Fakihler hiyerarşisinde "Meselede Müctehid" kabul edilmektedir.
            Ebü'l-Leys Semerkandî'nin rh.a. telif ettiği "Tefsîrü'l-Kur'âni'-Kerim (Tefsîru Ebi'l-Leys es-Semerkandî), günümüzde yapılan baskılarında "Bahrü'l-ulûm" diye bilinen tefsiri İslam dünyasında meşhur ve muteber olan tefsirlerden birisidir.
            Bu yazımda, Ebü'l-Leys Semerkandî'nin rh.a. Bakara sûresinin son iki âyeti, yani hepimizin bildiği, yatsı namazlarından sonra okunmakta olan "Âmene'r-Rasûlü" diye başlayan  iki âyet hakkında yapmış olduğu tefsirini okuyucularımla paylaşmak istiyorum.
            Âyet-i Kerimelerin meâli şöyle:
            "Peygamber, Rabbi'nden kendisine ne indirildiyse ona iman etti. Müminlerin her biri de: Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine: Peygamberlerinden hiçbirisinin arasını ayırmayız diye"  iman ettiler ve şöyle dediler: "İşittik ve itâat ettik. Ey Rabbimiz! Gufrânını (bizi bağışlamanı) dileriz. Gidiş ancak sanadır."
"Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden öte yük yüklemez. Herkesin kazandığı lehine, yüklendiği aleyhinedir. Ey Rabbimiz! Eğer unuttuk veya kasdımız olmayarak yaptıksa bizi muâhaza buyurma (Yaptığımız hataları ortaya koyarak bizi cezalandırma)! Ey Rabbimiz, Hem bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü yükletme! Bizden günahlarımızı affet, bizi mağfiret et, bize rahmet et! Sensin bizim Mevlamız, Seni tanımayanlara karşı bize yardım et!" (Bakara sûresi, âyet: 285-286)
Ebü'l-Leys Semerkandî rh.a. bu âyet-i kerimelerin tefsirinde şöyle diyor:
Hasan, Mücâhid, Dahhak'dan (rh.aleyhim) rivayet olunduğuna göre Bunlar:
"Bu âyet-i kerime, (Âmenerrasûlü âyeti) Mi'rac gecesi nazil olmuştur." Demişlerdir. Bazı rivayetlerde Hz. Abdullah b. Abbas da r.a. böyle söylemiştir.
Bazı tefsirciler: "Bu âyetten başka Kur'ân-ı Kerîm'in tamamını Peygamber efendimiz Hz. Muhammed'e s.a.v. Hz. Cebrail, indirmiştir. Yalnız bu âyeti Peygamberimiz Mi'rac gecesi (Hz. Allah'tan vasıtasız olarak) işitmiştir." Demişlerdir.
Bazıları ise:
"Bu, Mi'râc hadisesinde olmamıştır, çünkü Mi'râc, Mekke'de meydana gelmiş, bu sûrenin (Bakara sûresinin) tamamı ise Medine'de nâzil olmuştur." Demişlerdir.
Bu âyet-i kerimelerin Mi'râc gecesinde nâzil olduğunu söyleyenlere göre:
Peygamberimiz (Hz. Allah'ın dilediği kadar) yükselip, Hz. Cebrail a.s. ile beraber göklerin üstünde yüksek bir mekâna ulaşarak Sidretü'l-Müntehâ denen makama vardığı zaman Hz. Cebrail Peygamber efendimize:
"(Ya Muhammed!) Ben, buradan ileri geçemem. Senden başka hiçbir kimse de buradan ileri geçmekle emrolunmadı." Dedi.
Bunun üzerine Peygamber efendimiz Sidretü'l-Müntehâ'yı geçip Hz. Allah'ın dilediği makama ulaştı. O anda Hz. Cebrail a.s. (bulunduğu Sidretü'l-Müntehâ'dan) Peygamber efendimize, Hz. Allah'a selam vermesini işaret etti. Peygamber efendimiz:
"Etahıyyâtü lillâhi vessalavâtü vettayyibât: Ya Rabbi! Lisanla, bedenle ve mal ile yapılan ibadetlerin tamamı Senin içindir." Diyerek, huzurunda bulunduğu Hz. Allah'ı selamların en güzeli ve en mükemmeli ile selamladı. (Peygamber efendimizin selamına karşılık veren) Hz. Allah:
"Ey (benim katımda şanı çok yüce olan) Peygamber! Selamım, rahmetim ve olanca bereketim senin üzerine olsun." Buyurdu.
O zaman Peygamber efendimiz, Hz. Allah'ın selamından ümmetinin de hissedâr olmasını arzu etti ve:
"Ya Rabbi! Selam bizim (bütün Peygamberlerin) ve Senin sâlih kullarının üzerine olsun." Dedi.
(Hz. Allah c.c. ile Peygamber efendimiz arasında meydana gelen büyük buluşmaya ve aralarında meydana gelen selamlaşmaya şahit olan) Hz. Cebrail ve göklerde bulunanların tamamı (hep bir ağızdan):
"Ben şehâdet ederim ki Hz. Allah'tan başka hiçbir ilâh (ibadet edilmeye lâyık bir kimse) yoktur. Ben şehâdet ederim ki Hz. Muhammed (s.a.v.) Hz. Allah'ın kulu ve Rasûlüdür." Diyerek şehâdet getirdiler.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar