Fıtrat (yaratılış) Sadakası: Fitre!
Ali ŞİRİN

Ali ŞİRİN

Fıtrat (yaratılış) Sadakası: Fitre!

01 Temmuz 2015 - 14:22

            Sadaka-i Fıtır, fıtrat yani hilkat (yaratılış) sadakası demektir.
Fıtrat; Peygamber efendimizin: "Her doğan (çocuk) İslam fıtratı üzerine doğar!" Hadis-i şerifinde işaret edildiği üzere, anne rahminden dünyaya gelen her çocuğun yaratılışı icabı, İslâm'a, dine olan kabiliyeti, isti'dâdı demektir.
           Fıtır lafzı aynı zamanda oruç tutmanın zıddı olan yemek içmek manasına gelir ki, bunun için Ramazandan sonra oruç tutmanın haram olduğu bayram gününün bir ismi de îdü'l-fıtır yani fıtır bayramıdır.
           O halde, sadaka-i fıtır, bizim kullanışımızla, fitre; Hz. Allah'ın bizi İslâm fıtratı üzerine, yüce dinini kabul etmeye isti'dat ve kabiliyetli olarak yarattığı, Ramazân-ı Şerifte imkân lütfedip oruç tutmaya derman ve takat verdiği, bütün hata ve noksanlarımıza, günah ve isyanlarımıza rağmen bizi huzuruna kabul ettiği, kendisine kul, Habibine ümmet kıldığı ve çoluk çocuğumuz, dost ve yârânımız, memleket ve milletimizle sağ salim, bayrama kavuşturduğu için, bütün bunlara şükretmek gayesiyle verilmesi vacib olan bir sadakadır.
           Fitre, Hicretin ikinci senesinde Ramazan bayramından iki gün önce meşru' kılınmıştır.
           Fitre, mensubu bulunduğumuz Hanefî mezhebine göre vâcib, diğer üç mezhebe göre ise farzdır.
           Fitrenin vacip olmasının şartları; Müslüman olmak, hür olmak ve zengin olmaktır. Burada ki zenginlikten maksat, zekât verebilecek nisâba (imkâna) sahip olmaktır. Yalnız, zekâtta sahip olunan malın üzerinden bir sene geçme şartı fitrede yoktur.
           Fitre, bayram günü tan yerinin ağarmasıyla vacib olur. Binâen aleyh, tan yeri ağarmadan doğan çocuğun, zengin olan fakirin, daha önce kâfir olup Müslüman olan kimsenin üzerine de fitre vaciptir. Tan yeri ağardıktan sonra doğan çocuğun, zengin olan fakirin, Müslüman olan kimsenin üzerine fitre vacip olmaz.
           Yine, bayram günü, tan yeri ağarmadan ölen Müslüman'ın fitresini vermek vacip değilken, ondan sonra ölenin fitresinin ödenmesi gerekmektedir.
           Fitre, arpadan, buğdaydan, hurma ve kuru üzümden verildiği gibi bunların bedeli neyse o da verilebilir. Çünkü bu sayılanların verilmesinden maksat, fakirin bir günlük ihtiyacını karşılamaktır. Verilen fitrenin, bir fakirin sabah ve akşam yiyeceğini karşılamasına dikkat edilmelidir.
           Fitre, bayram sabahı vacip olduğu halde, daha önce de verilebilir. Fitrenin bayram namazından önce, Ramazan ayı içerisinde verilip, fakir-fukaranın sevindirilmesi müstahabtır. Çünkü Peygamber efendimiz:
            "Fakirleri bayram günü bir şey istemekten müstağnî kılın! (Fitrelerinizi daha önce vererek onların bayram gününe muhtaç bir halde çıkmalarına meydan vermeyin!)"buyurmuştur.
           Fitre en geç bayram günü verilir. Fakat, bayram günü ödenmeyen fitrenin bayramdan sonra da olsa kaza edilmesi, ödenmesi gerekmektedir.
           Hayrî maksatlarla kurulan, hamiyetperver milletimizin bağış ve yardımlarıyla ayakta duran, Hz. Allah'ın dinine kitabına hizmetten, milletine ve memleketine sadakâttan başka hiçbir maksat ve gayesi olmayan Talebe Yurtlarında ve Kur'ân Kurslarında İlim tahsil eden talebelerin iâşe, ibâte (barınma) ve her türlü meşrû' ihtiyaçlarında kullanılmak üzere fitre ve zekât verilebilir.
Bunun aksini söyleyen, söylemekle yetinmeyip iddiasında israr eden kimse maksatlı değilse bu hususta yeteri kadar kitap karıştırmamış, bilgi sahibi olamamış demektir. Bir Müslüman buralara yapacağı yardımlar, vereceği fitre ve zekâtlarla hem borcunu ödemiş, hem de gerçekten memleketimizin ve milletimizin ihtiyacı olan bu tür hizmetlere katkıda bulunmuş olur.
           Fitre verilirken niyet edilmelidir. Yalnız, fitreyi alacak kimseye, kendisine verilenin fitre olduğunu söylemek şart değildir.
           Ramazanda, hastalık, misafirlik ve ihtiyarlık gibi özürlerden dolayı veya hiçbir mazereti olmadan oruç tutamayan Müslümanlar da fitrelerini vermekle mükelleftir.
           Fitre verirken, elimizden geldiği kadar cömert davranmalı, verdiğimizin bedenimizin zekâtı, Rabbimize karşı bir şükür ifadesi olduğunu düşünmeli, fitrenin en az kaç kuruşla ödenebileceği hesaplarına girilmemelidir.
           Peygamber efendimiz, insanların en cömerdi olduğu halde cömertlik ve sehâveti Ramazan ayında bir başka olurdu. Sahabe-i kiramın ifadesine göre, Ramazan ayında Cebrâil Aleyhisselâm ile buluştuğu, onunla mukâbele (karşılıklı Kur'ân) okuduğu zamanlarda tamamen değişir, âdeta engel tanımayan rahmet yellerinden daha cömert hale gelirdi.
           Yazımı iki Hadis-i Şerif ile tamamlamak istiyorum:
           Hz. Abdullah b. Abbâs r.a. şöyle diyor:
            "Rasûlüllah s.a.v. sadaka-i fıtrı, oruç tutan kimseyi çirkin ve boş sözlerin günahından temizlemek ve fakirlere yiyecek temin etmek için emretti."
           Hz. Cerir r.a. Peygamber efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
            "Ramazan ayı orucu yer ile gök arasında muallâktadır. O, ancak sadaka-i fıtır ile (Hz. Allah'ın katına) yükseltilir." 

Son Yazılar