İbadet ve İlticada Fırsat Mevsimi: Üç Aylar! (1)
Ali ŞİRİN

Ali ŞİRİN

İbadet ve İlticada Fırsat Mevsimi: Üç Aylar! (1)

28 Mart 2017 - 10:59

Bu akşam güneşin batmasıyla üç aylara, üç ayların birincisi Receb ayına girmiş olacağız.
        Hz. Allah'ın inanan kullarına rahmet ve nimetlerinin daha çok, daha bol ihsan edileceği bu aylar ganimet bilinmeli, imkan nisbetinde gündüzlerini siyam (oruç), gecelerini kıyam (ibadet) ile geçirmek için gayret etmeli, atalet ve gafletten uzak durulmalı.
        Yüce Kitabımızda, Tevbe Sûresinin 36. Âyet-i Kerimesinde yer alan Haram Aylar'dan birisi de Receb ayıdır. Diğerleri peş peş gelen Zilka'de, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır.
        Kamerî takvimde yer alan bu dört ay hürmetli aylardır. Bu aylarda işlenen günahın cezası daha büyük, daha ağır, işlenen itaatin, yapılan hayır ve hasenâtın sevabı daha çok ve daha kıymetlidir.
        Bu aylarda ihlâs ve samimiyetle yapılacak dualar Hz. Allah'ın katına daha kolay çıkacak, tazarru' ve ilticalarımızın kabul edilmesi daha çok mümkün olacaktır.
        Haram aylar içinde yer alan Receb ayının diğerlerinden bir ayrıcalığı daha vardır. Peygamber efendimiz; "Receb, Allah'ın ayı, Şa'bân benim ayım, Ramazan ümmetimin ayıdır." Buyurmuştur. Böylece Receb ayının (Haram ay olmak dışında) en büyük değerini nereden aldığını ifade etmiştir.
Receb ayına Hz. Allah'ın ayı olmak gibi bir şeref ve değer bahşedilmiştir.
Korkmak, saygı duymak, tazim göstermek manalarına gelen 'Recb' kökünden gelen Receb, hürmet edilen, hürmet edilmeye lâyık olan ve kendisinde savaşmak haram olan ay demektir.
Receb kelimesinin manasını ve iştikâkını tahlil eden Abdulkadir Geylânî k.s. Yahyâ b. Ziyad'dan naklen Ebâyezîd'in k.s.  şöyle dediğini nakleder:
"Receb ayına bu ismin verilmesinin sebebi şudur: Araplar bu ayda hurmaları bol olan ağaçlara destek verirler, rüzgâr ağacın dallarını sallayıp meyveler dökülmesin diye kökünden başlayıp dallarına kadar bağlarlar. Bu işi yaptıkları zaman da: "reccebtü'n-nahlete tercîben!" (hurma ağacına güçlü bir şekilde destek verdim!) derler."
Recb veya Receb kelimesinin Tef'îl bâbından masdarı olan "Tercîb" kelimesinin: "Hurmaları yemek isteyenlerin ellerinin uzanmasından korumak, yere dökülmelerini önlemek için ağaçlara diken yerleştirmek" manasına kullanıldığı da söylenmiştir.
Ayrıca, hurmanın meyveli dalları eğildiği zaman hurmalar yere dökülmesin diye ağaçlara verilen destek işine de "tercîb" denir.
Yüce Kitabımız Kur'ân-ı Kerim'de hurma ağacının hem lafzı geçmekte hem de kendisine işaret buyurulmaktadır:
İbrahîm Sûresinde: "Görmedin mi Allah nasıl bir misal getirdi: Güzel bir kelimeyi, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzetti. (O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Kavrayıp düşünsünler diye Allah insanlara misaller getirir." Buyurulmuştur. (İbrahîm sûresi: Âyet: 24-25)
Peygamber efendimiz ise, hadîs-i şeriflerinde, yaprağı düşmeyen hurma ağacını müslümana benzetmiştir.
Hz. Abdullah b. Ömer'in r.a. rivayet ettiğine göre Peygamber efendimiz bir gün eshabına:
"Ağaçlardan öyle bir ağaç bir ağaç vardır ki yaprağı düşmez (dökülmez). O ağaç müslümanın benzeridir. O ağacın ne olduğunu bana söyleyiniz?" buyurdu.
Orada bulunanlar kırlarda bulunan ağaçları saymaya başladılar.
Hz. Abdullah b. Ömer r.a. diyor ki:
"Bu ağacın hurma ağacı olduğu hatırıma geldiyse de (söylemeğe) utandım." Ondan sonra:
"Ya Rasûlellâh! O ağacın ne olduğunu bize söyler misin!" dediler. Peygamber efendimiz:
"O hurma ağacıdır." Buyurdu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar